--° -- --/--°
Teknoloji KÖŞE YAZISI 10.07.2026 05:00 1 okunma

Binance Avrupa'da Vites Değiştiriyor: MiCA Lisansı Alamayan Dev Borsa Faaliyetlerini Durduruyor! Kripto Yatırımcıları Dikkat!

Avrupa Birliği'nin yeni kripto düzenlemeleri MiCA kapsamında lisans alamayan dev kripto para borsası Binance, 30 Haziran itibarıyla bölgedeki faaliyetlerini askıya alacağını duyurdu. Bu karar, binlerce yatırımcıyı ve sektörü yakından ilgilendiriyor.

Binance Avrupa'da Vites Değiştiriyor: MiCA Lisansı Alamayan Dev Borsa Faaliyetlerini Durduruyor! Kripto Yatırımcıları Dikkat!

Dünyanın en büyük kripto para borsası konumunda bulunan Binance, Avrupa Birliği (AB) genelinde zorunlu hale gelen MiCA (Markets in Crypto-Assets Regulation) lisansını temin edememesi üzerine kritik bir karar aldı. Şirket, 30 Haziran 2026 tarihinden itibaren AB ülkelerindeki faaliyetlerini geçici olarak durduracağını açıkladı. Bu beklenmedik gelişme, kripto para piyasalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, binlerce kullanıcının geleceği hakkında soru işaretleri belirdi.

MiCA Düzenlemeleri ve Binance'in Kararı

Avrupa Birliği, kripto para ekosistemini daha şeffaf, güvenli ve düzenli hale getirmek amacıyla MiCA düzenlemelerini hayata geçiriyor. 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girecek olan bu yeni kurallar çerçevesinde, bölgede hizmet veren tüm kripto varlık hizmet sağlayıcılarının yetkili mercilerden lisans alması zorunlu tutuluyor. Aksi halde ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalınması öngörülüyor. Binance'in bu düzenlemelere uyum sürecinde yaşadığı zorluklar dikkat çekiyor. Şirketin Yunanistan üzerinden yaptığı ve tüm AB'yi kapsayacak şekilde yetkilendirilme başvurusu, geçtiğimiz hafta reddedildi. Bu ret kararının ardından Binance, Yunanistan'daki başvurusunu geri çekerek farklı bir üye ülkede yeniden yetkilendirme sürecine odaklanma kararı aldı.

Binance'den Kullanıcılara E-posta: Varlıkları Çekme Süreci Başlıyor

Polonya, İtalya, İspanya ve Fransa gibi yerel lisanslara sahip olduğu ülkelerdeki kullanıcılarına gönderilen bilgilendirme e-postalarında, MiCA lisansına zamanında ulaşılamayacağı ve bu nedenle 30 Haziran'a kadar faaliyetlerin durdurulacağı açıklandı. Kullanıcılara, mevcut varlıklarını nasıl çekecekleri konusunda detaylı bilgilendirmeler yapılmaya başlandı. Binance yönetimi, Avrupa pazarının kendileri için stratejik önemini koruduğunu ve MiCA çerçevesine uyum sağlama konusundaki kararlılıklarının tam olduğunu belirtti. Şirket yetkilileri, önümüzdeki aylarda gerekli lisansı alarak faaliyetlerine yeniden başlama konusunda iyimser olduklarını ifade ettiler.

Ret Kararının Arkasındaki Nedenler ve Sektördeki Rekabet

Yunanistan'dan gelen ret kararının ardında, şirketin kara para aklama (AML) süreçlerindeki kontroller ve eski CEO Changpeng Zhao'nun (CZ) uygunluk testlerindeki endişeler gibi faktörlerin yattığı belirtiliyor. Binance, daha önce de Fransa'da benzer kara para aklama iddiaları nedeniyle adli soruşturmalarla karşı karşıya kalmış, bu durum şirketin imajını olumsuz etkilemişti. Binance'in Avrupa'daki bu adımı, bölgede halihazırda lisanslı olarak faaliyet gösteren Bitpanda ve OKX gibi rakip firmalar için önemli bir fırsat olarak görülüyor. Rakip borsaların kurucuları, sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamalarda, kendi düzenlemelere uyumlu ve güvenli hizmet modellerini vurgulayarak potansiyel müşterilere ulaşmaya çalışıyor.

