LGS Öncesi Ailelere Kritik Uyarı: Çocuğunuzun Başarısındaki Düşüşün Asıl Nedeni Stres mi? Uzmanlar Açıklıyor!
LGS'ye sayılı günler kala çocuklarda görülen akademik dalgalanmaların normal olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun kaynağının genellikle artan stres olduğunu ve ailelerin doğru yaklaşımı benimsemesi gerektiğini vurguluyor.
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına geri sayım başlarken, birçok öğrenci ve ailenin ortak bir endişesi dikkat çekiyor: Sınav yaklaştıkça artan kaygı ve bununla birlikte gelen akademik performans düşüşleri... Klinik Psikolog Gamze Gülsoy Ragıpoğlu, öğrencilerin son deneme sınavlarında yaşadığı net kayıplarının veya genel olarak bir düşüş eğiliminin oldukça yaygın olduğunu ve bu durumun her zaman bilgilerin unutulduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Ragıpoğlu'na göre, bu dalgalanmaların temelinde yatan ana nedenlerden biri, sınavın yarattığı yoğun stres ve kaygı.
Sınav Kaygısı ve Performans Üzerindeki Etkileri
Klinik Psikolog Ragıpoğlu, sınav stresi arttıkça öğrencilerin dikkatini toplamakta zorlanabileceğini, işlem hatalarının artabileceğini ve hatta bildikleri soruları bile yanlış okuyup çözebileceklerini ifade ediyor. Bu durumun, öğrencilerin gerçek bilgi düzeylerini yansıtmadığını ve geçici bir performans düşüşü olabileceğini vurguluyor. Ragıpoğlu, özellikle son haftalarda yapılan denemelerin yalnızca akademik bilgi birikimini değil, aynı zamanda öğrencinin psikolojik dayanıklılığını da test ettiğini belirtiyor. Bu kritik süreçte ailelerin takınacağı tavırların, çocukların motivasyonu ve kaygı düzeyleri üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu söylüyor.
Ailelerin Yanlış Yaklaşımları Stresi Nasıl Artırıyor?
Ragıpoğlu, ailelerin sürekli olarak çocuğun netlerindeki düşüşlere odaklanmasının, eksiklerini yüzüne vurmasının veya sürekli daha fazla çalışması yönünde baskı yapmasının, stres tepkisini daha da artırdığını dile getiriyor. Sınav öncesindeki birkaç kötü deneme sonucunun, bir öğrencinin genel başarısını veya çalışma potansiyelini belirlemeyeceğini vurgulayan Ragıpoğlu, ailelere şu önemli tavsiyede bulunuyor: "Bazen çocukların ihtiyacı olan şey, daha fazla test çözmek değil, biraz nefes alabilmektir." Bu dönemde çocukların bol bol dinlenmeye ve zihinsel olarak rahatlamaya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Motivasyon Mu, Kaygı mı? Ailelere Uzmanlardan Rehberlik
Psikiyatri Uzmanı Uğur Karabağ da ailelerin sınav dönemindeki iletişim tarzının önemine dikkat çekiyor. Karabağ, sınav yaklaştıkça ailelerin çocuklarına yönelik kullandığı dilin, onların motivasyonunu artırmak yerine kaygılarını tırmandırabileceğini belirtiyor. "Az kaldı, böyle giderse olmaz", "Bizi mahcup etme" veya "Biraz daha çalış" gibi ifadelerin, çocuklarda baskı ve yetersizlik hissi yaratarak motivasyonu düşürebileceğini söylüyor. Bu dönemde çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeyin, sürekli uyarılmak değil; sakin, gerçekçi ve güven veren bir aile ortamı olduğunu vurguluyor.
Çabanın Değeri ve Sonucun Ötesi
Karabağ, yüksek bir puanın her zaman gösterilen emeğin karşılığı olmayabileceği gibi, beklenenin altında bir puanın da verilen emeği değersiz kılmayacağını belirtiyor. Bir öğrencinin sınava hazırlanırken gösterdiği çaba, disiplin, vazgeçmeden çalışabilme yeteneği ve karşılaştığı zorluklarla başa çıkabilmesi gibi süreçlerin, çoğu zaman elde edilen sonuçtan çok daha değerli olduğunu ifade ediyor. Çünkü çocukların doğrudan kontrol edebildiği şeyin, sonucun kendisi değil, sonuca giden yolculuk yani süreç olduğunu hatırlatıyor.
Kaygının Fiziksel Etkileri ve Beslenme Alışkanlıklarındaki Değişimler
Sınav öncesi dönemde çocuklarda gözlenen fiziksel ve duygusal değişimlere de değinen Klinik Psikolog Gamze Gülsoy Ragıpoğlu, ailelerin sıklıkla karşılaştığı bir diğer durumun da çocukların beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler olduğunu belirtiyor. Ragıpoğlu, bazı öğrencilerin iştahsızlaşırken, bazılarının ise tam tersine sürekli bir şeyler atıştırma isteği duyabildiğini açıklıyor. Sınav kaygısının sadece zihinsel değil, bedensel sağlığı da etkilediğini belirten Ragıpoğlu, kaygı arttığında mide bulantısı, iştahsızlık, uyku sorunları veya aşırı yeme (duygusal yeme) gibi davranışların görülebileceğini söylüyor. Özellikle şekerli ve abur cubur tarzı gıdalara yönelimin bu dönemde arttığına dikkat çekiyor.
Ailelere Beslenme Konusunda Sakin Yaklaşım Tavsiyesi
Ailelerin bu beslenme değişikliklerine karşı takınacağı sert tepkilerin (örn: "Hiçbir şey yemiyorsun" veya "Sürekli abur cubur yiyorsun") durumu daha da gerginleştirebileceğini ifade eden Ragıpoğlu, yemek saatlerinin sürekli sınav konuşulan bir alana dönüşmesinin de stresi artırdığını belirtiyor. Çocukların bu dönemde hem akademik olarak hem de duygusal ve fiziksel olarak desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Ragıpoğlu, çünkü bazen bedensel tepkilerin, aslında artmış kaygının en net göstergeleri olabildiğini hatırlatıyor. Bu süreçte ailelerin sakin, anlayışlı ve destekleyici bir tutum sergilemesi, çocukların sınav kaygısıyla daha sağlıklı başa çıkmalarına yardımcı olacaktır.