--° -- --/--°
Gündem KÖŞE YAZISI 28.07.2026 11:30 3 okunma

İsveç Sokakları İsrail'in Vahşetine Karşı Ayağa Kalktı! Filistin ve Lübnan İçin Yükselen Sesler

İsveç'in başkenti Stockholm'de, İsrail'in Filistin ve Lübnan'a yönelik artan saldırıları binlerce kişinin katılımıyla protesto edildi. Göstericiler, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.

İsveç Sokakları İsrail'in Vahşetine Karşı Ayağa Kalktı! Filistin ve Lübnan İçin Yükselen Sesler

İsveç'in kalbi Stockholm, İsrail'in Filistin ve Lübnan topraklarına yönelik sürdürdüğü acımasız saldırılara karşı sessiz kalmadı. Binlerce kişinin akın ettiği gösterilerde, Filistin ve Lübnan halkına destek mesajları yankılanırken, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan eylemleri sert bir dille kınandı.

Göstericilerden Uluslararası Topluma Acil Çağrı

Stockholm'ün merkezi, dün akşam saatlerinde filistin ve Lübnan bayraklarıyla donatıldı. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve duyarlı vatandaşların organize ettiği protestoda, katılımcılar tek yürek olarak İsrail'in insanlık dışı politikalarına tepki gösterdi. Kimi göstericiler, İsrail'in saldırılarında yaşamını yitiren masum siviller için gözyaşlarıyla taziye mesajları paylaşırken, kimileri ise barış ve adalet taleplerini haykırdı. Protestocular, 'Katil İsrail', 'Filistin'e Özgürlük' sloganlarıyla sokakları inletti. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, uluslararası kurumların ve dünya liderlerinin sessizliğine dikkat çekilerek, Gazze ve Lübnan'daki insani krize acil müdahale çağrısı yapıldı.

Saldırılarla Artan Endişe Dalga Dalga Yayılıyor

İsveç'teki bu güçlü tepki, İsrail'in son dönemde artan askeri operasyonlarına küresel çapta verilen duyarlılığın bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle sivil yerleşim bölgelerine yönelik yapılan bombalamalar ve artan can kaybı haberleri, dünya kamuoyunda büyük bir endişe ve öfke dalgası yaratmış durumda. Stockholm'deki göstericiler, bu duyarlılığın daha somut adımlara dönüşmesi gerektiğini vurgularken, saldırıların derhal durdurulması ve bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesi için uluslararası baskının artırılmasını talep ettiler. Gösteride konuşma yapan aktivistler, İsrail'in uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğini de savundular.

Politikacılardan İlk Tepkiler Gecikmedi

Stockholm'deki protestolar, İsveçli siyasetçileri de harekete geçirdi. Bazı milletvekilleri ve belediye meclisi üyeleri, gösterilere katılarak veya yayınladıkları mesajlarla insani krize dikkat çekme çabalarına destek verdiklerini belirttiler. Ancak, göstericilerin bir kısmı, hükümetin İsrail'e karşı daha net ve tavizsiz bir duruş sergilemesi gerektiğini savunarak, politikacıların daha fazla sorumluluk alması çağrısında bulundu. Bu gösterilerin, İsveç'in dış politikası üzerinde de bir etki yaratıp yaratmayacağı ise önümüzdeki günlerde daha net anlaşılacak.

Stockholm sokaklarındaki bu güçlü protesto, mazlum halklara verilen destek ve dayanışmanın en somut göstergelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Filistin ve Lübnan'daki gelişmelerin yakından takip edildiği ve bölgedeki insan hakları ihlallerine karşı seslerin daha da yükseleceği öngörülüyor.

Mert Yılmaz

Mert Yılmaz

Gündem & Siyaset Yazarı

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 29.07.2026 14:00 0 okunma

Altın Dolarların Üzerinde Trump İmzası! Amerika'nın Gelecek Vadeden Parası Neden Bu Kadar Konuşuluyor?

ABD Darphanesi, Amerika'nın 250. bağımsızlık yıl dönümü anısına Başkan Donald Trump'ın portresini taşıyan özel altın dolarlar basacağını duyurdu. Detaylar ise şimdiden heyecan yarattı.

Altın Dolarların Üzerinde Trump İmzası! Amerika'nın Gelecek Vadeden Parası Neden Bu Kadar Konuşuluyor?

