LGS Öncesi Kritik Uyarı: Uzmanlardan Öğrencilere 'Ekran' Vurgusu ve Kaygı Yönetimi Tüyoları!
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları öğrencilerin artan sınav kaygısına dikkat çekiyor. Uzmanlar, ekran kullanımının sınırlandırılması ve ailelerin doğru iletişim stratejileriyle bu süreci yönetmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye genelinde milyonlarca öğrencinin kaderini belirleyecek olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı kapılarını aralarken, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sadettin Burak Açıkel'den önemli uyarılarda bulunuldu. Sınav öncesinde öğrencilerin yaşadığı kaygının artış gösterdiğini belirten Açıkel, bu durumun bazı öğrencilerde huzursuzluk, keyifsizlik ve başarısızlık korkusuna yol açabildiğini ifade etti. Yoğun kaygının zaman zaman ağlama atakları, uyku ve iştah düzensizlikleri gibi somut belirtilerle kendini gösterdiğini dile getiren uzman, sınavın önemine binaen belirli düzeyde kaygı yaşamanın doğal olduğunu ancak aşırı kaygının günlük işlevselliği bozabileceğini belirtti.
Sınav Kaygısının Fiziksel ve Zihinsel Etkileri
Doç. Dr. Açıkel, sınav kaygısının sadece psikolojik değil, aynı zamanda şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, yoğun çarpıntı ve aşırı terleme gibi fiziksel belirtilere de yol açabileceğine dikkat çekti. Bu tür yoğun fiziksel şikayetlerin çocuğun günlük yaşamını olumsuz etkilemesi durumunda, ailelerin çocuk-ergen psikiyatrisi uzmanlarına başvurması gerektiğini vurguladı. Kaygının geçici bir duygu olduğunu hatırlatan Açıkel, öğrencilere kaygıyla başa çıkma konusunda pratik önerilerde bulundu. Yoğun kaygı hissedildiğinde bir süre beklemek, diyafram nefesi egzersizleri yapmak ve geçmiş sınav başarılarını hatırlamak gibi yöntemlerin kaygının yönetilmesinde etkili olabileceğini söyledi. Öğrencilerin LGS hazırlık sürecini verimli geçirmeleri ve sağlam bir temel oluşturmaları halinde, kaygıyı yönetmenin daha kolay olacağını belirtti. Açıkel, “Eğer verimli bir çalışma dönemi geçirdilerse sınav da iyi geçecektir” diyerek öğrencilere motivasyon aşıladı.
Ailelerin Rolü ve İletişim Stratejileri
Sınav sürecinde ailelerin tutumunun ve iletişim biçiminin öğrencilerin psikolojisi üzerindeki etkisine de değinen Doç. Dr. Açıkel, ailelere önemli tavsiyelerde bulundu. Sınava az bir süre kala öğrencilerin günlük rutinlerinden uzaklaşmamaları gerektiğini vurgulayan Açıkel, ailelerin “Ne olacak bu sınav, boş ver, hiç önemli değil” gibi değersizleştirici söylemlerden kaçınması gerektiğini belirtti. Sınavın, hayatın aşılması imkansız bir basamağı gibi sunulmasının öğrencilerin üzerindeki baskıyı artıracağını ifade etti. Performans baskısının kaygıyı tetikleyebileceğini belirten uzman, ailelerin çocuklarıyla konuşurken “Evet, sınav önemli bir sınav. Sen de çok emek harcadın, çalıştın. Bunun karşılığını alacağımızı düşünüyoruz ama hayatta her zaman alternatifler vardır. Biz mevcut durumu en iyi şekilde değerlendirip sınavı tamamlayacağız” gibi dengeli bir bakış açısıyla yaklaşmaları gerektiğini söyledi. Kaygı yaşayan çocukların genellikle ebeveynlerinden destek aradığını, anne ve babalarıyla sohbet etmenin rahatlamalarına yardımcı olabileceğini sözlerine ekledi.
Uzmanlardan Ekran Kullanımı ve Sınav Yeri Ziyareti Önerisi
Sınav öncesinde öğrencilere yönelik en dikkat çekici uyarılardan biri de ekran kullanımının sınırlandırılması yönünde oldu. Doç. Dr. Açıkel, özellikle uyku saatlerine yakın dönemde ekran maruziyetinin uyku kalitesini olumsuz etkilediğini ve kaygıyı artırabileceğini belirtti. Bilimsel kaynakların da bu yönde uyarıda bulunduğunu hatırlatan uzman, ekran süresini tamamen sıfırlamanın mümkün olmasa da, gençlerle işbirliği içinde süreyi kontrol altına almak gerektiğini söyledi. Eğer gençler telefon kullanmak istiyorsa, bunun ebeveyn kontrolünde, içerik ve süreye dikkat edilerek ve uykuyu engellemeyecek şekilde yapılması gerektiğini belirtti. Açıkel, “Sınavdan önce telefonun daha az kullanılmasını, mümkünse hiç kullanılmamasını öneririm” diyerek, bu dönemin teknolojiden ziyade birlikte vakit geçirme, yürüyüş yapma ve sohbet etme gibi aktivitelerle değerlendirilmesinin daha rahatlatıcı olacağını ifade etti. Son olarak, sınavdan birkaç gün önce öğrencilerin sınava girecekleri yeri görmelerinin de kaygıyı azaltmaya yardımcı olabileceğine dair bir öneride bulundu.