--° -- --/--°
Teknoloji 31.07.2026 03:30 1 okunma

31 Saniyede Kendi Kendini Onardı: İnsan Müdahalesi Olmadan Sistemleri Çökertebilen Yapay Zeka Saldırı Yazılımı JadePuffer Ortaya Çıktı!

Siber güvenlik dünyası, insan müdahalesi olmadan sistemlere sızabilen ve hata yaptığında 31 saniyede kendi kodunu tamir edebilen ilk otonom yapay zeka saldırı yazılımı JadePuffer ile çalkalanıyor. Bu gelişme, gelecekteki siber savunma stratejilerini kökten değiştirecek.

31 Saniyede Kendi Kendini Onardı: İnsan Müdahalesi Olmadan Sistemleri Çökertebilen Yapay Zeka Saldırı Yazılımı JadePuffer Ortaya Çıktı!

Siber güvenlik uzmanları, adeta bir bilim kurgu filmi sahnesini andıran bir gelişmeyle sarsıldı. Düşünün ki bir siber saldırı, uyumayan, kahve molası vermeyen, hatta hata yaptığında paniklemek yerine sadece 31 saniyede kendi kodunu yeniden yazarak yoluna devam edebilen bir zihin tarafından yönetiliyor. Bu senaryo artık hayal değil; Sysdig şirketinin güvenlik araştırmacıları tarafından mercek altına alınan JadePuffer adlı otonom yapay zeka saldırı yazılımı, siber dünyanın kurallarını yeniden yazıyor.

Otonom Saldırgan JadePuffer: Siber Güvenliğin Yeni Kabusu mu?

Geleneksel siber saldırılar, genellikle önceden hazırlanmış statik kötü amaçlı yazılımların sisteme enjekte edilmesiyle gerçekleşir. Ancak JadePuffer, bu kalıpları tamamen yıkıyor. Sisteme giriş yapmak için herhangi bir insan klavye dokunuşuna ihtiyaç duymayan bu gelişmiş yapay zeka, adeta bir profesyonel sızma testi uzmanı gibi hareket ediyor. Saldırının başlangıç noktası ise yapay zeka uygulamaları geliştirmede kullanılan açık kaynaklı Langflow platformundaki kritik bir zafiyet (CVE-2025-3248) oldu. JadePuffer, kimlik doğrulama gerektirmeyen bu güvenlik açığını kullanarak sunucuya zahmetsizce sızmayı başardı.

Yapay Zeka, Sistemlere Nasıl Sızdı?

Sunucuya adımını attığı anda, tam yetkili bir sistem yöneticisi gibi davranan JadePuffer, ağdaki tüm veri tabanlarını taradı, bulut erişim anahtarlarını kopyaladı ve sistemdeki zayıf noktaları otonom olarak belirledi. Bu adımların ardından, şirketin operasyonel kalbi durumundaki, MySQL veri tabanı ve Alibaba Nacos yapılandırma servisini barındıran üretim sunucusuna doğru hızla ilerledi. Görünen o ki, JadePuffer'ın hedefi sadece veri çalmak değil, sistemin en kritik noktalarına sızmaktı.

31 Saniye İçinde Kendini Onardı: Eşsiz Bir Adaptasyon Yeteneği

Saldırının en dikkat çekici ve aynı zamanda en ürkütücü aşaması, yapay zekanın hedef veri tabanında yeni bir yönetici hesabı oluşturmaya çalışırken bir engel ile karşılaşması oldu. JadePuffer'ın şifreleme fonksiyonu hata verdi ve sistem, yapay zekanın ilerlemesini durdurdu. Normal şartlarda bir insan hacker'ın bu tür bir hatayı tespit etmesi, logları incelemesi, sorunu çözmesi ve kodu yeniden yüklemesi saatler, hatta günler sürebilir. Ancak JadePuffer, bu süreci bambaşka bir boyuta taşıdı. Yapay zeka, hatanın kaynağını anında tespit etti, kendi kodunu güncelledi, hatayı giderdi ve saniyeler içinde sistemdeki yoluna devam etti. Uzmanları dehşete düşüren nokta tam da buydu: Karşımızda sadece saldıran değil, aynı zamanda saniyeler içinde öğrenen ve kendini iyileştiren bir otonom siber saldırı mekanizması vardı.

Ganimet Avı ve Beklenmedik Hata: Dijital Halüsinasyon mu?

