--° -- --/--°
Gündem 10.07.2026 13:31 1 okunma

LGS'ye Günler Kala Velilere Kritik Uyarı: Kaygı mı Başarı mı? Uzmanlar Yol Gösteriyor!

LGS'ye sayılı günler kala Doğa Koleji'nden velilere seslenildi. Uzmanlar, anne baba tutumlarının sınav başarısındaki belirleyici rolüne dikkat çekerek, kaygıyla başa çıkma ve öğrenci motivasyonunu artırma yolları hakkında önemli tavsiyelerde bulundu.

LGS'ye Günler Kala Velilere Kritik Uyarı: Kaygı mı Başarı mı? Uzmanlar Yol Gösteriyor!

Sınav Heyecanı Dorukta: Velilerin Rolü Hayati Önem Taşıyor

Liseye Geçiş Sistemi (LGS) sınavına geri sayım sürerken, öğrencilerin yanı sıra ailelerinin de yoğun bir hazırlık ve duygu seline kapıldığı bu dönemde, Doğa Koleji Rehberlik Koordinatörü Cihan Yeşilyurt, velilere yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Yeşilyurt, sınav öncesi ailelerin sergileyeceği tutum ve davranışların, öğrencilerin hem motivasyonu hem de nihai sınav performansı üzerinde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Çocukların, ebeveynlerinin duygusal durumlarını ve taşıdığı kaygıları adeta birer sünger gibi emdiğini belirten Yeşilyurt, şunları ekledi: “Veliler, çocuklarının geleceği için endişe duyabilirler. Bu son derece doğal ve insani bir durumdur. Ancak bu kaygının kontrolsüzce artması, doğrudan öğrencilere yansıyarak onların da kaygı seviyelerini yükseltir. Bu nedenle ebeveynlerin ilk görevi, kendi duygularını yönetmeyi öğrenmek ve sürece daha sakin, daha yapıcı bir bakış açısıyla yaklaşmaktır.”

Çocuğunuzun Değerini Sınav Sonucuyla Ölçmeyin: Baskısız Bir Yaklaşımın Önemi

Yeşilyurt, özellikle sınav dönemlerinde bazı ailelerin, iyi niyetle de olsa, farkında olmadan çocukları üzerinde aşırı bir baskı oluşturabildiğine dikkat çekti. Beklentilerin gerçekçi ve öğrencinin kendi potansiyeliyle uyumlu olması gerektiğini savunan Yeşilyurt, bu konudaki hassasiyetini şu sözlerle dile getirdi: “Her öğrencinin kendine özgü bir hedefi, keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyeli ve ilgi alanları vardır. Ailelerin, kendi gerçekleştiremediği hayalleri veya beklentilerini, çocukları üzerinden zorla gerçekleştirmeye çalışması doğru bir yaklaşım değildir. Unutulmamalıdır ki, sınav sonucu ne olursa olsun, çocuğumuzun bize olan değeri ve sevgisi asla değişmez. Bu süreçte en kıymetlisi, çocuğumuzun gösterdiği emek, azim ve kararlılıktır.”

Kullandığınız Cümleler Kaygıyı Artırabilir: Sakinleştirici Bir Dil Tercih Edin

Sınava kısa bir süre kala sarf edilen bazı sözlerin, öğrenci üzerindeki psikolojik yükü artırabileceği uyarısında bulunan Yeşilyurt, bu tür ifadelerden kaçınılması gerektiğini belirtti. Özellikle şu cümlelerin öğrencideki kaygıyı tetikleyebileceğini ifade etti: “Bu sınav hayatını belirleyecek”, “Mutlaka şu puanı alman gerekiyor”, “Kesinlikle heyecanlanma sakın!” Bu tür söylemler yerine, velilerin çocuklarına güvendiğini hissettirmesi ve onları desteklediğini vurgulaması, öğrencilerin kendilerine olan inancını pekiştirecektir.

Son Hafta Stratejisi: Pekiştirme mi, Yeni Konu mu?