Amerika Birleşik Devletleri'nin kuruluşunun 250. yıl dönümü yaklaşırken, Hazine Bakanlığı'ndan dikkat çekici bir adım geldi. ABD Darphanesi, bu önemli tarihi kutlamak ve özgürlük ile vatanseverlik değerlerini ölümsüzleştirmek amacıyla özel olarak tasarlanmış bir 1 dolarlık altın para basmaya hazırlanıyor. Bu adım, özellikle paranın üzerinde yer alacak isimle birlikte kısa sürede büyük yankı uyandırdı.

Trump Portresiyle Tarihe Geçiyor: Bir Sembolün Doğuşu

Hazine Bakanı Bessent'ın X (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı duyuruya göre, bu özel para Başkan Donald Trump'ın portresini taşıyacak. Bu hamle, Amerikan değerlerinin gücünü ve ülkenin temel prensiplerini kutlamak amacıyla yapıldığı belirtiliyor. Bessent'ın açıklaması, paranın 'herkes için özgürlüğü korumaya adanmış bir ulusun vaadini' simgelediğini vurguluyor. Bu yeni nesil doların, hem Amerika'nın geçmişine bir saygı duruşu hem de geleceğe yönelik bir umut mesajı taşıması hedefleniyor.

Ancak, bu heyecan verici duyurunun ardından akıllarda pek çok soru da belirdi. Bakan Bessent, paylaşımında tedavülde olacak madeni para sayısını, üretilecek malzemenin detaylarını veya piyasaya ne zaman sürüleceğine dair net bilgiler vermedi. Bu eksik bilgiler, koleksiyonerler ve finans dünyası için daha fazla merak uyandırdı.

Altın Para Tasarımında Neler Var? Detaylar Şaşırtıyor!

Paylaşılan görseller ve bilgiler ışığında, bu özel 1 dolarlık altın paranın tasarımı oldukça dikkat çekici unsurlar barındırıyor. Paranın bir yüzünde, merkezde Başkan Trump'ın belirgin bir portresi yer alıyor. Portrenin hemen sağında, Amerikan para birimlerinde sıkça rastlanan ve ülkenin temel inançlarından birini yansıtan 'IN GOD WE TRUST' (Tanrı'ya Güveniyoruz) yazısı bulunuyor. Portrenin üst kısmında kavisli bir şekilde 'LIBERTY' (Özgürlük) ibaresi yer alırken, alt kısımda ise ülkenin bağımsızlık yıldönümünü simgeleyen '1776-2026' tarihleri dikkat çekiyor. Bu tarihler, Amerika'nın 250. yıla ulaşma yolculuğunu ve bu özel kutlamayı vurguluyor.

Paranın arka yüzü de en az ön yüzü kadar anlamlı. ABD'nin geleneksel sembollerinden biri olan, kanatları açık şekilde tasvir edilmiş bir kartal figürü yer alıyor. Bu kartalın göğsündeki kalkanın üzerinde ise kutlamanın yıldönümünü temsil eden '250' rakamı göze çarpıyor. Bu kartal figürünün etrafı, üst kısımda 'AMERICA UNITED STATES' ve alt kısımda 'ONE DOLLAR' gibi ifadelerle çevrelenmiş durumda. Tüm bu tasarım öğeleri, paranın hem tarihi hem de sembolik değerini artırıyor.

Bu Altın Para Neden Bu Kadar Önemli? Piyasalar ve Koleksiyonerler Ne Diyor?

Başkan Trump'ın portresinin yer alacağı bu özel altın para, Amerika'nın para birimi tarihinde bir ilki temsil ediyor. Bugüne kadar Amerikan doları üzerinde genellikle tarihi devlet adamları veya sembolik figürler yer alırken, canlı bir başkanın portresiyle basılacak bu para, politik ve kültürel açıdan da önemli bir tartışma konusu olacağa benziyor. Uzmanlar, bu durumun paranın koleksiyon değeri ve piyasadaki algısı üzerinde nasıl bir etki yaratacağını yakından takip ediyor.

