--° -- --/--°
Teknoloji 14.06.2026 02:33 1 okunma

Türkiye'den Asya Çıkarması: Yapay Zeka Destekli VR Teknolojisiyle Hong Kong'u Fethedecekler!

Yerli teknoloji devi DOF Robotics, Hong Kong'daki prestijli IAAPA Expo Asia 2026'da yapay zeka destekli yenilikçi eğlence sistemlerini sergiliyor. Asya pazarında büyük bir sıçrama yapmayı hedefleyen şirket, ödüllü simülatörleriyle dikkat çekiyor.

Türkiye'den Asya Çıkarması: Yapay Zeka Destekli VR Teknolojisiyle Hong Kong'u Fethedecekler!

Asya Pazarına Güçlü Giriş: DOF Robotics Hong Kong'da Sahne Alıyor

Türkiye'nin gururu, eğlence teknolojileri alanında uluslararası alanda adından sıkça söz ettiren DOF Robotics, Asya pazarındaki hakimiyetini pekiştirmek için kolları sıvadı. 10-12 Haziran 2026 tarihleri arasında Hong Kong Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenecek olan IAAPA Expo Asia 2026 fuarında, şirket en son teknoloji harikalarını sergileyecek. Sektörün önde gelen oyuncularını ve yatırımcılarını bir araya getiren bu dev organizasyonda, DOF Robotics'in Hall 5B-E'deki 718 numaralı standı şimdiden merakla bekleniyor. Bu stratejik hamle ile şirket, deneyim ekonomisinin hızla büyüdüğü Asya-Pasifik bölgesinde yeni iş birliklerine imza atmayı ve teknoloji ihracatını önemli ölçüde artırmayı hedefliyor.

Ödüllü Teknolojiler ve Yapay Zeka Farkı: Hurricane 360 ve AIQ Photo Booth

DOF Robotics, geçmiş fuarlarda kazandığı sayısız ödülle başarısını taçlandırırken, Hong Kong'daki buluşmada da göz kamaştıran ürünleriyle adından söz ettirecek. Özellikle Hurricane 360 VR modeli, dünya genelinde 60'tan fazla ülkede kurulumu gerçekleştirilmiş, şirketin amiral gemisi olarak öne çıkıyor. 6 eksenli hareket mekanizması ve tam 360 derece dönebilme kabiliyetiyle kullanıcılara nefes kesici bir deneyim sunan bu simülatör, 7 DOF teknolojisiyle birleşerek adeta gerçek bir uçuş hissi yaşatıyor. Sanal gerçeklik gözlükleri ve gelişmiş projeksiyon sistemleriyle entegre çalışabilen Hurricane 360, tema parkları ve eğlence merkezlerinin vazgeçilmez cazibe merkezlerinden biri olmaya devam ediyor.

Fuarda dikkat çekecek bir diğer yenilikçi çözüm ise AIQ Photo Booth. Yapay zeka destekli bu interaktif kabin, gerçek zamanlı 4K yüz tanıma algoritmalarıyla kullanıcılar için saniyeler içinde kişiselleştirilmiş dijital sanat eserleri üretiyor. Operatör gerektirmeyen tak-çalıştır tasarımı ve kolay ödeme entegrasyonu sayesinde, alışveriş merkezlerinden müzelere, otellerden parklara kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan AIQ Photo Booth, yüksek yatırım getirisi vaat ediyor. Ziyaretçiler, ürettikleri anıları QR kod aracılığıyla anında dijital platformlarda paylaşabiliyor.

Deneyim Ekonomisinin Geleceği ve DOF Robotics'in Vizyonu

Eğlence ve deneyim endüstrisinin küresel çatı kuruluşu IAAPA'nın uluslararası etkinliklerinde daha önce de büyük başarılar elde eden DOF Robotics, 2025'te Orlando'da "Brass Ring Best Exhibit Awards" birincilik ödülünü kazanmış, ardından IAAPA Expo Europe'ta da kendi kategorisinde ikincilik elde etmişti. Bu başarılar, şirketin küresel ölçekteki yetkinliğini ve inovasyon gücünü kanıtlar nitelikte. DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, deneyim ekonomisinin geleceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Mertcan, önümüzdeki 10 yıl içinde küresel deneyim ekonomisinin 150 milyar dolarlık devasa bir hacme ulaşacağını öngörüyor. Günümüz tüketicisinin artık somut ürünler yerine, unutulmaz deneyimler aradığını vurgulayan Mertcan, DOF Robotics'in bu dönüşümün tam kalbinde yer aldığını belirtti.

