--° -- --/--°
Teknoloji KÖŞE YAZISI 27.07.2026 15:02 1 okunma

A101 Kanser Hücrelerini Hedef Alan Teknolojiyi Piyasa Sürmeye Hazırlanıyor: Gözler Şimdi Bu Gelişmede!

A101, teknoloji dünyasında dikkat çeken bir hamleyle, uygun fiyatlı iPhone ve Samsung telefonları 9 Temmuz itibarıyla satışa sundu. Kampanya, en yeni modellerden giriş seviyesi cihazlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

A101 Kanser Hücrelerini Hedef Alan Teknolojiyi Piyasa Sürmeye Hazırlanıyor: Gözler Şimdi Bu Gelişmede!

Türkiye'nin önde gelen perakende zincirlerinden A101, teknoloji ürünleri segmentindeki agresif fiyatlandırma stratejisine devam ediyor. Her hafta olduğu gibi bu hafta da teknoloji meraklılarının yüzünü güldürecek bir kampanya duyuran A101, özellikle akıllı telefon pazarında büyük bir oyuncu olmaya hazırlanıyor. 9 Temmuz Salı gününden itibaren geçerli olacak "Aldın Aldın" kataloğunda, en popüler akıllı telefon markalarının güncel ve önceki nesil modelleri inanılmaz fiyatlarla raflarda yerini alacak.

A101'den Akıllı Telefonlarda Bomba Fiyatlar!

A101, teknoloji severlere yönelik özel kampanyalarıyla biliniyor. Bu kez de akıllı telefon pazarında adından sıkça söz ettirecek bir listeyle karşımızda. Firmanın 9 Temmuz tarihli duyurusu, özellikle iPhone ve Samsung markalarının son modellerini hedefleyen tüketiciler için büyük bir fırsat sunuyor. Kampanyada, en üst düzey özelliklere sahip iPhone 17 Pro Max'ten, bütçe dostu Samsung Galaxy A17'ye kadar geniş bir model yelpazesi bulunuyor. Bu durum, farklı bütçe ve ihtiyaçlara sahip geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeyi amaçlıyor.

iPhone Severlere Özel Fırsatlar A101'de

Apple'ın en yeni amiral gemisi iPhone 17 Pro Max'in farklı depolama seçenekleri, A101'in avantajlı fiyatlarıyla sunuluyor. 2 TB'lık devasa depolama alanına sahip model 167.999 TL'den, 1 TB'lık versiyonu 146.799 TL'den, 512 GB'lık modeli 133.899 TL'den ve 256 GB'lık standart modeli ise 123.999 TL'den satışa çıkıyor. Daha uygun bir iPhone deneyimi arayanlar için ise iPhone 17 Pro 256 GB modeli 108.999 TL'den, iPhone 17 512 GB modeli 88.999 TL'den ve iPhone 17 256 GB modeli 77.399 TL'den alıcı bulacak. Ayrıca, bir önceki neslin güçlü modelleri olan iPhone 16 Pro Max 256 GB 114.999 TL, iPhone 16 Plus 512 GB 91.999 TL ve iPhone 15 Plus 512 GB 76.999 TL gibi cazip fiyatlarla A101 raflarında yerini alıyor.

Samsung Hayranları da Unutulmadı!

Samsung cephesinde de birbirinden cazip teklifler A101 müşterilerini bekliyor. Android ekosisteminin zirvesini temsil eden Samsung Galaxy S25 Ultra'nın 1 TB'lık versiyonu, 83.999 TL gibi dikkat çekici bir fiyattan sunuluyor. Daha popüler ve ulaşılabilir modeller arayanlar için ise Samsung Galaxy S25 FE'nin 256 GB'lık modeli 34.999 TL'den, Galaxy A57'nin 256 GB'lık versiyonu 31.299 TL'den ve 128 GB'lık modeli ise 26.999 TL'den satışa sunuluyor. Giriş seviyesi akıllı telefon arayışında olanlar için ise Samsung Galaxy A17'nin 128 GB'lık modeli 12.999 TL gibi oldukça rekabetçi bir fiyatla dikkat çekiyor.

Teknolojiye Erişim Kolaylaşıyor

A101'in bu kampanyası, son teknoloji akıllı telefonlara erişimi demokratikleştirme potansiyeli taşıyor. Özellikle yüksek fiyat etiketleriyle bilinen premium akıllı telefonları daha geniş kitlelere ulaştırma hedefi, perakende sektöründe önemli bir gelişme olarak yorumlanıyor. 9 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla A101 mağazalarında ve online platformlarında geçerli olacak bu kampanyanın, stoklarla sınırlı olması bekleniyor. Akıllı telefonunu yenilemek isteyen veya ilk kez akıllı telefon sahibi olacaklar için bu kampanyalar, kaçırılmaması gereken önemli bir fırsat sunuyor.

