--° -- --/--°
Teknoloji 17.07.2026 20:32 1 okunma

Elektrikli Araç Sahipleri Dikkat! Tesla Supercharger Fiyatlarına ŞOK Zammı! İşte Yeni Tarifeler!

Tesla'nın Türkiye'deki Supercharger şarj istasyonlarında geçerli olacak yeni fiyat tarifeleri açıklandı. Nisan ayındaki güncellemenin ardından yapılan yeni zamlarla birlikte, elektrikli araç kullanıcılarının şarj maliyetleri önemli ölçüde arttı.

Elektrikli Araç Sahipleri Dikkat! Tesla Supercharger Fiyatlarına ŞOK Zammı! İşte Yeni Tarifeler!

Tesla Şarj Ağında Cebi Yakacak Güncelleme!

Elektrikli otomobil ekosisteminin vazgeçilmez bir parçası haline gelen Tesla Supercharger istasyonlarında şaşırtıcı bir fiyat güncellemesi yapıldı. Nisan ayında yapılan son düzenlemenin ardından, Türkiye genelindeki şarj ücretlerine yeniden zam geldi. Bu yeni tarifelerle birlikte, hem Tesla marka araç sahipleri hem de diğer elektrikli otomobil kullanıcıları daha yüksek maliyetlerle karşılaşacak. Yapılan son güncelleme, şarj birim fiyatlarını 10 TL seviyesinin üzerine taşıdı.

Tesla ve Diğer Markalar İçin Yeni Fiyatlandırma Nasıl?

Yapılan son zamlarla birlikte, Tesla marka araç sahipleri için Supercharger şarj istasyonlarında geçerli olan birim fiyat 9,90 TL'den 10,40 TL'ye yükseldi. Bu, araç sahipleri için oldukça önemli bir maliyet artışını işaret ediyor. Tesla dışındaki elektrikli otomobil markalarına ait araçlar için ise durum daha da belirgin bir artışla karşımıza çıkıyor. Daha önce 12,30 TL olan birim şarj maliyeti, yeni tarifeyle birlikte 13 TL'ye ulaştı. Her iki kullanıcı grubu için de ortalama olarak yüzde 5 civarında bir fiyat artışı söz konusu.

Neden Fiyatlar Artıyor? Enerji Piyasasındaki Dalgalanmalar ve Maliyet Baskısı

Elektrikli araçların yaygınlaşmasında kritik rol oynayan hızlı şarj ağlarının maliyetlerinde yaşanan bu artışların arkasında birden fazla faktör yatıyor. Enerji piyasasındaki dalgalanmalar, elektrik dağıtım bedellerindeki değişimler ve operasyonel giderlerdeki artışlar, şarj istasyonu operatörlerini fiyat politikalarını gözden geçirmeye zorluyor. Özellikle Türkiye'deki elektrikli araç pazarının hızla büyümesi, altyapı yatırımlarının ve bakım-onarım süreçlerinin maliyetini de artırıyor. Yüksek voltajlı şarj ünitelerinin teknolojik güncellemeleri ve enerji tedarikindeki fiyat istikrarının sağlanması gibi unsurlar, doğrudan son kullanıcıya yansıyan maliyetleri etkiliyor.

Elektrikli Araç Sahiplerini Neler Bekliyor?

Tesla'nın Supercharger ağını diğer marka elektrikli araç kullanıcılarına da açması, sektörde olumlu bir gelişme olarak görülse de, bu hizmetin kullanımında araç markasına göre farklı tarifeler uygulanması dikkat çekiyor. Tesla sahipleri, araçları ve şarj altyapısı arasındaki sıkı entegrasyon sayesinde genellikle daha avantajlı fiyatlarla şarj imkanına sahip oluyor. Ancak, bu tür düzenli fiyat güncellemeleri, elektrikli araç sahiplerinin aylık ulaşım bütçelerini doğrudan etkiliyor. Uzun yolculuk planları yapan sürücüler, bu maliyet değişikliklerini göz önünde bulundurarak rotalarını ve şarj noktalarını daha dikkatli planlamak durumunda kalıyor. Gelecekte, Türkiye genelindeki şarj ağı kapasitesinin artmasıyla birlikte, bu tür operasyonel maliyetlerin daha optimum seviyelere çekilmesi ve şarj çözümlerinin daha erişilebilir hale gelmesi, otomobil tutkunlarının en büyük beklentisi olmaya devam ediyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 17.07.2026 22:03 0 okunma

