--° -- --/--°
Teknoloji 27.07.2026 16:31 1 okunma

Google Health Devrim Yaptı: Uyku Takibini Yeniden Tanımlayan Güncelleme Geldi! İşte Tüm Detaylar...

Google Health, 5.03 sürümüyle uyku takibi ve veri senkronizasyonunda devrim niteliğinde yenilikler sunuyor. Güncellemeyle artık kestirmeler de uyku süresine dahil edilirken, Strava entegrasyonu hatasız çalışacak.

Google Health Devrim Yaptı: Uyku Takibini Yeniden Tanımlayan Güncelleme Geldi! İşte Tüm Detaylar...

Google'ın giyilebilir teknoloji ve dijital sağlık alanındaki öncü uygulaması Google Health, kullanıcı deneyimini zirveye taşıyacak 5.03 sürümünü kullanıma sundu. Hem Android hem de iOS platformlarında eş zamanlı olarak dağıtılmaya başlanan bu kapsamlı güncelleme, sağlık takibini çok daha kişisel ve anlamlı bir hale getiriyor. Uygulama, özellikle uyku düzeni analizi ve üçüncü parti servislerle olan entegrasyonunda yaptığı yeniliklerle dikkat çekiyor.

Uyku Anlayışında Yeni Dönem: Kestirmeler Artık Değerli

Google Health'in 5.03 güncellemesiyle gelen en çarpıcı yeniliklerden biri, gün içindeki kısa uyuklamaların veya kestirmelerin artık toplam uyku süresine dahil edilmesi. Bu değişiklik, özellikle düzensiz uykuya sahip bireyler veya gün içinde kısa molalarla enerji toplayanlar için büyük önem taşıyor. Güncelleme öncesinde sadece gece boyunca geçirilen kesintisiz uyku analiz ediliyorken, artık 20 dakikayı aşan kestirmeler de kullanıcının genel uyku metriklerine ekleniyor. Bu sayede vücudun günlük toparlanma potansiyeli çok daha gerçekçi bir şekilde ölçülebiliyor.

Uygulamanın 'Uyku' bölümünde artık kullanıcılar iki farklı grafik türüyle karşılaşıyor: Gecenin ana uykusu süresi ve gün içindeki tüm uyuklamaları kapsayan 'Toplam Uyku' süresi. Bu ayrım, yapay zeka destekli analizlerin daha isabetli olmasına ve kullanıcılara sağlık durumları hakkında daha derinlemesine bilgiler sunulmasına olanak tanıyor. Güncellenen 'Bugün' sekmesindeki ana kart ise kafa karışıklığını önlemek adına yalnızca gece uykusu süresini göstermeye devam ediyor.

Veri Paneli Zenginleşiyor: Önemli Metrikler Tek Bakışta

Google Health 5.03, uygulamanın ana ekranı olan 'Bugün' sekmesine de yepyeni bir boyut kazandırıyor. Kullanıcılar artık daha önce derin menülerde kaybolan pek çok hayati sağlık verisini, kişiselleştirilebilir kartlar (tile) aracılığıyla doğrudan ana ekrana taşıyabiliyor. Bu sayede gün içinde anlık olarak:

  • Kalp atış hızı değişkenliği (HRV) ve dinlenme nabzı
  • Solunum hızı ve kandaki oksijen doygunluğu (SpO2)
  • Cilt sıcaklığı değişimleri ve kan şekeri takibi
  • Günlük meditasyon süreleri ve farkındalık pratikleri

gibi kritik bilgilere tek bir bakışta ulaşmak mümkün hale geliyor. Bu zenginleştirilmiş veri paneli, özellikle kronik rahatsızlıkları yönetenler, sporcular ve genel sağlık durumunu yakından takip etmek isteyen herkes için büyük bir kolaylık sunuyor.