Gizem Kaya

Gizem Kaya

Teknoloji & Gelecek Vizyonu

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 27.07.2026 15:30 0 okunma

MASAK'tan FETÖ Finansına Darbe: 84 Bin Analiz, 329 Bin Kişi Radarda!

MASAK, FETÖ'nün finans kaynaklarını kesmek için 2025 sonuna kadar 84 bin 724 analiz dosyasını tamamladı. Bu kapsamda 329 bin gerçek ve tüzel kişi hakkında hazırlanan raporlar adli makamlara sunuldu.

MASAK'tan FETÖ Finansına Darbe: 84 Bin Analiz, 329 Bin Kişi Radarda!

MASAK'tan FETÖ'nün Finansal Ağına Kapsamlı Darbe

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), terör örgütü FETÖ/PDY'nin finansal faaliyetlerini durdurmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Gerçekleştirilen operasyonlar ve analizler sonucunda, 2025 yılı sonuna kadar tam 84 bin 724 analiz dosyası başarıyla tamamlandı. Bu devasa veri setinin sonucunda, 329 bin 504 gerçek ve tüzel kişi hakkında detaylı analiz raporları hazırlandı ve yargı makamlarına teslim edildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan alınan bilgilere göre, bu çalışmalar, örgütün finansal yapısını çökertmeyi hedefliyor.

FETÖ Finansına Yönelik Sancılı Süreç ve Hukuki Mücadele

MASAK'ın FETÖ/PDY'nin finansal yapısına yönelik incelemeleri, 7-25 Aralık 2013 sürecinden sonra savcılıklar ve emniyet birimleriyle yakın iş birliği içinde başlatıldı. 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine kadar olan dönemde, örgütün mali faaliyetlerine yönelik soruşturmalar derinleştirildi. Bu süreçte, FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen pek çok şirkete kayyum atamaları gerçekleştirildi. Örgütün finans sektöründeki kritik oyuncularından biri olan Asya Katılım Bankası AŞ'nin de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmesi, bu mücadelenin önemli adımlarından biri oldu.

KHK'lar ve TMSF Devralmalarıyla FETÖ Varlıkları Tasfiye Edildi

15 Temmuz darbe girişiminin ardından, FETÖ'nün finansal gücünü kırmak amacıyla yürütülen çalışmalar büyük bir ivme kazandı. Yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) sayesinde, örgütün yurt içindeki ekonomik varlıklarının önemli bir kısmı kısa sürede kontrol altına alındı. Örgütle iltisaklı olduğu belirlenen eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları kapatıldı ve bağlantılı şirketlere TMSF tarafından kayyum olarak atamalar yapıldı. Bu kapsamda, 35 sağlık kurumu, 934 okul, 109 öğrenci yurdu, 104 vakıf, 1125 dernek, 15 üniversite ve 19 sendika kapatıldı. TMSF'nin yönetimine geçen 784 şirketin toplam aktif büyüklüğü 42,3 milyar lirayı buldu. Bu operasyonlar, FETÖ/PDY'nin sadece finansal değil, aynı zamanda insan kaynağına da ciddi bir darbe vurdu.

Yurt İçi ve Yurt Dışı Mal Varlıklarına Dondurma Kararları

FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında, örgütün yurt içi ve yurt dışındaki mal varlıklarının dondurulmasına yönelik de önemli adımlar atıldı. Bu çerçevede, 747 kişinin yurt içindeki mal varlığı donduruldu. Ayrıca, yabancı ülkelerdeki mal varlıklarının dondurulması talebi de ilgili ülkelere iletildi ve 251 kişi hakkında bu yönde adımlar atıldı. Dondurulan mal varlıklarının toplam değeri, yaklaşık 6 milyar 108 milyon lira, 2,5 milyon dolar ve 287 bin euro civarında olduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra, 875 gayrimenkul, 67 araç ve bir yat da dondurulan varlıklar arasında yer aldı.