Özellikle koleksiyonerler arasında şimdiden büyük bir ilgi uyandıran bu altın dolarların, piyasaya sürüldüğünde yüksek taleplerle karşılaşması bekleniyor. Amerika'nın 250. bağımsızlık yıldönümü gibi özel bir olayın anısına basılması, paranın tarihsel önemini de pekiştiriyor. Ancak, tedavüle çıkacak sayı ve dağıtım politikası gibi bilinmeyenler, bu özel paranın gelecekteki değerini ve erişilebilirliğini belirleyecek en kritik faktörler arasında yer alıyor.

ABD Darphanesi'nin bu yenilikçi ve sembolik adımı, Amerikan para biriminin evriminde yeni bir sayfa açarken, Donald Trump'ın mirasına dair tartışmaları da alevlendireceğe benziyor. Önümüzdeki dönemde bu altın dolarların detayları ve piyasaya sürülme süreciyle ilgili daha fazla bilginin kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

Teknoloji 29.07.2026 13:30 0 okunma

NATO'nun Gözü Üstümüzde: KAAN, Hürjet ve Kızılelma'dan Nefes Kesen Gövde Gösterisi!

NATO Zirvesi'ne damga vuran Türk savunma sanayisi, göz kamaştıran yerli hava araçlarıyla dikkatleri üzerine çekti. KAAN, Hürjet, Kızılelma ve Anka-3'ün son detayları ortaya çıktı.

NATO'nun Gözü Üstümüzde: KAAN, Hürjet ve Kızılelma'dan Nefes Kesen Gövde Gösterisi!

Savunma Sanayi Zirvede Parladı: Milli Gururlarımız Göz Doldurdu

Türk savunma sanayisinin geldiği noktayı gözler önüne seren NATO Zirvesi, teknolojik başarılarımızın sergilendiği prestijli bir platforma dönüştü. TUSAŞ tesislerinde düzenlenen özel bir etkinlikte, milli gururlarımız olan hava araçları, küresel askeri liderlerin beğenisine sunuldu. Bu buluşma, Türkiye'nin savunma sanayiindeki bağımsızlık hedeflerine ne kadar yaklaştığının somut bir kanıtı olarak öne çıktı. Diplomatik ve ekonomik gücümüzü pekiştiren bu üstün teknolojiler, uluslararası alanda büyük ilgi gördü.

Gökyüzünün Yeni Kartalları: KAAN ve Hürjet Sahneye Çıktı

Etkinliğin en dikkat çekici yıldızlarından biri, geleceğin muharip uçağı KAAN oldu. Yeni boyası ve üzerindeki göz alıcı logo ile KAAN, adeta teknoloji harikası olarak kendini gösterdi. KAAN'ın hemen altında sergilenen Roketsan ve Aselsan imzalı lazer güdüm kitleri ile hava-hava mühimmatları, stratejik gücümüzün bir diğer önemli unsurunu oluşturdu. Ayrıca SOM, Gökhan füzesi ve Çakır gibi yerli mühimmatların da sergilenmesi, milli mühimmat kabiliyetimizin üst düzeyde olduğunu vurguladı.

Türk Hava Kuvvetleri'nin gelecekteki ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen Hürjet de büyük ilgi topladı. Henüz hizmete girmeden İspanya'dan aldığı 30 adetlik sipariş ile dikkatleri üzerine çeken Hürjet, F-16 ayarındaki performansı ile öne çıkıyor. Avrupa'nın önemli havacılık ortaklarından birine bu denli gelişmiş bir uçağın satılması, Türkiye için muazzam bir başarı olarak değerlendiriliyor. Gri boyalı ikinci prototipin yakında tamamlanmasıyla birlikte, Hürjet'in 2027 sonu itibarıyla Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmesi ve ilerleyen dönemde Türk Yıldızları'nın akrobasi gösterilerinde görev alması hedefleniyor.

İnsansız Hava Araçlarında Yeni Devrim: Kızılelma ve Anka-3

İnsanlı hava araçlarının yanı sıra, insansız hava teknolojileri de fuarın odak noktalarındandı. Geleceğin muharip insansız savaş uçağı Kızılelma ve onunla birlikte sergilenen uçan kanat formundaki Anka-3, ziyaretçilerden tam not aldı. Anka-3'ün sergilediği üstün uçuş stabilitesi, TUSAŞ mühendislerinin havacılık yazılımları ve genel mühendislik alanındaki yetkinliğini açıkça ortaya koyuyor. Bu teknoloji şovu, Türkiye'nin havacılık ve uzay alanındaki ilerlemesinin ne denli hızlı olduğunu da gözler önüne seriyor.

