--° -- --/--°
Teknoloji 17.07.2026 16:00 1 okunma

YouTube'dan Türkiye'deki Çocuklara Dev Adım: Ebeveyn Kontrolü Yepyeni Bir Boyuta Taşınıyor!

YouTube, Türkiye'deki çocuk kullanıcılar için 'Gözetimli Çocuk Hesapları' özelliğini duyurdu. Bu yeni sistem, ebeveynlere çocuklarının çevrimiçi dünyasını daha güvenli yönetme imkanı sunuyor.

YouTube'dan Türkiye'deki Çocuklara Dev Adım: Ebeveyn Kontrolü Yepyeni Bir Boyuta Taşınıyor!

Dünyanın en popüler video paylaşım platformu YouTube, çocukların dijital dünyadaki güvenliğini artırmaya yönelik önemli bir adım attı. Yapılan duyuruyla birlikte, Türkiye'deki milyonlarca çocuk ve ailesi için yepyeni bir dönem başlıyor. Artık ebeveynler, çocuklarının YouTube platformundaki deneyimini çok daha detaylı ve etkin bir şekilde kontrol edebilecek. Bu yenilik, platformun çocuk koruma politikalarındaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Ebeveynlere Geniş Yetki: Gözetimli Çocuk Hesapları Devrede

YouTube tarafından hayata geçirilen “Gözetimli Çocuk Hesapları” özelliği, ebeveynlere çocuklarının platformdaki kullanımını sınırlama ve yönlendirme konusunda benzeri görülmemiş bir kontrol yetkisi tanıyor. Bu kapsamlı sistem, çocukların maruz kalabileceği potansiyel riskleri minimize etmeyi hedeflerken, onlara yaşlarına uygun, eğitici ve eğlenceli içeriklere erişim imkanı sağlamayı amaçlıyor. Bu yeni düzenlemeyle birlikte, dijital çağın çocukları için daha güvenli bir çevrimiçi ortam oluşturulması hedefleniyor.

YouTube'un Yeni Çocuk Koruma Sistemi Neler Sunuyor?

Gözetimli Çocuk Hesapları sayesinde ebeveynler, çocuklarının izleyeceği videoları yaş gruplarına göre belirleyebilecek. Bu özellik, çocukların gelişimsel özelliklerine uygun içeriklere yönlendirilmesini sağlarken, uygunsuz veya zararlı içeriklerden korunmalarını garanti altına alıyor. Bunun yanı sıra, platformun sunduğu gelişmiş kontrol mekanizmaları sayesinde ebeveynler, Shorts videolarının kullanımını sınırlayabilecek, hatta tamamen engelleyebilecek. Bu özelliğin bugün itibarıyla ülke genelinde kademeli olarak kullanıma sunulması, ailelerin bir an önce bu yenilikten faydalanmaya başlamasına olanak tanıyor.

Hesap Oluşturma ve Yaş Grupları

Yeni sistem, ebeveynlerin YouTube uygulaması üzerinden veya Google'ın sunduğu Family Link uygulaması aracılığıyla oluşturabilecekleri, çocuklara özel hesaplar üzerinden erişilebilir olacak. Bu hesaplar, özellikle 9 ila 18 yaş arasındaki gençlerin dijital alışkanlıklarını düzenlemek ve güvenli bir kullanım sağlamak üzere tasarlandı. Platform, 8 yaş ve altındaki çocuklar içinse daha önce de olduğu gibi, özel olarak tasarlanmış YouTube Kids uygulamasını sunmaya devam edecek.

İçerik Oluşturma ve Reklam Politikaları Yeniden Şekilleniyor

Yapılan güncelleme kapsamında, 18 yaş altındaki kullanıcıların içerik oluşturma ve yorum yapma gibi etkileşimli özellikleri de devre dışı bırakılacak. Bu adım, genç kullanıcıların platformdaki etkileşimlerini daha kontrollü bir hale getirerek, olası olumsuz etkileşimlerin önüne geçmeyi amaçlıyor. Ayrıca, çocuklara yönelik videolarda kişiselleştirilmiş reklam gösterimi yapılmayacak. Bunun yerine, daha az invaziv ve yaşa uygun reklam formatları tercih edilecek. Kullanıcıların ekran başında geçirdiği süreyi dengelemek adına “ara verme uyarıları” da sistemin önemli bir parçası haline gelecek.