Uluslararası İş Birliği ve Bilgi Paylaşımıyla Mücadele Genişletiliyor

MASAK, FETÖ ile mücadelesini uluslararası alanda da sürdürüyor. 2025 yılı içinde, 6.520 gerçek ve tüzel kişi hakkında istihbari nitelikte bilgi paylaşımları gerçekleştirildi. Yurt dışı muadil mali istihbarat birimleriyle yapılan iş birliği çerçevesinde, 583 gerçek ve tüzel kişiyle ilgili bilgi talepleri iletildi. MASAK, hem Türkiye'ye gelen yabancı heyetlere hem de yurt dışı ziyaretlerde FETÖ'nün finansal yapısı hakkında kapsamlı bilgilendirmeler yaparak, örgütün uluslararası alandaki faaliyetlerine karşı farkındalık yaratıyor.

Şüpheli İşlemlere Anında Müdahale: Binlerce İşlem Askıya Alındı

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında, MASAK ve ilgili kurumlar, şüpheli işlemlere anında müdahale etme yetkisini kullanıyor. FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğuna dair şüphe bulunan 2.137 işlem, 7 iş günü süreyle askıya alınarak incelenmeye başlandı. Bu tedbirler, terör örgütlerinin finansal akışını kesmek ve yasa dışı faaliyetlerini engellemek açısından büyük önem taşıyor.

Ekonomi 27.07.2026 14:30 0 okunma

Garanti BBVA'dan Dev Adım: 30 Milyon Dolarlık Tahvil İle İklim Değişikliğine Karşı Kalkan Oluşturuluyor!

Garanti BBVA, 30 milyon dolarlık 'Adaptasyon ve Dayanıklılık' temalı sürdürülebilir tahvil ihracını başarıyla tamamladı. İklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edecek projelere kaynak sağlayacak bu ihracın detayları...

Garanti BBVA'dan Dev Adım: 30 Milyon Dolarlık Tahvil İle İklim Değişikliğine Karşı Kalkan Oluşturuluyor!

Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman alanındaki öncü adımlarına bir yenisini ekleyerek, 'Adaptasyon ve Dayanıklılık' temalı tahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdi. 29 Haziran'da tamamlanan ve 371 gün vadeli olan 30 milyon ABD doları tutarındaki bu özel finansman modeli, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklara karşı dirençli projeleri desteklemeyi hedefliyor.

İklim Krizine Karşı Stratejik Finansman

Banka, BBVA Sürdürülebilir Borç Finansmanı Çerçevesi doğrultusunda hayata geçirdiği bu ihraçla, sürdürülebilirlik stratejisini daha da güçlendiriyor. Bu yeni finansman aracı, özellikle iklim değişikliğine adaptasyon ve dayanıklılık alanındaki kritik projelere kaynak aktarımını sağlayacak. Garanti BBVA, bu sayede hem çevresel sürdürülebilirliği destekliyor hem de ekonominin ve toplumun gelecekteki risklere karşı daha dirençli hale gelmesine katkıda bulunuyor.

Tahvil Gelirleri Nerelere Yönlendirilecek?

Bu özel tahvil ihracından elde edilen fonlar, oldukça geniş bir yelpazedeki çevresel ve sosyal projelerde kullanılacak. Başlıca kullanım alanları şunlardır:

  • İklim dayanıklı su altyapısı ve su yönetimi projeleri
  • Taşkın önleme ve yağmur suyu yönetimi altyapısı
  • Afetlere dayanıklı kamu altyapısı ve yeniden inşa çalışmaları
  • Dayanıklı kentsel dönüşüm ve altyapı güçlendirme projeleri
  • Acil durum hazırlığı ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi
  • Su idareleri ve kritik altyapıda dijitalleşme ve modernizasyon

Bu fonların, kaynak verimliliğini artırması ve çevresel sürdürülebilirliği pekiştirmesi hedefleniyor.

Genel Müdür Mahmut Akten'den Önemli Açıklamalar

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, iklim krizinin sadece düşük karbon ekonomisine geçişi değil, aynı zamanda mevcut sistemlerin ve altyapıların değişen koşullara uyumunu da zorunlu kıldığını belirtti. Akten, şunları söyledi:

“İklim krizi, yalnızca düşük karbon ekonomisine geçişi değil; aynı zamanda üretim sistemlerimizin, şehirlerimizin, doğal kaynaklarımızın ve altyapılarımızın değişen iklim koşullarına karşı daha dayanıklı hale getirilmesini de zorunlu kılıyor. Garanti BBVA olarak sürdürülebilir finansmanı, müşterilerimizin dönüşümünü desteklemenin yanında, ekonominin ve toplumun uzun vadeli dayanıklılığını artıracak stratejik bir araç olarak görüyoruz.”