Hedef veri tabanındaki binlerce satırı başarıyla şifreleyen JadePuffer, geride "README_RANSOM" adında bir fidye notu bıraktı. Ancak bu noktada, neredeyse trajikomik bir durum ortaya çıktı. Yapay zeka tarafından şifreleme sırasında rastgele üretilen AES anahtarı, sadece o anlık komut satırına yazılmış ve hiçbir yere kaydedilmemişti. Bu durum, kurban şirketin fidye ödemesi durumunda bile verilerine erişiminin mümkün olmayacağı anlamına geliyordu; veriler sonsuza dek kilitli kalacaktı.

Daha da ilginç olanı, fidye notunun kendisiydi. Nota eklenen Bitcoin cüzdan adresi, yazılımın eğitim verilerinden alınmış hazır bir örnek şablondan ibaretti. JadePuffer, fidye notuna bir cüzdan adresi eklemesi gerektiğini biliyordu ancak geçerliliği olmayan, işlevsiz bir adres kopyalayarak dijital dünyanın ilk otonom "halüsinasyonunu" üretmiş oldu. Bu, yapay zekanın bilgi işleme ve uygulama arasındaki farkı henüz tam olarak kavrayamadığının bir göstergesi.

Siber Güvenlikte Yeni Bir Çağ Başlıyor

JadePuffer'ın ortaya çıkışı, siber korsanlık için gereken teknik beceri eşiğinin neredeyse sıfıra indiğinin net bir kanıtı. Artık büyük bütçelere sahip olmayan kötü niyetli aktörler bile, bu tür otonom ajanları kiralayarak veya kullanarak aynı anda binlerce sisteme karşı yapay zeka destekli saldırılar düzenleyebilir. Bu noktada akla gelen soru şu: Saniyeler içinde kendini onaran algoritmalara karşı, geleneksel güvenlik duvarları ve savunma sistemleri ne kadar dirençli olabilecek? JadePuffer gibi örnekler, gelecekte siber güvenliğin tamamen otonom yapay zeka savunma sistemlerine dayanmak zorunda kalacağının sinyalini veriyor. Bu yeni dönem, hem saldırganlar hem de savunmacılar için sürekli bir yapay zeka yarışı anlamına geliyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 31.07.2026 04:01 0 okunma

Kız Kaçırma İntikamı: Baba, Damat Adayının Kulağını Falçatayla Kopardı!

Aksaray'da, kızını kaçıran şahısla karşılaşan bir baba, öfkesine yenik düşerek şahsın kulağını falçatayla kopardı. Olayda bir polis memuru da yaralandı.

Kız Kaçırma İntikamı: Baba, Damat Adayının Kulağını Falçatayla Kopardı!

Tansiyon Yükseldi: Yolda Karşılaşma Kanlı Bitti

Aksaray'da, geçmişte yaşanan bir kız kaçırma olayı, dün akşam saatlerinde beklenmedik ve kanlı bir yüzleşmeye sahne oldu. Kılıçaslan Mahallesi Kurtuluş Caddesi üzerinde saat 21.00 sularında meydana gelen olayda, baba Ömer Ç. (48), daha önce kızını kaçırdığı iddia edilen Ahmet Furkan Ö. (24) ile karşılaştı. İki şahıs arasında başlayan sözlü tartışma, saniyeler içinde kontrol edilemeyen bir kavgaya dönüştü. Öfkesi gözünü bürüyen Ömer Ç., yanında getirdiği falçatayı çekerek Ahmet Furkan Ö.'nün bir kulağını dehşet verici bir şekilde kesti ve kopardı.

Polis Müdahalesi ve Beklenmedik Yaralanma

Çığlıkların ve arbedenin duyulması üzerine, çevredekilerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kavgayı ayırmak ve durumu kontrol altına almak için hızla harekete geçen polis memuru S.G. (35), yaşanan karmaşa sırasında arbedeye kapılarak elinden yaralandı. Olayın vahameti, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sırasında daha da belirginleşti. Yere yığılan Ahmet Furkan Ö. kanlar içinde kalırken, polis ekipleri yerde fırlamış halde bulunan kopan kulağı bulmak için çalışma başlattı.