Ebeveynlerin Seçebileceği Üç Farklı İçerik Seviyesi

YouTube, ebeveynlerin çocuklarının ilgi alanlarına ve yaşlarına en uygun içeriğe erişimini sağlamak amacıyla üç farklı seviyede içerik filtresi sunuyor:

  • Keşfet 9+ yaş: Bu seviyede, çocuklar temel olarak eğitim içerikleri, öğretici videolar, el sanatları ve dans gibi yaratıcılığı teşvik eden içeriklere erişebilecekler.
  • Daha Fazla Keşfet 13+ yaş: İlk seviyedeki içeriklere ek olarak, bu yaş grubu oyuncular için oyun videoları ve canlı yayınlar gibi daha geniş bir yelpazede içerikle buluşabilecek.
  • YouTube'un Büyük Bir Kısmı: Bu seçenek, 18 yaş ve üzeri olarak derecelendirilen içerikler hariç olmak üzere, platformdaki videoların büyük çoğunluğuna erişim izni veriyor. Bu, daha çok genç yetişkinlerin veya ebeveyn kontrolünde geniş bir içerik havuzuna erişmek isteyen daha büyük yaştaki gençler için uygun bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Yeni YouTube Çocuk Hesapları Nasıl Kullanılır?

Ebeveynlerin bu yeni özellikleri kolayca kullanabilmesi için platform, farklı cihazlar üzerinden erişim sağlayan basit adımlar sunuyor:

iOS Cihazlarda Erişim

YouTube uygulamasını açın, sağ üst köşedeki “Siz” simgesine dokunun. Ardından Ayarlar menüsü altındaki Aile Merkezi’ne giriş yaparak gerekli ayarlamaları yapabilirsiniz.

Android Cihazlarda Erişim

Android cihazlarda da benzer bir süreç izleniyor. YouTube uygulamasında oturum açtıktan sonra sağ üstteki “Siz” sekmesine tıklayın ve Ayarlar > Aile Merkezi yolunu izleyerek çocuk hesabınızı yönetmeye başlayın.

Masaüstü (Bilgisayar) Kullanımı

Bilgisayar üzerinden YouTube’a giriş yapan kullanıcılar, profil resimlerine tıkladıktan sonra “Ayarlar” seçeneğini tercih etmeli. Burada bulunan Aile Merkezi bölümünden “Çocuk profillerini ve gençlere yönelik özellikleri yönetin” seçeneğine tıklayarak süreci tamamlayabilirler.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 17.07.2026 17:05 0 okunma

Türkiye-Suudi Arabistan Diplomasisi Yeni Bir Boyut Kazanıyor: Ulaştırma ve Lojistikte Dev Adım Kapıda!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ulaştırma, lojistik ve bölgesel bağlantısallık alanlarındaki işbirliğinin, Cumhurbaşkanımızın vizyoner diplomasisinin bir eseri olduğunu belirtti. Bu işbirliği, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Türkiye-Suudi Arabistan Diplomasisi Yeni Bir Boyut Kazanıyor: Ulaştırma ve Lojistikte Dev Adım Kapıda!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Duran, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik işbirliğinin kapsamını genişleten önemli açıklamalarda bulundu. İki ülke arasındaki ilişkilerin, özellikle ulaştırma, lojistik ve bölgesel bağlantısallık gibi kritik alanlarda ivme kazandığına dikkat çeken Duran, bu gelişmenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyoner diplomasi anlayışının somut bir yansıması olduğunu vurguladı. Bu işbirliğinin, sadece ekonomik değil, aynı zamanda bölgesel istikrar ve kalkınma açısından da büyük önem taşıdığı belirtiliyor.

Bölgesel Bağlantısallık Vizyonu ve Lojistik Güç Dengesi

Fahrettin Duran'ın açıklamaları, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirme ve Suudi Arabistan ile olan ticari köprülerini sağlamlaştırma stratejisinin altını çiziyor. Bölgesel bağlantısallık, sadece iki ülke arasındaki mal ve hizmet akışını kolaylaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda Orta Doğu ve ötesi için yeni ekonomik koridorlar açma potansiyeli taşıyor. Bu bağlamda, lojistik sektöründeki gelişmeler, iki ülkenin de küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak stratejik hamleler olarak değerlendiriliyor.