Sporcular Rahat Bir Nefes Aldı: Strava Entegrasyonu Sorunsuz

Dijital sağlık takibinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen üçüncü parti uygulamalarla olan entegrasyon sorunları da Google Health 5.03 ile büyük ölçüde giderildi. Özellikle sporcular tarafından sıkça kullanılan Strava platformuyla yaşanan senkronizasyon hataları tamamen ortadan kaldırıldı. Yüzme gibi aktivitelerde karşılaşılan mesafe ve birim ölçüm yanlışlıkları da bu güncellemeyle birlikte tarih oluyor. Koşucuların ve bisikletçilerin en çok önem verdiği irtifa kazanımı verilerindeki tutarsızlıklar da iyileştirilerek, Google Health ve Strava arasındaki veri akışının çok daha doğru ve güvenilir olması sağlandı. Bu sayede outdoor sporlarla ilgilenenler, elde ettikleri harita ve yükseklik verilerinde maksimum tutarlılık bekleyebilecek.

Platformlar Arası Eşitlik Tamamlandı: iOS Kullanıcıları Da Faydalanıyor

Daha önce Android platformunda sunulan ve büyük beğeni toplayan bazı yenilikler, 5.03 sürümüyle birlikte iOS kullanıcılarına da ulaştı. Metrik kartlarının sürükle-bırak yöntemiyle kişiselleştirilmesi ve gelişmiş yemek arama motoru gibi özellikler artık iPhone kullanıcılarının da deneyimini zenginleştirecek. Bu adım, Google'ın sağlık ekosisteminde platformlar arası tam bir özellik eşitliği sağlama yönündeki kararlılığını gösteriyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 27.07.2026 17:00 0 okunma

Borsa İstanbul'da Açığa Satış Yasağı Sona Ermiyor! Kritik Tarih Uzatıldı: Yatırımcılar Dikkat!

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul'daki açığa satış yasağını 26 Haziran'a kadar uzattı. Bu karar, piyasalardaki volatiliteyi kontrol altına alma çabasının devam ettiğini gösteriyor.

Borsa İstanbul'da Açığa Satış Yasağı Sona Ermiyor! Kritik Tarih Uzatıldı: Yatırımcılar Dikkat!

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul A.Ş. pay piyasalarında uygulanan açığa satış yasağının süresini uzatma kararı aldı. Alınan yeni tedbirler doğrultusunda, açığa satış işlemlerini kısıtlayan mevcut uygulamaların 26 Haziran seans sonuna kadar devam etmesi öngörülüyor. Bu karar, piyasalarda yaşanan dalgalanmaları kontrol altına alma ve yatırımcıların güvenini pekiştirme amacı taşıyor.

Piyasalarda İstikrar Arayışı Devam Ediyor

Daha önce alınan ve belirli süreliğine geçerli olan açığa satış yasağının uzatılması, SPK'nın piyasa üzerindeki gözlemlerinin ve denetleyici rolünün ne kadar aktif olduğunun bir göstergesi. Açığa satış, temel olarak bir menkul kıymeti ödünç alıp satma ve sonrasında düşen fiyattan geri alıp iade etme prensibine dayanır. Bu işlem, piyasaların likiditesini artırma potansiyeli taşısa da, ani düşüşlerde spekülatif hareketlerin tetiklenmesine ve fiyat istikrarının bozulmasına neden olabiliyor. SPK'nın bu kararı, özellikle son dönemde gözlemlenen piyasa hareketlilikleri karşısında, daha temkinli bir yaklaşımın benimsendiğini ortaya koyuyor.

Açığa Satış Yasağının Amaçları ve Etkileri

SPK'nın açığa satış yasağını uzatma kararının arkasında yatan temel motivasyonlardan biri, Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetlerinin değerlerinde yaşanan ani ve sert düşüşleri engellemek. Bu tür düşüşler, bireysel yatırımcılar başta olmak üzere tüm paydaşlarda güven kaybına yol açabiliyor. Yasakla birlikte, satıcıların ani ve yoğun satış baskısı oluşturmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Uzatılan bu süre zarfında, piyasa oyuncularının daha rasyonel kararlar alması ve kısa vadeli dalgalanmalardan daha az etkilenmesi bekleniyor. Ayrıca, bu tedbirin sermaye piyasalarının uzun vadeli sağlığı ve sürdürülebilirliği açısından da kritik bir öneme sahip olduğu düşünülüyor.

