Sınav Kaygısının Üstesinden Geliyorlar: Üniversiteliler Liselilere Umut Oluyor!
Üniversite öğrencileri, 3 günlük kapsamlı bir eğitimle sınav kaygısıyla mücadele etmeyi öğreniyor ve bu bilgileri liseli akranlarıyla paylaşıyor. Proje, bugüne dek 3.000'den fazla gence ulaştı.
Ülkemizin dört bir yanındaki gençler, okul hayatlarının en kritik dönemeçlerinden biri olan sınav süreçlerinde yoğun bir psikolojik baskı altında kalabiliyor. Bu durumun en önemli yansımalarından biri olan sınav kaygısı, gençlerin hem akademik başarılarını hem de genel ruh sağlıklarını olumsuz etkiliyor. Ancak bu zorlu mücadelede umut ışığı olabilecek yenilikçi bir proje hayata geçirildi. Toplum Gönüllüsü üniversite öğrencileri, aldıkları özel bir eğitimle liseli arkadaşlarına destek eli uzatıyor.
Kaygıyla Mücadelede Üniversite Destek Hattı
Proje kapsamında, üniversite öğrencileri 3 gün süren yoğun bir eğitim kampına katıldı. Bu kampta, kaygının kökenleri, bedensel etkileri, mindfulness (bilinçli farkındalık) teknikleri ve olumlu düşünce geliştirme yöntemleri gibi konularda derinlemesine bilgi sahibi oldular. Eğitimleri başarıyla tamamlayan gönüllü üniversite öğrencileri, bu değerli birikimlerini okullara giderek lise öğrencileriyle paylaşıyor. Amaç, gençlerin sınav kaygısıyla başa çıkmalarına yardımcı olmak ve onlara daha sağlıklı bir zihin yapısı kazandırmak.
3.000 Genç ‘Şimdi ve Buradayım’ Demeyi Öğreniyor
Bugüne kadar 3.000’den fazla liseli gence ulaşan bu anlamlı proje, sadece sınav dönemlerinde değil, hayatın her alanında gençlerin daha dirençli ve özgüvenli bireyler olmalarına katkı sağlıyor. Proje, geleceğin teminatı olan gençlere yapılan önemli bir yatırım olarak nitelendiriliyor.
Uzmanlardan Sınav Kaygısına Karşı Altın Değerinde Tavsiyeler
Proje Danışmanı Klinik Psikolog Alev Kurt Başer, yaklaşan sınav maratonu öncesinde hem öğrencilerin hem de velilerin dikkat etmesi gereken noktaları vurguladı. Kaygının aslında bir alarm sistemi olduğunu belirten Başer, bu alarmı susturmanın bazı pratik yollarını sıraladı:
- Yüzü soğuk suyla yıkamak veya elleri soğuk suda bekletmek.
- Boyun bölgesine soğuk kompres uygulamak.
- Doğa ile iç içe olmak veya sevdiklerimizle vakit geçirmek.
- Mırıldanmak, şarkı söylemek gibi ses titreşimlerini kullanmak.
- Düzenli nefes egzersizleri yapmak.
Bu basit adımların, bedenin hızla sakinleşmesine ve güvende hissetmesine yardımcı olduğunu ifade eden Başer, zihni şimdiki zamana odaklamanın önemine değindi. Gençlerin sıkça gelecek kaygısıyla boğulduğunu belirten Başer, “Oryantasyon” tekniğini önerdi: Gözlerle çevredeki nesnelere odaklanmak ve isimlerini içten geçirmek, zihni ‘şimdi ve buraya’ taşıyarak kaygıyı azaltıyor.
Ebeveynlere Kritik Uyarı: Duygular Bulaşıcıdır!
Sınav stresi, evin atmosferini de doğrudan etkileyebiliyor. Ayna nöronlar sayesinde duyguların kolayca aktarılabildiğini hatırlatan Klinik Psikolog Alev Kurt Başer, ebeveynlerin kaygısının çocuklarına bulaşma riskine dikkat çekti. Velilerin sıkça düştüğü hataları ise şöyle özetledi:
- Rol Karmaşası Yaratmak: Çocuğun sınavını kendi sınavı gibi sahiplenmek yerine, sadece destekleyici bir güç olmak önemlidir.
- Yıkıcı Eleştiri Yapmak: Çocuğun eksiklerine değil, güçlü yönlerine odaklanmak ve yol göstermek gerekir.
- Aşırı Müdahale Etmek: Varsayımlarla hareket etmek yerine, çocuğa “Ne hissediyorsun? Neye ihtiyacın var?” gibi sorularla yargısız bir destek sunmak en etkilisi.
Başer, ebeveynlere seslenerek, “Desteğiniz köstek olmasın. Çocuğunuzun alanını koruyun, onun ihtiyaçlarını doğrudan sorarak eşit zeminde, açık bir iletişimle arkasında dağ gibi durun. Bu, onlara verebileceğiniz en büyük destektir,” diyerek sözlerini tamamladı.