--° -- --/--°
Teknoloji 13.07.2026 19:32 1 okunma

Apple'ın Gizli Silahı Ortaya Saçıldı: iPhone 18 Pro'nun Tüm Sırları Tata Sızıntısıyla Deşifre Oldu!

Apple'ın en büyük tedarikçilerinden Tata Electronics'in sunucularından sızan devasa veri paketi, merakla beklenen iPhone 18 Pro serisi ve hatta ilk katlanabilir iPhone'un tasarımına, özelliklerine ve dayanıklılık testlerine dair çarpıcı detayları gözler önüne serdi.

Apple'ın Gizli Silahı Ortaya Saçıldı: iPhone 18 Pro'nun Tüm Sırları Tata Sızıntısıyla Deşifre Oldu!

Teknoloji devlerinin en hassas sırları, genellikle en beklenmedik anlarda ve en güvenilir görünen zincir halkalarından kopuyor. Bu kez hedef, Cupertino merkezli teknoloji devi Apple oldu. Eylül ayında piyasaya sürülmesi beklenen yeni iPhone modellerine ait kritik bilgilerin, Apple'ın önemli tedarikçilerinden Tata Electronics'in sistemlerinden sızdığı ortaya çıktı. Bu sızıntının, Apple'ın tarihinin en büyük veri ihlallerinden biri olabileceği konuşuluyor.

Dev Sızıntının Perde Arkası ve İçeriği

Yaşanan veri ihlalinin boyutu dudak uçuklatıyor. Tata Electronics sunucularından ele geçirildiği iddia edilen yaklaşık 200 bin dosya, Apple'ın gizli tutmaya çalıştığı pek çok detayı gün yüzüne çıkardı. Sızdırılan belgeler arasında, yeni iPhone modellerinin tedarikçi bilgileri, kullanılacak parça listeleri ve en çarpıcı olanı, şirket içi düşme testlerini gösteren fotoğraf ve videolar bulunuyor. Özellikle iPhone 18 Pro'nun dayanıklılığını test eden ve internete düşen bu videolar, teknoloji dünyasında geniş yankı uyandırdı. Sızdırılan görüntülerde, cihazların düşmelere karşı gösterdiği performansın tatmin edici olduğu belirtiliyor.

iPhone 18 Serisi ve Sürpriz Katlanabilir Model

Edinilen bilgilere göre, Tata'dan sızan veriler iPhone 18 Pro, iPhone 18 Pro Max ve Apple'ın uzun süredir beklenen ilk katlanabilir iPhone modelini kapsıyor. Tasarımsal açıdan iPhone 18 Pro serisinde büyük sürprizler beklenmiyor. Ancak, katlanabilir iPhone'a yönelik ortaya çıkan bilgiler, bu yeni ürün kategorisine dair heyecanı daha da artırdı. Bu ilk katlanabilir modelin iPhone Ultra adıyla pazara sunulması bekleniyor. Sızıntının, bu yeni ürünün prototip aşamasına dair önemli ipuçları barındırdığı düşünülüyor.

Apple ve Tata'nın Zorlu Süreci

Bu denli büyük bir veri sızıntısı, kuşkusuz Apple için ciddi bir prestij ve finansal kayıp riski taşıyor. Müşteri güvenini sarsabilecek bu olay, şirketin tedarik zinciri güvenliği konusunda acil önlemler almasını gerektirebilir. Tata Electronics ile yakın işbirliği içinde olan Apple'ın, bu ihlalin sorumluluğunu ve sonuçlarını yönetmek için karmaşık bir süreçten geçmesi bekleniyor. Veri güvenliği uzmanları, bu tür sızıntıların genellikle hedefli saldırılar sonucu gerçekleştiğini ve büyük teknoloji şirketlerinin sürekli olarak bu tür tehditlere karşı tetikte olması gerektiğini vurguluyor. Sızan bilgilerin, rakip firmalar tarafından da dikkatle inceleneceği ve pazar dinamiklerini etkileyebileceği tahmin ediliyor. Apple'ın bu krizden nasıl çıkacağı ve gelecekte benzer olayların önüne geçmek için hangi adımları atacağı ise merak konusu.

