--° -- --/--°
Teknoloji KÖŞE YAZISI 19.06.2026 20:00 1 okunma

Samsung'dan Orta Segmente Büyük Müjde: Galaxy A Serisi One UI 9.0 Testleriyle Yeniden Doğuyor!

Samsung, popüler Galaxy A17, A34 ve A57 modelleri için One UI 9.0 güncellemesinin ilk test sürümlerini yayınladı. Orta segment akıllı telefon deneyimini kökten değiştirmesi beklenen bu yenilikler, yaz sonu veya sonbahar başında kullanıcılara ulaşacak.

Samsung'dan Orta Segmente Büyük Müjde: Galaxy A Serisi One UI 9.0 Testleriyle Yeniden Doğuyor!

Samsung, akıllı telefon dünyasında kullanıcı deneyimini sürekli olarak iyileştirme misyonuyla hareket etmeye devam ediyor. Bu kapsamda, özellikle geniş bir kullanıcı kitlesine sahip olan orta segment Galaxy modelleri için önemli adımlar atılıyor. Şirket, popülerliği kanıtlanmış Galaxy A17, Galaxy A34 ve Galaxy A57 için merakla beklenen One UI 9.0 güncellemesinin ilk dahili test sürümlerini aktif hale getirdi. Bu gelişme, Samsung'un yazılım güncelleme politikasını sadece amiral gemisi modellerle sınırlı tutmayıp, orta segmenti de kapsayacak şekilde genişlettiğini gösteriyor.

Orta Segment Cihazlar İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor

Samsung'un yazılım departmanı, geçtiğimiz haftalarda Galaxy S26 serisi için başlattığı beta sürecini takiben, şimdi de A serisi kullanıcılarına yönelik somut adımlar atmaya başladı. Yapılan sızdırmalara göre, A346BXXUFGZF1, A576BXXU3BZF3 ve A176BXXU5DZF1 yazılım numaralarına sahip erken aşama sürümler, şirket sunucularında tespit edildi. Bu test sürümleri, Samsung'un yeni nesil kullanıcı arayüzü olan One UI 9.0'ın sunduğu yenilikleri ve iyileştirmeleri daha geniş bir kitleye ulaştırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Özellikle Galaxy A34 ve Galaxy A57 gibi geniş kitlelere ulaşmış modeller için bu güncellemenin sunulacak olması, Samsung'un uzun süreli cihaz desteği taahhüdünü pekiştiriyor.

Teknik Detaylar ve Performans Vurgusu

Şirket sunucularında yerini alan bu yeni yazılım yapıları, cihazların genel performansını ve kullanıcı arayüzü kararlılığını önemli ölçüde artırması bekleniyor. Güncellemenin, özellikle uzun süredir kullanılan orta segment cihazlarda daha akıcı bir deneyim sunması hedefleniyor. Henüz sınırlı sayıda dahili test uzmanının erişimine açık olan beta süreci, One UI 9.0'ın getireceği yenilikçi özelliklerin yanı sıra güvenlik güncellemelerini de kapsıyor. Samsung'un bu proaktif yaklaşımı, kullanıcıların akıllı telefonlarından aldıkları verimi maksimize etmelerine yardımcı olacak.

Güncelleme Takvimi ve Gelecek Beklentileri

Resmi bir yayın tarihi henüz duyurulmamış olsa da, teknoloji sektörü analistleri ve gözlemciler, One UI 9.0'ın kararlı sürümünün yaz sonu veya sonbaharın ilk günlerinde kullanıcılara sunulmasını bekliyor. Bu beklenti, Samsung'un genellikle yazılım geliştirme süreçlerini belirli bir takvime oturtmasıyla paralellik gösteriyor. Yeni arayüzün, akıllı telefon deneyimini köklü bir şekilde değiştirebilecek yeni özellikler ve optimizasyonlar içermesi öngörülüyor. Bu güncellemenin, bahsi geçen modellerin yanı sıra, ilerleyen haftalarda diğer A serisi cihazlar için de benzer test sürümlerinin yayınlanmasıyla devam etmesi muhtemel görünüyor. Samsung, bu küresel çaplı güncellemeyle birlikte kullanıcı memnuniyetini en üst seviyeye taşımayı hedefliyor.