Akten, “Adaptasyon ve Dayanıklılık temasıyla gerçekleştirdiğimiz 30 milyon dolar tutarındaki sürdürülebilir tahvil ihracımızla; su yönetiminden taşkın önlemeye, afet hazırlığından kritik altyapıların modernizasyonuna kadar geniş bir alanda somut etki yaratacak projelere kaynak sağlamayı hedefliyoruz. Garanti BBVA’nın sürdürülebilirlik vizyonuna, uluslararası sermaye piyasalarındaki deneyimine ve finansal sağlamlığına güvenen tüm yatırımcılarımıza teşekkür ediyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Sürdürülebilir Finansmanda Yeni Dönem

Garanti BBVA'nın bu yenilikçi tahvil ihracı, sürdürülebilir finansman modellerinin giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor. Banka, hem çevresel risklere karşı önlem almayı hem de toplumsal dayanıklılığı artırmayı hedefleyen bu tür projelerle, finans sektöründe örnek bir rol üstlenmeye devam ediyor. Yatırımcıların da giderek daha fazla çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) faktörlerine odaklanması, bu tür sürdürülebilir finansman araçlarına olan ilgiyi daha da artıracaktır.

Ekonomi 27.07.2026 12:30 1 okunma

Avrupa Yanarken Türkiye'den Klima İhracatında Rekor Artış: Sıcak Hava Dalgası Fırsata Dönüştü!

Avrupa'yı etkisi altına alan kavurucu sıcaklar, Türk iklimlendirme sektörüne ihracat kapılarını sonuna kadar araladı. Avrupa'daki ani ve yoğun klima talebi, Türkiye'nin üretim gücüyle birleşerek sektörde rekor artışlara yol açtı.

Avrupa Yanarken Türkiye'den Klima İhracatında Rekor Artış: Sıcak Hava Dalgası Fırsata Dönüştü!

Avrupa kıtasını etkisi altına alan ve rekor seviyelere ulaşan sıcak hava dalgaları, kıta genelinde yalnızca sağlık ve altyapı krizlerini tetiklemekle kalmadı, aynı zamanda önemli bir ekonomik fırsatı da beraberinde getirdi. Son dört yılda Avrupa'da sıcağa bağlı can kayıplarının arttığına dair veriler ve özellikle bu yılın Haziran ayındaki rekor sıcaklıkların binlerce ek ölüme yol açmış olabileceği tahminleri, hükümetleri yetersiz iklimlendirme politikaları nedeniyle sert eleştirilerin odağına yerleştirdi. Bu küresel iklim krizi dalgası, en beklenmedik alanlarda dahi tedarik zincirlerini ve piyasaları derinden etkileyerek küresel ticaret dinamiklerini değiştirmeye başladı.

Avrupa'nın Klima Krizi, Türk Sanayisine Can Suyu Oldu

Bu beklenmedik talep artışı, Türkiye'nin iklimlendirme sektörü için büyük bir fırsat penceresi açtı. Avrupa'daki perakende kanallarında belirli ürün gruplarında stokların hızla tükenmesi ve üreticilerden gelen acil sevkiyat talepleri, Türk iklimlendirme firmalarını harekete geçirdi. İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD) Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, Avrupa'daki durumla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Avrupa’daki perakende kanallarında bazı ürün gruplarında stoklar hızla tükeniyor ve üreticilerimizden ek tedarik talepleri geliyor. Türk iklimlendirme sektörü, güçlü üretim kapasitesi, kısa teslim süreleri ve Avrupa’ya olan coğrafi yakınlığı sayesinde bu artan talebe hızla cevap verebilen önemli tedarikçilerden biri konumunda” dedi. Korun, özellikle yaz aylarında mevcut siparişlere ek olarak gelen acil sevkiyat taleplerinde ciddi artışlar yaşandığını vurgulayarak, sektörün bu dönemsel yoğunluğa ne kadar hazırlıklı olduğunu gösterdi.

Sıcaklıklar Artıkça Klima İhracatı Katlanıyor

Avrupa ülkelerinde artan klima talebinin, iklim değişikliğinin etkileriyle her yıl daha da yükseldiği gözlemleniyor. Tunç Korun, bu yoğun talebin en fazla sıcak hava dalgalarından birinci derecede etkilenen İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan ve Portekiz gibi Güney Avrupa ülkelerinden geldiğini belirtti. Ancak, geçmişte klima kullanım oranının daha düşük olduğu ancak son yıllarda hızla arttığı Almanya, Hollanda, Belçika ve Birleşik Krallık gibi Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinde de konut ve ticari binalarda klima talebi iklim değişikliğinin etkisiyle önemli ölçüde yükseliş gösteriyor. The Guardian’ın paylaştığı veriler de bu durumu destekler nitelikte; İtalya ve İspanya’da evlerin yarısından fazlasında klima bulunurken, Fransa’da bu oran genel olarak yüzde 24 civarında seyrediyor. Kıta genelindeki bu altyapı açığı, bazı ülkelerde sosyal eşitsizlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Türk İklimlendirme Sektörünün İhracat Başarısı TİM Verilerine Yansıdı