Mustafa Mertcan, Asya pazarının, ABD'den sonra deneyim odaklı teknolojilerin en hızlı geliştiği coğrafya olduğunu hatırlatarak, "Hong Kong'da gerçekleştireceğimiz ikili görüşmeler, uzun vadeli ticari projeler ve yüksek katma değerli teknoloji ihracatı anlaşmaları için önemli bir zemin oluşturacak. Yerli mühendislik çözümlerimizi daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve teknoloji ihracatımızda yeni stratejik ortaklıklar kurmayı hedefliyoruz," dedi. Şirket, bu fuarla birlikte Asya-Pasifik pazarındaki payını artırarak, Türk teknoloji ekosistemine küresel alanda önemli katkılar sağlamayı amaçlıyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 14.06.2026 03:00 0 okunma

Dövizde Çarpıcı Yükseliş: 1.5 Milyar Dolarlık Akış Gerçekleşti! TL Mevduatların Kaderi Ne Olacak?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verileri, 26 Mayıs haftasında döviz mevduatlarında 1.5 milyar dolara yaklaşan dikkat çekici bir artış yaşandığını ortaya koydu. Bu durum, TL mevduatlarında yaşanan düşüşle birleşince ekonomideki dengeler yeniden şekilleniyor.

Dövizde Çarpıcı Yükseliş: 1.5 Milyar Dolarlık Akış Gerçekleşti! TL Mevduatların Kaderi Ne Olacak?

Merkez Bankası'nın en güncel verileri, Türk Lirası'ndaki değişim rüzgarlarının döviz mevduatlarına doğru yöneldiğini net bir şekilde gösteriyor. 26 Mayıs haftası itibarıyla, parite etkisinden arındırılmış verilere göre, döviz mevduatlarında yaklaşık 1 milyar 488 milyon dolarlık kayda değer bir artış yaşandı. Bu rakam, önceki hafta (22 Mayıs haftası) kaydedilen 320 milyon dolarlık artışın çok daha ötesinde bir ivmeyi işaret ediyor.

Döviz Talebindeki Seyir ve Katkı Sağlayan Aktörler

Yapılan analizlere göre, bu önemli artışın arkasında hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıların döviz kurlarına olan ilgisinin devam ettiği anlaşılıyor. Özellikle tüzel kişilerin döviz mevduatlarında 1 milyar 405 milyon dolarlık ciddi bir yükseliş gözlemlenirken, gerçek kişilerin mevduatlarında ise 83 milyon dolarlık bir artış kaydedildi. Bu durum, kurumsal firmaların dövizdeki hareketliliğe karşı daha hassas davrandığını ve varlıklarını dövizde değerlendirme eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor.

Kur Korumalı TL Mevduatlara İlgi Azalıyor mu?

Diğer yandan, geçtiğimiz aylarda piyasalarda büyük ilgi gören Kur Korumalı Türk Lirası Mevduat (KKM) hesaplarındaki düşüş trendi devam ediyor. 26 Mayıs itibarıyla KKM bakiyelerinde 72 milyon liralık bir gerileme yaşanarak toplam tutar 312,5 milyar liraya indi. Bu azalma, yatırımcıların TL'nin değer kaybına karşı geliştirdikleri bu özel ürüne olan güvenlerinin sorgulanmasına neden olabilir.

Bankacılık Sektörünün Genel Durumu: Krediler ve Mevduatlar Büyüyor

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) yayımladığı haftalık bülten, sektörün genel sağlığına dair önemli ipuçları sunuyor. Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, geçen hafta itibarıyla 120 milyar 658 milyon lira artış göstererek 25 trilyon 806 milyar 818 milyon liradan 25 trilyon 927 milyar 476 milyon liraya ulaştı. Bu büyüme, ekonomideki nakit akışının canlılığını ve kredi piyasasındaki hareketliliği yansıtıyor.