Gizem Kaya

Gizem Kaya

Teknoloji & Gelecek Vizyonu

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Spor 19.06.2026 21:30 0 okunma

Tanrı'nın Eli mi, Maradona'nın Dahiliği mi? 40 Yıl Sonra Bile Tartışılan O Golün Perde Arkası Aralandı!

Futbol tarihinin en tartışmalı gollerinden biri olan Diego Maradona'nın 1986 Dünya Kupası'ndaki 'Tanrı'nın Eli' golü, 40 yıl sonra bile gizemini koruyor. Golün atılma anı, Maradona'nın itirafı ve sahada yaşananlar yeniden gündemde.

Tanrı'nın Eli mi, Maradona'nın Dahiliği mi? 40 Yıl Sonra Bile Tartışılan O Golün Perde Arkası Aralandı!

1986 Dünya Kupası çeyrek finalinde Arjantin ve İngiltere arasındaki efsanevi maçın 51. dakikasında yaşananlar, futbol tarihine damga vurdu. Meksika'nın sıcak atmosferinde, Azteca Stadyumu'nda milyonlarca göz Arjantinli yıldız Diego Maradona'nın üzerindeydi. İngiliz oyuncu Steve Hodge'un ters vuruşu sonrası top havalandı ve İngiliz kaleci Peter Shilton ile Maradona yükseldi. Boy farkına rağmen, Shilton'ın boşa çıkan yumruğu sonrası top ağlarla buluştu. Ancak bu sıradan bir gol değildi; Maradona, topa kafa yerine sol yumruğuyla dokunmuştu.

VAR'sız Dönemin Tartışmalı Kararı

O dönemde Video Yardımcı Hakem (VAR) sistemi henüz icat edilmemişti. Maçın Tunuslu hakemi Ali Ben Nasser, pozisyonu net olarak göremedi ve yardımcı hakemin görüş açısı da kapalıydı. İngiliz oyuncuların yoğun itirazlarına rağmen, hakem golü geçerli saydı. Futbolun o dönemdeki kuralları gereği, elle oynama açık ve net görülmedikçe hakemler oyunu durdurmuyordu. Maradona, golü attıktan hemen sonra takım arkadaşlarını yanına çağırarak, 'Gelin sarılın, yoksa hakem golü iptal edecek' dediği sonradan ortaya çıktı. Bu sözler, Maradona'nın kendisinin de kuralları ihlal ettiğini bildiğini gösteriyordu. Arjantin, bu tartışmalı golle maçı 2-1 kazanarak yarı finale yükseldi ve turnuvayı şampiyon olarak tamamladı.

'Tanrı'nın Eli' Efsanesinin Doğuşu ve Geciken İtiraf

Maç sonrası basın toplantısında kendisine elle oynama sorulduğunda, Maradona esprili bir dille golün 'biraz Tanrı'nın eliyle, biraz da Maradona'nın kafasıyla' atıldığını söylemişti. Bu muğlak ifade, 'Tanrı'nın Eli' efsanesinin doğmasına neden oldu ve yıllarca futbolseverlerin dilinden düşmedi. Ancak Maradona, bu gizemli sözlerin ardındaki gerçeği tam 19 yıl sonra, 2005 yılında Arjantin televizyonundaki bir programda itiraf etti. Golü eliyle attığını açıkça kabul etti. Bu itiraf, topu yumruklamak için çıktığı için pozisyonu en iyi görenlerden biri olan kaleci Peter Shilton'ı tatmin etmedi. Shilton, yıllar sonra gelen bu özrü kabul etmediğini ve Maradona'nın centilmence davranmadığını belirtti.