Yatırımcı Beklentileri ve Gelecek Perspektifi

Piyasa analistleri, SPK'nın bu hamlesinin, yatırımcı güvenini yeniden tesis etme ve daha öngörülebilir bir piyasa ortamı yaratma yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Ancak, açığa satış yasağının ne kadar daha devam edeceği veya sonrasında hangi düzenlemelerin geleceği konusundaki belirsizlikler de sürüyor. Bazı kesimler, yasağın uzun sürmesinin piyasanın doğal işleyişini sekteye uğratabileceği endişesini taşırken, diğerleri ise mevcut ekonomik konjonktürde bu tür önlemlerin kaçınılmaz olduğunu savunuyor. 26 Haziran sonrasında SPK'nın atacağı adımlar, piyasaların yönünü belirlemede kritik bir rol oynayacak. Bu süreçte, yatırımcıların SPK'nın yapacağı ek açıklamaları yakından takip etmesi öneriliyor. Piyasaların yeniden dengelenmesi ve sağlıklı bir büyüme trendine girmesi için, hem denetleyici kurumun kararlılığı hem de piyasa aktörlerinin sağduyulu davranması büyük önem taşıyor. Bu uzatma kararının, özellikle kısa vadede yatırımcı psikolojisi üzerinde etkili olması bekleniyor.

Uluslararası Benzer Uygulamalar ve SPK'nın Rolü

Finansal piyasalarda yaşanan küresel krizler ve dalgalanmalar, dünya genelindeki düzenleyici otoriteleri benzer tedbirler almaya itebiliyor. SPK'nın Borsa İstanbul'daki açığa satış yasağını uzatma kararı, bu küresel eğilimle de paralellik gösteriyor. Ülkeler, kendi sermaye piyasalarının özgün koşulları ve risk profillerine göre farklı yaklaşımlar benimseyebiliyor. SPK'nın bu kararı, Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu ve sermaye piyasalarının dinamiklerini dikkate alarak verilmiş bir karar olarak değerlendiriliyor. Bu tür müdahaleler, piyasaların ani şoklara karşı direncini artırmayı ve finansal istikrarı sağlamayı hedefler. SPK'nın bu konudaki şeffaf iletişimi ve düzenli bilgilendirmeleri, piyasa katılımcılarının güvenini pekiştirecektir.

Ekonomi 27.07.2026 16:00 1 okunma

Altın Yatırımcıları Dikkat! Gram Altın Neden Ani Bir Düşüşe Geçti? Küresel Şok Etkisi Büyüyor!

Küresel jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki hareketlilik, dolar kurundaki yükselişle birleşerek gram altının değerini etkiledi. Yatırımcılar, haftaya düşüşle başlayan gram altının geleceği hakkında analizlere odaklandı.

Altın Yatırımcıları Dikkat! Gram Altın Neden Ani Bir Düşüşe Geçti? Küresel Şok Etkisi Büyüyor!

Haftanın başında yatırımcılar için kritik bir gelişme yaşandı. Cuma günü uluslararası piyasalarda ons altının değer kaybetmesine rağmen, yurt içinde dolar kurunda yaşanan dikkat çekici yükseliş, gram altının fiyatını desteklemişti. Ancak bu hafta itibarıyla tablo yeniden değişti. Gram altın, haftaya düşüşle başlayarak yatırımcılarını hem şaşırttı hem de düşündürdü.

Piyasalarda Beklenmedik Hareketlilik: Gram Altın Neden Değer Kaybediyor?

Saat 09.30 itibarıyla, gram altın önceki kapanışa göre %1,53'lük bir düşüş göstererek 6 bin 125,52 lira seviyesinden işlem görüyor. Bu ani düşüş, özellikle son dönemde altını güvenli liman olarak gören yatırımcılar arasında soru işaretleri oluşturdu. Piyasa analistleri, bu hareketliliğin arkasında yatan temel nedenleri araştırıyor. Çeyrek altın şu sıralarda 10 bin 72 lira, Cumhuriyet altını ise 40 bin 132 liradan alıcı buluyor.