Gelecek Beklentileri ve Kullanıcı Güvenliği

Binance'in Eş CEO'su Richard Teng, şirketin düzenleyici kurumlarla iş birliği yapma konusunda yapıcı bir yaklaşım sergilediğini ve adil, öngörülebilir bir Avrupa düzenleyici çerçevesi içinde faaliyet göstermeye hazır olduklarını yineledi. Teng, kullanıcı varlıklarının güvende olduğunu ve etkilenen kullanıcılarla birebir iletişim halinde olduklarını vurguladı. Kullanıcıların 1 Temmuz tarihine kadar varlıklarını çekmeleri yönünde bir zorunluluk bulunmadığının altını çizdi. Kripto para piyasalarının geleceği, bu tür düzenleyici adımlarla şekillenirken, Binance'in bu zorlu süreci nasıl atlatacağı ve Avrupa pazarındaki konumu ne olacak, yakından takip edilecek.

Gizem Kaya

Gizem Kaya

Teknoloji & Gelecek Vizyonu

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 10.07.2026 05:32 0 okunma

ABD'nin Ekonomik Geleceği Şekilleniyor: Kredi Notu Sabit Kaldı Ama S&P Kritik Uyarılarda Bulundu!

Uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P, ABD'nin kredi notunu AA+ seviyesinde sabit tuttu. Ancak, gelecek için bütçe açıkları ve borç yüküyle ilgili önemli risklere dikkat çekildi.

ABD'nin Ekonomik Geleceği Şekilleniyor: Kredi Notu Sabit Kaldı Ama S&P Kritik Uyarılarda Bulundu!

Uluslararası finans dünyasının yakından takip ettiği Standard & Poor's (S&P) Kurumu, Birleşik Devletler'in ekonomik sağlığına dair son değerlendirmesini kamuoyu ile paylaştı. Yapılan açıklamada, ABD'nin uzun vadeli kredi notunun 'AA+', kısa vadeli kredi notunun ise 'A-1+' olarak teyit edildiği bildirildi. Bu karar, ülkenin finansal istikrarına dair mevcut güvenin devam ettiğini gösterirken, kurumun ekonomik görünümü ise 'durağan' olarak korundu.

ABD Ekonomisinin Dirençlilik Testi

S&P'nin raporu, ABD ekonomisinin iç ve dış politikalardaki değişimlere rağmen sahip olduğu dayanıklılığı ve gücü koruyacağına dair güçlü bir öngörüyü yansıtıyor. Kurumun analizine göre, özellikle tarifelerden elde edilen güçlü gelirler gibi vergi kalemlerindeki sağlam performans, mali görünümde yaşanabilecek potansiyel bozulma riskini sınırlamakta kilit rol oynuyor. Bu durum, bütçe açıklarının önümüzdeki birkaç yıl boyunca yüksek ancak kontrol edilebilir seviyelerde kalacağı beklentisini destekliyor.

Borç Yükü ve Bütçe Açıkları: Geleceğe Yönelik Zorluklar

Raporda dikkat çeken önemli bir nokta ise ülkenin artan borç yükü ve bütçe açıkları. Yapısal olarak artış gösteren faiz giderleri ve nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak ortaya çıkan harcama baskısı göz önüne alındığında, S&P, genel yönetimin net borcunun 2029 yılına kadar Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yaklaşık yüzde 100'üne ulaşmasını bekliyor. Bu projeksiyon, ABD'nin mali sürdürülebilirliği açısından önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor ve gelecekteki mali politikaların bu dengeyi korumada kritik bir rol oynayacağını gösteriyor.