Golün Ötesinde Bir İntikam Sembolü

Maradona'nın bu tartışmalı golü, futbol tarihindeki yerini sağlamlaştırdı. Ancak işin boyutu bununla sınırlı kalmadı. Dört dakika sonra, aynı maçta Maradona kendi yarı sahasından aldığı topla altı İngiliz oyuncuyu çalımlayarak ve kaleciyi geçerek futbol tarihinin en güzel gollerinden birini attı. Bu gol, 2002 yılında FIFA tarafından yapılan oylamada 'Yüzyılın Golü' seçildi. Ancak 1986'daki golün Arjantin için daha derin bir anlamı olduğu ortaya çıktı. Maradona, 2019'da çıkan bir belgeselde, bu golü 1982 Falkland Savaşı'nda hayatını kaybeden Arjantinli askerler anısına 'sembolik bir intikam' olarak nitelendirdi. Bu durum, golü sadece sportif bir olay olmaktan çıkarıp, siyasi ve tarihi bir boyuta taşıdı.

Mirası ve Tartışmaların Devamı

1986'dan bu yana geçen 40 yıla rağmen, Maradona'nın 'Tanrı'nın Eli' golü hala futbolun en çok konuşulan anlarından biri olmaya devam ediyor. Kural dışı olmasına rağmen hiçbir zaman resmi olarak iptal edilmedi ve kayıtlarda Arjantin'in galibiyetine giden yol olarak yerini aldı. 2026 Dünya Kupası'nda Arjantin'in her bir adımıyla birlikte, o unutulmaz 51. dakika yeniden ekranlara gelecek ve tartışmalar kaldığı yerden devam edecek. Bu gol, sadece bir futbol fenomeni değil, aynı zamanda adalet, dürüstlük ve milli gurur gibi kavramları da sorgulatan eşsiz bir sembol haline geldi.

Spor 19.06.2026 21:01 0 okunma

Tarihe Gömülen Dev Rekorlar! 17 Yaşında 5 Güne Sığdırdı, Dünya Kupası'nda Kimse Yanına Yaklaşamadı!

1958 Dünya Kupası'nda henüz 17 yaşındayken kırılması güç iki büyük rekora imza atan efsanevi futbolcu Pelé'nin başarıları, aradan geçen 68 yıla rağmen hala aşılabilmiş değil. Yarı final ve finalde attığı gollerle adını tarihe yazdıran genç yıldızın rekorları, günümüzün yıldız adayları için bile ulaşılması zor bir hedef olarak duruyor.

Tarihe Gömülen Dev Rekorlar! 17 Yaşında 5 Güne Sığdırdı, Dünya Kupası'nda Kimse Yanına Yaklaşamadı!

Futbol tarihinin unutulmaz isimlerinden Pelé'nin 1958 İsveç'teki Dünya Kupası'nda sergilediği performans, tam 68 yıl sonra bile akıllara kazınmaya devam ediyor. Henüz 17 yaşında, sadece beş günlük bir zaman diliminde iki inanılmaz rekora imza atan Brezilyalı efsanenin bu başarıları, gelecek nesiller için adeta bir efsane haline geldi. 2026 Dünya Kupası'nın yaklaşmasıyla birlikte gözler, bu rekorları kırabilecek potansiyel yıldız adaylarına çevrilse de, Pelé'nin ulaştığı zirveye tırmanmak pek çokları için hayal gibi görünüyor.

Yarı Finalde 23 Dakikada Hat-Trick: Gençliğin Zirvesi

24 Haziran 1958'de Solna'daki Rasunda Stadyumu'nda oynanan Brezilya-Fransa yarı final maçı, futbol tarihinin unutulmaz anlarından birine sahne oldu. Maçın büyük bölümü beraberlik içinde sıkışıp kalmışken, devre arasına golsüz girilmiş ve Fransa bir ara öne geçmeyi başarmıştı. Ancak ikinci yarıda sahneye çıkan 17 yaşındaki Pelé, adeta bir futbol şöleni sundu. 52. dakikada ilk golünü atan genç yıldız, 64'te ikinci, 75. dakikada ise üçüncü golünü kaydederek hat-trick yaptı. Tam 23 dakikaya sığdırılan bu goller, Brezilya'ya 5-2'lik galibiyeti ve finale yükselmeyi getirdi. O gün 17 yaş 244 günlük olan Pelé, böylece Dünya Kupası yarı finallerinde hat-trick yapan en genç oyuncu unvanını elde etti. Bu rekorun önemi, ondan sonra gelen isimlerin yaşlarıyla daha da net anlaşılıyor. Örneğin, 1934'te bu başarıyı gösteren Edmund Conen, tam 19 yaşındaydı ve Pelé'den neredeyse iki yaş büyüktü. Bu fark, Pelé'nin ne denli erken bir yaşta zirveye çıktığının çarpıcı bir göstergesi.