Küresel Belirsizlikler Altının Ons Fiyatını Baskılıyor

Gram altındaki bu dalgalanmanın küresel ölçekteki yansımaları da göz ardı edilemez. Altının ons fiyatı, haftanın başında %1,42'lik bir düşüşle 4 bin 50,5 dolar seviyesine geriledi. Bu durum, altının hem gram bazında hem de uluslararası piyasalarda değer kaybettiğine işaret ediyor.

Jeopolitik Gerilimler ve Petrol Fiyatları: Altın Yatırımcılarının Kabusu Mu?

Piyasalardaki bu dalgalanmanın temelinde yatan en önemli faktörlerden biri, artan jeopolitik riskler. Özellikle Orta Doğu'da tansiyonun yükselmesi, küresel piyasalarda belirsizliği artırıyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari bir gemiye ateş açan İran'a karşı üçüncü saldırı turunun başlatıldığına dair bildirimler, bölgedeki gerilimin tırmandığını gösteriyor.

İran'ın, ABD'nin askeri hamlelerine karşı Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırması, petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden oldu. Bu durum, küresel enflasyon endişelerini yeniden alevlendirirken, merkez bankalarının para politikalarında şahin tutumlarını sürdürme ihtimalini artırdı. Tahvil faizleri ve dolar endeksinin yükselmesi, doğal olarak altın gibi geleneksel güvenli limanlar üzerinde baskı oluşturdu.

Petrol Fiyatlarındaki Artış ve Enflasyon Kaygıları

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi ve boğazdan geçen gemilere yönelik müdahaleleri, Brent petrolün varil fiyatını %4,1'lik bir artışla 79,1 dolara taşıdı. Bu durum, küresel ekonomiler için önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor ve enflasyonist baskıları artırma potansiyeli taşıyor. Yükselen petrol fiyatları, küresel tedarik zincirlerinde yeni aksamalara yol açabilir ve bu da genel ekonomik aktiviteyi olumsuz etkileyebilir.

Merkez Bankaları ve Faiz Politikaları: Altın Üzerindeki Baskı Artıyor

Petrol fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği enflasyon beklentileri, merkez bankalarını faiz artırımı konusunda daha temkinli olmaya itebilir. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinin 3 baz puan artışla %4,59'a yükselmesi ve dolar endeksinin %0,1 artışla 101,1 seviyesine çıkması, yatırımcıların riskli varlıklardan kaçınarak daha getirili ve güvenli limanlara yönelmesine neden oluyor. Ancak bu durum, altının ons fiyatı üzerinde doğrudan baskı yaratıyor ve gram altının değer kaybetmesine zemin hazırlıyor.

Yurt İçi Ekonomik Göstergeler ve Gelecek Beklentileri

Piyasa analistleri, bu hafta yurt içinde ödeme dengesi ve perakende satışlar verilerini yakından takip edeceklerini belirtti. Yurt dışında ise ABD'nin federal bütçe dengesi açıklanacak. AA Finans tarafından yapılan Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının mayıs ayında 1 milyar 127,5 milyon dolar açık vereceğini tahmin ediyor. Yıl geneli için ise cari işlemler açığı tahmininin 52 milyar 255 milyon dolar olması bekleniyor. Bu veriler, altının gelecekteki seyri hakkında ipuçları verebilir.

Özetle, gram altındaki son düşüşler, küresel jeopolitik gelişmeler, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve merkez bankalarının olası faiz politikaları gibi birçok faktörün karmaşık bir etkileşiminin sonucu olarak görülüyor. Yatırımcıların, önümüzdeki haftalarda bu gelişmeleri yakından izlemesi ve stratejilerini buna göre ayarlaması önem taşıyor.

Ekonomi 27.07.2026 15:30 1 okunma

MASAK'tan FETÖ Finansına Darbe: 84 Bin Analiz, 329 Bin Kişi Radarda!

MASAK, FETÖ'nün finans kaynaklarını kesmek için 2025 sonuna kadar 84 bin 724 analiz dosyasını tamamladı. Bu kapsamda 329 bin gerçek ve tüzel kişi hakkında hazırlanan raporlar adli makamlara sunuldu.

MASAK'tan FETÖ Finansına Darbe: 84 Bin Analiz, 329 Bin Kişi Radarda!