Bu, Apple'ın bugüne kadarki en büyük sızıntılarından biri olarak kayıtlara geçebilir. Görüntülerdeki iPhone 18 Pro düşme testi, cihazın dayanıklılığı konusunda önemli ipuçları veriyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 14.07.2026 01:30 0 okunma

Avrupa Kıyıları ve Adaları İçin Tarihi Strateji: AB'den Kapsamlı Çözüm Hamlesi!

Avrupa Birliği, adalar ve kıyı topluluklarının karşılaştığı ekonomik, çevresel ve sosyal zorluklara çözüm bulmak amacıyla tarihindeki ilk kapsamlı stratejisini duyurdu. Bu strateji, bölge halklarının geleceğini şekillendirecek.

Avrupa Kıyıları ve Adaları İçin Tarihi Strateji: AB'den Kapsamlı Çözüm Hamlesi!

Avrupa Birliği, binlerce adası ve kilometrelerce kıyı şeridiyle kendine has bir coğrafyaya sahip olan Birlik ülkeleri için tarihi bir adım attı. Avrupa Birliği Komisyonu, uzun süredir üzerinde çalışılan ve bölge halklarının refahını hedefleyen ilk kapsamlı stratejisini kamuoyu ile paylaştı. Bu strateji, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik ve demografik yapının korunması gibi hayati önem taşıyan alanları kapsıyor.

Adaların ve Kıyıların Kaderini Değiştirecek Strateji Neler Vadediyor?

Avrupa'nın denizle iç içe geçmiş bölgeleri, benzersiz fırsatlar sunarken aynı zamanda ciddi zorluklarla yüzleşiyor. Ulaşım ağlarının sınırlı olması, mevsimsel ekonomik dalgalanmalar, iklim değişikliğinin etkileri ve genç nüfusun büyük şehirlere göçü gibi sorunlar, bu bölgelerin gelişimini engelliyor. AB Komisyonu'nun hazırladığı bu yeni strateji, tam da bu noktalara odaklanarak bölge halkları için kalıcı çözümler üretmeyi amaçlıyor. Strateji kapsamında, adaların ve kıyı topluluklarının ekonomik çeşitliliğini artıracak projelere öncelik verilecek. Turizmden ötesine geçerek yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım ve deniz ürünleri yetiştiriciliği gibi alanlarda yeni istihdam olanakları yaratılması hedefleniyor.

Yeşil Dönüşüm ve Dijitalleşme Vurgusu

Bu kapsamlı stratejinin en dikkat çekici yönlerinden biri de yeşil dönüşüm ve dijitalleşmeye yapılan vurgu. Adaların ve kıyı bölgelerinin hassas ekosistemlerini korumak adına sürdürülebilir uygulamalar teşvik edilecek. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılacak ve atık yönetimi konusunda modern çözümler hayata geçirilecek. Aynı zamanda, dijital altyapının güçlendirilmesiyle bu bölgelerin de küresel dijital ekonomiden pay alması sağlanacak. Bu sayede, gençlerin bu bölgelerde kalması ve hatta geri dönmesi için cazip fırsatlar sunulması amaçlanıyor. AB Komisyonu yetkilileri, bu stratejinin sadece bir plan olmadığını, aynı zamanda somut eylem ve yatırımları içeren bir yol haritası olduğunu belirtti.

Demografik Yapı ve Sosyal Refah Öncelikli

Stratejinin bir diğer önemli boyutu ise bölgedeki azalan nüfus ve yaşlanan toplum yapısı. AB, bu bölgelerdeki yaşam kalitesini artırarak ve yerel ekonomileri güçlendirerek genç aileleri ve girişimcileri buralara çekmeyi hedefliyor. Eğitim, sağlık hizmetleri ve kültürel faaliyetlere erişimin kolaylaştırılması da bu stratejinin temel hedefleri arasında yer alıyor. Kıyı topluluklarının kültürel kimliklerini koruyarak modern gelişmelerle entegre olmalarını sağlamak, AB'nin sosyal uyum politikalarının da bir parçası olacak. Bu yeni stratejiyle birlikte, Avrupa'nın denizle kucaklaşan bölgelerinin hem ekonomik olarak kalkınması hem de sosyal dokularının güçlenmesi için yeni bir dönem başlıyor.