Finalde Attığı Golle Dünya Arenasında Yıldızlaştı

Yarı finaldeki muazzam performansının ardından sadece beş gün sonra, 29 Haziran 1958'de Brezilya, ev sahibi İsveç ile finalde karşılaştı. Maçı yine 5-2 kazanan Brezilya'da Pelé, bu kez iki gol atarak şampiyonluğa büyük katkı sağladı. Ancak bu gollerden biri, futbolseverlerin hafızasına eşsiz bir güzellikte kazındı. Sırtı kaleye dönükken topu göğsüyle kontrol eden, üzerine gelen savunmacının üzerinden topu aşırtıp daha yere düşmeden voleyle ağlara gönderen Pelé'nin bu golü, maçın ve turnuvanın en çok konuşulan anı oldu. Bu golle birlikte 17 yaş 249 günlük olan Pelé, Dünya Kupası finallerinde gol atan en genç oyuncu unvanını da kazanmış oldu. İki dev rekor arasındaki beş günlük süre ve Pelé'nin bu başarıları, onun nasıl bir futbol dehası olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu turnuva, Pelé'nin dünya futbolunda tanınmasını sağlayan, onu henüz İsveç'e gelirken pek bilinmeyen bir gençken, kupayı kaldırıp iki rekorla ülkesine dönerken küresel bir yıldıza dönüştüren dönüm noktasıydı.

Mbappé Bile Pelé'nin Rekoruna Yetişemedi: Ulaşılmaz Zirve

Günümüz futbolunun en parlak yeteneklerinden Kylian Mbappé gibi isimler, Pelé'nin bu rekorlarını zorlayabilecek potansiyele sahip olsalar da, henüz bu eşikleri aşabilmiş değiller. Mbappé, 2018 Dünya Kupası finalinde gol atarak büyük bir başarıya imza attı ancak 19 yaş 207 günlük ile Pelé'nin final golü rekorunun yaklaşık iki yıl gerisinde kaldı. Mbappé, finalde gol atan en genç ikinci oyuncu olarak tarihe geçerken, Pelé'nin 17 yaşında kırdığı bu iki ayrı rekorun yanına bile yaklaşamadı. Bu durum, Pelé'nin 1958'de sergilediği performansın ne denli olağanüstü ve kırılması zor olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. 2026 Dünya Kupası'nda da genç yıldız adaylarının sahne alması beklenirken, akıllarda hep aynı soru olacak: Acaba bu rekorlardan herhangi biri, 68 yıl sonra kırılabilecek mi? Şimdilik cevap, hayır gibi görünüyor.

Spor 19.06.2026 20:31 0 okunma

Şampiyonluk Formülü: 7 Maçta Sadece 2 Gol! Bu Rekorun Sırrı Ne?

Dünya Kupası'nı kazanan takımların sergilediği inanılmaz savunma performansı mercek altında. 1998, 2006 ve 2010 şampiyonlarının ortak noktası, kalelerinde sadece 2 gol görmeleriydi. Bu gizemli rekorun detayları ve yeni turnuvadaki olası yansımaları...

Şampiyonluk Formülü: 7 Maçta Sadece 2 Gol! Bu Rekorun Sırrı Ne?

Futbolun zirvesi olan Dünya Kupası'nda zafer yalnızca en iyilerin değil, aynı zamanda en sağlam savunmaların da hakkı. Tarih boyunca kupayı müzesine götüren takımlar incelendiğinde, dikkat çekici bir istatistik göze çarpıyor: Final yolunda oynanan yedi maçta rakiplere yalnızca iki gol şansı tanımak. Bu olağanüstü başarı, 1998'de Fransa, 2006'da İtalya ve 2010'da İspanya tarafından paylaşılan, adeta bir futbol efsanesi haline gelen bir rekor. Üç farklı turnuva, üç farklı ülkenin zaferi ve her seferinde kalelerde yalnızca ikişer gol görülmesi tesadüf mü, yoksa bu bir şampiyonluk formülü mü?