Türkiye İklimlendirme Sanayi'nin bu ihracat başarısı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de net bir şekilde yansıdı. TİM verilerine göre, Haziran ayında Avrupa ülkeleri arasında en fazla ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,9 artışla Almanya'ya gerçekleştirildi ve 71,4 milyon dolara ulaştı. Bu ülkeyi sırasıyla yüzde 35,1 artışla İtalya (30,5 milyon dolar), yüzde 46,3 artışla Fransa (28,3 milyon dolar), yüzde 10,3 artışla Polonya (23,7 milyon dolar) ve yüzde 29,3 artışla İspanya (23 milyon dolar) takip etti. İklimlendirme sanayi ihracatının oransal bazda en fazla arttığı ülkeler ise dikkat çekiciydi. Finlandiya'da yüzde 130,7'lik muazzam bir artış yaşanırken, bu ülkeyi Hırvatistan (yüzde 97,3), Letonya (yüzde 96,1), Lüksemburg (yüzde 83,6) ve Malta (yüzde 74) izledi. Bu rakamlar, Türk ürünlerinin global pazarda ne kadar rekabetçi hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor.

İç Pazarda da Güçlü Büyüme Beklentisi

Avrupa'daki ihracat hareketliliğine paralel olarak, Türkiye iç pazarında da benzer bir büyüme grafiği gözlemleniyor. Tunç Korun, artan sıcaklıklar, iklim değişikliğinin etkileri ve yaşam konforuna yönelik beklentilerin yükselmesiyle birlikte split klima pazarının büyüme eğilimini sürdürdüğünü belirtti. Türkiye split klima iç pazarının 2024 yılında yaklaşık 2,5 milyon adet seviyesine ulaştığını, 2025 yılında ise güçlü talebin etkisiyle 3 milyon adet seviyelerine yaklaşacağını öngördüklerini ifade etti. 2026'nın ilk yarısında da bu pozitif seyrin devam ettiğini kaydeden Korun, mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar, yaz sezonunun erken başlaması ve tüketicilerin enerji verimli cihazlara yönelimiyle pazarın ilk altı ayda çift haneli büyüdüğünü belirtti. Yıl genelinde de 3 milyon adetlik seviyenin korunacağını, hava sıcaklıkları ve ekonomik koşullara bağlı olarak bu rakamın üzerine de çıkılabileceğini öngördüklerini sözlerine ekledi.

Uzmanlardan Sezon Öncesi Klima Alımı Uyarısı

Klimaların teknolojik dönüşümüne de değinen Korun, günümüzde satılan split klimaların tamamının aynı zamanda birer ısı pompası olduğunu ve bu sayede sadece yazın soğutma değil, kışın da yüksek enerji verimliliğiyle ısıtma sağlayabildiğini vurguladı. Tüketicilere yönelik önemli bir uyarıda bulunan Korun, yaz aylarındaki yoğunluktan ve olası stok sorunlarından mağduriyet yaşamamaları için ihtiyaçlarını son sıcak dalgalarını beklemeden planlamaları gerektiğini belirtti. İlkbahar aylarında veya sezon öncesinde yapılan satın alma ve montaj işlemlerinin hem servis sürelerini kısalttığını hem de daha geniş ürün seçeneği sunduğunu ekledi. Bu durum, hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler için stratejik bir planlama gerekliliğini ortaya koyuyor.

Spor 27.07.2026 12:01 1 okunma

Soğuk Sular, Dev Dalgalar ve 14 Saatlik Mucize: Melisa Uluarslan Tarihe Geçti! Türk Yüzücüden Akıl Almaz Başarı!

Türk ultramaraton yüzücüsü Melisa Uluarslan, zorluklarıyla ünlü Kuzey Kanalı'nı 14 saat 13 dakikada geçerek adını tarihe yazdırdı. Bu başarıyla Uluarslan, Kuzey Kanalı'nı tamamlayan 3. Türk kadın sporcu unvanını kazandı.

Soğuk Sular, Dev Dalgalar ve 14 Saatlik Mucize: Melisa Uluarslan Tarihe Geçti!  Türk Yüzücüden Akıl Almaz Başarı!