2025'te 5.4 Milyon Kişiyi Yerinden Eden Dehşet: Birleşmiş Milletler'den Yürek Burkan Rapor

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), 2025 yılında dünya genelinde 5.4 milyon insanın savaş, şiddet ve zulümden kaçarak yeni bir hayata sığınmak zorunda kaldığını açıkladı. Bu rakam, küresel insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.

2025'te 5.4 Milyon Kişiyi Yerinden Eden Dehşet: Birleşmiş Milletler'den Yürek Burkan Rapor

Dünya Çapında Büyük Göç Dalgası: 2025 Yılında 5.4 Milyon İnsan Evinden Oldu

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından yayınlanan son rapor, 2025 yılında dünya genelinde yaşanan insani trajedinin boyutlarını gözler önüne serdi. Rapora göre, yalnızca bu yıl içerisinde 5.4 milyon insan, hayatlarını tehdit eden şiddet, çatışma ve zulümden kaçarak başka ülkelere sığınmak durumunda kaldı. Bu rakam, küresel barış ve istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha acı bir şekilde hatırlatıyor.

Şiddetin Gölgesinde Bir Yaşam Mücadelesi

BMMYK'nın detaylandırdığı verilere göre, yerinden edilmelerin büyük çoğunluğu, devam eden askeri çatışmalar ve iç karışıklıkların yaşandığı bölgelerde gerçekleşti. Bu insanlar, bombalardan, kurşunlardan ve temel insan haklarının yok sayıldığı koşullardan kaçarak, belirsiz bir geleceğe doğru umut yolculuğuna çıktılar. Sığınmacıların karşılaştığı zorluklar ise sadece başlangıç noktasında bitmiyor; yeni bir ülkede güvenlik bulmak, barınma, gıda ve sağlık hizmetlerine erişmek de ayrı bir mücadele gerektiriyor. Kadınlar ve çocuklar, bu göç dalgasında en kırılgan grupları oluşturuyor ve şiddet ile istismara karşı büyük risk altındalar.

Küresel Kapasite ve Acil İhtiyaçlar

Birleşmiş Milletler, bu devasa insani krize yanıt verebilmek için uluslararası toplumun daha fazla harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor. Yerinden edilmiş kişilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması, uzun vadeli çözümlerin bulunması ve göçün temel nedenleriyle mücadele edilmesi büyük önem taşıyor. Raporda, özellikle altyapısı çökmüş bölgelerdeki insani yardım operasyonlarının ne denli zorlu olduğu belirtilirken, uluslararası yardım kuruluşlarının finansal ve lojistik destek ihtiyacının arttığına dikkat çekildi. BMMYK, 2025 yılı için belirlenen yardım hedeflerine ulaşılması gerektiğini ve aksi takdirde milyonlarca insanın daha da zorlu koşullarla karşı karşıya kalacağını ifade ediyor. Bu durum, sadece insani bir görev değil, aynı zamanda küresel güvenlik ve istikrar açısından da kritik bir öneme sahip.