Yeşilyurt, LGS hazırlık sürecinin son haftasında öğrencilerin odak noktasının yeni konular öğrenmek yerine, mevcut bilgilerini sağlamlaştırmak ve pekiştirmek olması gerektiğini belirtti. Bu süreçte deneme sınavlarının çözülmeye devam edilmesi, ancak çıkan yanlışların ve çözülemeyen soruların detaylı bir şekilde analiz edilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca, sınavın yapılacağı okulu önceden ziyaret etmenin, öğrencilerin ortama aşinalık kazanmasını sağlayarak kaygıyı azaltabileceğine dikkat çekildi. Yeterli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme ve hafif egzersizlerin de zihinsel performansı olumlu yönde etkilediği unutulmamalıdır.

Sınavdan Bir Gün Önce: Dinlenme ve Hazırlık Zamanı

Sınav öncesi son günün, zihinsel hazırlık açısından kritik olduğunu vurgulayan Cihan Yeşilyurt, öğrencilerin bu günü tamamen dinlenmeye ayırması gerektiğini söyledi. Ders çalışmak yerine rahatlatıcı aktivitelerle vakit geçirilmesi tavsiyesinde bulunan Yeşilyurt, şunları ekledi: “Sınavdan önceki akşam, daha önce hiç denemediğiniz, alışık olmadığınız yiyeceklerden kesinlikle uzak durun. Sınav giriş belgesi, kimlik gibi gerekli tüm evrakları önceden hazırlayarak çantanıza koyun. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçının ve kendinizi en iyi hissedeceğiniz şekilde, zihinsel ve fiziksel olarak dinlenmeye odaklanın.”

Doğa Koleji Rehberlik Koordinatörü Cihan Yeşilyurt, LGS'ye girecek tüm öğrencilere başarı dileklerini ileterek sözlerini noktaladı: “Bu uzun ve yorucu hazırlık sürecinde gösterdiğiniz çaba, harcadığınız emek ve döktüğünüz terler ortada. Şimdi yapmanız gereken, sahip olduğunuz bilgiye ve bu süreçte gösterdiğiniz gayrete güvenmek. Sakinliğinizi koruyun, kendinize inanın ve elinizden gelenin en iyisini yapmaya odaklanın. Emeğiniz, inancınız ve içinizdeki güç sizi en iyi yerlere taşıyacaktır.”

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 10.07.2026 14:03 0 okunma

Fed'in Efsanevi Lideri Greenspan'in Ardında Kalan Büyük Bilmece: Mucize mi, Krizin Tohumu mu?

18.5 yıl boyunca küresel ekonominin dümeninde oturan ve 'Maestro' lakabıyla anılan Alan Greenspan'in 100 yaşında hayatını kaybetmesi, ardında bıraktığı tartışmalı mirası yeniden gündeme getirdi. Peki, Greenspan dönemi bir başarı öyküsü müydü, yoksa 2008 krizine giden yolun başlangıcı mı?

Fed'in Efsanevi Lideri Greenspan'in Ardında Kalan Büyük Bilmece: Mucize mi, Krizin Tohumu mu?

Merkez Bankacılığının Simgesi 100 Yaşında Veda Etti

Modern finans dünyasının şekillenmesinde kilit rol oynayan isimlerden biri olan ve yaklaşık 18.5 yıl boyunca ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığı koltuğunda oturan Alan Greenspan, 22 Haziran 2026 tarihinde 100 yaşında hayata gözlerini yumdu. Parkinson hastalığının ilerleyen komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybeden Greenspan, geride hem küresel ekonomide elde edilen parlak başarılar hem de 2008 küresel finans krizine uzanan tartışmalı bir miras bıraktı. Greenspan'in ölümü, sadece bir ekonomistin değil, aynı zamanda merkez bankacılığı anlayışını baştan yazan devrimci bir vizyonun temsilcisinin aramızdan ayrılışını simgeliyor.