Olası Riskler ve Not İndirimi Senaryoları

S&P, notun düşürülmesine yol açabilecek potansiyel risklere de ışık tuttu. Raporda, önümüzdeki iki yıl içinde harcamaların öngörülenin üzerinde seyretmesi veya vergi mevzuatındaki değişikliklerin gelirler üzerindeki etkisinin etkin yönetilememesi durumunda, bütçe açıklarının beklentilerin üzerine çıkabileceği ve bunun da kredi notunun aşağı yönlü revize edilmesine neden olabileceği uyarısı yapıldı. Bu analiz, Hazine Bakanlığı ve Kongre'nin mali disiplini sağlama konusundaki adımlarının önemini bir kez daha vurguluyor.

Peki Ya Not Yükselişi? Umut Işıkları Neler?

Ancak raporda sadece riskler değil, aynı zamanda iyimser senaryolar da mevcut. S&P, gelecek iki ila üç yıl içinde etkin ve proaktif kamu politikaları sayesinde mali performansın iyileşmesi, genel yönetim bütçe açıklarının kayda değer ölçüde azaltılması ve kamu borcunun düşüş eğilimine girmesi halinde kredi notunun yükseltilebileceğine de işaret etti. Güçlü uzun vadeli ekonomik büyüme beklentileri ve sıkı mali tedbirlerin bir araya gelmesiyle, ülkenin net borç yükündeki artışın yavaşlayabileceği ve bu durumun ABD'nin küresel kredi itibarını daha da güçlendirebileceği belirtildi. Kurum, ABD ekonomisinin 2026'da yüzde 2,1 ve 2027'de yüzde 1,9 oranında büyümesini öngörüyor.

Bu gelişmeler, küresel finans piyasaları ve yatırımcılar açısından yakından takip edilecek. S&P'nin kararları ve uyarıları, ABD'nin mali geleceğine dair önemli ipuçları sunmaya devam edecek.

Ekonomi 10.07.2026 04:32 1 okunma

Milyarlar Akıyor: Çin'in Ekonomik Devrimi Şaşırttı! 2026'da Rekor Cari Fazla Kapıda

Çin'in 2026'nın ilk çeyreğinde 184,3 milyar dolarlık devasa bir cari fazla elde ettiği açıklandı. Bu rakam, ülkenin küresel ekonomideki yerini daha da sağlamlaştırıyor.

Milyarlar Akıyor: Çin'in Ekonomik Devrimi Şaşırttı! 2026'da Rekor Cari Fazla Kapıda

Çin ekonomisinden gelen son veriler, küresel piyasalarda yankı bulmaya devam ediyor. Çin Devlet Döviz Takas İdaresi (SAFE) tarafından açıklanan verilere göre, ülkenin 2026 yılının ilk üç ayını kapsayan dönemdeki cari işlemler dengesi, beklentilerin ötesinde bir performans sergileyerek 184,3 milyar dolarlık muazzam bir fazla ile kapandı. Bu rakam, Pekin yönetiminin dış ticaret ve yatırımlardaki başarısının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Küresel Ticarette Çin Rüzgarı Esti

Cari denge, bir ülkenin belirli bir dönemdeki toplam gelir ve giderlerinin, yani mal ticareti, hizmet ticareti, yatırımlar ve cari transferlerin net toplamını ifade ediyor. SAFE'ın açıkladığı nihai verilere göre, 2026'nın ilk çeyreğinde Çin, mal ticaretinde 247,5 milyar dolarlık gibi etkileyici bir fazlalık elde etti. Bu durum, Çin'in küresel tedarik zincirlerindeki hakimiyetini ve ihracat gücünü bir kez daha kanıtlar nitelikte. İmalat sanayisindeki gücünü ve küresel talebi karşılama kapasitesini ortaya koyan bu chiffres, Çin'in dünya ekonomisindeki yerini perçinliyor.

Hizmet Sektöründe Denge Arayışı Sürüyor

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Mal ticaretindeki bu parlak tabloya karşılık, hizmet ticaretinde 59,6 milyar dolarlık bir açık kaydedildi. Bu açık, turizm, taşımacılık, finansal hizmetler gibi alanlarda Çin'in ithalatının ihracatını geçtiğini gösteriyor. Yine, uluslararası yatırımlardan kaynaklanan net gelirlerde de 7,4 milyar dolarlık bir açık gözlemlendi. Bu kalemler, Çin'in iç tüketiminin artışına ve küresel ölçekte artan uluslararası harcamalarına işaret edebilir. Çin'in, hizmet sektöründeki bu açığı kapatmak ve küresel bir hizmet sağlayıcı olarak konumunu güçlendirmek için atacağı adımlar yakından takip edilecek.