AB yetkilileri, bu stratejinin uygulanması için üye ülkelerle yakın işbirliği içinde çalışacaklarını ve gerekli finansal destek mekanizmalarının da devreye sokulacağını vurguladı. Yapılacak olan düzenli değerlendirmelerle stratejinin etkinliği takip edilecek ve gerektiğinde güncellemeler yapılacak. Bu adımın, Avrupa'nın gelecekteki kalkınma modeline de ışık tutması bekleniyor.

Ekonomi 14.07.2026 00:30 0 okunma

Türkiye ve Katar Uzayda El Ele: Dev Proje Göklere Çıkıyor!

Türkiye ve Katar, uydu teknolojileri alanında stratejik bir işbirliğine imza attı. Es hailSat ve Türksat ortaklığıyla geliştirilecek yeni uydu projesi, iki ülkenin iletişim ve uzay vizyonunu ileriye taşıyacak.

Türkiye ve Katar Uzayda El Ele: Dev Proje Göklere Çıkıyor!

Türkiye ve Katar arasındaki stratejik işbirliği, artık uzay sınırlarını da aşıyor. İki ülkenin uydu operatörleri olan Es hailSat ve Türksat arasında imzalanan tarihi anlaşma, uydu haberleşme teknolojilerinde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Bu dev proje, yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik bir öneme de sahip.

Gökyüzünde Ortak Vizyon: Es hail-3/Türksat-Biruni Uydusu

Katar'ın başkenti Doha'da, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin de hazır bulunduğu görkemli bir törende atılan imzalar, geleceğin iletişim teknolojilerine yön verecek bir projenin başlangıcı oldu. 'Es hail-3/Türksat-Biruni' adı verilen bu ortak uydu projesi, 50 derece Doğu yörüngesinde hizmet verecek şekilde tasarlanacak. Bu, her iki ülkenin de uydu kapasitesini önemli ölçüde artıracak ve bölgesel pazarlardaki etkinliğini güçlendirecek bir adım olarak öne çıkıyor.

Teknolojide Zirveye: Stratejik Ortaklığın Getirileri

Türksat Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay ve Es hailSat Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Ali Ahmed Al-Kuwari tarafından imzalanan anlaşma çerçevesinde, yeni uydunun sunduğu yüksek kapasiteli hizmetler ortaklaşa kullanılacak. Atalay, bu projenin sadece diplomasi ve ekonomi alanındaki güçlü ilişkileri değil, aynı zamanda ileri teknoloji ve uzay sektörlerindeki derin işbirliğini de simgelediğini vurguladı. Bu ortaklık sayesinde, Türksat filosuna katılacak yeni nesil uydu, yüksek veri aktarım hızları ve daha geniş kapsama alanıyla dikkat çekecek.

Al-Kuwari ise projenin, Katar'ın uzay ve dijital altyapı hedefleri doğrultusunda atılmış kilit bir adım olduğunu belirtti. Yeni uydu ile birlikte, Türkiye ve Katar'ın geniş bant iletişim hizmetlerini geliştirme, dijital dönüşümü hızlandırma ve küresel pazardaki rekabet gücünü artırma vizyonu daha da güçlenecek.

Uzay Yarışında Yeni Bir Boyut

Uzay teknolojileri, haberleşme altyapısı ve ticari uydu hizmetlerini kapsayan bu kapsamlı proje, sadece iki ülke arasındaki teknolojik işbirliğine yeni bir soluk getirmekle kalmayacak, aynı zamanda küresel uydu pazarındaki dengeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin uzaydaki gücünü pekiştirmesi ve Katar'ın bu alandaki vizyonunu hayata geçirmesi için atılan bu adım, gelecekteki benzer projeler için de öncü bir model teşkil edecek. İki ülke arasındaki bu stratejik işbirliği, inovasyon ve teknoloji odaklı büyümenin bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.