Kilit Projeler ve Ortak Yatırım Fırsatları

Bu işbirliği çerçevesinde, özellikle altyapı yatırımları ve ortak projeler gündemde önemli bir yer tutuyor. Ulaştırma ağlarının modernizasyonu, limanların geliştirilmesi ve demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi gibi alanlarda Suudi Arabistan ile yürütülecek potansiyel işbirlikleri, bölgenin ticaret hacmini önemli ölçüde artırabilir. İletişim Başkanı Duran, bu adımların, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgesel barış ve işbirliği vurgusu ile örtüştüğünü belirtti. İki ülke arasındaki bu stratejik yakınlaşma, artan karşılıklı ticaret hacmi ve ortak yatırım fırsatlarının da önünü açacağı öngörülüyor. Analistler, bu işbirliğinin sadece ekonomik faydalar sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda bölgesel jeopolitik dengelerde de yeni bir dönemi başlatabileceğine işaret ediyor.

Vizyoner Diplomasi Anlayışının Meyveleri

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran'ın ifadeleri, Türkiye'nin dış politikasında izlediği proaktif ve çözüm odaklı yaklaşımın bir sonucunu gözler önüne seriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bölgesel aktörlerle kurduğu güçlü diyalog ve işbirliği zemini, uluslararası ilişkilerde somut kazanımlar elde edilmesini sağlıyor. Suudi Arabistan ile ulaştırma ve lojistik alanındaki bu derinleşen işbirliği, bu vizyoner politikanın en önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu stratejik ortaklığın, hem Türkiye hem de Suudi Arabistan için uzun vadeli ekonomik büyüme ve bölgesel istikrar anlamına geldiği belirtiliyor. Önümüzdeki dönemde, bu işbirliğinin detaylarına ilişkin daha fazla gelişmenin kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor.

Ekonomi 17.07.2026 16:33 0 okunma

Sigaraya Dev Zam Geliyor mu? Vergideki 5. Hamleyle Fiyatlar Şaşırttı!

Resmi Gazete'de yayımlanan son kararla sigara vergilerinde önemli değişiklikler yapıldı. Nispi vergi oranı düşerken, maktu vergiler artırıldı. Peki bu durum sigara fiyatlarını nasıl etkileyecek?

Sigaraya Dev Zam Geliyor mu? Vergideki 5. Hamleyle Fiyatlar Şaşırttı!

Türkiye'de enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımlar, sigara vergisi düzenlemelerine de yansımaya devam ediyor. 2024 yılında başlayan ve bugün 5. adımı atılan vergi düzenlemeleriyle, sigaraların fiyat oluşumunda kritik bir değişim yaşanıyor. Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı, 3 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sigara vergilerinde önemli değişiklikler içeriyor.

Vergi Yapısında Kritik Dönüşüm: Maktu Vergiler Yükseliyor, Nispi Oran Düşüyor

Yapılan düzenlemeye göre, sigara paketleri üzerinden alınan maktu vergi, paket başına 17,2720 TL'den 23,7404 TL'ye yükseltildi. Aynı şekilde, asgari maktu vergi seviyesi de paket başına 39,50 TL'den 45,91 TL'ye çıkarıldı. Bu artışlar, sigaranın fiyatına doğrudan yansıyan sabit vergi miktarını belirgin şekilde artırıyor. Öte yandan, sigara fiyatının yüzdesine dayalı olarak hesaplanan nispi vergi oranı ise %45'ten %42'ye indirildi. Bu adım, maliyet artışlarının nihai satış fiyatlarına olan yansıma hızını yavaşlatmayı hedefliyor.

'Çarpan' Etkisi Azaldı: Enflasyona Yansıması Dengeye Oturuyor

2024'te başlayan ve bugüne kadar yapılan 5 düzenleme sonucunda, sigaradaki vergi artışlarının fiyata yansıma oranı olarak bilinen 'çarpan etkisi' de önemli ölçüde azaldı. Bu süreçte nispi verginin %63'ten %42'ye düşürülmesi ve maktu ile asgari maktu vergilerin toplamda 23,3 TL'den 45,91 TL'ye çıkması dikkat çekiyor. Sonuç olarak, 2 yıl içinde sigaraya yapılan 1 TL'lik vergi zammının fiyata yansıması (çarpanı) 7,5 liradan 2,9 liraya indi. Bu gelişme, özellikle enflasyonla mücadele açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu yeni vergi yapısının, fiyatların daha öngörülebilir hale gelmesine katkı sağlayarak enflasyonist baskıları kontrol altına almada önemli bir araç olabileceğini belirtiyor.

