MÜSİAD Başkanı'ndan Kritik Yıl Sonu Analizi: 'Bu Kritik Eşikteyiz, Yeni Stratejiler Şart!'
MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci yarısına dair beklentilerini ve atılması gereken adımları detaylandırdı. Küresel belirsizliklere dikkat çeken Özdemir, 'rekabet gücünü artıracak stratejik hamleler' vurgusu yaptı.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini ve gözlemlerini paylaştı. Küresel ekonomide yaşanan belirsizliklerin, jeopolitik risklerin artışının ve ülkelerin yeni büyüme alanları arayışının damga vurduğu bir ilk yarıyı geride bıraktığımızı belirten Özdemir, önümüzdeki döneme dair stratejik önerilerde bulundu.
Küresel Kaos Ortamında Türkiye'nin Yeni Rolü
Özdemir, ilk yarının genel bir değerlendirmesini yaparken, küresel ekonominin artık belirsizlikler denizi olduğunu vurguladı. Jeopolitik gelişmelerin, sadece siyasi bir risk unsuru olmaktan çıkıp, enerji arz güvenliği, lojistik maliyetleri ve kritik ham maddelere erişim gibi doğrudan ekonomik dengeleri etkileyen temel faktörler haline geldiğini dile getirdi. Bu karmaşık tablo karşısında, ülkelerin ekonomik dayanıklılıklarını artırma, arz güvenliğini sağlama, ulusal rekabet güçlerini yükseltme ve stratejik sektörlerde kapasite geliştirme gibi konuları önceliklendirdiğini belirtti.
Türkiye ekonomisi özelinde ilk yarıyı değerlendiren MÜSİAD Başkanı, makroekonomik dengelenme sürecinin belirginleşmesinin öne çıktığını ifade etti. Dezenflasyon süreci, rezervlerdeki toparlanma, cari dengedeki iyileşme ve finansal piyasalardaki daha dengeli görünümün, hem yerel hem de küresel yatırımcılar tarafından yakından takip edildiğini söyledi.
Rekabetçilik İçin Stratejik Sektörlere Yatırım Şart!
Küresel yatırım rekabetinin giderek kızıştığı bu dönemde, Türkiye'nin mevcut avantajlarını kalıcı bir rekabet gücüne dönüştürmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Özdemir, şunları kaydetti: “İleri imalat teknolojileri, dijital dönüşüm, enerji dönüşümü ve yüksek katma değerli sektörlerde kapasitemizi artırmak, Türkiye'nin küresel ekonomideki konumunu sağlamlaştıracak temel unsurlar arasında yer alıyor.” Bu alanlara yapılacak yatırımların, Türkiye'yi sadece mevcut ihracat performansını korumakla kalmayıp, aynı zamanda daha nitelikli ve kârlı bir üretim yapısına geçişi sağlayacağını sözlerine ekledi.
Finansmana Erişim ve Maliyetler: Reel Sektörün Nabzı
Özdemir, reel sektörün en kritik gündem maddesinin finansmana erişim ve finansman maliyetleri olduğunu bir kez daha vurguladı. Küresel ticarette yaşanan dönüşümün, Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirten Özdemir, makroekonomik kazanımların kalıcı hale getirilmesi ve reform gündeminin destekleyici bir çerçevede ilerlemesinin, ekonominin performansı açısından belirleyici olacağını söyledi. Yüksek enflasyon ortamının, maliyet hesaplamalarını zorlaştırdığını, fiyatlama davranışlarını bozduğunu ve işletmelerin uzun vadeli yatırım kararlarını sağlıklı bir zeminde almasını engellediğini ifade etti.
Dezenflasyon sürecinin başarısının, yalnızca fiyat istikrarı açısından değil, aynı zamanda ekonomik aktörlerin beklentilerinin iyileştirilmesi ve yatırım ortamının yeniden güçlendirilmesi açısından da büyük önem taşıdığını belirtti. “Enflasyon beklentilerinde kalıcı bir iyileşme sağlanması, zaman içerisinde finansman koşullarının daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayacaktır” diyen Özdemir, bu durumun reel sektörün üzerindeki baskıyı azaltacağını öngördü.
Seçici Finansman Mekanizmaları ve Gelecek Vizyonu
Yüksek faiz oranları ve düşük kredi limitleri gibi sıkı finansal koşulların, yeni yatırımlar için finansman maliyetlerini artırdığını ve işletme sermayesi ihtiyacını yükselttiğini belirten Özdemir, özellikle yatırım yoğun sektörlerde finansal planlamanın giderek zorlaştığına dikkat çekti. İç talepteki dengelenme süreciyle birlikte bazı sektörlerde üretim hacimleri, kapasite kullanım oranları ve kârlılık marjları üzerinde baskılar oluşabildiğini gözlemlediklerini söyledi.
Özdemir, sıkı para politikasının etkinliğinin, üretken yatırımları destekleyen, arz kapasitesini güçlendiren ve ekonominin uzun vadeli büyüme potansiyelini artıran tamamlayıcı politikalarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Finansman imkanlarında önceliğin, genel bir kredi genişlemesinden ziyade, ekonomik verimliliği ve rekabet gücünü artıran stratejik alanlara yönlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. “İhracata yönelik üretim, teknoloji yatırımları, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve verimlilik artırıcı projeler için seçici finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli rekabetçiliği açısından kritik olacaktır” şeklinde konuştu. Özdemir, bu stratejik yönelimlerin, hem para politikasının hem de maliye politikasının etkinliğini artıracağını ve Türkiye'yi küresel ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli hale getireceğini sözlerine ekledi.
MÜSİAD Başkanı, makroekonomik kazanımların kalıcı hale getirilmesi, enflasyonla mücadelenin sürdürülmesi ve yapısal reformların hızlandırılmasıyla birlikte, yılın ikinci yarısında daha dengeli ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme patikasına girilebileceği yönündeki iyimserliğini de paylaştı.