Ekonomi 13.07.2026 23:30 0 okunma

Tek Bir Ücretle Küresel Finansı Dönüştürecek: 140'tan Fazla Dev Şirket Yeni Kripto Para Birimi Open USD'yi Kucakladı!

Finans ve teknoloji dünyasının devleri, Visa ve Mastercard'dan BlackRock'a, tek bir platformda buluştu. Open USD, küresel para transferlerini kökten değiştirmeyi hedefliyor ve işletmelere ücretsiz işlem avantajı sunuyor.

Tek Bir Ücretle Küresel Finansı Dönüştürecek: 140'tan Fazla Dev Şirket Yeni Kripto Para Birimi Open USD'yi Kucakladı!

Piyasalara Dev Giriş: Open USD ile Küresel Finansta Yeni Dönem

Finans ve teknoloji sektörlerinin önde gelen aktörleri arasında yer alan tam 140'tan fazla şirket, dijital para dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralayan Open USD’nin lansmanına imza attı. Open Standard tarafından duyurulan bu devrim niteliğindeki gelişme, özellikle küresel para transferlerinde yaşanan hız, maliyet ve verimlilik sorunlarına köklü bir çözüm getirmeyi amaçlıyor. Visa, Mastercard, BlackRock ve Coinbase gibi sektör devlerinin de aralarında bulunduğu geniş bir konsorsiyumun desteğini arkasına alan Open USD, internet ekonomisinin temel taşlarından biri olma yolunda iddialı bir adım atıyor.

Mevcut Sistemlerin Yüksek Maliyetlerine Alternatif: Ücretsiz ve Sınırsız İşlemler

Sabit kripto paraların (stablecoin) sağladığı hız, düşük maliyet ve programlanabilirlik gibi avantajlar, dijital ekonominin büyümesinde kritik bir rol oynuyor. Ancak, mevcut sistemlerde işletmelerin yüksek hacimli sabitcoin işlemleri sırasında karşılaştığı yüksek maliyetler ve işlem hacmine dayalı yapay sınırlamalar, bu potansiyelin tam olarak hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyordu. Open USD, bu sorunlara çözüm sunmak üzere üç temel prensip üzerine inşa edildi: İşletmeler, Open USD'yi herhangi bir ek ücret ödemeden kullanabilecek ve işlem hacmiyle ilgili kısıtlamalarla karşılaşmayacak. Bu, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için büyük bir nefes alma anlamına gelirken, büyük ölçekli finansal operasyonlar yürüten şirketler için de verimliliği artıracak.

Gelir Paylaşımı Modeli ve Bağımsız Yönetim

Open USD modelinin bir diğer dikkat çekici yönü ise iş ortaklarıyla kurduğu gelir paylaşımı ilişkisi. Açıklamalara göre, sistemin iş ortakları, küçük bir yönetim ücreti haricinde, rezervlerden elde edilen tüm geliri alacaklar. Bu cömert paylaşım modeli, daha fazla şirketin platforma entegre olmasını teşvik etmeyi hedefliyor. Sistemin yönetimi ise tamamen iş birliği esasına dayanıyor. Ortak şirketlerin temsilcilerinden oluşan bağımsız bir yönetim kurulu, Open Standard bünyesinde görev alarak platformun şeffaf ve adil bir şekilde yönetilmesini sağlayacak.

