Korkunç Gerçek Ortaya Çıktı: Aile Katliamı Kan Dondurdu! Annesini, Babasını, Eşini ve Çocuklarını Kendi Elleriyle Katletti!
2004'te İstanbul'da bir apartman dairesinde çıkan yangın, kısa sürede Türkiye'yi sarsacak bir aile katliamının perdesini araladı. Olayın ardındaki dehşet, ilk başta bir kaza gibi görünse de, detaylar tüyler ürpertici bir gerçeği gözler önüne serdi.
İstanbul'un Küçükçekmece ilçesi Kanarya Mahallesi, 4 Mart 2004 gecesi yükselen siren sesleriyle adeta yasa boğuldu. Gece yarısını aşan saatlerde bir apartman dairesinden yükselen alevler, kısa sürede mahalleyi sardı. Panikle dışarı çıkan mahalle sakinleri, dairede yaşayan ailenin akıbeti konusunda büyük endişe taşıyordu. Olay yerine intikal eden itfaiye ekipleri, yangını kontrol altına almak için zamana karşı yarışırken, söndürme çalışmalarının ardından karşılaştıkları manzara, İstanbul'un hafızasına kazınacak bir trajedinin ilk sinyallerini veriyordu.
Yangın Faciası Görünümü Altındaki Dehşet
Yangın söndürüldükten sonra daireye giren ekipler, farklı odalarda 3 yetişkin ve 2 çocuğun cansız bedenleriyle karşılaştı. İlk bakışta tüm ailenin alevlere teslim olduğu düşünülüyordu. Ancak olay yerindeki bazı ipuçları, durumun sıradan bir yangın olmadığını işaret ediyordu. Bu şüpheler üzerine İstanbul Emniyeti alarma geçti ve Cinayet Büro Amirliği ile Olay Yeri İnceleme ekipleri derhal olay yerine sevk edildi. Olayın vahameti, adliye ve polis muhabirlerini de harekete geçirdi. O gece olay yerine ulaşan isimlerden biri de dönemin Sabah Gazetesi'nin deneyimli polis muhabiri Müslim Sarıyar'dı.
Kaybolan Aile Reisi Şüpheleri Ateşledi
Olay yerine ilk ulaşan gazetecilerden biri olan Müslim Sarıyar, o geceyi şu sözlerle anlattı: "Bu olay, o dönemin en çok konuşulan dosyalarından biriydi. Olay yerine vardığımızda bir ailenin yangında yok olduğunu düşünüyorduk. Evde yaşlı bir karı koca, gelinleri ve iki torunları ölü bulunmuştu. İlk değerlendirmelerde yangının gaz sızıntısından kaynaklanmış olabileceği üzerinde duruluyordu. Ancak olay yerinde dikkat çeken çok önemli bir ayrıntı vardı: Evde bulunan herkes ölmüştü ancak ailenin reisi ortada yoktu." Polis ekipleri hayatını kaybeden kişilerin kimliklerini belirledi: Selahattin Y.'nin annesi Gülşen Y., babası Celal Y., eşi Fadime Y. ile 13 yaşındaki oğlu ve 10 yaşındaki kızı. Ancak evin sahibi Selahattin Y.'nin kayıp olması, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi. Başlangıçta Selahattin Y.'nin de olaydan zarar görmüş olabileceği veya kaçırılmış olabileceği ihtimali değerlendirildi.
İtfaiye Raporu ve Komşu İfadesi Cinayeti İşaret Etti
İtfaiye ekiplerinin detaylı incelemesi, soruşturmayı bir yangın faciasından çoklu cinayet dosyasına dönüştürecek kritik bulguları ortaya çıkardı. Yangının evin tek bir noktasından değil, birden fazla noktadan çıkarıldığı ve evin çeşitli yerlerine yanıcı madde döküldüğü tespit edildi. Bu durum, yangının bilinçli olarak çıkarıldığını gösteriyordu. Soruşturma derinleştikçe, komşulardan gelen bir tanık ifadesi kilit rol oynadı. Bir komşu, yangın yeni çıktığı sırada Selahattin Y.'yi evden hızla çıkarken gördüğünü belirtti. Bu ifade, kayıp aile reisini adeta şüphelerin odağına yerleştirdi. Dedektifler, o ana kadar mağdur olarak değerlendirilen Selahattin Y.'yi artık ailesinin ölümünde rolü olabilecek bir şüpheli olarak görmeye başladı.
Tekirdağ'da Kan Donduran Yakalanış
Şüpheler Selahattin Y. üzerinde yoğunlaşınca, polis ekipleri Tekirdağ'da bulunan yazlık evini mercek altına aldı. Ekipler vakit kaybetmeden Tekirdağ'a hareket etti. Selimpaşa yol ayrımında durdurulan bir araçta, aranan Selahattin Y. yarı baygın halde bulundu. Polisler onu araçtan çıkardığında, üzerindeki yoğun gazyağı kokusu dehşet verici gerçeği daha da belirgin hale getiriyordu. Yapılan incelemelerde, Selahattin Y.'nin, annesini, babasını, eşini ve iki çocuğunu boğarak öldürdüğü ve ardından cinayetleri örtbas etmek için evi ateşe verdiği anlaşıldı. Bu olay, Türkiye'nin bir daha unutamayacağı, hafızalara kazınan korkunç bir aile trajedisi olarak tarihe geçti.