Kamu Gelirleri Artmaya Devam Ediyor: ÖTV Gelirlerinde Yükseliş Sürüyor

Sigara vergi yapısındaki bu düzenlemeler, kamu gelirleri açısından da olumlu sonuçlar doğuruyor. Tütün ürünleri, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturuyor. 2026 yılının ilk beş ayında tütün mamullerinden elde edilen ÖTV gelirlerinin, toplam ÖTV tahsilatındaki payı %27 seviyesine ulaştı. Bu durum, sigara vergi düzenlemelerinin, kamu gelirlerinde bir kayba yol açmadığı gibi, aksine gelirleri artırdığını gösteriyor. 2024 ve 2025 yıllarında tütün ürünlerinden elde edilen ÖTV gelirlerinin, aynı dönemdeki enflasyon oranlarının üzerinde artış göstermesi de bu durumu teyit ediyor. Örneğin, 2024'te enflasyon %44 iken tütün ürünlerinden elde edilen ÖTV %75 arttı. 2025'te ise enflasyon %31 iken bu artış %39 olarak gerçekleşti. Bu veri, fiyat istikrarını destekleyen düzenlemelerin, kamu gelirlerinde de öngörülebilirlik sağladığını gösteriyor.

Avrupa Birliği Ortalamasının Üzerinde Vergi Yükü Devam Ediyor

Yapılan reformlara rağmen, Türkiye'deki sigara vergi yükünün Avrupa Birliği (AB) ortalamasının üzerinde olduğu görülüyor. Reform sonrası nispi vergi oranının %42'ye gerilemiş olmasına rağmen, AB'nin ortalama %26'lık oranının hala oldukça üzerinde bulunuyor. Bu durum, maliyet artışlarının fiyatlara yansıma riskinin tamamen ortadan kalkmadığına işaret ediyor. Avrupa'da İspanya, Portekiz, Belçika ve Almanya gibi ülkelerin de benzer şekilde daha sabit vergi ağırlıklı yapılara yöneldiği gözlemleniyor. Bu eğilim, sigara vergi politikalarının uluslararası standartlara yaklaştırılması ve enflasyonla mücadelede daha etkin hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Ekonomi 17.07.2026 15:31 1 okunma

Erdoğan Açıkladı! Tarımda Devrim Niteliğinde Destekler Geliyor: İşte O Rakamlar ve Yeni Dönem Politikaları!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi Buluşması'nda tarıma yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Milyarlarca TL'lik destekler, yeni kredi imkanları ve ihracat hedefleri paylaşıldı. İşte detaylar...

Erdoğan Açıkladı! Tarımda Devrim Niteliğinde Destekler Geliyor: İşte O Rakamlar ve Yeni Dönem Politikaları!

Tarımın Geleceği Şekilleniyor: Erdoğan'dan Cumhuriyet Tarihinin En Kapsamlı Destek Açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması'nda çiftçilere ve tarım sektörüne yönelik müjdeleri peş peşe sıraladı. Binlerce yıllık tarım tecrübesinin modern dünyayla buluştuğu buluşmada konuşan Erdoğan, toprağa sahip çıkmanın önemine vurgu yaparak, "Nimetin insan üzerinde hakkı vardır. Nimete nankörlük etmek ayıpların en büyüğüdür," dedi. Modern dünyanın yeni yeni keşfettiği toprak koruma bilincinin aslında köklü bir kültürel miras olduğunu belirten Erdoğan, "Şehirlerimizi bağlar içinde gösteren türküler boşuna yakılmamıştır. 'Ne ekersen onu biçersin' sözü milli hafızamıza boşuna kazınmamıştır," ifadelerini kullandı. Doğaya saygı duymanın hayatiyetini vurgulayan Erdoğan, "Tabiat kendine nankörlük edeni de affetmez. İklim krizi modern insanın toprağa ettiği nankörlüğün sonucudur," diyerek, tüketim odaklı vahşi kapitalist zihniyetin günümüzdeki ekolojik sorunların baş sorumlusu olduğunu söyledi.