Fuarda ayrıca, 40 saat havada kalabilme kapasitesine sahip Aksungur ve Akıncı TİHA gibi platformlar da sergiledikleri geniş mühimmat yelpazesi ile dikkat çekti. Bu insansız hava araçları, günümüzün ve geleceğin harekat konseptlerinde üstlenecekleri kritik rolleri şimdiden kanıtlıyor.

Tam Bağımsızlık Yolunda Yerli Motorların Gücü

Havacılık sektöründeki her bir gelişmenin arkasında, binlerce çalışanın emeği ve yerli motor projelerinin büyük rolü bulunuyor. TEİ (TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş.) tarafından geliştirilen yerli motorlarla donatılan helikopterler ve insansız hava araçları, tam bağımsız savunma sanayisi hedefimize ne kadar yaklaştığımızı somut olarak gösteriyor. Bu entegre ve dinamik ekosistem, Türkiye'nin gelecekte savunma teknolojileri alanında çok daha büyük başarılar elde edeceğinin en güçlü işaretini veriyor.

Teknoloji 29.07.2026 12:31 0 okunma

Meta'dan Çığır Açan Yapay Zeka Hamlesi: Sadece Görüntü Değil, Metin de Üretiyor!

Meta, karmaşık komutları anlayan, sosyal medya platformlarıyla entegre çalışan ve metin yerleştirmede devrim yaratan yapay zeka görsel modeli Muse Image'i tanıttı. Bu teknoloji, dijital içerik üretimini yeniden şekillendiriyor.

Meta'dan Çığır Açan Yapay Zeka Hamlesi: Sadece Görüntü Değil, Metin de Üretiyor!

Meta, yapay zeka (AI) alanındaki iddialı çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek, Meta Superintelligence Labs bünyesinde geliştirdiği çığır açan görsel üretim modeli Muse Image'i duyurdu. Kendi bünyesindeki AI asistanı üzerinden erişime açılan bu yeni teknoloji, yapay zekanın görsel üretimindeki sınırlarını zorluyor.

Sanat ve Tekniğin Buluştuğu Nokta: Muse Image'in Farkı Ne?

Geleneksel yapay zeka modellerinin aksine, Muse Image karmaşık metin komutlarını anlama konusunda üstün bir başarı gösteriyor. Kullanıcıların verdikleri detaylı yönergeleri en ince ayrıntısına kadar işleyebilen model, sadece yüksek kalitede görseller üretmekle kalmıyor, aynı zamanda bu görsellerin içerisine bozunma yaratmadan kusursuz metinler yerleştirme yeteneğiyle de öne çıkıyor. Bu özellik, özellikle infografik, poster veya metin ağırlıklı sanatsal tasarımlar oluşturmak isteyenler için büyük bir kolaylık sağlıyor.

Muse Image'in çalışma prensibi, arka planda yer alan ve Muse Spark adı verilen gelişmiş bir yardımcı sistemle destekleniyor. Bu sinerji sayesinde yapay zeka, görselin genel kompozisyonunu planlıyor, internet üzerindeki güncel içerikleri gerçek zamanlı olarak analiz ediyor ve birden fazla görsel referansını akıllıca harmanlayarak kullanıcıya en doğru ve estetik çıktıyı sunuyor. Konuşma dilinde yapılan basit isteklerin bile, yüksek kaliteli görsellere dönüştürülmesi Muse Image'in en dikkat çekici yanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Sosyal Medyadan Alışverişe: Hayatı Kolaylaştıran Entegrasyonlar

Meta'nın kullanıcı deneyimini önceliklendiren yaklaşımı, Muse Image'in sosyal medya platformlarıyla olan derin entegrasyonunda da kendini gösteriyor. Model, Instagram Stories için 30'dan fazla yeni ve yaratıcı görsel efekt sunarken, WhatsApp üzerinden doğrudan ve hızlı görsel üretimine olanak tanıyor. Ayrıca, Facebook Marketplace ile entegrasyonu sayesinde kullanıcılar, örneğin oda dekorasyonu gibi alanlarda hayal ettikleri değişiklikleri yapay zeka ile görselleştirerek alışveriş deneyimlerini zenginleştirebiliyorlar.

