İlaçlama Kabusu: 7 Yaşındaki Berke Hayatını Kaybetti, Aileden Şok İddialar!
Konya'da bir evdeki ilaçlama faciası, 7 yaşındaki Berke'nin ölümüne neden oldu. Aile, 'taksirli ölüm' değil, 'kasıtlı eylem' olduğunu savunurken, 4 şüpheli için istenen ceza yürekleri burktu. Peki, ihmalin boyutu ne?
Konya'nın Selçuklu ilçesinde yaşanan ve yürekleri dağlayan olay, basit bir ilaçlama işleminin nasıl ölümcül bir kabusa dönüşebileceğini gözler önüne serdi. Alt kat komşusunun evinde yaşanan tahta kurusu sorunu nedeniyle yapılan ilaçlama, üst katta yaşayan 7 yaşındaki Berke Akca'nın hayatını kaybetmesine, annesi Aycan Akca'nın ise yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesine neden oldu. Bu trajik olayla ilgili soruşturma tamamlanırken, ortaya çıkan detaylar ve sanıklar hakkında istenen cezalar, olayın vahametini bir kez daha gözler önüne serdi.
İlaçlama Mı, Zehirleme Mi? Ailenin Yürek Yakan İddiaları
Olayın başlangıcı, Mustafa B. isimli şahsın kendi dairesindeki tahta kurusu problemine dayanıyor. İddialara göre, önce daire sakinleri tarafından çeşitli kimyasallar kullanıldı. Ancak sorun çözülmeyince, bir ilaçlama firmasıyla anlaşma yoluna gidildi. Firma çalışanı Yasin A. tarafından gerçekleştirilen ikinci ilaçlama sonrası, üst katta yaşayan Aycan Akca ve oğlu Berke Can Akca için kabus dolu günler başladı. Kısa sürede mide bulantısı, kusma ve nefes darlığı şikayetleriyle hastaneye başvuran anne ve oğlu için mücadele başladı. Günlerce süren acı dolu bekleyişin ardından, 7 yaşındaki Berke Can hayata gözlerini yumdu. 9 gün boyunca yoğun bakımda hayatta kalma savaşı veren anne Aycan Akca ise ölümden döndü.
İddianamede Ortaya Çıkan Çarpıcı Gerçekler
Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, olayın basit bir ihmal mi yoksa bilinçli bir hatadan mı kaynaklandığına dair önemli ipuçları barındırıyor. İddianameye göre, ilaçlama işleminin talep edilmesi ve organizasyonunda Mustafa B.'nin oğlu Seyit Ali B. ile torunu Ramazan B. arasındaki 'anlaşma' etkili olmuş. Ramazan B.'nin tanıdığı aracılığıyla ulaştığı ilaçlama firması çalışanı Yasin A. eve gelip inceleme yapmış ve ertesi gün ilaçlamayı gerçekleştirmiş. Ancak iddianamenin altını çizdiği en kritik nokta ise, ilaçlama sonrası bina sakinlerine hiçbir uyarı yapılmaması ve olası tehlikelere karşı bilgilendirilmemeleri. Kullanılan ilacın ise insan sağlığı için son derece tehlikeli olduğu belirtilen, alüminyum ve çinko içeren bir tarım ilacı olduğu ortaya çıktı.
Sanıklar İçin Ağır Cezalar İsteniyor
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede, ilaçlama işlemini gerçekleştiren Yasin A., daire sahibi Mustafa B., oğlu Seyit Ali B. ve ilaçlama firması yetkilisi Mustafa B. hakkında 'taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ancak acılı anne Aycan Akca ve baba Cemal Akca, bu olayın basit bir taksir hatası olmadığını, bilinçli bir ihmal ve hatta kasıt olduğunu savunuyor. Anne Akca'nın ifadeleri, olayın boyutunu daha da artırıyor: 'Normalde çok düşük miktarda kullanılması gereken ilaçtan 5 litrelik suya 55 miligram konulmuş. Bu, bilinçli bir hatanın göstergesidir.'
'7 YIL BİZİ İKİNCİ KEZ ÖLDÜRÜR!'
Yaşadıkları travmanın fiziksel ve ruhsal izlerini taşıyan Akca çifti, adalet beklentilerini en üst düzeyde dile getiriyor. Anne Aycan Akca, eşinin sağ gözünde kalıcı görme kaybı yaşadığını, kalple ilgili sağlık sorunlarının devam ettiğini belirterek, yaşadıkları psikolojik çöküntüyü şu sözlerle ifade ediyor: 'Biz bunu taksirle ölüm olarak kabul etmiyoruz, kasıtlı ölüm olarak değerlendirilmesini istiyoruz. Talep edilen 7 yıllık ceza, bizim yüreğimizdeki acıyı asla dindirmeyecek. Gerekirse adliyenin kapısında yatarım, mücadelemi asla bırakmam. O 7 yılı verirlerse, bizi ikinci kez öldürmüş olurlar.'
Hastane Süreci ve Beklentiler
Anne Aycan Akca, olay sonrası hastanede kendilerine ilk etapta gıda zehirlenmesi teşhisi konulduğunu ve bu durumun sürecin doğru yönetilemediğine dair endişelerini artırdığını belirtti. Hastanede kendilerine yeterli müdahalenin yapılmadığına dair iddiaları da olan Akca ailesi, adalet yerini bulana kadar mücadele edeceklerini vurguluyor. Bu davanın sonucu, benzer ihmallerin önlenmesi ve halk sağlığının korunması açısından da büyük önem taşıyor.