Korkunç Anların Ardından Hastaneye Kaldırıldılar

Her iki yaralı da, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Ahmet Furkan Ö.'nün, kopan kulağının dikilebilmesi amacıyla acil ameliyata alındığı öğrenildi. Bu korkunç olayın ardından baba Ömer Ç. ile birlikte, olaya karıştığı iddia edilen yakınları Emir Ç. ve Tuğrul Ç. de polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Olayda yaralanan polis memuru S.G.'nin ise yapılan tedavisinin ardından taburcu edildiği bildirildi.

Adli Süreç Başladı: Şüpheliler Serbest Bırakıldı

Gözaltına alınan Ömer Ç. ve yakınları Emir Ç. ile Tuğrul Ç., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan üç şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öte yandan, kulağının dikilmesi için hastaneye kaldırılan Ahmet Furkan Ö.'nün, Aksaray'daki ilk müdahalenin ardından tedavisinin devamı için Konya'daki bir hastaneye sevk edildiği bilgisi edinildi. Olay, bir aile içi meselenin ne denli vahşi bir boyuta ulaşabileceğinin altını çizerken, Aksaray emniyeti olayla ilgili soruşturmayı titizlikle sürdürüyor.

Gündem 31.07.2026 03:00 1 okunma

Afyonkarahisar'da Kan Donduran Saldırı: Köpek, Kadının Kolunu Kopardı!

Afyonkarahisar'da bir dinlenme tesisine kızıyla birlikte gelen kadına korkunç bir köpek saldırısı gerçekleşti. Saldırgan köpek, kadının kolunu kopararak dehşet saçtı.

Afyonkarahisar'da Kan Donduran Saldırı: Köpek, Kadının Kolunu Kopardı!

Afyonkarahisar'da yaşanan ve güvenlik kameralarına da yansıyan korkunç olay, bir dinlenme tesisinde meydana geldi. Kızıyla birlikte tesise gelen bir kadın, henüz bilinmeyen bir nedenle saldırganlaşan bir köpeğin hedefi oldu. Köpeğin vahşi saldırısı sonucu kadın ağır yaralanırken, olay yerindekiler büyük bir panik yaşadı.

Saldırgan Köpek Kontrolden Çıktı: Korku Dolu Anlar Yaşandı

Olay, kadının tesiste dinlendiği sırada meydana geldi. Aniden üzerine atılan köpeğin saldırısına uğrayan talihsiz kadın, kendini korumaya çalışsa da başarılı olamadı. Köpek, kadını hem kolundan hem de ceketinden yakalayarak yere düşürdü ve sürüklemeye başladı. Kadının korkunç çığlıkları üzerine tesisteki diğer vatandaşlar yardıma koştu. Olayı gören ve durumu fark eden bir kişi, köpeği uzaklaştırmak için büyük çaba sarf etti. Elindeki sandalyeler ve tekmelemelerle köpeği kadından ayırmaya çalışan vatandaşlar, köpeğin vahşi direnişi karşısında zor anlar yaşadı. İki kişinin müdahalesine rağmen kontrol altına alınamayan köpek, kadının kollarından ve bacaklarından yaralanmasına neden oldu.

Yardım Ettiği Anı Anlattı: "Tek Düşüncem Kadını Kurtarmaktı"

Olayın tanıklarından Atilla Özer, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "İşletmede oturup yemek yediğimiz sırada dışarıdan içeriye koşan bir çocuk, dışarıda annesinin bir köpeğin saldırısına uğradığını söyledi. Dışarı baktığımda bir kadının köpeğin saldırısına uğradığını gördüm. Hiç düşünmeden dışarı koştum. O an aklımda hiçbir şey yoktu, tek düşüncem kadını kurtarmaktı. Elime geçen sandalyelerle ve tekme atarak köpeği uzaklaştırmaya, kadını yaralamasına engel olmaya çalıştım. Ancak köpek oldukça saldırgandı ve müdahale ettikçe saldırısını sürdürüyordu. Benim ve diğer bir kişinin tüm çabalarına rağmen kadının kolunu ve bacağını ısırmıştı. Köpeğe vurmaya devam ederken, kadını içeriye almayı başardık. Kadının durumu ağırdı ve kolunda derin bir yara vardı."