Tarihi Fazlayla Yılın Gidişatına Güçlü Başlangıç

Tüm bu bileşenlerin neticesinde oluşan 184,3 milyar dolarlık cari fazla, Çin'in 2026 yılına ne kadar güçlü bir başlangıç yaptığını gösteriyor. Geçtiğimiz 2025 yılı genelinde 735 milyar dolarlık bir cari fazla kaydeden Çin, bu yıl da benzer bir performansı sürdürmeye aday görünüyor. Bu durum, ülkenin döviz rezervlerinin güçlenmesine, para biriminin istikrar kazanmasına ve küresel finansal piyasalardaki etkisinin artmasına olanak tanıyor. Uzmanlar, bu denli yüksek cari fazlanın, küresel ekonomik dengeler üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceği ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını şekillendirebileceği yorumunu yapıyor. Çin'in bu ekonomik gücü, uluslararası ticaret politikaları ve küresel rekabet dinamikleri açısından da önemli çıkarımlar barındırıyor.

Ekonomistler, Çin'in bu denli büyük bir cari fazla vermesinin ardında yatan temel nedenleri incelerken, hem küresel talebin yüksekliğini hem de Çin'in kendi iç tasarruf ve yatırım oranlarının dengeleyici etkisini vurguluyorlar. Özellikle teknoloji ve imalat alanlarındaki küresel liderliği, Çin'in ihracatını desteklemeye devam ederken, artan orta sınıfın harcama eğilimleri de hizmet ithalatını tetikliyor. Ancak genel tablo, Çin'in küresel ekonomideki gücünü ve dış ticaret fazlasını sürdürme konusundaki kararlılığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ekonomi 10.07.2026 03:31 1 okunma

Hürmüz'de Tankere Dron Saldırısı: Trump'tan İran'a Gözdağı! 'Yakında Göreceksiniz...'

İran'ın Hürmüz Boğazı'nda bir petrol tankerini dronlarla hedef aldığı iddiasına ABD Başkanı Trump'tan sert yanıt geldi. Trump, misilleme sinyali vererek tansiyonu tırmandırdı.

Hürmüz'de Tankere Dron Saldırısı: Trump'tan İran'a Gözdağı! 'Yakında Göreceksiniz...'

İran'ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda seyreden bir petrol tankerine yönelik insansız hava araçları (dron) ile saldırı düzenlediği iddiaları, Ortadoğu'daki tansiyonu yeniden yükseltti. ABD Başkanı Donald Trump, iddialara ilişkin yaptığı açıklamalarda, İran'ın bu adımını 'ateşkesin aptalca ihlali' olarak nitelendirerek, ABD'nin misilleme yapıp yapmayacağına dair önemli sinyaller verdi.

Hürmüz Geriliminde Yeni Perde: Dronlar Sahneye Çıktı

Oval Ofis'te dini özgürlüklere ilişkin bir basın toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Trump, İran'ın bir petrol tankerini dört dronla hedef aldığını öne sürdü. Trump, bu saldırıyı kesin bir dille eleştirerek, "Bunu yapmamalıydılar, dün gemiye ateş açtıkları gerçeği hoşuma gitmedi," ifadelerini kullandı. Bu eylemin, bölgedeki hassas dengeyi bozma potansiyeli taşıdığı ve bir ateşkesin ihlali anlamına geldiği vurgulandı.