Gizem Perdesi Aralanıyor: Rakamların Ötesindeki Anlam

Bir takımın Dünya Kupası gibi zorlu bir organizasyonda yedi maçlık maratonu başarıyla tamamlayıp, turnuvanın sonunda kupayı havaya kaldırırken kalesinde sadece iki gol görmesi, istatistiksel olarak dahi olağanüstü bir durum. Bu, ortalama olarak her üç buçuk maçta bir gol yemek anlamına geliyor ki, FIFA kayıtlarına göre kupayı kazanan hiçbir ekibin bu eşiğin altına inemediği biliniyor. Fabien Barthez (Fransa 1998), Gianluigi Buffon (İtalya 2006) ve Iker Casillas (İspanya 2010) gibi efsanevi kalecilerin isimlerini yan yana getiren de tam olarak bu 'iki gol' sırrı. Üçü de kupayı kaldırdı, üçü de takımını finale taşırken adeta duvar ördü. İlginç olan ise, bu başarıyı tamamen farklı oyun anlayışlarına sahip üç farklı takımın gerçekleştirmesiydi.

O Kırılgan İki Golün Hikayesi: Şans mı, Sistem mi?

Bu rekora imza atan takımların yediği ikişer golün hikayesi, rakamlardan çok daha çarpıcı detaylar barındırıyor. Zira bu gollerin hiçbiri, klasik anlamda bir savunma zaafiyetinden kaynaklanmıyordu. Fransa'nın 1998'de Danimarka'dan yediği ilk gol, Michael Laudrup'un penaltısından gelmişti ve takım maçı yine de 3-2 kazanmayı başarmıştı. İkinci gol ise yarı finalde Hırvatistan'dan Davor Suker'in ayağından çıkmış, ancak Lilian Thuram'ın attığı iki golle Fransa finale yükselmişti. Finalde ise Brezilya'ya karşı alınan 3-0'lık net galibiyet, Barthez'in kalesinin o maçta 'temiz' kalmasını sağlamıştı.

İtalya'nın 2006 macerası ise daha da tuhaf bir tablo çiziyordu. Buffon'un kalesini koruduğu turnuvada yediği ilk gol, rakip bir oyuncunun değil, Cristian Zaccardo'nun kendi kalesine gönderdiği toptu. İkinci ve son gol ise, efsanevi final maçında Zinedine Zidane'ın penaltıdan attığı goldü. Zidane'ın kırmızı kart gördüğü ve penaltılara giden o unutulmaz finalde Buffon, turnuva boyunca rakiplerden gelen tek bir gol dahi yememiş oldu.

İspanya'nın 2010'daki zaferinde ise iki gol de grup aşamasında geldi. İlk gol, Gelson Fernandes'ten İsviçre'ye karşı gelmiş ve İspanya'nın turnuvadaki tek mağlubiyeti olarak tarihe geçmişti. İkinci golü ise Alexis Sanchez, Şili'ye karşı attı ve İspanya o maçı 2-1 kazanmayı başardı. Ancak ilginç olan, İspanya grup aşamasını geçtikten sonra, eleme turları ve final dahil olmak üzere kalesinde tek bir gol dahi görmedi. Bu üç takımın ortak noktası, kritik eleme turlarında savunmalarının neredeyse 'delinmez' bir hale gelmesiydi.