Gelişmiş fotoğraf düzenleme araçları da Muse Image'in sunduğu önemli yenilikler arasında yer alıyor. Kullanıcılar, üretilen veya yüklenen fotoğrafların üzerini işaretleyerek, daire içine alarak veya notlar ekleyerek sadece belirli alanlarda yapay zeka destekli düzenlemeler yapabiliyorlar. Meta AI, konuşma geçmişinin bağlamını kaybetmeden, yalnızca işaretlenen alana odaklanarak istenen stil değişikliklerini, eklemeleri veya ince ayarları uygulayabiliyor. Bu, daha önce karmaşık komutlarla yeniden başlama zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.

Geleceğe Yönelik Vizyon: Muse Video ve Reklamcılıkta Yeni Dönem

Şimdilik sınırlı sayıda bölgede erişime açılan Muse Image'in, yakın zamanda küresel olarak yaygınlaşması bekleniyor. Meta, bu güçlü yapay zeka modelini Facebook, Messenger, Instagram ve WhatsApp gibi platformların farklı alanlarına entegre etmeyi hedefliyor. Önümüzdeki haftalarda reklamverenler ve ajanslar için Advantage+ reklam öğeleri aracılığıyla kullanıma sunulacak olan Muse Image, dijital pazarlama dünyasında da yeni fırsatlar yaratacak.

Meta AI asistanının günlük kullanım için ücretsiz kalacağı açıklanırken, daha yoğun içerik üretimi ve gelişmiş özelliklere erişmek isteyen profesyoneller içinse özel abonelik planları sunulacak. Meta, görsel üretimiyle yetinmeyerek, şu an geliştirme aşamasında olan “Muse Video” modeli üzerinde de çalıştıklarını müjdeleyerek, kişisel süper zekaya giden yolda emin adımlarla ilerlediklerini bir kez daha vurguladı.

Meta'nın bu yeni adımı, yapay zekanın yalnızca bir araç olmanın ötesine geçerek, yaratıcı süreçlerde vazgeçilmez bir partner haline geleceğinin en somut göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Ekonomi 29.07.2026 12:01 0 okunma

İş Yerinde Molalar Yeniden Tanımlandı: Yargıtay'dan Çalışanlara 2 Saate Kadar Dinlenme Hakkı!

İş Kanunu'nda yer alan ara dinlenme süreleri, Yargıtay'ın son kararlarıyla genişletildi. Günlük çalışma süresine göre belirlenen molalar artık 2 saate kadar çıkabiliyor. İşte detaylar...

İş Yerinde Molalar Yeniden Tanımlandı: Yargıtay'dan Çalışanlara 2 Saate Kadar Dinlenme Hakkı!

Çalışma Hayatında Mola Hakkı: Yasal Çerçeve ve Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı

İş yerlerinde çalışanların dinlenmesi ve çalışma verimliliğinin artırılması amacıyla verilen ara dinlenmeleri, İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle güvence altına alınmıştır. Ancak mevzuatta her zaman netlik bulunmayan veya eksik kalan bazı durumlarda, Yargıtay'ın emsal kararları devreye girerek uygulamaya yön vermektedir. Çalışanların günlük çalışma süresi boyunca hak kazandığı bu molalar, özellikle fazla mesai hesaplamalarında kritik bir rol oynamaktadır. Mahkemeler, bir işçinin ödemesine hükmedilecek fazla çalışma süresini belirlerken, öncelikle toplam çalışma süresinden bu ara dinlenme sürelerini düşmektedir. Bu nedenle ara dinlenmelerinin doğru bir şekilde belirlenmesi, hem işveren hem de işçi açısından büyük önem taşımaktadır.

İş Kanunu'na Göre Mola Süreleri Nasıl Belirleniyor?

4857 Sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesi, ara dinlenmelerini düzenlemektedir. Kanuna göre, ara dinlenmeleri; işletmenin bulunduğu yerin gelenekleri ve işin gerekliliği göz önünde bulundurularak, günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında kullandırılmalıdır. Bu süreler, çalışma saatlerine göre şu şekilde belirlenmiştir:

  • Günlük çalışma süresi 4 saat veya daha az olan işlerde: En az 15 dakika.
  • Günlük çalışma süresi 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar (7,5 saat dahil) olan işlerde: En az yarım saat (30 dakika).
  • Günlük çalışma süresi 7,5 saatten fazla olan işlerde: En az bir saat.