Trump'tan Misilleme Uyarısı: 'Yakında Göreceksiniz'

Gazetecilerin, İran'ın bu provokatif eylemine karşı ABD'nin bir misilleme yapıp yapmayacağına dair sorusuna Trump, "Yakında bunu göreceksiniz," yanıtını vererek, Washington yönetiminin sessiz kalmayacağının sinyalini verdi. Bu açıklama, bölgedeki askeri hareketliliği artırabilecek ve diplomatik krizi derinleştirebilecek nitelikte. Trump ayrıca, İran'a gönderilen dört dronun üçünün ABD güçleri tarafından düşürüldüğünü, ancak birinin gemiye isabet ettiğini belirtti. Saldırıya uğrayan geminin, hafif hasara rağmen seyrine devam ettiği bilgisi paylaşıldı. Trump'ın bu tavrı, kendisinden önceki başkanların Ortadoğu politikalarına kıyasla daha sert ve kararlı bir duruş sergilediğine işaret ediyor.

İran'ın Hamlesi ve ABD'nin Tepkisi: Saldırı Detayları

Başkan Trump, gün içinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da İran'ın dron saldırısını yinelemiş ve bunu "ateşkesin aptalca ihlali" olarak tanımlamıştı. ABD ordusu ise yaptığı resmi açıklamada, dün Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari bir gemiye düzenlenen saldırıya karşılık olarak İran'a hava saldırıları düzenlendiğini duyurdu. Bu karşılıklı adımlar, bölgedeki gerilimin tırmanarak bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir su yolu olması nedeniyle, buradaki herhangi bir istikrarsızlık küresel ekonomiyi derinden etkileyebilir.

Bölgesel Etkiler ve Jeopolitik Dinamikler

İran'ın bu tür eylemleri, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve yaptırımlarını artırmasına gerekçe oluştururken, aynı zamanda İran'ın bölgesel rakipleriyle olan gerginliğini de gözler önüne seriyor. Trump yönetiminin sert tutumu ve İran'ın provokatif adımları arasındaki bu kısır döngü, uluslararası toplumun da yakından takip ettiği bir gelişme. Uzmanlar, bu tür olayların daha büyük bir askeri çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. İran'ın dron teknolojisini bu denli kritik bir bölgede kullanması, bölge güvenliği açısından yeni tehditler barındırıyor. ABD'nin olası misillemesi ise bölgedeki dengeleri tamamen değiştirebilir.

Spor 10.07.2026 02:30 1 okunma

Fransa ve Fas'tan Nefes Kesen Çeyrek Final: Yarı Finalin Kapısı Hangi Takıma Açıldı? Goller ve Detaylar...

2026 FIFA Dünya Kupası çeyrek finalinde Fransa ile Fas karşı karşıya geldi. Büyük heyecanla beklenen mücadelede kazanan takım yarı final biletini kaptı. Maçın detayları ve goller haberimizde.

Fransa ve Fas'tan Nefes Kesen Çeyrek Final: Yarı Finalin Kapısı Hangi Takıma Açıldı? Goller ve Detaylar...

2026 FIFA Dünya Kupası'nda heyecan dorukta! Turnuvanın en kritik mücadelelerinden biri, Fransa ile Fas arasındaki çeyrek final karşılaşmasıyla yaşandı. Yarı finale adını yazdıracak takımın belli olacağı bu nefes kesen mücadele, futbolseverlere unutulmaz anlar yaşattı. Maçın sonucunu ve perde arkasındaki detayları merak edenler için tüm bilgiler burada!

Devlerin Kapışması Sonucu Belli Oldu: Fransa Yarı Finalde!

Boston Stadyumu'nda (Foxborough) oynanan ve büyük bir merakla beklenen Fransa - Fas çeyrek final mücadelesi sona erdi. Son 16 turunda rakiplerini geride bırakarak çeyrek finale yükselen iki güçlü ekip, yarı final için kıyasıya bir mücadeleye girişti. Maçın tamamına damgasını vuran Fransa, rakibini 2-0'lık net bir skorla mağlup ederek adını yarı finale yazdıran taraf oldu. Fas ise turnuvaya çeyrek finalde veda ederek bu kez yarı final hayallerine veda etti.