MASAK'tan FETÖ'nün Finansal Ağına Kapsamlı Darbe

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), terör örgütü FETÖ/PDY'nin finansal faaliyetlerini durdurmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Gerçekleştirilen operasyonlar ve analizler sonucunda, 2025 yılı sonuna kadar tam 84 bin 724 analiz dosyası başarıyla tamamlandı. Bu devasa veri setinin sonucunda, 329 bin 504 gerçek ve tüzel kişi hakkında detaylı analiz raporları hazırlandı ve yargı makamlarına teslim edildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan alınan bilgilere göre, bu çalışmalar, örgütün finansal yapısını çökertmeyi hedefliyor.

FETÖ Finansına Yönelik Sancılı Süreç ve Hukuki Mücadele

MASAK'ın FETÖ/PDY'nin finansal yapısına yönelik incelemeleri, 7-25 Aralık 2013 sürecinden sonra savcılıklar ve emniyet birimleriyle yakın iş birliği içinde başlatıldı. 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine kadar olan dönemde, örgütün mali faaliyetlerine yönelik soruşturmalar derinleştirildi. Bu süreçte, FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen pek çok şirkete kayyum atamaları gerçekleştirildi. Örgütün finans sektöründeki kritik oyuncularından biri olan Asya Katılım Bankası AŞ'nin de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmesi, bu mücadelenin önemli adımlarından biri oldu.

KHK'lar ve TMSF Devralmalarıyla FETÖ Varlıkları Tasfiye Edildi

15 Temmuz darbe girişiminin ardından, FETÖ'nün finansal gücünü kırmak amacıyla yürütülen çalışmalar büyük bir ivme kazandı. Yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) sayesinde, örgütün yurt içindeki ekonomik varlıklarının önemli bir kısmı kısa sürede kontrol altına alındı. Örgütle iltisaklı olduğu belirlenen eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları kapatıldı ve bağlantılı şirketlere TMSF tarafından kayyum olarak atamalar yapıldı. Bu kapsamda, 35 sağlık kurumu, 934 okul, 109 öğrenci yurdu, 104 vakıf, 1125 dernek, 15 üniversite ve 19 sendika kapatıldı. TMSF'nin yönetimine geçen 784 şirketin toplam aktif büyüklüğü 42,3 milyar lirayı buldu. Bu operasyonlar, FETÖ/PDY'nin sadece finansal değil, aynı zamanda insan kaynağına da ciddi bir darbe vurdu.

Yurt İçi ve Yurt Dışı Mal Varlıklarına Dondurma Kararları

FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında, örgütün yurt içi ve yurt dışındaki mal varlıklarının dondurulmasına yönelik de önemli adımlar atıldı. Bu çerçevede, 747 kişinin yurt içindeki mal varlığı donduruldu. Ayrıca, yabancı ülkelerdeki mal varlıklarının dondurulması talebi de ilgili ülkelere iletildi ve 251 kişi hakkında bu yönde adımlar atıldı. Dondurulan mal varlıklarının toplam değeri, yaklaşık 6 milyar 108 milyon lira, 2,5 milyon dolar ve 287 bin euro civarında olduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra, 875 gayrimenkul, 67 araç ve bir yat da dondurulan varlıklar arasında yer aldı.

Uluslararası İş Birliği ve Bilgi Paylaşımıyla Mücadele Genişletiliyor

MASAK, FETÖ ile mücadelesini uluslararası alanda da sürdürüyor. 2025 yılı içinde, 6.520 gerçek ve tüzel kişi hakkında istihbari nitelikte bilgi paylaşımları gerçekleştirildi. Yurt dışı muadil mali istihbarat birimleriyle yapılan iş birliği çerçevesinde, 583 gerçek ve tüzel kişiyle ilgili bilgi talepleri iletildi. MASAK, hem Türkiye'ye gelen yabancı heyetlere hem de yurt dışı ziyaretlerde FETÖ'nün finansal yapısı hakkında kapsamlı bilgilendirmeler yaparak, örgütün uluslararası alandaki faaliyetlerine karşı farkındalık yaratıyor.