Open Standard CEO'su Zach Abrams: İnternet Ekonomisi İçin Tasarlandı

Open Standard Kurucu CEO'su Zach Abrams, projenin arkasındaki vizyonu şu sözlerle özetledi: "Mevcut sabitkoinlerin sunduğu önemli avantajlar olsa da, işletmelerin büyük ölçekli kullanımlar için gerçekten açık, düşük maliyetli, yüksek işlem kapasiteli ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir çözüme ihtiyaç duyduğunu gördük. Open USD'yi piyasaya sürmek için 140'tan fazla işletmeyi bir araya getirmekten büyük heyecan duyuyoruz. Bu, internet ekonomisi için inşa edilmiş ve onu büyüten işletmeler tarafından tasarlanmış bir sabit kripto paradır." Abrams'ın bu açıklamaları, Open USD'nin sadece bir ödeme aracı olmanın ötesinde, dijital ekonomiyi daha kapsayıcı ve verimli hale getirme potansiyelini vurguluyor.

Geniş Bir Konsorsiyum: Kimler Open USD Ekosisteminde Yer Alıyor?

Open USD'nin etrafında kümelenen şirketler ağı, projenin ne kadar kapsamlı olduğunun en büyük kanıtı. Teknoloji devi Google ve Samsung Electronics'ten, finansal hizmet sağlayıcıları Stripe, American Express, Discover, Adyen, Klarna, Western Union, Worldline'a, bankacılık sektörünün devleri BNY Mellon, Standard Chartered, U.S. Bank, BBVA, Mashreq'den, kripto para ekosisteminin önde gelen oyuncuları Coinbase, Solana, Ripple, Crypto.com, MetaMask, Ledger'a kadar geniş bir yelpazede şirket, Open USD ekosistemine dahil olmuş durumda. Bu devasa katılım, Open USD'nin kısa sürede küresel ölçekte benimsenme potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Ekonomi 13.07.2026 23:03 1 okunma

Yapay Zeka Zenginliği Taşıyor: Milyarder Sayısı Rekor Kırarak Yüzde 13 Fırladı!

Yapay zeka devriminin finansal piyasalardaki etkileri göz kamaştırıyor. Son bir yılda milyarderlerin servetinde yaşanan rekor artış, küresel milyarder sayısını %13 artırarak 3.302 kişiye ulaştırdı.

Yapay Zeka Zenginliği Taşıyor: Milyarder Sayısı Rekor Kırarak Yüzde 13 Fırladı!

Finans dünyasında yapay zeka rüzgarı esmeye devam ediyor. Yapay zekanın borsalardaki etkisinin giderek daha belirgin hale gelmesiyle birlikte, milyarderlerin servetlerinde yaşanan olağanüstü artış, küresel milyarder sayısını rekor seviyeye taşıdı. İsviçre merkezli finans devi UBS'in son verilerine göre, 2023 Nisan ayında sona eren bir yıllık dönemde, dünyanın dört bir yanındaki milyarderlerin toplam serveti ortalama %25 oranında arttı. Bu rakam, dünya genelindeki ortalama kişisel servet artışının iki katından fazlasına denk geliyor; zira aynı dönemde küresel ortalama kişisel servet artışı %10,8 olarak kaydedildi.

Dev Servetlere Yapay Zeka Dokunuşu

UBS'in detaylı analizleri, servetin boyutlarına göre de dikkat çekici ayrımlar ortaya koyuyor. Araştırma kapsamında, portföyünde 50 milyar ila 100 milyar dolar arasında serveti bulunan 18 kişi ile, akıl almaz bir rakam olan 100 milyar doların üzerinde servete sahip 19 kişi tespit edildi. Bu ultra zenginler ligindeki kişilerin 15'inin ABD'de yaşaması ise dikkatlerden kaçmadı. UBS ekonomistlerinden James Mazeau, bu servet artışının temel dinamosunun yapay zeka kaynaklı borsalardaki yükseliş olduğunu vurguladı. Mazeau, 'Milyarderlerin servetlerinin önemli bir kısmı halka açık şirketlerdeki yatırımlardan oluşuyor. Dolayısıyla, bu büyümenin merkezinde hisse senedi piyasalarındaki canlılık yatıyor. Yapay zeka alanındaki büyük atılımlar, hisse senedi piyasalarını adeta yeniden canlandırdı. Özellikle bu piyasalara erişimin ve katılımın yüksek olduğu ülkelerde, bu durum doğrudan servet artışına dönüşüyor,' şeklinde konuştu.