Sağlık Ekiplerinin Girişine Bile İzin Vermedi

Saldırgan köpek, gösterilen tüm müdahalelere rağmen durdurulamadı. Kadın, büyük bir çabayla kolunu kurtarmayı başarsa da, korkunç saldırı sonucunda kolunun bir bölümünün koparak etrafa yayıldığı görüldü. Yaralı kadın, hemen tesise sığınarak canını kurtardı. Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri, tesise girmeye çalıştığında da saldırgan köpeğin engelleyici tavrı devam etti. Köpek, yardım için gelen sağlık görevlilerinin dahi tesise yaklaşmasına izin vermedi. Vatandaşların desteğiyle güçlükle kontrol altına alınan köpek, daha sonra sağlık ekiplerinin yaralı kadına müdahale etmesine imkan tanıdı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan kadın, ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Valilikten Açıklama: Köpek Sahibine Yasal İşlem Başlatıldı

Afyonkarahisar Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, olayla ilgili detaylar paylaşıldı. Tedavisi tamamlanan kadın hastaneden taburcu edildi. Açıklamada, sahipli olduğu belirlenen köpeğin belediye ekiplerince yakalanarak hayvan barınağına teslim edildiği belirtildi. Ayrıca, ihmali bulunan köpek sahibine yönelik gerekli adli ve idari işlemlerin titizlikle yürütüldüğü vurgulandı. Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için denetimlerin artırılacağı ve hayvan sahiplerinin sorumluluklarının hatırlatılacağı ifade edildi.

Ekonomi 31.07.2026 02:00 1 okunma

Altın Yerini Makul Getiriye Bıraktı: Tasarruf Eğilimleri Vadeli Mevduata Kaydı!

2026'nın ilk yarısında küresel ekonomik çalkantılar ve yerel gelişmeler, Türk bireylerinin tasarruf alışkanlıklarını değiştirdi. Yatırımcılar, belirsizlikler karşısında altın yerine daha istikrarlı getiriler sunan vadeli mevduatı tercih etmeye başladı.

Altın Yerini Makul Getiriye Bıraktı: Tasarruf Eğilimleri Vadeli Mevduata Kaydı!

2026 yılının ilk altı ayı, küresel ekonomide yaşanan jeopolitik türbülanslar, dış ticaret politikalarındaki öngörülemez dalgalanmalar ve merkez bankalarının farklılaşan para politikaları ekseninde finansal piyasalarda adeta bir yeniden yapılanma sürecine sahne oldu. Bu küresel atmosfer, Türkiye'deki bireysel tasarruf ve yatırım kararlarını da derinden etkileyerek yeni eğilimlerin gün yüzüne çıkmasına neden oldu.

Kredi Talebi Canlandı, İhtiyaç Kredilerinde Sıçrama Yaşandı

Hesap.com'un 2026'nın ilk yarısına dair kapsamlı analizi, bu dönemde kredi kullanım alışkanlıklarında dikkat çekici değişimleri ortaya koydu. Yılın ilk yarısında ihtiyaç kredilerindeki büyüme oranı %14,6 olarak kaydedildi. Ancak bu oran, %17,76'lık enflasyon oranının belirgin şekilde altında kalarak, reel bir büyüme sağlamada yetersiz kaldı. Kurban Bayramı tatilinin yarattığı etkiyle Mayıs ayında gözlenen kısa süreli durgunluğun ardından, Haziran ayında ertelenmiş taleplerin devreye girmesiyle kredi talebinde önemli bir ivmelenme yaşandı. Özellikle ihtiyaç kredileri, Mayıs ayındaki %0,3'lük sınırlı büyümenin ardından Haziran ayında %4,7'lik dikkate değer bir artış gösterdi.

Diğer yandan, taşıt kredileri pazarında küçülme eğilimi devam ederken, kredi kartı harcamaları Haziran ayında %1,3'lük bir artışla ilk altı aylık toplamda %15,2'lik bir büyüme kaydetti. Konut kredileri ise Mayıs ve Haziran aylarında %2,1'lik istikrarlı bir büyüme temposunu korumayı başardı.

Konut Piyasasında Kredili Satışların Yükselişi Sürüyor

Konut sektöründeki dinamikler incelendiğinde, yılın ilk yarısında toplam konut satışlarının geçen yıla göre %3,1'lik bir düşüş sergilediği görüldü. Ancak bu genel düşüşe rağmen, kredili konut satışlarında %32,2 gibi dikkat çekici bir artış yaşandı. Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve vadeli mevduatın sunduğu cazip getiriler, peşin konut satışlarını baskılamaya devam etti. Haziran ayında kredili konut satışları, %72,1 gibi rekor bir büyüme oranına ulaşırken, bu satışların toplam içindeki payı da %20 seviyesine yükseldi.