Şüpheli İşlemlere Anında Müdahale: Binlerce İşlem Askıya Alındı

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında, MASAK ve ilgili kurumlar, şüpheli işlemlere anında müdahale etme yetkisini kullanıyor. FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğuna dair şüphe bulunan 2.137 işlem, 7 iş günü süreyle askıya alınarak incelenmeye başlandı. Bu tedbirler, terör örgütlerinin finansal akışını kesmek ve yasa dışı faaliyetlerini engellemek açısından büyük önem taşıyor.

Ekonomi 27.07.2026 14:30 1 okunma

Garanti BBVA'dan Dev Adım: 30 Milyon Dolarlık Tahvil İle İklim Değişikliğine Karşı Kalkan Oluşturuluyor!

Garanti BBVA, 30 milyon dolarlık 'Adaptasyon ve Dayanıklılık' temalı sürdürülebilir tahvil ihracını başarıyla tamamladı. İklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edecek projelere kaynak sağlayacak bu ihracın detayları...

Garanti BBVA'dan Dev Adım: 30 Milyon Dolarlık Tahvil İle İklim Değişikliğine Karşı Kalkan Oluşturuluyor!

Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman alanındaki öncü adımlarına bir yenisini ekleyerek, 'Adaptasyon ve Dayanıklılık' temalı tahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdi. 29 Haziran'da tamamlanan ve 371 gün vadeli olan 30 milyon ABD doları tutarındaki bu özel finansman modeli, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklara karşı dirençli projeleri desteklemeyi hedefliyor.

İklim Krizine Karşı Stratejik Finansman

Banka, BBVA Sürdürülebilir Borç Finansmanı Çerçevesi doğrultusunda hayata geçirdiği bu ihraçla, sürdürülebilirlik stratejisini daha da güçlendiriyor. Bu yeni finansman aracı, özellikle iklim değişikliğine adaptasyon ve dayanıklılık alanındaki kritik projelere kaynak aktarımını sağlayacak. Garanti BBVA, bu sayede hem çevresel sürdürülebilirliği destekliyor hem de ekonominin ve toplumun gelecekteki risklere karşı daha dirençli hale gelmesine katkıda bulunuyor.

Tahvil Gelirleri Nerelere Yönlendirilecek?

Bu özel tahvil ihracından elde edilen fonlar, oldukça geniş bir yelpazedeki çevresel ve sosyal projelerde kullanılacak. Başlıca kullanım alanları şunlardır:

  • İklim dayanıklı su altyapısı ve su yönetimi projeleri
  • Taşkın önleme ve yağmur suyu yönetimi altyapısı
  • Afetlere dayanıklı kamu altyapısı ve yeniden inşa çalışmaları
  • Dayanıklı kentsel dönüşüm ve altyapı güçlendirme projeleri
  • Acil durum hazırlığı ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi
  • Su idareleri ve kritik altyapıda dijitalleşme ve modernizasyon

Bu fonların, kaynak verimliliğini artırması ve çevresel sürdürülebilirliği pekiştirmesi hedefleniyor.

Genel Müdür Mahmut Akten'den Önemli Açıklamalar

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, iklim krizinin sadece düşük karbon ekonomisine geçişi değil, aynı zamanda mevcut sistemlerin ve altyapıların değişen koşullara uyumunu da zorunlu kıldığını belirtti. Akten, şunları söyledi:

“İklim krizi, yalnızca düşük karbon ekonomisine geçişi değil; aynı zamanda üretim sistemlerimizin, şehirlerimizin, doğal kaynaklarımızın ve altyapılarımızın değişen iklim koşullarına karşı daha dayanıklı hale getirilmesini de zorunlu kılıyor. Garanti BBVA olarak sürdürülebilir finansmanı, müşterilerimizin dönüşümünü desteklemenin yanında, ekonominin ve toplumun uzun vadeli dayanıklılığını artıracak stratejik bir araç olarak görüyoruz.”