Türk açık su yüzme tarihinde bir dönüm noktası daha yaşandı! Başarılı ultramaraton yüzücümüz Melisa Uluarslan, sporun en gözü pek disiplinlerinden biri olan açık su yüzücülüğünün adeta 'Everest'i olarak bilinen Kuzey Kanalı'nı başarıyla tamamlayarak, Türk sporuna unutulmaz bir zafer daha armağan etti. Bu muazzam başarıyla Uluarslan, bu zorlu parkuru tamamlayan üçüncü Türk kadın sporcu unvanını elde ederek tarihteki yerini sağlamlaştırdı.

Cesaretin ve Azmin Soğuk Sularla Dansı: Kuzey Kanalı Macerası

Kuzey İrlanda'nın Donaghadee kıyıları ile İskoçya'nın Portpatrick sahilleri arasındaki, toplamda yaklaşık 40 kilometrelik mesafeyi kapsayan parkur, sporcular için adeta bir ölüm kalım savaşı niteliği taşıyor. Melisa Uluarslan, yerel saatle sabaha karşı 01.00'de (Türkiye saatiyle 03.00) buz gibi sulara adım atarak bu destansı yolculuğuna başladı. Günler öncesinden başlayan yoğun hazırlıkların ve mental gücün en üst düzeyde olduğu bu an, Uluarslan'ın kararlılığının ilk işaretiydi. Deniz suyu sıcaklığının ortalama 13-14 santigrat derece civarında seyretmesi, zaten başlı başına büyük bir zorlukken, bir de üzerine eklenen güçlü gelgit akıntıları, bol miktarda bulunan denizanası sürüleri ve aniden değişen hava koşulları, bu parkuru dünyanın en tehlikeli ve zorlu geçişlerinden biri haline getiriyor. Ancak Uluarslan, tüm bu doğaüstü engellere karşı pes etmeyerek, adeta insanüstü bir mücadele örneği sergiledi. 14 saat 13 dakika süren soluk soluğa bir mücadele sonunda, bitiş çizgisine ulaştığında sadece kendisi değil, tüm Türkiye sevincini paylaştı.

Daha Önce de Tarih Yazmıştı: Uluarslan'ın Rekorlarla Dolu Kariyeri

Melisa Uluarslan'ın bu olağanüstü başarısı, aslında uzun yıllara dayanan azminin ve kararlılığının bir yansıması. Yüzücümüz, geçtiğimiz 2025 yılında da yine uluslararası arenada büyük yankı uyandıran bir başarıya imza atmıştı. O dönemde, dünyanın en prestijli ve zorlu açık su geçişlerinden biri olan Manş Denizi'ni, İngiltere ile Fransa arasındaki o meşhur suları 16 saat 49 dakika gibi etkileyici bir sürede tamamlamıştı. Bu başarısıyla Uluarslan, Manş Denizi'ni geçen yedinci Türk kadın ve toplamda yirmi birinci Türk sporcu olarak kayıtlara geçmişti. Kuzey Kanalı'nı da başarıyla geçmesiyle birlikte, Uluarslan'ın adı Türk açık su yüzme tarihine altın harflerle yazıldı. Kendisi, bu başarıyla sadece bireysel bir zafer kazanmakla kalmadı, aynı zamanda gelecekte bu parkura meydan okuyacak Türk sporcular için de ilham verici bir rol model oldu.

Ocean's Seven Serisinin En Zorlu Etabı: Neden Bu Kadar Kritik?

Dünyanın en zorlu yedi açık su yüzme parkurunu içeren ve 'Ocean's Seven' olarak bilinen serinin en göz korkutucu etaplarından biri olan Kuzey Kanalı, sporcuların fiziksel ve mental dayanıklılığını sonuna kadar zorluyor. Kanalın sadece 40 kilometrelik mesafesi değil, aynı zamanda taşıdığı tehlikeler de bu parkuru eşsiz kılıyor. Düşük su sıcaklıkları vücudun hızla enerji kaybetmesine neden olurken, tahmin edilemeyen güçlü gelgit akıntıları sporcuyu yönünden saptırabiliyor veya ekstra efor sarf etmesine neden olabiliyor. Yoğun denizanası popülasyonu ise hem acı veren temas riskini artırıyor hem de yüzücünün ritmini bozabiliyor. Değişken ve sert hava koşulları ise parkurun zorluğunu katbekat artırıyor. Bu kadar çoklu ve ölümcül faktörün bir araya geldiği Kuzey Kanalı'nı başarıyla tamamlamak, açık su yüzücülüğü dünyasında ulaşılması en güç hedeflerden biri olarak kabul ediliyor. Melisa Uluarslan'ın bu parkuru tamamlaması, onun sadece bir sporcu olarak değil, aynı zamanda bir mücadele azminin sembolü olarak da görülmesini sağlıyor. Türk açık su yüzme sporunun uluslararası alanda ne kadar büyük potansiyele sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne seren bu başarı, şüphesiz ki uzun yıllar konuşulmaya devam edecek.