Geleceğe Yönelik Endişeler ve Çözüm Yolları

Artan çatışmalar ve küresel iklim değişikliğinin tetiklediği göçler göz önüne alındığında, önümüzdeki yıllarda bu rakamların daha da artması bekleniyor. Uzmanlar, kalıcı çözümler için sadece yardım odaklı yaklaşımların yeterli olmayacağını, barış süreçlerinin desteklenmesi, ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi ve insan haklarının korunmasının önceliklendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda, uluslararası diplomasi ve işbirliği mekanizmalarının güçlendirilmesi, çatışmaların önlenmesi ve barışçıl yollarla çözülmesi hayati önem taşıyor. Rapor, bir kez daha dünyaya, şiddetin döngüsünü kırmak ve herkes için daha güvenli bir gelecek inşa etmek adına acil ve kararlı adımlar atılması çağrısında bulunuyor.

Ekonomi 17.07.2026 20:04 1 okunma

Bakan'dan Bartın İçin Kritik Açıklama: Üretim ve İstihdam Devrimi Kapıda!

Bakan Işıkhan, Bartın'da çalışma hayatı buluşmalarında önemli açıklamalarda bulundu. Üretim, yatırım ve istihdamı artıracak yeni politikalar müjdelendi. Bartın'ın potansiyeli ve İŞKUR verileriyle Türkiye ekonomisine katkısı vurgulandı.

Bakan'dan Bartın İçin Kritik Açıklama: Üretim ve İstihdam Devrimi Kapıda!

Bartın'da Üretim ve İstihdam Hamlesi: Bakan Işıkhan'dan Kritik Mesajlar

Amasra'da düzenlenen 'Türkiye Yüzyılı'nda Çalışma Hayatı Buluşmaları' programında önemli açıklamalarda bulunan Bakan Vedat Işıkhan, iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelmenin ve sahadaki ihtiyaçları ilk ağızdan dinlemenin önemini vurguladı. Politika üretim süreçlerinde geri bildirimlerin yol haritalarını güçlendirdiğini belirten Bakan Işıkhan, Bartın'ın sahip olduğu eşsiz potansiyele dikkat çekti. Bir yanda Karadeniz'e açılan güçlü limanı, diğer yanda sanayi, ticaret, tarım ve ormancılık birikimiyle öne çıkan Bartın'ın, Amasra'nın tarihi ve turizm zenginliği ile Küre Dağları'nın doğal mirasıyla ülkenin gözbebeği şehirlerinden biri olduğunu ifade etti.

Global Rekabet Ortamında İş Dünyasının Rolü

Küresel ekonomide artan rekabet ve belirsizlik ortamında en büyük gücün üreten, yatırım yapan ve istihdam oluşturan iş dünyası olduğunu belirten Bakan Işıkhan, işletmelerin büyümesinin şehirlerin geleceğini inşa ettiğini, ailelerin geçimine katkı sağladığını ve ülkenin kalkınmasına destek olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Bakanlık olarak işverenlerin önünü açacak, vatandaşların istihdamını artıracak ve çalışma hayatını güçlendirecek politikaların kararlılıkla uygulandığını vurguladı.

Bartın'da İstihdam Verileri ve İŞKUR'un Başarısı

TR-81 Bölgesi'nin, yani Bartın'ın da içinde bulunduğu bölgenin istihdam ve iş gücüne katılım oranlarına dair çarpıcı veriler paylaşıldı. Bölgede istihdam oranı yüzde 46,7, iş gücüne katılım oranı ise yüzde 52 seviyesinde gerçekleşti. İstihdamın yaklaşık %28'inin sanayide, yarısından fazlasının ise hizmet sektöründe yer alması, bölgenin dengeli ekonomik yapısını gözler önüne seriyor.

İŞKUR aracılığıyla Bartın'da yürütülen çalışmaların başarısı da dikkat çekiciydi. 2002 yılında sadece 118 vatandaşın işe yerleştirilmesine aracılık edilirken, 2025 yılında bu sayının 3 bin 626'ya yükselmesi büyük bir sıçramayı gösteriyor. 2002'den bugüne kadar toplam 52 bin 917 Bartınlı istihdama kazandırıldı. Bu yılın ilk 5 ayında 2 bin 43 açık iş talebinin İŞKUR'a iletilmesi, Bartın'daki üretim ve yatırım canlılığının önemli bir kanıtı.