Savunma Duvarı: Kaleci Tek Başına Yetmez

Bu olağanüstü savunma rekorları, kuşkusuz kalecilerin muazzam performansıyla taçlanıyor. Ancak bir kalecinin tek başına yedi maçı sadece iki golle kapatması imkansızdır. Bu başarının temelinde, devleşen savunma oyuncuları yatıyor. Fransa'da Laurent Blanc, Marcel Desailly, Lilian Thuram ve Bixente Lizarazu gibi isimler, adeta bir set oluşturdular. İtalya'da ise kaptan Fabio Cannavaro'nun liderliğindeki savunma hattı o kadar etkiliydi ki, Cannavaro o yıl Ballon d'Or'u bir defans oyuncusu olarak kazanma başarısını gösterdi. İspanya'da ise Carles Puyol ve Gerard Pique ikilisi, top hakimiyetiyle rakibi kendi yarı sahasında kilitlemeyi başardı. İspanyolların topa sahip olma oranının yüksekliği, rakibin pozisyon bulmasını zaten zorlaştırıyordu. Fransa ve İtalya ise daha klasik, sert ve disiplinli savunma anlayışıyla bu başarıyı yakaladılar. Yani aynı rekor, üç farklı taktiksel yaklaşımla mümkün oldu.

2026'da Yeni Rekorlar mı?

2026 Dünya Kupası'na artık sayılı zaman kala, futbolseverler şimdiden bu tür rekorların kırılıp kırılamayacağını merak ediyor. Turnuvanın formatının 32'den 48 takıma çıkarılması ve şampiyon adayı takımların oynayacağı maç sayısının yediden sekize yükselmesi, bu rekoru daha da zorlu hale getirecek. Barthez, Buffon ve Casillas'ın ulaştığı bu 'iki gol' eşiğine ulaşmak artık bir maç daha fazla 'temiz' savunma anlamına geliyor. Henüz grup aşamasının ilk maçları oynanırken, hangi takımın bu zorlu sınırı aşabileceğini söylemek için erken. Ancak eleme turları başladığında, savunma kurgularının ne denli sağlam olacağı daha net ortaya çıkacak. Bu 'iki gol' efsanesinin 2026'da yeniden yazılıp yazılamayacağını görmek için kupanın son haftalarını beklemek gerekecek.

Gündem 19.06.2026 19:30 1 okunma

Süresiz NafakaEEE KAPANIYOR! AYM Kararıyla TBMM'ye Tanınan 9 Aylık Süre Ne Anlama Geliyor?

Anayasa Mahkemesi, 'süresiz nafaka' düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etti. TBMM'ye yeni düzenleme için 9 aylık süre tanınırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek kararı 'hakkaniyet' adına kıymetli bulduğunu belirtti. Yeni modelin detayları şimdiden merak konusu oldu.

Süresiz NafakaEEE KAPANIYOR! AYM Kararıyla TBMM'ye Tanınan 9 Aylık Süre Ne Anlama Geliyor?

Türkiye'nin uzun süredir gündeminde yer alan ve milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiren 'süresiz nafaka' konusunda kritik bir karar çıktı. Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşlerden birine ömür boyu ödenen yoksulluk nafakasının dayanağı olan Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesini oy çokluğuyla iptal etti. Bu tarihi kararla birlikte, TBMM'ye yeni bir düzenleme yapması için 9 aylık yasal süre tanındı.

AYM'den 'Süresiz Nafaka' Düzenlemesine Nokta

Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki 'süresiz olarak' ifadesinin iptali talebi üzerine AYM'de yapılan görüşmeler sonuçlandı. Mahkeme, mevcut düzenlemenin iptaline karar vererek, süresiz nafaka uygulamasını sonlandırma yolunu açtı. Mevcut kanunda, "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz." hükmü yer alıyordu. Bu hükmün 'süresiz' kısmı, özellikle nafaka ödeyenler tarafından uzun süredir eleştiri konusu yapılıyordu.

Adalet Bakanı Gürlek'ten İlk Açıklama

Kararın ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu. Gürlek, boşanma sonrası süreçlerde dengeli ve adil bir model oluşturmanın öncelikleri olduğunu vurgulayarak, AYM'nin iptal kararını 'adalet ve hakkaniyet ilkeleri adına son derece kıymetli' bulduğunu belirtti. Bakan Gürlek, TBMM'ye tanınan süreci dikkate alarak, kimseyi ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında bırakmayacak yeni bir yasal düzenlemeyi Meclis'in takdirine sunacaklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 'Türkiye Yüzyılı'nda adaletin ve toplumsal huzurun tesis edileceğini' de sözlerine ekledi.