Spor 27.07.2026 11:31 1 okunma

Mohamed Salah Pazarlığı Harvard Dershanesinde! Beşiktaş'ın Gözdesi ve Menajerinin Çarpıcı Stratejileri Ortaya Çıktı!

Beşiktaş'ın yıldız transferi Mohamed Salah'ın menajeri Ramy Abbas ile yürüttüğü pazarlıklar, Liverpool'la geçmişte yapılan ve Harvard Business School'da vaka çalışmasına dönüşen tarihi müzakereleri akıllara getirdi. Abbas'ın Salah'ın değerini hesaplama yöntemleri ve pazarlık stratejileri mercek altında.

Mohamed Salah Pazarlığı Harvard Dershanesinde! Beşiktaş'ın Gözdesi ve Menajerinin Çarpıcı Stratejileri Ortaya Çıktı!

Beşiktaş'ın Salah Ateşi Yükseliyor: Kritik Anlar Kapıda

Süper Lig'in dev kulüplerinden Beşiktaş, kadrosuna katmak için yoğun bir mesai harcadığı Mısırlı yıldız futbolcu Mohamed Salah'ın transferinde kritik bir dönemece girdi. Yaklaşık iki haftadır yıldız oyuncu ve menajeri Ramy Abbas ile dirsek teması halinde olan siyah-beyazlı yönetim, tarafların talepleri doğrultusunda son teklifini sundu. Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı da yaptığı açıklamada, kamuoyuna yansıyan transfer görüşmelerini doğrulayarak, “Bir süredir Mohamed Salah ve temsilcisiyle transferin tüm detaylarını kapsayan görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Son olarak, tarafımıza iletilen talebi tüm yönleriyle karşılıklı müzakere ederek oyuncu cephesine resmi son teklifimizi ilettik” dedi. Adalı, ilk temaslardan bu yana Salah cephesinden gelen artış ve düzenleme taleplerinin, Beşiktaş'ın menfaatleri gözetilerek değerlendirildiğini vurgulayarak, “Artık karar sırası oyuncu tarafındadır” şeklinde konuştu.

Menajer Komisyonu Pazarlığın Kilidi: Ramy Abbas'ın Rolü

Mohamed Salah transferinde en çok gündeme gelen konulardan biri, yıldız futbolcunun yıllardır menajerliğini yapan Ramy Abbas'ın talep ettiği komisyon bedeli oldu. Başlangıçta oldukça yüksek bir rakam telaffuz edildiği, ancak yapılan görüşmeler sonucunda bu miktarda indirime gidildiği öne sürülüyor. Beşiktaş'ın bu transfer sürecinde yaşadığı pazarlıklar, Ramy Abbas'ın geçmişte Mısırlı yıldız için yürüttüğü bir başka büyük müzakereyi de yeniden gündeme taşıdı. Zira Salah ve Abbas ikilisinin, Liverpool ile gerçekleştirdiği sözleşme pazarlığı, yıllar önce dünyanın sayılı işletme okullarından Harvard Business School'da bir vaka çalışmasına konu olmuştu.

Harvard Sahneye Çıkıyor: Salah'ın Sözleşmesi Nasıl Ders Oldu?

Harvard Business School profesörleri Anita Elberse ve Taher El Moataz Bellah tarafından hazırlanan ve “Mohamed Salah” başlığını taşıyan akademik çalışma, yıldız futbolcu ve menajerinin Liverpool ile yaptığı sözleşme görüşmelerinin perde arkasını detaylı bir şekilde inceledi. Bu çalışmanın en dikkat çekici yanı, pazarlık sürecine bizzat Salah ve Ramy Abbas'ın da katkı sağlamış olmasıydı. Harvard'daki MBA öğrencileri için hazırlanan bu vaka çalışmasında, Salah'ın 2022 yılında Liverpool ile imzaladığı yeni sözleşmeye giden zorlu ve karmaşık pazarlık süreci mercek altına alındı. Tıpkı şu an Beşiktaş ile yürütülen görüşmelerde olduğu gibi, Liverpool ile yapılan önceki pazarlıklarda da Ramy Abbas kilit rol oynamıştı.