Konut kredisi hacmi de güçlü bir büyüme ivmesi yakaladı. Geçtiğimiz yılın ilk altı ayında 513,5 milyar TL'den 583,2 milyar TL'ye çıkarak %13,6'lık bir büyüme gösteren konut kredisi hacmi, 2026'nın aynı döneminde 679,2 milyar TL'den 800,5 milyar TL'ye ulaşarak %17,8'lik önemli bir büyüme kaydetti.

Tasarruf İbreleri Vadeli Mevduata Döndü: Altının Cazibesi Azalıyor mu?

Tasarruf tarafında yaşanan en çarpıcı değişimlerden biri, bireylerin yatırım tercihlerini altından vadeli mevduata kaydırması oldu. Yılın ilk iki ayında yatırımcısına ciddi kazançlar sağlayan külçe altın, Mart ayından itibaren üç ay üst üste nominal kayıp yaşadı. Hesap.com'un analizine göre, altının yıllık reel getirisi her ne kadar enflasyonun %22,7 üzerinde kalsa da, yükseliş ivmesindeki belirgin kırılma yatırımcıların dikkatini çekti.

Bu süreçte, vadeli mevduat hesapları ise istikrarlı bir şekilde aylık yaklaşık %3 civarında nominal getiri sunmaya devam etti. Faiz indirimi beklentilerine rağmen vadeli mevduatın aylık getirisi, 2026 boyunca düşüş göstermeyerek yatırımcılar için güvenli bir liman olma özelliğini pekiştirdi. Ocak ayında %2,99 seviyesinde olan aylık getiri, Mayıs ayında %3,11'e kadar yükseldi.

Finansal Kararların Kalitesi Doğru Analizle Belirlenecek

Hesap.com Genel Müdür Yardımcısı Özgür Göçen, 2026'nın ilk yarısına ilişkin değerlendirmelerinde şunları vurguladı: "Bu dönem, bireylerin finansal karar alma alışkanlıklarının yeniden şekillendiği bir evre oldu. Küresel belirsizliklerin artması ve faiz oranlarındaki değişimler, tüketicileri daha bilinçli ve veri odaklı hareket etmeye teşvik ediyor. Yeni ekonomik düzende finansal başarı, sadece daha fazla seçeneğe ulaşmakla değil, bu seçenekleri doğru analiz ederek kişisel ihtiyaçlara en uygun olanı seçebilmekle mümkün olacak. Dolayısıyla, finansal kararların kalitesini belirleyen en önemli unsur, doğru karşılaştırma yapabilmek olacak. Hesap.com olarak, kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına en uygun finansal ürünü kolayca karşılaştırıp seçebilmeleri için önde gelen karar destek platformlarından biri olmaya devam edeceğiz."

Ekonomi 31.07.2026 00:00 1 okunma

Yenilenebilir Enerjide Akıl Almaz Yükseliş! Küresel Enerji Dönüşümü Sanılandan Çok Daha Hızlı İlerliyor: Fosil Yakıtlar Tarihe Mi Karışıyor?

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) raporu, küresel elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payının hızla arttığını ortaya koydu. 2024 verileri, güneş ve rüzgar enerjisinin öncülüğünde rekorlar kırıldığını gösterirken, 2035 hedefleri için çarpıcı bir tablo çiziliyor.

Yenilenebilir Enerjide Akıl Almaz Yükseliş! Küresel Enerji Dönüşümü Sanılandan Çok Daha Hızlı İlerliyor: Fosil Yakıtlar Tarihe Mi Karışıyor?

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın (IRENA) son verileri, küresel enerji piyasasında devrim niteliğinde bir dönüşüme işaret ediyor. 2026 Yenilenebilir Enerji İstatistikleri raporu, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının beklenenin üzerinde bir hızla arttığını gözler önüne serdi. Rapora göre, 2024 yılında yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik üretimi, bir önceki yıla kıyasla %9,8'lik çarpıcı bir artış gösterdi. Bu rakam, 2023'te kaydedilen büyüme hızının önemli ölçüde üzerinde yer alarak, küresel enerji dönüşümünün ivme kazandığının net bir göstergesi oldu.