Yeni Dönem Taslağında Neler Var?

Edinilen bilgilere göre, AK Parti'nin üzerinde çalıştığı taslakta nafaka süresinin evlilik süresiyle orantılı olması öngörülüyor. Örneğin, 3 yıl evli kalanlara 5 yıl, 5 yıl evli kalanlara 7 yıl, 10 yıl evli kalanlara ise 12 yıl süreyle nafaka ödenmesi gibi bir model üzerinde duruluyor. Nafaka yükümlülüğünün bu süre sonunda sona ermesi hedefleniyor. Nafakanın kesilmesiyle maddi zorluk yaşayabilecek kişiler için ise sosyal yardım mekanizmalarının devreye alınması planlanıyor. Devlet destekleriyle mağduriyetlerin giderilmesi amaçlanıyor. Ayrıca, bu düzenlemenin çekişmeli boşanma davalarının azaltılmasına da katkı sağlaması bekleniyor. Davaların uzamasına neden olan unsurların ayrıştırılarak süreci hızlandırması hedefleniyor.

Nafaka Türleri ve Mevcut Durum

Türkiye'de mevcut durumda farklı amaçlara hizmet eden nafaka türleri bulunuyor. Eşler arasındaki yoksulluk nafakası en çok tartışılan konu olurken, bunun yanı sıra çocuklar için ödenen iştirak nafakası ve diğer aile bireyleri için talep edilen yardım nafakası da mevcut. Boşanma davası devam ederken mağduriyetleri önlemek amacıyla tedbir nafakası da uygulanabiliyor. Ancak bu tür, boşanma kesinleşince sona eriyor. Yoksulluk nafakasının şartları arasında, nafaka isteyenin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi, karşı tarafa göre daha az kusurlu olması ve diğer eşin ödeme gücünün bulunması yer alıyor. Mevcut kanunda süre sınırı olmasa da, nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi, gelire sahip olması veya hayat standardının yükselmesi gibi durumlarda mahkeme kararıyla nafaka sona erdirilebiliyor.

Geçmiş Başvurular ve AYM'nin İlk Tutumu

Bu konudaki benzer bir başvuru 2012 yılında da AYM'ye gelmişti. Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yaptığı başvuruyu dönemin Anayasa Mahkemesi, 'sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği' gerekçesiyle reddetmişti. Mahkeme, o dönemde yoksulluğa düşen eşi koruma amacının öncelikli olduğunu belirtmişti. Ancak gelinen noktada, uzun süren davalar ve ortaya çıkan mağduriyetler, konuyu yeniden AYM'nin gündemine taşıdı ve bu kez iptal kararı çıktı.

Uzman Görüşü: 'Karar Yerinde, Uygulama Kolay Olmalı'

Konuyla ilgili görüş bildiren Avukat Mustafa Tırtır, kararın adalet ve hakkaniyet ilkeleri açısından yerinde olduğunu belirtti. Tırtır, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, yeni düzenlemenin TBMM'de uygulanabilir ve kolay bir şekilde hazırlanmasının önemine dikkat çekti. Kadınların maddi durumlarının yetersiz olması halinde, yeni sistemde de 'süresiz' nafaka gibi benzer bir koruma mekanizmasının devreye girebileceği ihtimalini dile getirdi.

Spor 19.06.2026 19:01 1 okunma

Galatasaray'dan Yıldız Transferine Dev Girişim: Fransız Sansasyonunun Kararı Şaşırttı!

Galatasaray'ın orta saha transferi için Juventus'un Khephren Thuram'a yaptığı 30 milyon Euro'luk teklif ve yıldız oyuncunun şaşırtan kararı büyük yankı uyandırdı. Avrupa devlerinin de peşinde olduğu Thuram, tercihini Galatasaray'dan yana kullanmadı.

Galatasaray'dan Yıldız Transferine Dev Girişim: Fransız Sansasyonunun Kararı Şaşırttı!

Galatasaray'dan Orta Sahaya Yıldız Operasyonu: Hedef Khephren Thuram!