Liverpool Görüşmeleri Neden Kopma Noktasına Geldi?

Mohamed Salah'ın Liverpool ile olan sözleşmesi 2023 yılında sona erecekti ve İngiliz devi, yıldız oyuncusuyla yeni bir kontrat imzalamak istiyordu. Salah da kulübünde kalmaya sıcak baksa da, taraflar arasında ekonomik şartlar konusunda uzun süre anlaşma sağlanamadı. Haziran 2022'ye gelindiğinde görüşmeler kritik bir noktaya ulaşmış, Ramy Abbas Liverpool'un teklifi ile kendi talepleri arasındaki farkı anlatırken, “Hâlâ birbirimizden çok uzağız” ifadesini kullanmıştı. Abbas'a göre anlaşmazlığın temelinde sadece küçük bir ücret farkı yatmadığını, Salah'ın sözleşmesini %5'lik bir fark nedeniyle riske atmayacağını belirtmesi, tarafların pozisyonları arasında bundan çok daha büyük bir uçurum olduğunu ortaya koyuyordu.

Ramy Abbas'ın Devrim Niteliğindeki Değerlendirmesi

Harvard'daki akademik çalışmada öne çıkan en çarpıcı noktalardan biri, Ramy Abbas'ın Mohamed Salah'ın ekonomik değerini hesaplama biçimiydi. Abbas, Salah'ı sadece Liverpool'dan aldığı maaşla sınırlı bir oyuncu olarak görmüyordu. Mısırlı yıldızın saha içindeki üstün performansının yanı sıra, küresel popülerliği, sponsorluk anlaşmaları, imaj hakları ve kişisel markasının yarattığı muazzam ticari değer de pazarlığın ayrılmaz bir parçasıydı. Abbas'ın hesaplamalarına göre, Salah'ın Liverpool ile istediği şartlarda anlaşması ve sahadaki performansını sürdürmesi halinde, imaj haklarını yöneten şirketlerin toplam yıllık geliri 54 ila 62 milyon Euro seviyesine ulaşabilecekti. Üstelik Abbas, bu rakamı oldukça “muhafazakâr bir tahmin” olarak nitelendiriyordu. Bu rakam, Salah'ın Liverpool'dan alacağı maaşı değil; futbol gelirleri, sponsorluklar ve diğer ticari gelirlerden oluşan toplam ekonomik potansiyelini ifade ediyordu.

Liverpool Transferi: Bir 'Oyun Değiştirici' Hamle

Ramy Abbas'a göre, Mohamed Salah'ın 2017 yılında Roma'dan Liverpool'a transfer olması, Mısırlı yıldızın ticari kariyerinde adeta bir dönüm noktası olmuştu. Liverpool formasıyla dünyanın en önemli futbol ikonlarından birine dönüşen Salah'ın sponsorluk ve reklam anlaşmalarının değeri de katlanarak artmıştı. Abbas, bu transferi Salah'ın ticari değeri açısından bir “game-changer”, yani oyunun kurallarını kökten değiştiren bir gelişme olarak değerlendiriyordu. Bu bağlamda, Liverpool ile yapılan yeni sözleşme pazarlığında, Salah'ın sadece sahadaki başarısı değil, küresel bir marka olarak yarattığı devasa ekonomik değer de masadaydı.

Zorlu Pazarlık Sonrası İmza ve Ders Niteliğindeki Süreç

Uzun süren ve zaman zaman kopma noktasına gelen görüşmelerin ardından Liverpool ile Salah cephesi nihayet anlaşmaya vardı. Mısırlı yıldız, 1 Temmuz 2022'de kendisini 2025 yılına kadar Kırmızılar'a bağlayan üç yıllık yeni sözleşmeye imza atarak kulüp tarihinin en çok kazanan oyuncusu unvanını elde etti. Salah ve Abbas'ın Liverpool yönetimine karşı yürüttüğü bu müzakere süreci, daha sonra Harvard Business School'da profesyonel sporda yıldız yönetimi ve müzakere stratejileri açısından önemli bir vaka çalışmasına dönüştü. Yıllar sonra benzer bir yoğunlukta ve zorlukta yürütülen pazarlığın şimdi Beşiktaş ile gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Siyah-beyazlı yönetim son teklifini iletirken, Liverpool ile yapılan ve Harvard'da ders olan görüşmelerde olduğu gibi, transferin merkezinde yine Mısırlı yıldızın yıllardır güvendiği menajeri Ramy Abbas bulunuyor.