Sürdürülebilir kalkınmanın temel taşı olan nitelikli iş gücü için Bartın'da önemli adımlar atıldı. Bugüne kadar 19 bin 283 vatandaş aktif iş gücü programlarından yararlandı. Mesleki eğitim kursları ile 7 bin 834 kişi yeni beceriler kazanırken, işbaşı eğitim programları sayesinde 9 bin 600 kişi iş hayatına deneyimle adım attı. İş Kulübü'nün özellikle gençler, kadınlar ve dezavantajlı grupların iş gücü piyasasına katılımını desteklediği belirtildi.

Sosyal Devlet Anlayışı ve Bartın'a Yapılan Yatırımlar

Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak, vatandaşların zor zamanlarında da desteklendiği vurgulandı. Kısa çalışma ödeneğinden işsizlik ödeneğine, nakdi ücret desteğinden ücret garanti fonuna kadar birçok uygulama ile hem çalışanların hem de işverenlerin yanında olunduğu ifade edildi.

Sosyal güvenlik alanındaki gelişmeler de Bartın'ın büyümesini destekliyor. 2002'de 26 bin 852 olan aktif sigortalı sayısı, bugün 53 bin 748'e ulaşarak iki katına çıktı. Kayıtlı istihdamın son 24 yılda önemli ölçüde artması, ekonominin daha sağlıklı bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. İl genelinde faaliyet gösteren 4 bin 876 iş yeri, 2 milyar liraya yakın teşvikten yararlandı. Bu desteklerin üretime, yatırıma ve istihdama önemli katkılar sunduğuna inanılıyor.

Geleceğe Güven: Güçlü Bartın, Güçlü Türkiye

Bakan Işıkhan, Bartın'ın geleceğine duyduğu güveni yineledi. Sanayisi, turizmi, limanı, doğal kaynakları ve girişimci insanlarıyla Bartın'ın önünde çok güçlü bir gelecek olduğuna inandığını belirtti. Bakanlık olarak üretimin, yatırımın ve istihdamın önünü açacak her türlü adımı atmaya devam edeceklerini, çalışma hayatını güçlendireceklerini ve iş dünyasının yanında olacaklarını söyledi. 'Güçlü Bartın, güçlü Batı Karadeniz demektir. Güçlü Batı Karadeniz ise güçlü Türkiye demektir' diyerek sözlerini tamamlayan Bakan Işıkhan, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ancak kamu ile özel sektörün ortak hedef doğrultusunda birlikte yürümesiyle ulaşılabileceğinin altını çizdi. Programa Bartın Valisi Nurtaç Arslan, AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, İl Emniyet Müdürü Hüseyin Adatepe, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Mehmet Baykal, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan ve çok sayıda iş insanı katıldı.

Gündem 17.07.2026 19:33 1 okunma

Babası Yıllarca Peşini Bırakmadı: O Cinayet Dosyasındaki Son Perde Kapandı, Tüm Şüpheliler İçeride!

İzmir'de 2018'de bir inşaat şantiyesinde cansız bedeni bulunan Dorukhan Büyükışık cinayetinde, firari son şüpheli de yakalanarak tutuklandı. Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın mücadelesi sonuç verdi, dosyadaki 26 şüpheli de cezaevine gönderildi.

Babası Yıllarca Peşini Bırakmadı: O Cinayet Dosyasındaki Son Perde Kapandı, Tüm Şüpheliler İçeride!

İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında vahşi bir cinayete kurban giden 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık dosyasında altı yıl süren adalet mücadelesi nihayet sonuçlandı. Olayın ilk etapta intihar veya yüksekten düşme olarak kayıtlara geçmesi, acılı baba Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın yılmak bilmeyen çabaları sayesinde gerçeğin aydınlatılmasına engel olamadı. Kendi topladığı deliller, kamera kayıtlarındaki çelişkiler ve hazırlattığı uzman raporlarıyla olayın bir cinayet olduğunu kanıtlayan baba Büyükışık, faillerin yakalanması için adeta seferber oldu.

Adaletin Peşinde Yıllar Süren Mücadele

Dorukhan Büyükışık'ın cansız bedeninin 13 Mayıs 2018'de bir inşaat şantiyesinde bulunmasının ardından başlatılan soruşturma, ilk başta şüpheli ölümler kategorisinde değerlendirilmişti. Ancak Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın olay yerindeki delillerin karartılmaya çalışıldığına dair şüpheleri ve bağımsız araştırmaları, olayın sıradan bir kaza olmadığını ortaya koydu. Baba Büyükışık'ın talepleri ve sunduğu yeni deliller doğrultusunda soruşturma, cinayet ekseninde derinleştirildi. Bu süreçte, olayın üzerindeki sis perdesini aralamak için geniş çaplı operasyonlar düzenlendi ve çok sayıda şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

Son Şüpheli de Yakalandı: Dosya Tamamen Kapanıyor

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinesinde yürütülen ve İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin büyük titizlikle takip ettiği soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Yıllardır firari olarak aranan ve dosyanın kilit isimlerinden olduğu düşünülen İbrahim Kazmacı'nın Türkiye'ye döneceği bilgisine ulaşan güvenlik güçleri, Edirne Kapıkule Sınır Kapısı'nda nokta atışı bir operasyon gerçekleştirdi. Yurtdışından ülkeye giriş yaparken sistemde kayıtlı yakalama kararı üzerine gözaltına alınan Kazmacı, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanan Kazmacı, cezaevine gönderildi.

Tüm Şüpheliler Tutuklandı: Adalet Yerini Buldu!

İbrahim Kazmacı'nın tutuklanmasıyla birlikte, Dorukhan Büyükışık dosyasında hakkında işlem yapılan toplam 26 şüphelinin tamamı cezaevine gönderilmiş oldu. Bu şüpheliler hakkında 'kasten öldürme', 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' ve 'yalan tanıklık' gibi ciddi suçlamalar bulunuyor. Altı yıl süren ve bir babanın adalet arayışıyla şekillenen bu süreç, tüm faillerin adalete teslim edilmesiyle tamamlanmış oldu. Soruşturmanın detayları ve yargılama süreci kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Bu gelişme, benzer kayıplar yaşayan aileler için de umut ışığı olmaya devam edecek.

Gündem 17.07.2026 19:03 1 okunma

Erdoğan'dan İsrail'e Ağır Sözler: 'Kan ve Gözyaşı Fabrikası!' Gazze'ye Destek Mesajı Yükseldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri töreninde İsrail yönetimini sert sözlerle eleştirerek, 'ham maddesi kan ve gözyaşı olan fitne üretim fabrikası' olarak nitelendirdi. Gazze'ye yönelik yardımların sürdüğünü belirten Erdoğan, Türk milletinin erdemini vurguladı.

Erdoğan'dan İsrail'e Ağır Sözler: 'Kan ve Gözyaşı Fabrikası!' Gazze'ye Destek Mesajı Yükseldi

Türk Kızılay'ın 158. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen ödül törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmada gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Törene katılan Kızılay çalışanları ve destek veren vatandaşları selamlayan Erdoğan, Türk milletinin dayanışma kültürünü ve Kızılay'ın bu misyondaki rolünü övdü.