Enflasyonla Savaşın Ustası ve Kriz Yönetimi

Alan Greenspan’in Fed başkanlığı dönemi, özellikle enflasyonla mücadelede gösterdiği kararlılıkla hatırlanıyor. Greenspan, adeta enflasyon canavarını dizginleyen bir kahraman olarak görülüyordu. Uyguladığı sıkı para politikaları ve öngörülü adımlarıyla, küresel ekonominin karşılaştığı pek çok zorluğun üstesinden gelinmesinde başrolü oynadı. 1990’ların sonundaki teknoloji balonunun patlaması ve ardından gelen 11 Eylül saldırılarının yarattığı ekonomik şoklar gibi kritik dönemlerde, Greenspan’in liderliğindeki Fed, ekonomiyi istikrara kavuşturmayı başardı. Onun döneminde uygulanan faiz politikaları ve piyasa müdahaleleri, birçok uzmana göre adeta bir ekonomik mucize yarattı.

2008 Krizine Giden Yol ve Sorgulanan Miras

Ancak Greenspan’in ardında bıraktığı miras, sadece başarılarla dolu değil. Özellikle konut piyasasındaki aşırı ısınmaya ve kredilerin kolay erişilebilir olmasına göz yumduğu yönündeki eleştiriler, onu 2008 küresel finans krizinin dolaylı sorumlularından biri olarak gösterenlerin argümanlarını güçlendiriyor. Greenspan'in görevi bıraktıktan sonra patlak veren ve tüm dünyayı etkisi altına alan kriz, onun politika ve öngörülerinin sorgulanmasına neden oldu. Düşük faiz oranlarının uzun süre devam etmesi ve finansal düzenlemelerin gevşek bırakılması gibi faktörlerin, krizin fitilini ateşlediği düşünülüyor. Bu durum, Greenspan’in merkez bankacılığı felsefesinin ne kadar yüzeysel veya ne kadar derin olduğunu yeniden tartışmaya açtı.

Fed'in Ruhunu Taşıyan Bir Lider

Alan Greenspan’in Fed başkanı olarak görev yaptığı 18.5 yıllık süre, Amerikan ve dünya ekonomisi için altın çağ olarak nitelendirilebilir. Görevi süresince tam beş ABD başkanına hizmet verdi. Onun liderliğinde Fed, sadece para politikası araçlarını kullanmakla kalmadı, aynı zamanda küresel ekonominin dengeleyici gücü haline geldi. Greenspan’in ekonomik teorileri ve uygulamaları, hala birçok merkez bankacısı tarafından incelenmekte ve ders alınmaktadır. Ancak 2008 krizi, onun mirasına kalıcı bir soru işareti ekledi. Greenspan’in döneminde yaşanan ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği ve finansal piyasaların aşırı risk almasının önlenip önlenemeyeceği, tarihçilerin ve ekonomistlerin üzerinde uzlaşmaya varamadığı temel tartışma konuları olmaya devam ediyor. Onun ölümüyle birlikte, merkez bankacılığının bu paradoksal figürünün analizi daha da derinleşecek gibi görünüyor.

Ekonomi 10.07.2026 13:08 1 okunma

MSCI'dan Türkiye ve Endonezya'ya Kritik Uyarı: Piyasa Şeffaflığı Tehlikede Mi? Sert Yaptırımlar Kapıda!

Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, Türkiye ve Endonezya'nın piyasa şeffaflığı ve işleyişi konusundaki endişeler nedeniyle takibini sıkılaştırdı. Haziran ayında notları düşürülen bu iki ülkeye yönelik, somut adımlar atılmazsa ciddi yaptırımların gündeme gelebileceği belirtildi.

MSCI'dan Türkiye ve Endonezya'ya Kritik Uyarı: Piyasa Şeffaflığı Tehlikede Mi? Sert Yaptırımlar Kapıda!

MSCI'dan Gelişmekte Olan Piyasalara Gözdağı: Türkiye ve Endonezya Mercek Altında

Uluslararası sermaye piyasalarının nabzını tutan küresel endeks sağlayıcısı MSCI, Türkiye ve Endonezya'nın piyasa şeffaflığı ve işleyişi konularındaki mevcut durumuna dair ciddi endişelerini dile getirdi. Gelişmekte olan piyasalar kategorisinde yer alan bu iki ülkenin, özellikle kurumsal yatırımcıların şikayetleri üzerine daha yakından incelenmeye başlandığı bildirildi. Edinilen bilgilere göre, MSCI, Haziran ayı itibarıyla her iki ülkenin de temel performans göstergelerinden biri olan 'bilgi akış kriteri' notunu düşürerek piyasalara kritik bir uyarıda bulundu.