Kuraklık ve Sellerin Ardından Umut Veren Veriler: Rekolte Beklentisi Yüksek

Son yıllarda yaşanan kuraklık, orman yangınları, seller ve don olayları gibi zorlu doğal afetlere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle geçtiğimiz yılın çiftçiler için oldukça yıpratıcı geçtiğini hatırlattı. Bu süreçte zirai dondan etkilenen üreticilere 47 milyar TL ödeme yapıldığını belirten Erdoğan, bu yılın bereketli geçtiğini müjdeledi. Erdoğan, "Hamdolsun bu yıl su kaynaklarımız, barajlarımız doluyor. Nehirlerimiz gürül gürül akıyor. Rekolte açısından çiftçimizin de yüzü gülmeye başladı. Pek çok mahsulde bu yıl rekor bekliyoruz," dedi. Türkiye'nin tarımsal üretimdeki küresel sıralamasına da dikkat çeken Erdoğan, sebzede dünyada 3., meyvede dördüncü sırada yer aldıklarını kaydetti. 21 farklı bitkisel üründe ilk 3'te, tohumculukta ise ilk 10'da olduklarını belirten Erdoğan, 117 ülkeye tohum ihraç edildiğini ve bu alanda önemli bir başarı elde edildiğini sözlerine ekledi.

İhracat Rakamları Katlandı: 2026'ya Kadar Dev Destekler Yolda!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve gıda ihracatındaki çarpıcı artışa da dikkat çekti. Haziran ayı ihracatının geçen yıla göre %21,9 artarak 24 milyar 940 milyon dolara ulaştığını açıklayan Erdoğan, Ocak-Haziran dönemi toplam ihracatının ise %3,6'lık artışla 136 milyar 59 milyon dolara yükseldiğini bildirdi. Tarım ve gıda sektörü özelinde ihracatın %23,3 oranında artarak 2,8 milyar doları bulduğunu ve ilk 6 ayın toplamının 16,3 milyar dolara çıktığını vurgulayan Erdoğan, 2025'i 6,5 milyar dolar dış ticaret fazlasıyla kapattıklarını ve bu yılın ilk 6 ayında da 693 milyon dolar fazla verildiğini belirtti. Bu başarıların tesadüf olmadığını belirten Erdoğan, hükümetin tarıma yaptığı yatırımların meyvelerini topladıklarını ifade etti. Bu kapsamda 61 organize tarım bölgesi kurulacağını ve bu projelerin tarımı daha da ileriye taşıyacağını söyledi. Tarımsal desteklerin kat be kat artırıldığına değinen Erdoğan, su ve sulama alanında 11 bine yakın eserin hizmete sunulduğunu ve sulanan alanın 7,3 milyon hektara çıkarıldığını ifade etti.

Devasa Finansal Destekler ve Yeni Kredi Paketleri

Ziraat Bankası'nın çiftçiye sunduğu finansal desteklerin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımsal üretime verilen reel desteğin 3 trilyon TL'ye ulaştığını, geçen yıl bu rakamın 706 milyar TL olduğunu ve 2026 yılı için ise 939 milyar TL'lik devasa bir rakamın ayrıldığını müjdeledi. Bu desteklerle Türkiye'nin OECD ortalamasının 2 katı düzeyinde yer aldığını belirtti. Ana muhalefeti de eleştiren Erdoğan, "Eskisiyle yenisiyle ana muhalefetten bu ülkenin tarımına fayda gelmez," dedi. Türkiye'yi tarım ve hayvancılık başta olmak üzere her alanda şaha kaldırmak için çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, 2 trilyon doları aşan maliyetiyle terör sorununun çözülmesiyle büyük ve güçlü Türkiye'nin kapılarının aralanacağını belirtti. Haberleşme ve ulaşım altyapısındaki gelişmelerin yanı sıra, spor ve turizm alanındaki atılımlara da değinen Erdoğan, Hakkari'de düzenlenen güreş finallerini örnek göstererek, terörün gölgesindeki dağların artık sporla ve turizmle yeniden hayat bulduğunu söyledi. Kadın ve genç çiftçi kredilerinin 3 milyon TL'den 5 milyon TL'ye çıkarıldığını, yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla varan vadeyle ve öz kaynak katkısı aranmadan finansman imkanı sunulacağını duyurdu. Ayrıca, atıl durumdaki büyükbaş ve süt işletmelerini yeniden üretime kazandırmak amacıyla süt hayvancılığı yatırımları için 60 milyon TL'ye, besicilik yatırımları için 40 milyon TL'ye kadar 2 yıl geri ödemesiz, 8 yıla varan vadelerle katkı sağlanacağını açıkladı. Tarımda yenilenebilir enerji yatırımlarının da güçlendirileceğini ve çiftçilerin kendi elektriğini üretmesini desteklemek amacıyla 15 milyon TL'ye kadar 8 yıl vadeli kredi imkanı sunulacağını belirtti. Küçükbaş hayvancılık kredi limitinin 2 milyon, büyükbaş hayvancılık kredi limitinin ise 3 milyon TL'ye yükseltildiğini sözlerine ekledi.