Futbol dünyasında transfer dönemi şimdiden hareketli anlara sahne olurken, Süper Lig'in dev kulüplerinden Galatasaray, orta saha transferi için iddialı bir adım attı. Sarı-kırmızılı yönetim, takımın dinamosunu güçlendirmek amacıyla Juventus'un genç yıldızı Khephren Thuram'ı radarına aldı. Bu hamle, hem İtalyan basınında hem de Avrupa futbol kamuoyunda büyük yankı buldu.

Edinilen bilgilere göre Galatasaray, 25 yaşındaki Fransız orta saha için Juventus'a 30 milyon Euro'luk cazip bir teklif sundu. Bu rakam, Thuram'ın güncel piyasa değerini ve potansiyelini yansıtan önemli bir meblağ olarak değerlendiriliyor. Galatasaray'ın bu teklifiyle, oyuncuyu kadrosuna katarak orta sahasını Avrupa standartlarında bir seviyeye taşımayı hedeflediği anlaşılıyor.

Thuram'ın Kararı Beklenenden Farklı Çıktı: Türkiye'ye Sıcak Bakmadı

Juventus'un genç yeteneği Khephren Thuram'ın, Galatasaray'ın bu büyük ilgisine ve cazip teklifine rağmen sarı-kırmızılı kulübe olumsuz yanıt verdiği iddia edildi. İtalyan spor medyası Tuttosport'ta yer alan haberlere göre, Thuram'ın şu an için Türkiye'de futbol oynamaya sıcak bakmadığı ve kariyerine Torino'da devam etmek istediği belirtildi. Bu karar, Galatasaray cephesinde şaşkınlık yaratırken, transferin gerçekleşme ihtimalini zora soktu.

Galatasaray'ın 30 milyon Euro'luk teklifinin karşılıksız kalması, takımın orta saha transferi konusundaki planlarında yeni bir döneme girilmesine neden olabilir. Teknik direktör ve yönetimin, alternatif isimler üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.

Avrupa Devleri de Thuram'ın Peşinde: Rekabet Kızışıyor

Khephren Thuram'ın adı, sadece Galatasaray ile anılmıyor. Genç oyuncunun potansiyeli, Avrupa'nın önde gelen kulüplerinin de dikkatini çekmiş durumda. Liverpool, Newcastle United, Nottingham Forest ve Aston Villa gibi İngiliz devi takımların da Fransız orta saha için devrede olduğu konuşuluyor. Bu durum, Thuram'ın transfer pazarındaki değerini daha da artırırken, Galatasaray'ın işini zorlaştırıyor.

Geçtiğimiz sezon Juventus formasıyla 45 maça çıkan Thuram, 4 gol atıp 5 asist yaparak takımına önemli katkı sağladı. Sahada kaldığı 3 bin 136 dakika boyunca gösterdiği performans, birçok büyük kulübün scoutlarının radarına girmesine yetti. Özellikle savunma yönü güçlü, top kapma becerisi yüksek ve oyunu dikte etme potansiyeli olan bir oyuncu olarak öne çıkıyor.

Puan Durumu Güncel Verileriyle Galatasaray'ın Durumu

Bu transfer gelişmeleri yaşanırken, ligdeki puan durumu da Galatasaray'ın mevcut konumunu gözler önüne seriyor. Galatasaray, 77 puanla zirvede yer alırken, en yakın rakibi Fenerbahçe 74 puanla onu takip ediyor. Trabzonspor 69 puanla üçüncü sırada bulunurken, Beşiktaş 60 puanla dördüncülüğü paylaşıyor. Galatasaray'ın bu yüksek temposunu sürdürmesi ve transferlerle kadrosunu daha da güçlendirmesi, şampiyonluk yarışındaki iddiasını pekiştirecektir.

Ancak Thuram gibi potansiyeli yüksek bir ismin transferinin gerçekleşmemesi, Galatasaray'ın transfer stratejisinde bazı revizyonlar yapmasını gerektirebilir. Önümüzdeki günlerde bu konuda yaşanacak gelişmeler futbolseverler tarafından yakından takip edilecektir.