Yargıtay'dan Yıllık İzinlerde Devrim Niteliğinde Karar: Artık O Günler Hesaptan Düşülmüyor!
Yargıtay, yıllık izin ücretlerinin hesaplanmasında önemli bir emsal karar imza attı. Hafta tatili günlerinin yıllık izin süresinden düşülemeyeceğine hükmeden mahkeme, binlerce çalışanın haklarını yeniden gözden geçirmesine yol açtı.
Yargıtay'dan İşçi Haklarına Yönelik Kapsamlı Düzenleme
Türkiye'de milyonlarca çalışanın merakla beklediği Yargıtay'dan yıllık izin ücretlerinin hesaplanması konusunda emsal nitelikte bir karar çıktı. İstanbul Anadolu 31. İş Mahkemesi'nde görülen ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyize başvurduğu bir davada, hafta tatili günlerinin yıllık izin süresinden düşülemeyeceği ilkesi netleşti. Bu karar, işçi alacakları ve tazminat hesaplamalarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Davacı İşçi ve İlk Derece Mahkemesi'nin Değerlendirmesi
Olay, farklı zaman dilimlerinde çalıştığı iş yerlerinden ayrılan bir işçinin, kıdem ve ihbar tazminatı başta olmak üzere fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile kullanmadığı yıllık izin alacaklarının tahsili talebiyle başladı. İşçi, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini, haftanın altı günü günde 12 saat çalıştığını ve hiç yıllık izin kullanmadığını iddia etti. Davalı şirket ise işçinin kendi isteğiyle ayrıldığını ve yıllık izin alacağı olmadığını savunarak davanın reddini talep etti. İlk derece mahkemesi, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın sona erdirildiği kanaatine vararak işçilik alacaklarının bir kısmının ödenmesine hükmetti. Mahkeme, dosyadaki kayıtlara dayanarak işçinin iki yıllık çalışması karşılığında 24 gün yıllık izin hakkı bulunduğunu ve bu izinlerin kullanıldığını, dolayısıyla bakiye izin alacağının olmadığını değerlendirdi.
Adalet Bakanlığı'nın Temyiz Başvurusu ve Yargıtay'ın Gerekçesi
İlk derece mahkemesinin kararı üzerine Adalet Bakanlığı, kanun yararına temyiz yoluna başvurdu. Bakanlık, işçinin yıllık izin kullandığı dönemlere denk gelen hafta tatili günlerinin, yıllık izin süresinden sayılmaması gerektiğini savundu. Bu durumun, işçinin kullanılmamış izin hakkı bulunmasına rağmen talebinin reddedilmesine yol açtığını belirttiler. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyayı titizlikle inceleyerek 4857 sayılı İş Kanunu'nun yıllık ücretli izin hükümlerine odaklandı. Mahkeme, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin işçiye ödenmesi gerektiğini hatırlattı. En dikkat çekici nokta ise, Yargıtay'ın yıllık ücretli izin günlerinin hesabında, izin süresine denk gelen ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili günlerinin izin süresinden sayılamayacağını kesin bir dille vurgulaması oldu.
Emsal Kararın Detayları ve Sonuçları
Dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde, işçinin toplamda 28 gün yıllık izin hakkı bulunduğu ve bu iznin iki ayrı dönemde kullanıldığı tespit edildi. Ancak, Yargıtay bu izin dönemlerine denk gelen 4 hafta tatili gününün yıllık izin süresinden düşülemeyeceğine karar verdi. Bu hesaplama sonucunda, işçinin kullanmadığı 4 günlük yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu ve bu hakkının tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin yıllık izin alacağına ilişkin bu değerlendirmesini hukuka aykırı buldu ve kararı kanun yararına bozdu. Kararda ayrıca, yıllık iznin kullandırıldığının ispat yükünün işverene ait olduğu ve bunun imzalı izin defteri veya eşdeğer belgelerle kanıtlanması gerektiği hatırlatıldı. 3 Şubat 2026 tarihinde oy birliğiyle alınan bu karar, iş hukuku camiasında büyük yankı uyandırdı ve yıllık izin hesaplamalarında yeni bir içtihat olarak kayıtlara geçti. Bu karar, işverenlerin yıllık izin hesaplamalarında daha dikkatli olmalarını ve yasal düzenlemelere tam uyum sağlamalarını zorunlu kılıyor.
Ebru Şahin
Ekonomi & Finans Analisti
Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.