Tarihin Her Sayfasında Türk Milleti'nin Erdemi Vurgulandı

Konuşmasına, "Kızılay'ın her bir mensubuna sevgilerimi, selamlarımı gönderiyorum. Kızılay'a canından can katan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum." diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay'ın 158 yıllık köklü geçmişine dikkat çekti. Bu anlamlı günde, "Tarihte Türk milletinin olduğu her sayfada erdem var. Hamurumuzun özü dayanışmadır." ifadeleriyle milletinin asil karakterini ve yardımseverlik geleneğini ön plana çıkardı. İyilik yapma gayesinin Türk milletinin milli seciyesi olduğunu belirten Erdoğan, mazlum ve mağdura dil, din, mezhep ayrımı gözetmeksizin yardım ulaştırmanın birincil görevleri olduğunu vurguladı.

Erdoğan'dan Netanyahu'ya Sert Tepki: 'Fitne Üretim Fabrikası'

Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden birinde, İsrail Başbakanı Netanyahu ve İsrail yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut İsrail yönetimini topa tuttu. Erdoğan, "İsrail mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı olan bir fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür." diyerek duruma tepki gösterdi. Coğrafyamıza saldıranların, kan kokusu almış köpekbalıkları gibi davrandığını söyleyen Erdoğan, döktükleri kanın hesabını eninde sonunda vereceklerini ve mazlumların ahının zalimleri yakalayacağını ifade etti. Bu sert çıkış, bölgedeki gerilimin ve insani krizin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Gazze'ye Destek Sürüyor: Kızılay'dan Dev Yardımlar

Erdoğan, İsrail'in Siyonist soykırım şebekesi tarafından saldırıların sürdüğü Gazze'deki insani duruma da değindi. Türk Kızılay'ın bu zorlu süreçte bölgeye sağladığı desteklere dikkat çeken Cumhurbaşkanı, "Bugüne kadar Kızılay'ımız 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. Gazze'de günlük 30 bin kişiye yemek dağıttı." bilgilerini paylaştı. Ateşkes sonrası da çocuklara yönelik faaliyetlerin sürdüğünü belirten Erdoğan, Kızılay'ın Lübnan gibi Siyonist barbarlığın hedefi olan diğer bölgelerdeki gayretleriyle de milletin yüzünü ağarttığını sözlerine ekledi.

'Protürk Projesi'yle Kritik İlaç Üretimi Yerli ve Milli Olacak

Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde, Türkiye'nin sağlık alanındaki atılımlarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Protürk projesi' hakkında bilgi verdi. Bu projeyle, kandan elde edilen kritik ilaçların Türkiye'de üretileceğini açıklayan Erdoğan, böylece Türkiye'nin plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dahil olacağını belirtti. Yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasının kendi tesislerinde imal edileceğini ve bu sayede 1 milyar liralık ithalat maliyetinin sıfırlanacağını dile getirdi. Bu adım, Türkiye'nin sağlıkta kendi kendine yeterliliğini artırma yolunda önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Gündem 17.07.2026 17:35 1 okunma

Fırsat Kapısı Aralandı: 18 İl Girişimcisi İçin 45 Milyon Avro'luk Hibe Destekleri Başlıyor!

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın desteğiyle hayata geçen ENHANCER Pro Projesi, 18 ildeki yenilikçi girişimcileri hedefleyerek 45 milyon avro hibe sağlayacak. Proje, bölgedeki girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Fırsat Kapısı Aralandı: 18 İl Girişimcisi İçin 45 Milyon Avro'luk Hibe Destekleri Başlıyor!

Türkiye'nin inovasyon ve girişimcilik ekosistemini güçlendirme yolunda dev bir adım atıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın güçlü desteğiyle hayata geçirilen ENHANCER Pro Projesi, 18 farklı ilde faaliyet gösteren veya göstermeyi hedefleyen yenilikçi girişimcilere 45 milyon avro'luk devasa bir hibe desteği sunacak. Bu önemli proje, Türkiye'nin dört bir yanındaki potansiyeli ortaya çıkarmayı ve bölgesel kalkınmayı hızlandırmayı hedefliyor.