Zamanın Sis Perdesinde Kaybolan Vahşet: Fotomodel Hülya Özel Cinayetinin Çözülemeyen Sırrı
1991 yılının soğuk bir Şubat akşamında İstanbul'u sarsan, ünlü fotomodel Hülya Özel'in başsız bedeninin bulunmasıyla başlayan cinayet soruşturması, aradan geçen onca yıla rağmen ne kurbanın kesik başını ne de gerçek katilini ortaya çıkarabildi; bu vahşi cinayet Türkiye'nin hafızasına kazınan en büyük adli muammalardan biri olarak kaldı.
Takvimler 15 Şubat 1991'i gösterdiğinde, İstanbul'un o dönemki lüks ve gözde yerleşim yerlerinden biri olan Etiler Levazım Siteleri, soğuk ve puslu bir kış akşamına uyanıyordu. Şehirde her şey olağan akışında devam ederken, sokakta oyun oynayan çocukların dikkati, daha önce hiç görmedikleri, gizemli bir otomobile takıldı. Bu araç, kısa sürede Türkiye'nin en kan dondurucu ve bir o kadar da esrarengiz cinayet dosyalarından birinin başlangıcı olacaktı.
İstanbul'un Kalbindeki Kabus: Başsız Cesedin Sır Perdesi
Akşam saatlerinde sitenin yakınlarındaki boş arsaya doğru ilerleyen araçtan aceleyle inen üç siluet, ellerindeki buruşuk bir çuvalı hızla arsaya bırakıp arkalarına bile bakmadan uzaklaştı. Çocukların şüphelenerek polise haber vermesiyle olay yerine intikal eden asayiş ve cinayet ekipleri, kendilerini büyük bir vahşetin ortasında buldu. Çuvalın ağzı açıldığında, içeriden genç bir kadına ait cansız beden çıktı. Ancak vahşetin gerçek boyutu, kurbanın başının bir balta yardımıyla vücudundan acımasızca ayrılmış olmasıyla ortaya çıktı. Olay yeri inceleme uzmanlarının ilk tespiti, cesedin henüz sıcak olduğuydu; bu durum, katillerin cinayeti kısa süre önce başka bir yerde işleyip, tanınmayı engellemek amacıyla başını da yanlarına alarak cesedi buraya attığını düşündürüyordu. Saatlerce süren aramalara rağmen ne balta ne de talihsiz kadının kesik başı bulunabildi. Polisin karşısında, kimliği belirsiz, başsız bir cesetle devasa bir muamma duruyordu: Bu kadın kimdi ve kimler tarafından böylesine bir vahşetle öldürülmüştü?
Pırıltılı Dünyanın Karanlık Yüzü: Fotomodel Hülya Özel Kimdi?
Cinayet masası dedektifleri, kimliği belirsiz bu cesedin sırrını çözmek için ellerindeki tek ipucuna, başsız kadının parmak izlerine sarıldı. Yapılan titiz arşiv taramaları kısa sürede acı gerçeği ortaya çıkardı: Vahşice katledilen kişi, İstanbul sosyete gecelerinin tanınan yüzlerinden biri, bir dönem İsviçre podyumlarında da boy göstermiş olan 35 yaşındaki ünlü fotomodel Hülya Özel'di. Bu bilgi, soruşturmayı bambaşka bir boyuta taşıdı. Hülya Özel'in müzik ve magazin dünyasından birçok ünlü isimle olan yakın ilişkileri mercek altına alındı ve dönemde medyada büyük yankı uyandıran bir 'sanatçı operasyonu' başlatıldı. Çok sayıda tanınmış ismin ifadesine başvuruldu, ancak davanın en büyük kördüğümü Adli Tıp Kurumu'ndan gelen raporla başladı. Uzmanlar, genç kadının başının ölüm gerçekleştikten sonra kesildiğini net bir şekilde tespit etse de, baş kısmı ortada olmadığı için ölümün tam olarak hangi yöntemle (boğulma, zehirlenme veya darp) gerçekleştiğini belirleyemedi. Bu durum, katillerin kurbanın kimliğini gizlemek kadar, ölüm nedenini de belirsiz bırakarak delilleri yok etme çabasını ortaya koyuyordu.
Adli Tıp Raporu ve Şüpheli Profilleri: Cinayetin Kördüğümü
Soruşturmayı daha da derinleştiren dedektifler, Hülya Özel'in geçmişe dönük mali ilişkilerini ve defterlerini incelemeye aldı. Oklar, genç kadının patronu ve aynı zamanda sevgilisi olan İran uyruklu bir iş insanına döndü. İddialara göre, iş insanının Hülya Özel'e o dönemin parasıyla tam 60 milyon lira borcu vardı ve bu borç, aralarında büyük bir krize neden olmuştu. Bu borç ilişkisi, cinayetin ardındaki en güçlü motiflerden biri olarak değerlendirildi. Soruşturmanın ardından fotomodel Hülya cinayeti, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada görülmeye başlandı. Hülya'nın iş insanı sevgilisiyle birlikte toplam üç kişi hakkında tasarlayarak adam öldürme suçundan idamları isteniyordu. Davanın en dikkat çekici anı ise tutuksuz yargılanan baş şüpheli sevgilinin hakim karşısındaki savunmasıydı. Suçlamaları kesin bir dille reddeden iş insanı, "Hülya ile ilişkim oldu. Ama aramızda bir husumet yoktu. Fakat onun başını ben kesmedim, onu ben öldürmedim" diyerek kendini savundu. Ancak bu açıklama, cinayetin üzerindeki sır perdesini aralamaya yetmedi.
Zamanın Gölgesinde Kalan Gerçek: Çözülemeyen Bir Vahşet
Hülya Özel cinayeti, Türkiye'de adli tıp ve kriminal soruşturma süreçlerinin karmaşıklığını ve medyanın bu tür olaylara olan ilgisini gösteren önemli bir vaka olarak tarihe geçti. Başsız bir cesetle başlayan, pırıltılı bir dünyada yaşanan ilişkiler ağına uzanan bu trajik olay, kamuoyunun uzun süre ilgisini çekti. Ancak tüm çabalara rağmen, genç fotomodel Hülya Özel'in kesik başı hiçbir zaman bulunamadı ve bu vahşi cinayetin gerçek fail(ler)i asla tam olarak ortaya çıkarılamadı. Dosya, Türkiye'nin 'çözülemeyen cinayetler' arşivindeki yerini aldı. Cinayetin ardındaki gerçek motivasyonlar ve tüm detaylar, Etiler'deki boş arsaya bırakılan o çuval gibi, zamanın sis perdesinin ardında bir sır olarak kaldı.
Mert Yılmaz
Gündem & Siyaset Yazarı
Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.