Aynı dönemde, bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalar arası dahil) da önemli bir artış kaydetti. Geçen hafta 242 milyar 335 milyon liralık bir artışla 29 trilyon 316 milyar 41 milyon liradan 29 trilyon 558 milyar 376 milyon liraya yükseldi. Bu rakamlar, genel olarak bankacılık sistemine olan güvenin ve para girişlerinin devam ettiğini gösterse de, döviz mevduatlarındaki özel artışın dikkat çekici boyutu ayrı bir incelemeyi gerektiriyor.

Ekonomik Göstergelerin Yorumu ve Gelecek Beklentileri

Döviz mevduatlarındaki bu sert yükseliş ve KKM'deki düşüş, yatırımcı davranışlarındaki potansiyel bir değişime işaret ediyor. Gözler şimdi, TCMB'nin ve ekonomi yönetiminin bu gelişmelere yönelik atacağı adımlara çevrilmiş durumda. Kur istikrarının sağlanması ve TL'ye olan güvenin yeniden tesis edilmesi, makroekonomik dengeler açısından kritik önem taşıyor. Dövizdeki bu hareketliliğin kısa vadede ne gibi etkilere yol açacağı ve yatırımcıların tercihlerini nasıl şekillendireceği yakından takip edilecek.

Ekonomi 14.06.2026 02:01 0 okunma

TOBB'dan Nefes Kredisi Müjdesi: Kobiler Yepyeni Bir Başlangıca Hazırlanıyor!

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından hayata geçirilen Nefes Kredisi, 8 Haziran'dan itibaren yeniden erişilebilir hale geliyor. Kobilerin yüzünü güldürecek kredi paketi, uzun vade ve ödemesiz dönem seçenekleriyle dikkat çekiyor.

TOBB'dan Nefes Kredisi Müjdesi: Kobiler Yepyeni Bir Başlangıca Hazırlanıyor!

Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için can suyu niteliğindeki TOBB Nefes Kredisi, yeni bir solukla geri dönüyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yapılan açıklamayla, kredi programının 8 Haziran tarihi itibarıyla yeniden başlayacağı duyuruldu. Bu gelişme, ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu dönemde pek çok işletme için büyük bir memnuniyetle karşılandı.

Kobiler İçin Altın Fırsat: TOBB Nefes Kredisi Detayları Neler?

Geçmişte de işletmelerin finansal yükünü hafifletmek amacıyla önemli katkılar sağlayan Nefes Kredisi, bu kez 6 aylık anapara ödemesiz dönem avantajıyla sunuluyor. Bu sayede işletmeler, ilk etapta sadece faiz ödemelerine odaklanarak nakit akışlarını daha rahat yönetebilecekler. Kredinin azami vadesinin ise 48 ay olarak belirlenmiş olması, uzun vadeli planlama yapma imkanı tanıyarak işletmelilere önemli bir esneklik sağlıyor. Bu yapılandırma, özellikle yatırım veya büyüme hedefleri olan firmalar için büyük bir kolaylık anlamına geliyor.

Ekonomiye Canlılık Katacak Hamle: Kredinin Önemi

Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan KOBİ'ler, her zaman devlet desteklerinin odağında yer almıştır. TOBB'un Nefes Kredisi gibi finansal destek mekanizmaları, bu işletmelerin piyasadaki rekabet güçlerini artırmalarına, istihdamı korumalarına ve hatta yeni istihdam alanları yaratmalarına yardımcı oluyor. Nefes Kredisi'nin yeniden başlatılması, sadece firmaların finansal durumlarını iyileştirmekle kalmayacak, aynı zamanda ekonominin genelinde bir canlılık yaratılmasına da katkı sağlayacaktır. Özellikle pandemi sonrası toparlanma sürecinde olan sektörler için bu kredi, adeta bir nefes alma noktası olacak.

Kimler Başvurabilir? Başvuru Süreci Nasıl İşleyecek?