Akten, “Adaptasyon ve Dayanıklılık temasıyla gerçekleştirdiğimiz 30 milyon dolar tutarındaki sürdürülebilir tahvil ihracımızla; su yönetiminden taşkın önlemeye, afet hazırlığından kritik altyapıların modernizasyonuna kadar geniş bir alanda somut etki yaratacak projelere kaynak sağlamayı hedefliyoruz. Garanti BBVA’nın sürdürülebilirlik vizyonuna, uluslararası sermaye piyasalarındaki deneyimine ve finansal sağlamlığına güvenen tüm yatırımcılarımıza teşekkür ediyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Sürdürülebilir Finansmanda Yeni Dönem

Garanti BBVA'nın bu yenilikçi tahvil ihracı, sürdürülebilir finansman modellerinin giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor. Banka, hem çevresel risklere karşı önlem almayı hem de toplumsal dayanıklılığı artırmayı hedefleyen bu tür projelerle, finans sektöründe örnek bir rol üstlenmeye devam ediyor. Yatırımcıların da giderek daha fazla çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) faktörlerine odaklanması, bu tür sürdürülebilir finansman araçlarına olan ilgiyi daha da artıracaktır.

Ekonomi 27.07.2026 12:30 1 okunma

Avrupa Yanarken Türkiye'den Klima İhracatında Rekor Artış: Sıcak Hava Dalgası Fırsata Dönüştü!

Avrupa'yı etkisi altına alan kavurucu sıcaklar, Türk iklimlendirme sektörüne ihracat kapılarını sonuna kadar araladı. Avrupa'daki ani ve yoğun klima talebi, Türkiye'nin üretim gücüyle birleşerek sektörde rekor artışlara yol açtı.

Avrupa Yanarken Türkiye'den Klima İhracatında Rekor Artış: Sıcak Hava Dalgası Fırsata Dönüştü!

Avrupa kıtasını etkisi altına alan ve rekor seviyelere ulaşan sıcak hava dalgaları, kıta genelinde yalnızca sağlık ve altyapı krizlerini tetiklemekle kalmadı, aynı zamanda önemli bir ekonomik fırsatı da beraberinde getirdi. Son dört yılda Avrupa'da sıcağa bağlı can kayıplarının arttığına dair veriler ve özellikle bu yılın Haziran ayındaki rekor sıcaklıkların binlerce ek ölüme yol açmış olabileceği tahminleri, hükümetleri yetersiz iklimlendirme politikaları nedeniyle sert eleştirilerin odağına yerleştirdi. Bu küresel iklim krizi dalgası, en beklenmedik alanlarda dahi tedarik zincirlerini ve piyasaları derinden etkileyerek küresel ticaret dinamiklerini değiştirmeye başladı.

Avrupa'nın Klima Krizi, Türk Sanayisine Can Suyu Oldu

Bu beklenmedik talep artışı, Türkiye'nin iklimlendirme sektörü için büyük bir fırsat penceresi açtı. Avrupa'daki perakende kanallarında belirli ürün gruplarında stokların hızla tükenmesi ve üreticilerden gelen acil sevkiyat talepleri, Türk iklimlendirme firmalarını harekete geçirdi. İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD) Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, Avrupa'daki durumla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Avrupa’daki perakende kanallarında bazı ürün gruplarında stoklar hızla tükeniyor ve üreticilerimizden ek tedarik talepleri geliyor. Türk iklimlendirme sektörü, güçlü üretim kapasitesi, kısa teslim süreleri ve Avrupa’ya olan coğrafi yakınlığı sayesinde bu artan talebe hızla cevap verebilen önemli tedarikçilerden biri konumunda” dedi. Korun, özellikle yaz aylarında mevcut siparişlere ek olarak gelen acil sevkiyat taleplerinde ciddi artışlar yaşandığını vurgulayarak, sektörün bu dönemsel yoğunluğa ne kadar hazırlıklı olduğunu gösterdi.