Fransa'nın Golleriyle Gelen Yarı Final Sevinci

Fransa'nın galibiyet golleri, maçın kritik anlarında geldi. Kylian Mbappe, 60. dakikada attığı muhteşem golle takımını öne geçirirken, bu golden sadece altı dakika sonra, 66. dakikada Ousmane Dembele sahneye çıkarak farkı ikiye çıkardı. Bu goller, Fransa'nın yarı finale yükselmesinde belirleyici rol oynadı. Fas savunması, bu güçlü hücum hattı karşısında çaresiz kaldı ve rakibin gollerine engel olamadı.

Yolculukları Nasıl Başladı? Çeyrek Finale Giden Yol

Her iki takımın da çeyrek finale ulaşma hikayesi oldukça dikkat çekiciydi. Turnuva boyunca sergilediği performansla göz dolduran Fransa, Son 16 Turu'nda Paraguay'ı 1-0'lık skorla mağlup ederek bu önemli aşamaya adını yazdırmıştı. Şampiyonluk adaylarından biri olarak gösterilen Fransız ekibi, çeyrek finalde de bu iddiasını sürdürdü. Fas ise Son 16 Turu'nda Kanada karşısında 3-0'lık etkileyici bir galibiyet alarak çeyrek finale yükselmiş ve sürpriz yapmaya devam etmişti. Ancak bu kez Fransa karşısında duramadılar.

Fransa'nın Yarı Finaldeki Rakibi Kim Olacak?

Fransa, bu galibiyetle birlikte yarı finalde İspanya ile Belçika arasında oynanacak olan çeyrek final maçının galibiyle karşı karşıya gelecek. Bu eşleşme, turnuvanın en heyecan verici mücadelelerinden biri olmaya aday. Dünya Kupası'nda son dörd takım arasına kalacak ekibin belirleneceği bu kritik karşılaşma şimdiden büyük bir merak uyandırıyor.

2026 FIFA Dünya Kupası, futbolun en büyük sahnesinde unutulmaz anlara sahne olmaya devam ediyor. Fransa ve Fas arasındaki bu çekişmeli mücadele, turnuvanın en unutulmaz maçlarından biri olarak akıllarda kalacak.

Gündem 10.07.2026 02:00 1 okunma

Bakan Çiftçi'den Kadın Güvenliği İçin Devreye Giriyor: 'Can Güvenliği İçin Her Görevi Yerine Getireceğiz!'

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kadına yönelik şiddetle mücadelede sıfır tolerans ilkesini vurgulayarak, teknoloji destekli KADES ve elektronik kelepçe gibi uygulamalarla kadınların can güvenliğini sağlamak için kararlılıkla çalıştıklarını belirtti.

Bakan Çiftçi'den Kadın Güvenliği İçin Devreye Giriyor: 'Can Güvenliği İçin Her Görevi Yerine Getireceğiz!'

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki kararlılıklarını bir kez daha dile getirerek, kadınların can güvenliğinin sağlanmasının her şeyin üstünde bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu'nun 19. Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulunan Bakan Çiftçi, devletin bu konudaki hassasiyetini ve atılan adımları detaylandırdı.

Kadına Yönelik Şiddete 'Sıfır Tolerans' ve Devletin Güçlü Duruşu

Bakan Çiftçi, kadına yönelik şiddetin toplumsal huzuru derinden etkileyen bir sorun olduğunu belirterek, bu mücadelede koruyucu, önleyici ve caydırıcı tüm mekanizmaların etkin bir şekilde işletilmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Türkiye'nin selametine katkı sunacağına inandığını söylediği bu adımların, milletin vicdanını, aile kurumunun selameti ve insan onurunu doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Bakan Çiftçi, kadının toplumdaki vazgeçilmez rolüne dikkat çekerek, “Kadına hürmet, insanlığa hürmettir. Aileye sahip çıkmak, milletin geleceğine sahip çıkmaktır. Devlet olarak bu anlayışı hem hukuk düzenimizde hem de sahadaki uygulamalarımızda güçlendirmek temel vazifemizdir.” sözleriyle bu konudaki hassasiyetlerini ortaya koydu.