Piyasa Manipülasyonu Endişeleri ve Olası Sonuçları

MSCI'nın raporunda öne çıkan önemli bir nokta, bazı küçük ölçekli ve halka açık şirketlerle bağlantılı fonların 'koordineli işlem davranışları' sergilediği iddiaları. Bu tür davranışların, hisse senedi piyasalarındaki serbest dolaşımdaki pay oranlarının yapay olarak artırılmasına ve dolayısıyla gerçekçi fiyat oluşumunun bozulmasına yol açtığı vurgulandı. Kurum, bu tür piyasa bozucu eylemlerin, yatırımcı güvenini sarstığını ve uzun vadede ülkenin sermaye piyasalarına olan ilgiyi azaltabileceğini belirtti. MSCI, bu konularda somut ve güvenilir adımlar atılmaması halinde, Türkiye ve Endonezya için daha sert yaptırımların gündeme gelebileceği sinyalini verdi.

Türkiye İçin Belirlenen Son Tarih: Kasım 2026

MSCI'nın Türkiye piyasasına yönelik değerlendirmesi, özellikle takvim açısından büyük önem taşıyor. Kurum, Kasım 2026'ya kadar Türkiye'den yeterli düzeyde ilerleme sağlanamaması durumunda, MSCI Türkiye endeksi ve bu endeks kapsamındaki ilgili hisseler için yeni bir danışma sürecinin başlatılabileceği uyarısında bulundu. Bu süreç, potansiyel olarak MSCI endekslerinden çıkarma veya endeks ağırlıklarında ciddi düşüşler gibi sonuçlar doğurabilir. Bu tür bir gelişme, Türkiye'ye yönelik yabancı sermaye akışını olumsuz etkileyebileceği gibi, yerel yatırımcılar üzerinde de belirsizlik yaratma potansiyeli taşıyor.

Yatırımcı Güveni ve Piyasaların Geleceği

Bu uyarılar, küresel finans piyasalarında şeffaflık ve adil işleyişin ne kadar kritik olduğunun bir göstergesi. MSCI gibi önde gelen endeks sağlayıcılarının aldığı kararlar, sadece endekslere dahil olan ülkeleri değil, aynı zamanda bu ülkelerdeki şirketlere yatırım yapmayı düşünen milyarlarca dolarlık fonun yatırım stratejilerini de doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin, Kasım 2026'ya kadar olan süreçte, piyasa düzenlemeleri ve şeffaflık konusunda atacağı adımlar, hem kısa vadede endekslerdeki konumunu koruması hem de uzun vadede uluslararası yatırımcıların güvenini yeniden tesis etmesi açısından hayati önem taşıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerdeki manipülatif işlemlerin önüne geçilmesi ve fiyat oluşum mekanizmalarının güçlendirilmesi, bu süreçteki kilit noktalar olarak öne çıkıyor.

Ekonomi 10.07.2026 12:30 1 okunma

Bakanlık Duyurdu: Enerjide Dönüşüm Yapan İşletmelere Cömert Hibe Fırtınası Başlıyor! Yüzde 30'a Varan Destek Kapıda

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji verimliliğini artıran ve karbon salımını düşüren işletmelere yönelik, enerji harcamalarının %30'una kadar hibe desteği sunan yeni bir programı hayata geçiriyor.

Bakanlık Duyurdu: Enerjide Dönüşüm Yapan İşletmelere Cömert Hibe Fırtınası Başlıyor! Yüzde 30'a Varan Destek Kapıda

Türkiye'nin enerji geleceğine yön veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, sürdürülebilirlik ve çevresel etkiyi azaltma hedefleri doğrultusunda devrim niteliğinde bir adım attı. Bakanlık, enerji verimliliğini en üst düzeye çıkaran ve karbon ayak izini önemli ölçüde azaltan işletmeleri ödüllendirecek, performans odaklı bir hibe destek programını duyurdu. Bu program, sanayinin yeşil dönüşümünü hızlandırırken, ulusal enerji stratejilerimize de büyük katkı sağlamayı amaçlıyor.