Sıcaklıklar Artıkça Klima İhracatı Katlanıyor

Avrupa ülkelerinde artan klima talebinin, iklim değişikliğinin etkileriyle her yıl daha da yükseldiği gözlemleniyor. Tunç Korun, bu yoğun talebin en fazla sıcak hava dalgalarından birinci derecede etkilenen İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan ve Portekiz gibi Güney Avrupa ülkelerinden geldiğini belirtti. Ancak, geçmişte klima kullanım oranının daha düşük olduğu ancak son yıllarda hızla arttığı Almanya, Hollanda, Belçika ve Birleşik Krallık gibi Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinde de konut ve ticari binalarda klima talebi iklim değişikliğinin etkisiyle önemli ölçüde yükseliş gösteriyor. The Guardian’ın paylaştığı veriler de bu durumu destekler nitelikte; İtalya ve İspanya’da evlerin yarısından fazlasında klima bulunurken, Fransa’da bu oran genel olarak yüzde 24 civarında seyrediyor. Kıta genelindeki bu altyapı açığı, bazı ülkelerde sosyal eşitsizlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Türk İklimlendirme Sektörünün İhracat Başarısı TİM Verilerine Yansıdı

Türkiye İklimlendirme Sanayi'nin bu ihracat başarısı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de net bir şekilde yansıdı. TİM verilerine göre, Haziran ayında Avrupa ülkeleri arasında en fazla ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,9 artışla Almanya'ya gerçekleştirildi ve 71,4 milyon dolara ulaştı. Bu ülkeyi sırasıyla yüzde 35,1 artışla İtalya (30,5 milyon dolar), yüzde 46,3 artışla Fransa (28,3 milyon dolar), yüzde 10,3 artışla Polonya (23,7 milyon dolar) ve yüzde 29,3 artışla İspanya (23 milyon dolar) takip etti. İklimlendirme sanayi ihracatının oransal bazda en fazla arttığı ülkeler ise dikkat çekiciydi. Finlandiya'da yüzde 130,7'lik muazzam bir artış yaşanırken, bu ülkeyi Hırvatistan (yüzde 97,3), Letonya (yüzde 96,1), Lüksemburg (yüzde 83,6) ve Malta (yüzde 74) izledi. Bu rakamlar, Türk ürünlerinin global pazarda ne kadar rekabetçi hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor.

İç Pazarda da Güçlü Büyüme Beklentisi

Avrupa'daki ihracat hareketliliğine paralel olarak, Türkiye iç pazarında da benzer bir büyüme grafiği gözlemleniyor. Tunç Korun, artan sıcaklıklar, iklim değişikliğinin etkileri ve yaşam konforuna yönelik beklentilerin yükselmesiyle birlikte split klima pazarının büyüme eğilimini sürdürdüğünü belirtti. Türkiye split klima iç pazarının 2024 yılında yaklaşık 2,5 milyon adet seviyesine ulaştığını, 2025 yılında ise güçlü talebin etkisiyle 3 milyon adet seviyelerine yaklaşacağını öngördüklerini ifade etti. 2026'nın ilk yarısında da bu pozitif seyrin devam ettiğini kaydeden Korun, mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar, yaz sezonunun erken başlaması ve tüketicilerin enerji verimli cihazlara yönelimiyle pazarın ilk altı ayda çift haneli büyüdüğünü belirtti. Yıl genelinde de 3 milyon adetlik seviyenin korunacağını, hava sıcaklıkları ve ekonomik koşullara bağlı olarak bu rakamın üzerine de çıkılabileceğini öngördüklerini sözlerine ekledi.

Uzmanlardan Sezon Öncesi Klima Alımı Uyarısı

Klimaların teknolojik dönüşümüne de değinen Korun, günümüzde satılan split klimaların tamamının aynı zamanda birer ısı pompası olduğunu ve bu sayede sadece yazın soğutma değil, kışın da yüksek enerji verimliliğiyle ısıtma sağlayabildiğini vurguladı. Tüketicilere yönelik önemli bir uyarıda bulunan Korun, yaz aylarındaki yoğunluktan ve olası stok sorunlarından mağduriyet yaşamamaları için ihtiyaçlarını son sıcak dalgalarını beklemeden planlamaları gerektiğini belirtti. İlkbahar aylarında veya sezon öncesinde yapılan satın alma ve montaj işlemlerinin hem servis sürelerini kısalttığını hem de daha geniş ürün seçeneği sunduğunu ekledi. Bu durum, hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler için stratejik bir planlama gerekliliğini ortaya koyuyor.