Milyoner Ağı Genişliyor: Küresel Zenginlik Eğilimi

UBS'in raporu, sadece milyarderlerin değil, milyonerlerin sayısındaki küresel artışın da ivme kazandığını ortaya koyuyor. Bankanın tespitlerine göre, geçen yıl dünya genelindeki milyoner sayısı 57,5 milyonun üzerine çıktı. Bu hızlı büyümede, yükselen hisse senedi piyasalarının yanı sıra, ABD dolarının nispeten zayıf seyretmesi de önemli bir rol oynadı. ABD, 2023 yılında yaklaşık 440 binden fazla yeni milyoner ile küresel artışın neredeyse yarısını tek başına sırtladı. Birleşik Krallık'ta ise geçen yıl 43 binden fazla kişi ilk kez milyonerlik statüsüne erişti. Bu veriler, küresel ekonomik dinamiklerde yaşanan değişimlerin ve özellikle teknoloji odaklı yatırımların, servet dağılımını nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Yapay zeka ve dijitalleşmenin hız kazandığı bu çağda, varlıklarını akıllıca yöneten bireylerin ve kurumların, ekonomik anlamda daha da güçlenmesi bekleniyor.

Geleceğe Yönelik Beklentiler ve Riskler

Finans analistleri, yapay zekanın finansal piyasalardaki etkisinin önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceğini öngörüyor. Ancak bu hızlı büyüme, aynı zamanda bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Aşırı değerlenen varlıklar, piyasa volatilitesinde artış ve gelir eşitsizliğinin derinleşmesi gibi potansiyel tehlikeler, dikkatli bir izleme gerektiriyor. Teknolojinin sunduğu fırsatları değerlendirirken, ekonomik istikrarı korumak ve daha adil bir servet dağılımı sağlamak, küresel ekonominin en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek.

Ekonomi 13.07.2026 22:31 0 okunma

Merkez Bankası Eski Başkan Yardımcısından Çarpıcı İtiraf: 'Troy Yazılımı ABD'ye Ait Olduğu İçin Yabancılara Para Ödeniyordu, Yerlileştirme Talimatı Geldi!'

Merkez Bankası'nın (BKM) usulsüzlük davasında eski başkan yardımcısı Emrah Şener'den şok açıklamalar geldi. Şener, Troy yazılımının 2022'ye kadar ABD'li bir şirkete ait olduğunu ve her kullanıcı için para ödendiğini, bu nedenle yerlileştirme talimatı aldıklarını belirtti.

Merkez Bankası Eski Başkan Yardımcısından Çarpıcı İtiraf: 'Troy Yazılımı ABD'ye Ait Olduğu İçin Yabancılara Para Ödeniyordu, Yerlileştirme Talimatı Geldi!'

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Merkez Bankası (BKM) usulsüzlük davası, sanıkların savunmalarıyla derinleşti. Duruşmada tutuksuz yargılanan eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener ve diğer sanıklar hazır bulundu. Şener, savunmasında çarpıcı detaylara değinerek, 2018 yılında başlatılan yazılım yerlileştirme çalışmalarının temelinde yatan nedenleri açıkladı.

Yazılımın Yerlileştirilmesi Neden Şart Oldu?

Eski Başkan Yardımcısı Emrah Şener, 2018'de gelen bir talep doğrultusunda Merkez Bankası'nda kullanılan tüm yazılımların yerlileştirilmesi için çalışmalara başlandığını belirtti. Özellikle 'Troy' adlı ödeme sisteminin yazılımının 2022'ye kadar bir ABD şirketine ait olduğunu ve her kullanıcı için bu şirkete para ödendiğini vurgulayan Şener, “Bize gelen talimat, Troy’un yerlileştirilmesiydi. Bu sayede hem dışa bağımlılık azalacaktı hem de önemli bir mali tasarruf sağlanacaktı.” ifadelerini kullandı.