Yeşil Dönüşüm Desteklenecek: Hibe Fırtınası Başlıyor

Enerji verimliliği, günümüzün en kritik ekonomik ve çevresel konularından biri. Küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelede, enerji tüketimini optimize etmek ve fosil yakıt bağımlılığını azaltmak büyük önem taşıyor. İşte bu noktada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın devreye aldığı yeni destek programı, işletmeler için adeta bir can simidi olacak. Program, belirlenen performans kriterlerini başarıyla karşılayan işletmelere, enerji harcamalarının tam yüzde 30'una varan oranlarda hibe desteği sunacak. Bu, özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için maliyet avantajı sağlarken, aynı zamanda çevresel sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda da önemli bir motivasyon kaynağı olacak.

Performans Kriterleri ve Başvuru Süreci Nasıl İşleyecek?

Yeni hibe programının temelinde, ölçülebilir ve somut performans göstergeleri yatıyor. Bakanlık, hangi işletmelerin bu destekten yararlanabileceğini belirlemek için detaylı kriterler geliştirdi. Bu kriterler arasında, enerji tüketimindeki azalış miktarı, karbon emisyonlarındaki düşüş oranı, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması ve genel enerji verimliliği iyileştirmeleri gibi unsurlar yer alıyor. Başvuru süreci ve detaylı kriterler önümüzdeki günlerde bakanlık tarafından açıklanacak. Ancak edinilen ilk bilgilere göre, programın şeffaf ve adil bir şekilde yönetileceği vurgulanıyor. İşletmeler, yaptıkları yatırımların geri dönüşünü hem ekonomik olarak hem de çevresel etkilerini azaltarak alacaklar.

Sanayiye Yeşil Bir Nefes: Sürdürülebilirlik ve Rekabet Gücü

Bu programın sanayi sektörüne getireceği faydalar saymakla bitmez. Birincisi, işletmelerin enerji maliyetlerini düşürerek rekabet güçlerini artıracak. Enerji giderlerindeki azalma, doğrudan karlılığa yansıyacak. İkincisi, çevresel standartlara uyumu kolaylaştıracak ve yeşil üretim mottosunu benimseyen firmaların sayısını artıracak. Üçüncüsü ise, Türkiye'nin ulusal enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacak. Bu tür teşvikler, aynı zamanda yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesini ve uygulanmasını da teşvik ederek, sektörde teknolojik sıçramalara yol açabilir.

Geleceğe Yatırım: Karbon Nötr Bir Türkiye Hedefi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bu girişimi, yalnızca mevcut işletmeleri desteklemekle kalmayıp, aynı zamanda geleceğe yönelik karbon nötr bir Türkiye vizyonunun da önemli bir parçası. Küresel ekonominin yeşile doğru evrildiği bu dönemde, Türkiye'nin de bu dönüşümde öncü rol oynaması büyük önem taşıyor. Verimlilik odaklı bu hibe programı, işletmeleri daha çevreci ve daha verimli üretim modellerine yönlendirerek, uzun vadede ulusal çevresel hedeflere ulaşmada kilit bir rol oynayacaktır. Programın detaylarının açıklanmasıyla birlikte, firmaların bu büyük fırsattan nasıl yararlanabileceği daha net ortaya konulacaktır.

Ekonomi 10.07.2026 12:02 1 okunma

Mağazadan Aldığını 14 Gün Sonra İade Etme Hakkı! Yenilenmiş Ürünlerde Devrim Yaratan Yönetmelik Yürürlükte!

Yenilenmiş ürün alışverişlerinde tüketici haklarını güçlendiren yeni yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı. Artık mağazadan alınan yenilenmiş ürünlerde de 14 günlük cayma hakkı ve daha birçok güvence tüketicileri bekliyor.