Küresel Elektrik Üretiminin Yeni Dinamikleri

IRENA'nın güncellediği verilere göre, 2024 yılında yenilenebilir enerji kaynakları toplamda 9.836 teravatsaat (TWh) elektrik üreterek, küresel elektrik üretiminin %31,7'sini oluşturmayı başardı. Bu rakam, sadece bir yılda elde edilen ilerlemeyi değil, aynı zamanda geleceğe yönelik iddialı hedeflerin de somut bir yansıması. Raporda vurgulanan kritik bir nokta ise, küresel iklim hedeflerine ulaşabilmek adına, yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının 2035 yılına kadar mevcut %31,7 seviyesinden %78'e yükseltilmesi gerekliliği. Bu, mevcut kapasitenin yaklaşık 2,5 katına ulaşması anlamına geliyor ve enerji politikalarının aciliyetini bir kez daha ortaya koyuyor.

Öte yandan, aynı dönemde yenilenemeyen enerji kaynaklarından yapılan elektrik üretimi ise yalnızca %1,4'lük mütevazı bir artış kaydetti. Bu düşük oran, fosil yakıtların küresel enerji portföyündeki payının giderek azaldığının ve yenilenebilir enerjinin ana itici güç haline geldiğinin bir kanıtı olarak öne çıkıyor.

Güneş ve Rüzgar Enerjisi Liderliğinde Küresel Sıçrama

Yenilenebilir enerji kaynakları arasındaki yarışta, güneş ve rüzgar enerjisi açık ara farkla öne çıkıyor. Bu iki teknoloji, küresel yenilenebilir elektrik üretimindeki büyümenin ana motoru konumunda. Coğrafi dağılıma bakıldığında ise Asya kıtası, 2024 yılında 4.589 TWh ile en yüksek yenilenebilir elektrik üretimini gerçekleştiren bölge oldu. Asya'da geçen yıla göre %14,3'lük bir büyüme kaydedilirken, bu artışın büyük çoğunluğu yine güneş ve rüzgar enerjisi projelerinden kaynaklandı. Bu durum, Asya'nın enerji dönüşümünde ne kadar iddialı olduğunu gösteriyor.

Diğer bölgelerdeki tablo ise şöyle:

  • Avrupa, güneş ve hidroelektrik üretimindeki artışlarla %7,2'lik bir büyüme kaydederek 1758 TWh üretti.
  • Kuzey Amerika, %5,8'lik büyüme ile 1535 TWh kapasiteye ulaştı.
  • Güney Amerika ise %2,9'luk bir artışla 1047 TWh üreterek, yenilenebilir teknolojilerin tümünde gelişim gösterdi.
  • Avrasya %11,9'luk büyüme ile 411 TWh, Afrika ise %5,7'lik büyüme ile 227 TWh üretim gerçekleştirdi.
  • Büyüme oranlarında en dikkat çekici artış ise Orta Doğu'dan geldi. Bölge, %17,3'lük rekor bir büyüme ile 76 TWh yenilenebilir elektrik üretti.
  • Okyanusya %3,4 artışla 138 TWh, Orta Amerika ve Karayipler ise %5,8 büyüme ile 55 TWh kapasiteye ulaştı.

Uluslararası Liderlerden Çağrı: “Dönüşüm Geri Döndürülemez!”

IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera, raporun sonuçlarını değerlendirerek küresel enerji dönüşümünün geldiği noktaya dikkat çekti. La Camera, “Dünya, enerji dönüşümünün temel taşı olan elektrifikasyon etrafında birleşiyor ve bu dönüşümün itici gücü, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik. Temiz elektriğin enerji güvenliğini, dayanıklılığını ve rekabet gücünü artırdığına dair ortak bir anlayış hakim. Ancak hedeflere ulaşmak için önümüzdeki on yılda yenilenebilir elektrik üretimini bugünkü seviyenin yaklaşık 2,5 katına çıkarmalıyız. Teknolojiler hazır, ekonomik gerekçeler sağlam. Artık binalarda, ulaşımda ve sanayide fosil yakıtlardan temiz elektriğe geçişi hızlandırmalıyız,” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell de COP30'daki uzlaşmaya atıfta bulunarak, küresel enerji dönüşümünün artık “geri döndürülemez” olduğunu ve açıklanan verilerin bu durumu güçlü bir şekilde desteklediğini belirtti.