TOBB Nefes Kredisi'ne başvurabilecek firmaların detayları ve başvuru süreçleri hakkında önümüzdeki günlerde daha net bilgilerin paylaşılması bekleniyor. Ancak genel eğilim, daha önceki Nefes Kredisi uygulamalarında olduğu gibi, belirli bir büyüklük ve ciro kriterlerini sağlayan, odalara veya borsalara kayıtlı işletmelerin bu krediden yararlanabileceği yönünde. Kredi koşulları, faiz oranları ve gerekli belgeler hakkında detaylı bilgilendirme, TOBB ve anlaşmalı bankalar tarafından duyurulacaktır. İşletmelerin bu süreci yakından takip etmeleri ve gerekli hazırlıkları yapmaları önerilir.

Bu önemli finansal destek paketiyle ilgili gelişmeleri sitemizden takip edebilirsiniz. TOBB'un attığı bu adım, Türkiye'deki girişimcilik ruhunu ve iş dünyasının dinamizmini desteklemeye devam edeceğinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Gündem 14.06.2026 01:31 0 okunma

Erdoğan'dan Burhan'a Kritik Sudan Mesajı: Akan Kanı Durdurma Yolu Açıklandı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile Ankara'da kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye'nin Sudan'daki barış çabaları ve ikili ilişkilerin derinleştirilmesi masaya yatırıldı.

Erdoğan'dan Burhan'a Kritik Sudan Mesajı: Akan Kanı Durdurma Yolu Açıklandı!

Ankara'da sürdürülen yoğun diplomasi trafiği kapsamında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan'ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırladı. Gerçekleşen kritik görüşmede, Türkiye ile Sudan arasındaki mevcut ilişkiler mercek altına alınırken, bölgenin hassas dengeleri ve geleceğine dair önemli konular ele alındı.

Bölgesel İstikrar ve Ankara'nın Rolü Masada

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, görüşmenin odak noktalarından birinin Sudan'daki mevcut durum ve bölge ülkeleriyle olan ilişkiler olduğu belirtildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, görüşme esnasında Türkiye'nin, Sudan'daki kanlı çatışmaların son bulması için gösterdiği çabaların sürdüğünü vurguladığı aktarıldı. Bu ifade, Türkiye'nin bölgedeki barış ve istikrarın sağlanmasındaki aktif ve yapıcı rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Erdoğan'ın, Sudan halkının refahı ve güvenliği için her türlü diplomatik desteği vermeye hazır oldukları mesajını ilettiği öğrenildi.

Ticaret ve Enerjiden Savunmaya: Stratejik İşbirliği Vurgusu

Görüşmede ayrıca, iki ülke arasındaki stratejik işbirliği potansiyelinin tüm boyutlarıyla ele alındığı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Sudan arasındaki mevcut ekonomik ve ticari ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Özellikle tarım, enerji ve savunma sanayii gibi kilit sektörlerde işbirliğinin artırılması için somut adımlar atılması yönündeki irade beyan edildi. Erdoğan, Türkiye'nin bu alanlardaki tecrübe ve birikimini Sudan ile paylaşmaya hazır olduğunu belirterek, karşılıklı yatırımların teşvik edilmesi çağrısında bulundu. Bu hamle, iki ülke arasındaki ekonomik bağları güçlendirerek, uzun vadeli bir ortaklık vizyonunu pekiştirmeyi hedefliyor.

Sudan'ın Yeniden İnşasında Türkiye Modeli

Gerçekleşen görüşmelerde, Sudan'ın uzun süredir devam eden siyasi ve güvenlik sorunlarının ardından yeniden yapılanma sürecine girmesi durumunda, Türkiye'nin bu sürece nasıl katkı sağlayabileceği de konuşuldu. Erdoğan'ın, Türkiye'nin kalkınma modelleri ve altyapı projelerindeki deneyiminden bahsederek, Sudan'ın yeniden inşasında da benzer başarıların yakalanabileceğine inandığını ifade ettiği bildirildi. Bu bağlamda, önümüzdeki dönemde iki ülke arasında çeşitli alanlarda ortak projelerin hayata geçirilmesi için zemin hazırlandığı yorumları yapılıyor. Toplamda, görüşmenin hem bölgesel barış hem de ikili ilişkilerin güçlendirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olabileceği değerlendiriliyor.

Bu üst düzey görüşme, Türkiye'nin Afrika kıtasındaki artan etkisinin ve Sudan'ın stratejik öneminin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. İki liderin yakın gelecekteki temaslarının, bölge dinamikleri üzerinde de etkili olması bekleniyor.