Mağazadan Aldığını 14 Gün Sonra İade Etme Hakkı! Yenilenmiş Ürünlerde Devrim Yaratan Yönetmelik Yürürlükte!

Ticaret Bakanlığı'nın titizlikle hazırladığı ve büyük yankı uyandıran 'Yenilenmiş Ürünler Hakkında Yönetmelik', Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu tarihi düzenleme ile birlikte, kullanılmış ancak yenilenmiş ürünlerin piyasada güvenle alınıp satılabilmesi için kapsamlı kurallar belirlenirken, tüketicilere yepyeni haklar tanındı. Özellikle, daha önce yalnızca online alışverişlerde geçerli olan 14 günlük cayma hakkı, artık fiziki mağazalardan alınan yenilenmiş ürünler için de geçerli hale getirildi.

Tüketici Güvencesi Katlanarak Artıyor: 14 Günlük Cayma Hakkı Devrim Yaratıyor

Bakanlık yetkililerinden alınan bilgilere göre, bu yeni düzenlemenin temel amacı, ikinci el teknolojik ürünler pazarındaki şeffaflığı ve güvenilirliği artırmak. Tüketicilerin yoğun ilgi gösterdiği akıllı telefonlardan bilgisayarlara, akıllı saatlerden oyun konsollarına kadar pek çok ürün, belirlenen yüksek standartlarda yenilenerek garantili bir şekilde yeniden satışa sunulacak. Bu sayede, hem tüketicilerin hakları korunacak hem de ekonomiye yeniden kazandırılan ürünlerle döngüsel ekonomi desteklenecek. Yeni yönetmelikle birlikte, tüketiciler artık hiçbir gerekçe göstermeksizin, internetten veya mağazadan aldıkları yenilenmiş bir ürünü 14 gün içinde iade etme lüksüne sahip olacaklar. Bu, ikinci el pazarında adeta bir devrim niteliği taşıyor.

Yenilenmiş Ürün Bilgi Sistemi (YÜBİS) ile Şeffaflık Tavan Yapacak

Yönetmeliğin en dikkat çekici yeniliklerinden biri de Yenilenmiş Ürün Bilgi Sistemi (YÜBİS). Bu sistem sayesinde, yenilenen her cihaz için benzersiz bir dijital sicil kaydı oluşturulacak. Tüketiciler, satın alacakları ürünün hangi parçalarının değiştirildiğini, hangi işlemlerden geçtiğini ve hatta daha önceki kayıtlarını kolaylıkla sorgulayabilecek. Kayıp, çalıntı veya kaçak ürün gibi endişeler, YÜBİS sayesinde tarih olacak. Sistem, yenileme merkezleri ve yetkili satıcılar hakkında da detaylı bilgileri şeffaf bir şekilde sunacak. Böylece, tüketiciler bilinçli tercihler yapabilecek ve güvenle alışveriş yapabilecekler. Mevcut durumda yenileme kapsamı dışında kalan televizyonlar da yeni yönetmelikle bu güvence altına alınarak ürün yelpazesi genişletildi.

Sermaye Şartları Yükseltildi, Denetimler Sıkılaşıyor

Tüketicinin korunması adına atılan adımlar bunlarla sınırlı değil. Yenileme merkezleri için belirlenen asgari sermaye şartı 30 milyon liradan tam 100 milyon liraya yükseltildi. Bu artış, sektördeki profesyonelliği ve kurumsallığı teşvik ederken, amatör ve güvensiz işletmelerin elenmesini sağlayacak. Yönetmelik hükümlerine aykırı davranan işletmelere karşı ise sert idari yaptırımlar uygulanacak. Tüketicilerin sağlığını, güvenliğini veya ekonomik çıkarlarını tehlikeye atan merkezlerin yetki belgeleri askıya alınabilecek veya tamamen iptal edilebilecek. Belgesi iptal edilen merkezler ise tam 1 yıl boyunca yeni bir belge alamayacak.