Atama Yetkileri ve Kurumsal Yapı

Şener, kurumsal yapıda atama yetkisinin kendisinde olmadığını, atamaların meclis kararıyla yapıldığını ve kendilerine yalnızca öneri amacıyla görüş sorulduğunu dile getirdi. Meclise sunulan 6 öz geçmiş arasından karar verildiğini belirten Şener, Merkez Bankası’nın savunma sanayii firmalarıyla da iş birliği yaptığını hatırlattı. Görev süresi boyunca, 2023'e kadar pazar payı sıfır olan bir kartı yüzde 30 seviyelerine getirdiklerini ve “hayali olarak gösterilen firmaların gerçek olduğunun” ortaya çıktığını sözlerine ekledi.

BKM Eski Genel Müdürü Baran Aytaş'tan Savunmalar

Sanıklar arasında yer alan eski BKM Genel Müdürü Baran Aytaş ise savunmasında, kart ihtiyacını karşılamak üzere yerli üretici arayışına girdiklerini ve bu süreçte Enarge şirketiyle anlaştıklarını söyledi. İhalenin hızlı bir şekilde sonuçlandırılması için bu yöntemin izlendiğini belirten Aytaş, şartnamelerin kurumun teknik birimleriyle birlikte hazırlandığını ifade etti. İhale sonrası Enarge firmasının ön ödeme talebinde bulunduğunu ve dönemin kur avantajı nedeniyle ödeme yapılmasına karar verildiğini öne sürdü. Aytaş, ödeme yapılan dönemde kamu zararı oluşmadığını iddia ederken, hesabından gönderilen paraların SMA'lı çocuklar gibi farklı yerlere yapılan yardımlar olduğunu ve yemek kartlarının ise BKM'de çalışan öğrencilere verildiğini savundu. Aytaş, tüm çalışmalarının ülkenin menfaati doğrultusunda gerçekleştirildiğini vurgulayarak, örgüt iddialarını reddetti ve hesaplarının incelenebileceğini belirtti.

Satın Alma Müdürü Osman Arslan: Talimatlar Doğrultusunda Hareket Ettik

Soruşturmaya konu dönemde BKM'de satın alma müdürü olarak görev yapan Osman Arslan, satın alma birimi olarak kendilerine gelen emir ve talimatlar doğrultusunda çalıştıklarını söyledi. Kart teminatı doğrultusunda yönetim kurulunda alınan bütçeyle sürecin başladığını ve Enarge firmasıyla anlaşma sağlanarak sözleşmenin hazırlandığını anlatan Arslan, şahsen firma veya yöneticileriyle herhangi bir tanışıklığı olmadığını ifade etti. Tek başına belge hazırlama veya aksiyon alma yetkisinin bulunmadığını savunan Arslan, görev tanımları dışında aykırı bir işlem yapmadıklarını ve yaptıkları işlemlerin Danıştay incelemesinden geçtiğini belirtti. İhale şartnamesinin tek bir birimce değil, mali, idari, hukuk gibi tüm birimlerin hazırladığı bir süreçle imzaya gittiğini ekledi.

Diğer Sanıkların Savunmaları ve Mahkeme Kararı

Sanıklardan Birol Kanbir, ihale sürecindeki şartnameleri kendisinin belirlemediğini, sözleşmedeki 30 günlük teslim süresinin yanlış anlaşıldığını savundu. Bora Koç ise BKM'de genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını ve alanında olmadığı halde birçok işlemin imzası için kendisine evrak geldiğini belirtti. İhale sürecinde ihale komisyonunda yer almadığını ve yalnızca iş sözleşmesindeki imzasının bulunduğunu ifade etti. Koç da kendi hesabından gönderilen paraların yardım amacıyla olduğunu ve örgüt üyeliği iddialarını reddettiğini söyledi.

Diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini talep etti. Mahkeme heyeti, BKM'nin davaya katılma talebini kabul ederken, sanıklar hakkındaki adli kontrol kararlarının devamına hükmederek eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.