Ekonomi 13.06.2026 23:30 1 okunma

İslami Finans Devrimi Beklenmedik Engelle Durdu: Batı Ülkeleri Neden Daha Hızlı?

Dijital helal yatırım platformu Wahed'in kurucusu Wahedna, İslami finansın önündeki en büyük engelin lisanslama ve düzenleyici süreçler olduğunu açıkladı. Batı'da ürünlerin daha hızlı piyasaya sürüldüğünü belirtti.

İslami Finans Devrimi Beklenmedik Engelle Durdu: Batı Ülkeleri Neden Daha Hızlı?

Dijital helal yatırım alanında önemli bir oyuncu olan Wahed platformunun kurucusu Wahedna, küresel İslami finans sektörüyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Wahedna, sektörün büyümesinin önündeki en büyük engelin, özellikle dijital ürünlerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması noktasında karşılaşılan lisanslama süreçleri ve katı düzenleyici kısıtlamalar olduğunu vurguladı. Bu durumun, Batılı finans kuruluşlarının inovasyon hızına yetişilmesini zorlaştırdığını ifade eden Wahedna, “Birçok ürünü Batı ülkelerinde daha hızlı hayata geçirebiliyoruz.” diyerek, mevcut sistemin yavaşlığına dikkat çekti.

İnovasyonun Önündeki Bürokratik Engel: Lisanslama ve Düzenlemeler

Wahedna'nın bu çıkışı, İslami finansın küresel çapta daha fazla benimsenmesi ve büyümesi hedeflenirken, karşılaşılan temel zorluklara ışık tutuyor. Özellikle fintech (finansal teknoloji) alanında hızla gelişen ürün ve hizmetlerin, gelenekselleşmiş ve karmaşıklaşmış düzenleyici çerçeveler nedeniyle pazara sunulmasının geciktiğini belirten Wahedna, “İslami finansın potansiyeli çok büyük. Ancak, ürünlerimizin ve hizmetlerimizin global pazarda rekabetçi bir hızda sunulabilmesi için bu bürokratik süreçlerin daha şeffaf ve hızlı hale gelmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu. Bu durumun, özellikle genç ve teknoloji odaklı yatırımcıların ilgisini çekme potansiyeli taşıyan yeni nesil İslami finans ürünlerinin yayılımını olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Batı Düzenleyicileri Neden Daha Çevik?

Wahedna, Batı ülkelerindeki düzenleyici otoritelerin, yenilikçi finansal ürünler konusunda daha çevik ve uyumlu bir yaklaşım sergilediğini savundu. “Bu ülkelerde, İslami finans prensiplerine uygun yeni ürünleri test etmek ve onaylatmak, bizim bölgelerimize kıyasla genellikle daha az zaman alıyor.” diyen Wahedna, bu durumun temel nedenleri arasında düzenleyici kum havuzları (regulatory sandboxes) gibi yenilikçi yaklaşımların varlığına ve finansal teknolojiye yönelik daha açık bir kabul kültürüne işaret etti. İslami finans kuruluşlarının, bu hız avantajını yakalayabilmek adına, uluslararası düzenlemeler konusunda daha stratejik ve proaktif bir duruş sergilemesi gerektiği yorumları yapılıyor. Bu bağlamda, küresel iş birlikleri ve ortak standartların geliştirilmesi de sektörün geleceği için kritik önem taşıyor.

Dijital İslami Finansın Geleceği ve Öneriler

Wahed platformunun kurucusu, dijital İslami finansın geleceğinin parlak olduğuna inanmakla birlikte, bu potansiyelin tam olarak ortaya çıkabilmesi için yapısal reformların şart olduğunu vurguladı. “Sadece dijital platformlar kurmak yeterli değil; bu platformların üzerinde sunulan ürünlerin de hızla pazara ulaşması gerekiyor.” diyen Wahedna, fintech şirketleri ve düzenleyiciler arasında daha yakın bir diyalog ve iş birliği çağrısında bulundu. Bu iş birliğinin, hem Helal finans prensiplerine bağlılığı koruyacak hem de finansal kapsayıcılığı artıracak çözümler üretilmesine olanak tanıyacağı ifade edildi. Wahedna, İslami finansın küresel finans sisteminde daha güçlü bir konuma gelmesi için inovasyona açık ve esnek bir düzenleyici ortamın şart olduğunu sözlerine ekledi.