Taksit İmkanı ve Düşük KDV ile Yenilenmiş Cep Telefonları Daha Erişilebilir

Ekonomik olarak tüketicinin yanında yer alan bir diğer önemli düzenleme ise yenilenmiş cep telefonları için getirilen taksit avantajı ve KDV oranının %1'e düşürülmesi oldu. Yenileme merkezleri ve yetkili satıcıları aracılığıyla satılan yenilenmiş cep telefonlarında bu vergi indirimi, ürünlerin daha uygun fiyatlı hale gelmesini sağlayacak. Bu sayede, hem sıfır ürünlere olan talep dengelenecek hem de daha geniş kitlelerin teknolojiye erişimi kolaylaşacak. Bakanlık, bu tür düzenlemelerle suistimallerin önüne geçmeyi ve elektronik doğrulama mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefliyor.

Sürdürülebilirlik ve Ekonomi İçin Önemli Adım: 1,6 Milyon Ürün Yenilendi

Yapılan açıklamalara göre, bugüne kadar yaklaşık 1,6 milyon ürün yenilenerek yeniden ekonomiye kazandırıldı. Bu durum, elektronik atıkların azaltılması, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi ve israfın önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Yeni yönetmelikle birlikte, bu ekosistemin olumlu etkilerinin daha da artması bekleniyor. Bakanlık, bu adımlarla hem çevre dostu tüketim alışkanlıklarını teşvik etmeyi hem de tüketicilerin güvenli bir alışveriş ortamında, mağdur olmadan alışveriş yapabilmelerini sağlamayı amaçlıyor. Yeni yönetmelik, 1 Ağustos tarihinden itibaren geçerli olacak ve yenilenmiş ürün pazarında yeni bir dönemin kapılarını aralayacak.

Ekonomi 10.07.2026 11:31 1 okunma

Koza Home Genel Müdürü Anıl Cingisiz'den Kritik Açıklama: Maliyetler Tavan Yaptı, Fiyatlara Yansıyacak mı?

Koza Grubu'nun 60 yıllık geçmişini ve Koza Home'un büyüme stratejisini değerlendiren Genel Müdür Anıl Cingisiz, enflasyonist ortamın maliyetleri nasıl artırdığını ve geleceğe yönelik hedeflerini anlattı.

Koza Home Genel Müdürü Anıl Cingisiz'den Kritik Açıklama: Maliyetler Tavan Yaptı, Fiyatlara Yansıyacak mı?

Tekstil ve halı sektörünün köklü oyuncularından Koza Grubu'nun bünyesindeki Koza Home'un Genel Müdürü Anıl Cingisiz, Bloomberg HT ekranlarında katıldığı bir programda markanın dünü, bugünü ve yarınına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. 60 yıllık bir aile şirketi geleneğini sürdüren Koza Grubu'nun, tekstille başlayıp halı sektöründe de önemli bir konuma eriştiğini belirten Cingisiz, üçüncü kuşak temsilcisi olarak görevi devraldığını ifade etti.

Değişimi Okuma Sanatı: 60 Yılda Başarının Sırları

Koza Grubu'nun 60 yıllık serüveninde başarının temelinde değişimi doğru okuyabilme yeteneğinin yattığını vurgulayan Anıl Cingisiz, şirketin 2000'li yılların başında ihracata yönelerek uluslararası pazarlarda etkinliğini artırdığını söyledi. Bu stratejik hamle, şirketin küresel ölçekte tanınırlığını ve pazar payını önemli ölçüde yükseltti. Cingisiz, geçtiğimiz yıl ikonik marka Calvin Klein ile yapılan özel anlaşmaya da dikkat çekerek, markanın Türkiye'deki halı satışlarını üstlendiklerini belirtti. Yaklaşık 10 yıl önce hayata geçirilen Koza Home markasıyla ise doğrudan son tüketiciye ulaşarak hem halı hem de ev tekstili ürünleri sunduklarını ekledi.