Bu süreler, kanunen belirlenmiş asgari sürelerdir. İşverenler, bu sürelerden daha az mola hakkı tanıyemezler ancak daha uzun molalar verme yetkisine sahiptirler. Ara dinlenmeleri, tüm işçilere aynı anda toplu olarak verilebileceği gibi, işin niteliğine göre farklı zamanlarda da kullandırılabilir. En önemli nokta ise, bu ara dinlenme sürelerinin çalışma süresinden sayılmamasıdır.

Yargıtay'dan Devrim Niteliğinde Kararlar: 13 Saate Kadar Çalışanlara 2 Saat Mola!

İş Kanunu'nun 7,5 saatten fazla süren işlerde 1 saatlik ara dinlenmesi öngörmesi, bazı durumlarda yetersiz kalabilmekteydi. İşte bu noktada, Yargıtay'ın emsal kararları, çalışma hayatındaki boşlukları doldurarak işçilerin haklarını genişletmiştir. İş Kanunu'nun 63. maddesi gereği, işçinin azami çalışma süresi 11 saati aşamaz. Yargıtay, bu sınırlandırmadan hareketle daha önce, 7,5 ila 11 saat arasındaki çalışmalarda ara dinlenmesinin en az 1 saat, 11 saati aşan çalışmalarda ise en az 1,5 saat olması gerektiği yönünde kararlar almıştır.

Ancak, Yargıtay Hukuk Dairesi'nin yakın tarihli ve 9 Şubat 2026 tarihli kararı (Esas No: 2026/552, Karar No: 2026/1099), bu konuda önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu karar ile birlikte, 13 saat ve daha uzun süren işlerde çalışan işçilere, en az 2 saat ara dinlenmesi verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay Kararının Detayları ve Uygulaması

Yargıtay, bir işçinin 08.00-20.00 saatleri arasındaki çalışması için yalnızca 1 saat ara dinlenmesi veren yerel mahkeme kararını bozmuştur. Yargıtay'a göre, bu kapsamdaki bir çalışmada en az 1,5 saat ara dinlenmesi verilmesi gerekiyordu. Benzer şekilde, 08.00-21.00 ve 08.00-22.00 gibi daha uzun süreli çalışmalarda ise yerel mahkemelerin 1,5 saat olarak belirlediği ara dinlenme süresi de yetersiz bulunmuş, bu durumlarda 2 saat ara dinlenmesi kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Özetle, Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre:

  • 12 saat süren işlerde: En az 1,5 saat ara dinlenmesi.
  • 13 ve 14 saat süren işlerde: En az 2 saat ara dinlenmesi.

Bu kararlar, çalışanların fiziksel ve zihinsel sağlığını korumak, uzun çalışma saatlerinin getirdiği yorgunluğu azaltmak ve genel iş verimliliğini artırmak hedeflerini taşımaktadır.

'Aralıksız Çalışma' İddiaları Yargıtay Tarafından Reddediliyor

Bazı işçiler, mahkemelere sundukları dilekçelerde, iş yerinde hiç ara dinlenmesi kullanmadıklarını veya mola sürelerinin çok kısa olduğunu iddia edebilmektedirler. Ancak Yargıtay, bu tür iddialara ihtiyatlı yaklaşmaktadır. Yargıtay'a göre, bir işçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç mola vermeden çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtmektedir. İşçinin yemek, çay gibi temel ihtiyaçları veya sadece dinlenmek amacıyla bile bir zamana ihtiyacı olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, ara dinlenmelerinin kanunda belirtilen sürelere göre daha kısa veya daha uzun kullandırıldığına dair iddiaların, somut ve kesin kanıtlarla ispatlanması gerekmektedir. İşçinin bu tür bir iddiada bulunması durumunda, mola zamanlarını ve sürelerini belgeleyebilecek delillere sahip olması önem taşımaktadır.

Ekonomi 29.07.2026 11:31 0 okunma

Brüksel'de Kritik Zirve: Türkiye'nin AB Ticaret Geleceği Masada!

Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın Brüksel ziyaretiyle Türkiye-AB ticari ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor. Korumacı politikalar ve tedarik zincirleri masada.

Brüksel'de Kritik Zirve: Türkiye'nin AB Ticaret Geleceği Masada!