Teknolojinin Gücüyle Kadınlar Güvende: KADES ve Elektronik Kelepçe Devrim Niteliğinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kadına yönelik şiddetle mücadelede 'sıfır tolerans, etkin koruma, hızlı müdahale, güçlü koordinasyon ve sürekli takip' ilkesinin benimsendiğini hatırlatan Bakan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı olarak bu vizyona uygun bir ciddiyetle çalıştıklarını kaydetti. Bakanlığın önceliğinin riski erken görmek, mağdura hızlı ulaşmak, koruyucu ve önleyici tedbirleri etkin biçimde uygulamak, şiddeti besleyen zemini ortadan kaldırmak ve kurumlar arası işbirliğini güçlendirmek olduğunu belirtti. Bu noktada teknolojinin sunduğu imkanların büyük önem taşıdığını vurgulayan Çiftçi, Kadın Acil Destek Uygulaması KADES'in sunduğu hizmetleri detaylandırdı. 24 Mart 2018'den bu yana hayati bir rol üstlenen KADES, 1 Haziran 2026 itibarıyla 9 milyon 713 bin 686 kişi tarafından indirilmiş ve uygulama üzerinden 2 milyon 117 bin 98 ihbar alınmış durumda. Bakan Çiftçi, bu verilerin, teknolojiyi insan hayatını koruma amacıyla güçlü bir güvenlik mekanizması olarak kullandıklarının kanıtı olduğunu belirtti. Ayrıca, HAYAT 112 Acil mobil ihbar uygulaması ile entegre çalışan KADES sayesinde, şiddet riski altındaki kadınların telefon veya akıllı saat üzerinden tek tuşla acil yardım çağrısı gönderebildiğini ve devletin koruyucu elinin bir tık kadar yakında olduğunu aktardı.

Elektronik Kelepçe ile Yüksek Riskli Vakalar Yakın Takipte

Kadına yönelik şiddetle mücadelede bir diğer önemli araç ise elektronik kelepçe uygulaması. 1 Ocak 2020'den bu yana uygulanan bu sistemle, şiddet uygulama riski yüksek bulunan kişilerin anlık olarak takip edildiği ve mağdurun can güvenliğini korumaya yönelik tedbirlerin titizlikle yürütüldüğü bildirildi. Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi'nde 81 ili kapsayan elektronik izleme altyapısının kurulduğunu ve 2026 yılı itibarıyla 2 bin aktif vaka izleme kapasitesine ulaşıldığını belirten Bakan Çiftçi, 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla 1596 vakanın aktif olarak takip edildiğini ve bugüne kadar toplam 10 bin 808 vakanın izlendiğini duyurdu.

Kurumsal Kapasite ve Eğitim Faaliyetleriyle Mücadele Güçleniyor

İçişleri Bakanlığı'nın kurumsal kapasitesini sürekli geliştirdiğini ve bu alandaki birimlerinin güçlendirildiğini belirten Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde 1175 aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele biriminin bulunduğunu ve bu birimlerde 20 binden fazla kolluk personelinin görev yaptığını açıkladı. Şiddetle mücadele alanında verilen eğitimlerin önemine de değinen Bakan Çiftçi, 2020-2026 yılları arasında 1 milyon 367 bin kolluk personeline, 553 bin özel güvenlik görevlisine ve 243 bin 500 er ve erbaşa kadına yönelik şiddetle mücadele eğitimi verildiğini bildirdi. Ayrıca, 'Kadına El Kalkamaz' kampanyası kapsamında 2022-2026 yılları arasında 42 milyon 763 bin 516 erkeğe bilgilendirme ve farkındalık faaliyeti gerçekleştirildiğini ekledi. Bakan Çiftçi, bu mücadelenin başarısının, kolluk tedbirlerinin yanı sıra toplumsal bilinç, aile terbiyesi, ahlaki sorumluluk ve ortak hassasiyet gerektiren geniş bir alana yayıldığını vurgulayarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan Adalet Bakanlığı'na, sivil toplumdan medyaya, okuldan aileye kadar herkesin ortak gayretinin bu mücadelenin en önemli dinamiği olduğunu sözlerine ekledi.