Hedef Yüzde 60 Büyüme: Koza Home'dan İddialı Gelecek Planı

Koza Home'un büyüme ivmesini sürdürdüğünü ve her yıl daha büyük hedefler belirlediklerini dile getiren Cingisiz, bu yıl İstanbul'un gözde semtlerinden Bağdat Caddesi'nde yeni bir mağaza açılışını gerçekleştirdiklerini duyurdu. Şirketin ilk mağazasının Gaziantep'te açıldığını hatırlatan Cingisiz, Koza Home markası için 2026 yılına kadar ciro bazında yüzde 60'lık bir büyüme hedeflediklerini açıkladı. Halı sektöründe ihracat odaklı bir yapıya sahip olduklarını belirten Cingisiz, üretim kapasitesini bu yıl artırmayı planlamadıklarını ancak ciro hedeflerinde önemli bir artış öngördüklerini sözlerine ekledi.

Maliyet Baskısı Kapıda: Üretim ve Tedarikte Zam Geliyor Mu?

Sektördeki en önemli gündem maddelerinden biri olan maliyet artışlarına değinen Anıl Cingisiz, enflasyonist ortamın hem şirketin kendi ürettiği ürünlerde hem de tedarik ettiği ürünlerde maliyetleri yükselttiğini belirtti. Ürün kalitesinden taviz vermeden maliyetleri kontrol altında tutmaya çalıştıklarını ifade eden Cingisiz, tedarikçilerle yoğun görüşmeler yürüttüklerini ve maliyet yönetimi konusunda proaktif bir yaklaşım sergilediklerini vurguladı. Fiyatlandırma stratejilerinde 'minimum karlılık, maksimum müşteri erişimi' politikasını benimsediklerini açıklayan Cingisiz, her ürün bazında farklı stratejiler izlediklerini kaydetti.

Küresel Pazarlar ve Tasarım Odaklı Büyüme

Gaziantep'in, hem üretim hem de ihracat açısından halı sektörünün dünya çapında bir merkezi olduğunu vurgulayan Cingisiz, ev tekstili grubunda da doğrudan tüketiciye yönelik ihracat gerçekleştirdiklerini anlattı. Kuzey ülkeleri, Kuzeybatı Avrupa ve Körfez ülkelerinin şirketin aktif olduğu başlıca pazarlar olduğunu belirtti. Halı ihracatında en büyük pazarın ABD olduğunu, bu ülkeyi Suudi Arabistan, İngiltere, AB ülkeleri ile Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin takip ettiğini söyledi. Türkiye'nin makine halısı üretiminde dünya lideri konumunu da hatırlatan Cingisiz, şirketin mağazalaşma stratejisinde ise hızlı büyüme yerine müşteri deneyimine odaklandıklarını ifade etti. Ürün yelpazesini genişletme ve tasarıma yatırım yapma konusunda kararlı olduklarını belirten Cingisiz, cadde mağazacılığı modelini sürdürerek önümüzdeki dönemde 5 ila 10 yeni mağaza açmayı hedeflediklerini, ardından ise alışveriş merkezlerinde de yer alabileceklerini söyledi.

Sürdürülebilirlik ve E-Ticaretin Yükselişi

Ar-Ge çalışmalarında sürdürülebilirlik ilkesini ön planda tuttuklarını belirten Cingisiz, geri dönüştürülmüş hammaddeler kullanmaya özen gösterdiklerini, ambalajlardaki plastik oranını azaltmayı ve daha doğal malzemelere yönelmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Üretimde yenilenebilir enerji kullanımını artırarak enerji tasarrufu sağladıklarını da ekledi. E-ticaretin sektördeki payının giderek arttığını ancak halı gibi ürünlerin çevrimiçi satışının daha zorlu olduğunu belirten Cingisiz, tüketicilerin ürüne fiziksel olarak dokunma ihtiyacını göz önünde bulundurarak çevrimiçi alışveriş deneyimini geliştirmek için çalıştıklarını söyledi. Özellikle Z kuşağının internet üzerinden alışverişe daha yatkın olduğunu belirten Cingisiz, değişen tüketici alışkanlıklarıyla halının artık bir dekorasyon ve moda ürünü haline geldiğini, kullanım süresinin kısaldığını ve tüketicilerin halılarını ortalama 2-3 yılda bir yenilediğini sözlerine ekledi. Bu trendlerin e-ticaretin payını artırmada önemli bir rol oynayacağını öngörüyor.