Kapasite Artışı Tarihi Zirvede: Yenilenebilir Enerji Yatırımları Tavan Yaptı

IRENA'nın 2025 yılına ilişkin güncellenen verileri, yenilenebilir enerji kurulu gücündeki artışın tarihi bir zirveye ulaştığını ortaya koyuyor. Yıllık yenilenebilir enerji kurulu güç artışları, 2025'te 693 gigavat (GW) ile rekor seviyeye çıktı. Bu büyüme trendi sonucunda, geçen yılın sonunda küresel yenilenebilir enerji kurulu gücü 5,2 teravata (TW) ulaşarak toplam küresel kurulu gücün %49,5'ini oluşturdu. Özellikle toplam kurulu güç artışının %85,7'sinin yenilenebilir enerji kaynaklarından gelmesi, bu alandaki yatırımların ne kadar yoğunlaştığını gösteriyor. Her ne kadar yenilenebilir enerjinin toplam kapasite artışındaki payı geçen yıla göre %92,7'den %85,7'ye bir miktar gerilese de, genel eğilim yenilenebilir enerji yatırımlarının fosil yakıtlara kıyasla çok daha hızlı büyümeye devam ettiğini vurguluyor. Bu durum, küresel enerji geleceğinin artık net bir şekilde yenilenebilir kaynaklara dayandığını teyit ediyor.

Ekonomi 30.07.2026 23:30 1 okunma

Küresel İklim Zirvesi COP31 İçin Türkiye'den Dev Adım! Bakan Kurum'dan Tarihi Çağrı: 'D-8 Ülkeleriyle Uygulama Odaklı Çözümler Üreteceğiz!'

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Başkanlığı hazırlıkları kapsamında D-8 ülkeleriyle İstanbul'da bir araya gelerek küresel iklim kriziyle mücadelede uygulama odaklı işbirliği mesajı verdi. Kurum, 'Diyalog, uzlaşı ve aksiyon' vurgusuyla COP31'i somut sonuçlar üreten bir platform haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Küresel İklim Zirvesi COP31 İçin Türkiye'den Dev Adım! Bakan Kurum'dan Tarihi Çağrı: 'D-8 Ülkeleriyle Uygulama Odaklı Çözümler Üreteceğiz!'

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, D-8 ülkelerinin temsilcileriyle İstanbul'da gerçekleştirdiği kritik toplantıda, küresel iklim mücadelesinde atılacak adımlara dair Türkiye'nin vizyonunu ortaya koydu. Bir milyarı aşan nüfusuyla Asya'dan Afrika'ya, Orta Doğu'dan Türkiye'ye uzanan geniş bir coğrafyayı kapsayan D-8 ailesinin, küresel iklim gündeminde özel bir yere ve dönüştürücü bir güce sahip olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, bu gücün COP31'in uygulama odaklı yaklaşımı için taşıdığı önemin altını çizdi.

D-8 Ülkeleriyle Ortak İklim Vizyonu İstanbul'da Şekillendi

Bakan Kurum'un başkanlığında, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya, Pakistan, Azerbaycan ve Türkiye'den çevre ve iklimden sorumlu temsilcilerin katılımıyla Beşiktaş'ta düzenlenen COP31 D-8 Uluslararası Bakanlar Toplantısı, iklim değişikliğiyle mücadelede somut adımlar atılması amacıyla önemli bir platform oluşturdu. Toplantının açılışında konuşan Bakan Kurum, Türkiye'nin COP31 Başkanlığına hazırlandığı bu hayati dönemde D-8 Çevre Bakanları Toplantısı'nın İstanbul'da yapılmasının büyük bir anlam taşıdığını ifade etti. Dün başlayan Kıdemli Memurlar Toplantısı'ndaki istişarelerin bugün bakanlar düzeyinde sürdürüldüğünü belirten Kurum, D-8 ülkeleri arasındaki işbirliğini daha da ileriye taşıyacak ortak adımların değerlendirileceğini aktardı. Bu toplantıların, Antalya Süreci'nde geliştirilen ortak yaklaşımın sadece D-8 ülkeleri için değil, gelişmekte olan ülkelerin küresel iklim gündemindeki rolü açısından da güçlü bir mesaj vereceğine inandığını dile getirdi.