Ekonomi 17.07.2026 15:01 1 okunma

Yapay Zeka Enerjiden Savunmaya Hayat Kurtaran Strateji Oldu: Karar Alma Süreçleri Nasıl Dönüşüyor?

ACA Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Acaroğulları, yapay zekanın enerji, savunma, üretim ve kritik altyapılarda karar alma süreçlerini kökten değiştiren stratejik bir katman haline geldiğini vurguladı. Yapay zeka tabanlı çözümlerin, cari açığın azaltılmasından operasyonel dayanıklılığa kadar geniş bir yelpazede ekonomik ve stratejik faydalar sağlayabileceği belirtildi.

Yapay Zeka Enerjiden Savunmaya Hayat Kurtaran Strateji Oldu: Karar Alma Süreçleri Nasıl Dönüşüyor?

ACA Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Acaroğulları, küresel çapta büyük yankı uyandıran bir değerlendirmede bulunarak yapay zekanın artık sadece bir teknoloji olmanın ötesine geçtiğini ve enerji, savunma, üretim ve kritik altyapılar gibi alanlarda stratejik bir katman olarak konumlandığını belirtti. Almanya'nın başkenti Berlin'de NATO Müttefik Dönüşüm Komutanlığı (ACT) tarafından düzenlenen 'Müttefik Öngörü Konferansı 2026'ya endüstri delegesi olarak katılan Acaroğulları, yapay zeka, otonom sistemler ve geleceğin güvenlik teknolojilerine odaklanan uluslararası platformda edindiği izlenimleri paylaştı. Bu konferans, sektörün geleceğine yön veren öncü isimleri bir araya getirdi.

Yapay Zeka: Gelişen Dünyanın Yeni Karar Mekanizması

Acaroğulları, yapay zekanın yalnızca dijital dönüşümün itici gücü olmadığını, aynı zamanda enerji altyapılarından endüstriyel üretime kadar hayati öneme sahip sistemlerin yönetim anlayışını derinden etkilediğini ifade etti. Konferanstaki oturumlarda ve farklı ülkelerden gelen kamu, akademi ve özel sektör temsilcileriyle kurduğu temaslarda elde ettiği gözlemlerini aktaran Acaroğulları, yapay zekanın gelecekteki etkisinin otomasyonun ötesine geçerek, özellikle öngörü yeteneği, karar destek mekanizmaları ve operasyonel dayanıklılık alanlarında kendini göstereceğini kaydetti. Bu durum, geleceğin iş dünyasının ve güvenlik paradigmalarının temelini oluşturacak.

Türkiye İçin Ekonomik ve Stratejik Fırsatlar

Ahmet Acaroğulları, Türkiye'nin özellikle savunma sanayisi, enerji, üretim ve kritik altyapı sektörlerinde yapay zeka tabanlı çözümleri daha etkin bir şekilde benimsemesinin, ekonomik açıdan stratejik sonuçlar doğuracağını vurguladı. Bu doğrultuda yapılacak yatırımların, Türkiye'nin cari açık sorununu azaltılmasına önemli katkılar sağlayabileceği belirtildi. Yapay zekanın küresel ekonomiye yapabileceği muazzam katkıya da dikkat çeken Acaroğulları, 2030 yılına kadar bu teknolojinin küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolara varan bir büyüme potansiyeli sunduğunu hatırlattı. Acaroğulları ayrıca, Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatının 2025'te 10 milyar 54 milyon dolar eşiğini aşmasının, yüksek katma değerli teknolojilerin dış ticaret dengesi üzerindeki olumlu etkisini net bir şekilde ortaya koyduğunu sözlerine ekledi.