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geleceği, önümüzdeki günlerde Brüksel'de masaya yatırılacak. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın 16-17 Temmuz tarihlerinde gerçekleştireceği kritik ziyaret, iki taraf arasındaki mevcut ekonomik bağların daha da güçlendirilmesi ve sanayi entegrasyonunun sürdürülebilirliği üzerine odaklanacak. Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bolat'ın Brüksel temasları, AB'nin son dönemde hayata geçirdiği 'Sanayi Hızlandırma Yasası' gibi korumacı politikalarına karşı Türkiye'nin endişelerini dile getireceği kapsamlı bir çalışma niteliği taşıyor.

Gümrük Birliği Kazanımları Tehlikede Mi?

AB'nin içe dönük sanayi politikaları ve özellikle 'Made in EU' gibi uygulamaları, Türkiye'nin Avrupa pazarlarındaki yerini ve mevcut tedarik zincirlerindeki kritik rolünü tehdit edebilecek potansiyel riskler barındırıyor. Bakan Bolat'ın Brüksel'deki temaslarında en önemli gündem maddelerinden biri, Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesinde elde ettiği kazanımların ve yerleşik üretim kapasitesinin korunması olacak. Ziyaretin temel mesajı ise, Türkiye'nin AB sanayisi için vazgeçilmez bir üretim, Ar-Ge ve yatırım ortağı olduğu yönünde olacak. Tek taraflı olarak uygulanacak kısıtlayıcı politikaların, uzun vadede Avrupa sanayisinin kendi rekabetçiliğine ve dayanıklılığına zarar vereceği en üst düzeyde vurgulanacak.

Kilit İsimlerle Kritik Görüşmeler

Bakan Bolat, iki gün sürecek yoğun Brüksel programı çerçevesinde, Avrupa Birliği'nin üst düzey yetkilileriyle bir araya gelecek. Bu görüşmeler arasında Avrupa Komisyonu'nun Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic, Ekonomi, Verimlilik, Uygulama ve Basitleştirmeden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in kabine şefi Björn Seibert ile yapılacak ikili temaslar büyük önem taşıyor. Bu görüşmelerde, mevcut ticaret anlaşmalarının güncellenmesi, yeni iş birliği alanlarının belirlenmesi ve potansiyel pazar engellerinin aşılması gibi konuların ele alınması bekleniyor.

Otomotiv Sektörü ve Tedarik Zincirleri Mercek Altında

Bakan Bolat'ın ziyaret gündeminde yer alan bir diğer önemli başlık ise otomotiv sektörü. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) yönetimi ve küresel otomotiv devlerinin üst düzey temsilcileriyle düzenlenecek yuvarlak masa toplantısında, Türk otomotiv sektörünün Avrupa değer zincirindeki stratejik konumu detaylı bir şekilde ele alınacak. Bu toplantıda, Türkiye'nin tedarik zincirlerindeki güvenilirliği, üretim kapasitesi ve sektörün geleceğine yönelik iş birliği imkanları masaya yatırılacak. Ayrıca, AB üyesi ülkelerin daimi temsilcileri, Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu liderliği ve Brüksel'de bulunan Türk iş dünyası ile sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle de bir araya gelinecek. Bu temaslar, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki güvenilirliğini pekiştirmeyi ve ticari ilişkileri karşılıklı fayda prensibiyle geliştirmeyi hedefliyor.

Türkiye'nin AB'ye Mesajı Net: Diyalog ve İş Birliği

Türkiye, Gümrük Birliği temelinde AB ile kurduğu kapsamlı ticaret ekosistemini daha da geliştirme ve derinleştirme kararlılığını sürdürüyor. Brüksel'deki üst düzey temaslar, bu kararlılığın bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Yapıcı diyalog kanallarını en üst düzeyde işletecek olan Bakan Bolat, Türkiye'nin Avrupa'nın ekonomik istikrarı ve büyümesi için kilit bir ortak olduğunu bir kez daha ortaya koyacak. Bu ziyaretin, iki taraf arasındaki mevcut ticari ve ekonomik ilişkilerin daha sağlam temellere oturmasına ve gelecekteki potansiyel sorunların öngörülebilir bir şekilde çözülmesine katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye, AB ile olan ilişkilerinde şeffaflık, öngörülebilirlik ve karşılıklı saygı ilkelerine dayalı bir ticaret modeli benimsemeye devam edecek.