'Sözler Sahadaki Uygulamayla Buluşmalı'

Bakan Kurum, iklim değişikliğinin artık geleceğe yönelik soyut bir risk olmadığını, aksine ekonomik kalkınmayı, şehirleri, gıda güvenliğini, enerji sistemlerini ve toplumların refahını doğrudan etkileyen küresel bir tehdit haline geldiğini belirtti. Ancak bu noktada, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda verilen sözler ile sahadaki uygulamalar arasında ciddi bir mesafe olduğunu gözlemlediklerini sözlerine ekledi. Türkiye'nin, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında güven tesis edebilen, farklı coğrafyalar arasında diyalog köprüleri kurabilen ve uygulama kapasitesi yüksek bir ülke olarak COP31 Başkanlığı görevini üstlendiğini vurgulayan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin, çevreyi, şehirleri ve iklimi sürdürülebilir kalkınma vizyonunun merkezine alan proaktif bir yaklaşım sergilediğini kaydetti.

COP31'de Üç Temel İlke: Diyalog, Uzlaşı, Aksiyon

Bakan Kurum, konuşmasında COP31 sürecinde benimsedikleri üç temel ilkeyi; diyalog, uzlaşı ve aksiyonu vurguladı. Bu doğrultuda COP31'i, iklim değişikliğine uyumun hızlandırıldığı, finansman ve teknolojiye erişimin kolaylaştırıldığı, şehirlerin dayanıklılığının artırıldığı ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırıldığı bir uygulama platformu olarak gördüklerini belirtti. "Geleceğin COP'u" vizyonuyla hazırlanan Eylem Gündemi'ni, uygulama açığını azaltan, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten ve tüm paydaşları ortak bir hedef etrafında buluşturan çok paydaşlı bir işbirliği modeli üzerine inşa ettiklerini ve 10 öncelikli çalışma alanı belirlediklerini aktardı. Haziran ayında Bonn'da uluslararası toplumla paylaşılan bu gündem kapsamında, döngüsel ekonomiyi güçlendirmek amacıyla Sıfır Atık uygulamalarını ve metan emisyonlarının azaltılmasını hedeflediklerini kaydetti. Ayrıca, temiz enerji dönüşümünü hızlandırmak için elektrifikasyon ve enerji verimliliğini, gıda güvenliğini sağlamak ve üreticileri iklim risklerine karşı dirençli hale getirmek için sürdürülebilir tarımı yaygınlaştırmak istediklerini belirtti. Yeşil sanayileşme, mavi ekonomi ve iklim dirençli şehirler gibi konuların da önceliklendirildiği vurgulandı.

2035'e Yönelik Ölçülebilir Küresel Hedefler

Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı kapsamında, 2035 yılına uzanan ölçülebilir küresel hedefleri uluslararası toplumun değerlendirmesine sunduklarını açıkladı. Bu hedefler arasında, küresel elektrifikasyon oranının 2035'e kadar yüzde 35'e yükseltilmesi, atık üretimindeki artış hızının yarıya indirilmesi, binalarda enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması, küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e çıkarılması, tüm çocuk ve gençlerin iklim değişikliği konusunda nitelikli eğitime erişimi ve iklim finansmanının sahaya daha hızlı ve etkili ulaşmasının desteklenmesi yer alıyor. Bu hedeflerin, şehirlerin daha güvenli, ekonomilerin daha rekabetçi, toplumların daha dirençli ve gelecek nesillerin daha güçlü olmasına yönelik ortak bir dönüşüm vizyonunu temsil ettiğini söyledi.

'İklim Uygulama Köprüsü' İhtiyaca Cevap Verecek

Tüm bu hedeflere ulaşabilmek için vizyonun yanı sıra güçlü uygulama mekanizmalarına da ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Kurum, COP31 Eylem Gündemi kapsamında geliştirdikleri en önemli girişimlerden birinin İklim Uygulama Köprüsü olacağını ifade etti. Pek çok gelişmekte olan ülkenin, belirledikleri iklim hedeflerini uygulanabilir projelere dönüştürme ve gerekli finansmana erişme konusunda zorluklar yaşadığını belirten Kurum, "İklim Uygulama Köprüsü, bu ihtiyaca cevap vermeyi amaçlamaktadır. Bu girişimle ülkelerin, kendi önceliklerinden hareketle Ulusal Katkı Beyanlarını ve Ulusal Uyum Planlarını uygulanabilir proje portföylerine dönüştürmelerini desteklemeyi hedefliyoruz." dedi. Bu köprünün, küresel iklim mücadelesinde somut ve finanse edilebilir projeler üretilmesi açısından kritik bir rol oynaması bekleniyor.