Sahadan Gelen Deneyimle Yapay Zeka: Farklı Bir Bakış Açısı

Mühendislik, tedarik ve kurulum projelerindeki zengin saha deneyimlerini konferanstaki değerlendirmelerine ışık tuttuğunu belirten Acaroğulları, Berlin'den çıkardığı en önemli derslerden birinin, yapay zekanın artık sadece süreçleri hızlandıran bir araç olarak görülmediği gerçeği olduğunu dile getirdi. Önümüzdeki dönemde asıl farkı yaratacak olanın, riskleri henüz ortaya çıkmadan analiz edebilen, çeşitli senaryoları değerlendirebilen ve karar vericilere değerli zaman kazandıran sistemler olacağını öngördü. Acaroğulları, sivil teknoloji ekosisteminde hızla gelişen yapay zeka ve diğer yeniliklerin, endüstri ve savunma alanlarında da yeni ve yaratıcı kullanım senaryoları oluşturduğunu belirtti.

Verimlilikten Öte: Öngörü ve Risk Yönetimi

Günümüzde yapay zeka denince genellikle verimlilik ve otomasyonun ön plana çıktığına işaret eden Acaroğulları, asıl değerin ve rekabet avantajının zayıf sinyalleri analiz ederek olası riskleri önceden tespit edebilen, üretimin sürekliliğini sağlayan ve yöneticilere daha isabetli kararlar alma imkanı sunan sistemlerde gizli olduğunu vurguladı. Teknoloji transferinin artık tek yönlü bir akış olmadığını belirten Acaroğulları, sivil alanda geliştirilen birçok yapay zeka teknolojisinin güvenlikten savunmaya kadar farklı alanlarda yeni uygulamalar doğurduğunu, aynı şekilde savunma ekosisteminde edinilen tecrübelerin de endüstriyel dönüşüme ciddi katkılar sağladığını ifade etti. Bu karşılıklı etkileşimin önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceğine olan inancını dile getirdi. Acaroğulları, yapay zeka destekli yerli ve milli çözümlerin ithalatı azaltıp ihracat kapasitesini artırarak cari açığın yapısal olarak düşürülmesine katkı sağlayacağının altını çizdi. Geleceğin rekabet üstünlüğünün, sadece daha fazla veri üretenlerde değil, veriyi doğru yorumlayan, zayıf sinyalleri erkenden fark eden ve yapay zekayı karar süreçlerinin doğal bir parçası haline getiren kurumlarda olacağını vurguladı. Son olarak Acaroğulları, yapay zekanın sadece bir yazılım teknolojisi olarak değil, aynı zamanda enerji, üretim, savunma ve kritik altyapıları birbirine bağlayan en önemli stratejik katman olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Ekonomi 17.07.2026 14:30 1 okunma

Otomotiv Sektörü Rekorlara Doymuyor: Haziran İhracatında Zirveye Yerleşti! Diğer Sektörler Ayakta Alkışlanacak Artışlar Kaydetti

Türkiye'nin ihracat şampiyonu otomotiv sektörü, Haziran ayında 3.8 milyar dolarlık rekorla zirvedeki yerini perkiştirdi. Kimya ve çelik de güçlü performans gösterirken, gemi ve yat sektörü astronomik bir artışla dikkat çekti.

Otomotiv Sektörü Rekorlara Doymuyor: Haziran İhracatında Zirveye Yerleşti! Diğer Sektörler Ayakta Alkışlanacak Artışlar Kaydetti

Türkiye'nin dış ticaretinde lokomotif rolünü üstlenen sektörler, Haziran ayına damga vuran rakamlarla bir kez daha gündeme geldi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan son veriler, özellikle otomotiv endüstrisinin ihracattaki liderliğini net bir şekilde ortaya koydu. Haziran ayında tek başına 3,8 milyar dolarlık ihracata imza atan otomotiv sektörü, bu alandaki hakimiyetini sürdürdü.