Gündem 13.06.2026 22:00 1 okunma

Mescid-i Aksa'da İsrail Bayrağı Şoku! 8 Ülke Birden İsrail'i Lanetledi: 'Kabul Edilemez!'

Türkiye'nin öncülüğünde 8 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail askerlerinin korumasında Mescid-i Aksa'da yaşanan provokatif olayları ve İsrail bayrağı açılmasını sert bir dille kınadı. Ortak bildiride uluslararası hukukun ihlal edildiği vurgulandı.

Mescid-i Aksa'da İsrail Bayrağı Şoku! 8 Ülke Birden İsrail'i Lanetledi: 'Kabul Edilemez!'

Uluslararası arenada kritik bir gelişme yaşandı. Türkiye'nin başını çektiği sekiz farklı ülkenin dışişleri bakanları, İsrail güçlerinin koruması altındaki kutsal Mescid-i Aksa'ya yönelik artan baskınlar ve provokatif eylemler karşısında ortak bir duruş sergiledi. Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün'ün dışişleri bakanları, son dönemde İsrailliler tarafından sıkça hedef alınan Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağı açılması gibi kabul edilemez eylemleri en sert dille kınadıklarını açıkladı.

Kutsal Mekana Yönelik Kasıtlı Provokasyonlar

Sekiz ülkenin dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak açıklamada, yaşananların uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünün açık bir ihlali olduğu vurgulandı. Bakanlar, 'aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilerin', İsrail güçlerinin desteğiyle Mescid-i Aksa'ya yönelik sürdürdüğü baskınları ve avluda bayrak açılması gibi provokatif ve kabul edilemez eylemleri şiddetle reddettiklerini belirtti. Bu tür eylemlerin, bölgedeki zaten gergin olan durumu daha da tırmandırma potansiyeli taşıdığına dikkat çekildi.

Tarihi ve Hukuki Statü Tehdit Altında

Dışişleri bakanları, İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün kendine has tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirme çabalarına ve Müslüman ile Hristiyanlara ait kutsal mekanların kutsiyetini ve statüsünü baltalamaya yönelik sistematik ihlallerine de tepki gösterdi. Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimin kategorik olarak reddedildiği yinelenirken, bu konudaki tarihi Haşimi vesayetinin özel rolü ve bu statünün korunması gerektiği bir kez daha vurgulandı. Ayrıca, 144 dönümlük Mescid-i Aksa arazisinin tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet alanı olduğu ve Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi'nin buradaki işleyişi düzenleme konusunda münhasır yetkiye sahip tek yasal merci olduğu teyit edildi.

İsrail'e Ciddi Uyarı: Sorumluluk Sizde!

Yayımlanan bildiride, bu tür tırmandırıcı eylemlerin durdurulmasının doğrudan İsrail makamlarının sorumluluğu olduğu belirtildi. Bakanlar, İsrail'in tekrarlanan ihlallerinin, bölgedeki istikrarsızlığı artırdığı, aşırıcılığı körüklediği, barışa yönelik uluslararası çabaları baltaladığı ve İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiği konusunda uyarıda bulundu. Açıklamada, 'Bu tür tüm yasa dışı ve provokatif İsrail uygulamalarının derhal durdurulması çağrısında bulunmakta ve Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statüye bütünüyle saygı gösterilmesi gerektiğini yeniden teyit ediyoruz.' ifadeleri kullanıldı.

Filistin Halkıyla Tam Dayanışma

Öte yandan, dışişleri bakanları Filistin halkıyla olan sarsılmaz dayanışmalarını yineledi. Özellikle kendi kaderini tayin hakkı ve başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulması hedefi başta olmak üzere, Filistin halkının meşru ve devredilemez ulusal haklarının hayata geçirilmesi yönündeki kararlı desteklerini bir kez daha beyan ettiler. Bakanlar, İsrail işgalini sonlandırmayı ve uluslararası hukuk, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde, iki devletli çözüm temelinde adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışın sağlanmasına yönelik tüm uluslararası çabalara tam destek verdiklerini vurguladılar.