Otomotiv Tahtından İnmeyecek: Devler Arasında Sahneler Benzersiz

Otomotiv sektörünün elde ettiği bu muazzam başarı, Türkiye ekonomisi için büyük önem taşırken, diğer sanayi kollarının performansı da göz doldurdu. Sanayi grubunun toplam ihracat içindeki payı %82,3'lere ulaşırken, bu grubun Haziran ayı dış satımı %23'lük muazzam bir artışla 17,9 milyar dolara ulaştı. Bu tablo, Türkiye'nin üretim gücünün ne denli arttığının somut bir göstergesi.

Kimya ve Çelikten Yüksek Hedeflere: İhracatın Dinamikleri Güçleniyor

Otomotivin ardından, kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 3,3 milyar dolarlık ihracatıyla ikinci sırada yer alarak gücünü bir kez daha gösterdi. Ardından gelen çelik sektörü ise yaklaşık 1,8 milyar dolarlık ihracatıyla üçüncü sırada konumlanarak, Türkiye'nin sanayi devleri arasındaki yerini sağlamlaştırdı. Bu üç sektörün toplamda elde ettiği başarı, Türkiye'nin ihracat potansiyelinin ne kadar geniş ve çeşitli olduğunu gözler önüne seriyor.

Şaşırtan Yükseliş: Gemi ve Yat Sektörü Büyüme Rekoru Kırdı!

Ancak Haziran ayının en dikkat çekici sürprizlerinden biri, gemi, yat ve hizmetleri sektöründen geldi. Yüzde 232,5'lik inanılmaz bir oranla ihracatını artıran bu sektör, adeta büyüme rekoru kırarak dikkatleri üzerine çekti. Bu astronomik artış, Türkiye'nin denizcilik ve savunma sanayii alanındaki yükselişinin de habercisi olarak yorumlanıyor.

Tarım ve Madencilikten de Güçlü Katkı: Portföy Çeşitleniyor

Sanayi grubunun yanı sıra, diğer ana ihracat grupları da kayda değer performanslar sergiledi. Haziran ayında ihracatın %14,5'ini oluşturan tarım grubu, %24,6'lık artışla yaklaşık 3,2 milyar dolarlık bir dış satım gerçekleştirdi. İhracatın %3,2'sini kapsayan madencilik grubu ise %41,2'lik dikkat çekici bir yükselişle 692,6 milyon dolarlık bir dış satıma ulaştı. Bu veriler, Türkiye'nin ihracat portföyünün giderek çeşitlendiğini ve farklı sektörlerin de dış pazarlarda önemli başarılar elde ettiğini gösteriyor.

En Çok Kimlere İhracat Yapıyoruz? Ülkeler ve Şehirler Sıralaması

Haziran ayında Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında zirvede Almanya yer aldı. 1,8 milyar dolarlık ihracatla ilk sıraya yerleşen Almanya'yı, 1,3 milyar dolarla Amerika Birleşik Devletleri ve 1,2 milyar dolarla Birleşik Krallık takip etti. Bu veriler, geleneksel ticaret ortaklarıyla olan güçlü bağların devam ettiğini ortaya koyuyor.

Ülke bazında olduğu gibi, şehirler bazında da ihracatın lokomotif kentleri belli oldu. Haziran ayında en yüksek ihracatı gerçekleştiren ilk üç şehir sırasıyla İstanbul (8,6 milyar dolar), Kocaeli (2,5 milyar dolar) ve Bursa (1,7 milyar dolar) oldu. Bu şehirler, Türkiye'nin sanayi ve ticaret merkezi olma özelliğini koruduklarını bir kez daha kanıtladılar.

TİM verileri, Türkiye'nin ihracat cephesinde elde ettiği başarıların sürdürülebilir bir ivme kazandığını gösteriyor. Otomotivin liderliğindeki sanayi sektörü, kimya, çelik gibi ana oyuncuların yanı sıra gemi ve yat sektöründeki olağanüstü artışlar, tarım ve madencilikteki gelişimler, ülkenin ekonomik geleceği adına umut verici bir tablo çiziyor.