Her Vatandaşa 930 Dolar Yük! Şirketlerdeki 'Gizli Hırsızlık' Ekonomiyi Ağır Vuruyor: Rakamlar Şoke Ediyor!
Şirketlerdeki mali suistimallerin faturası her vatandaşa yaklaşık 930 dolar olarak yansıyor. Uzmanlar, bu 'gizli verginin' ekonomiyi trilyonlarca dolarla sarstığını belirtiyor.
Ekonominin Kalbine Darbe: Suistimaller Faturayı Kabartıyor
Şirketlerin duvarları ardında yaşanan ve giderek büyüyen mali suistimaller, yalnızca kurumların mali tablolarını olumsuz etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda doğrudan tüketicilerin cebinden çıkan parayı da artırıyor. Sertifikalı Suistimal İnceleme Uzmanları Derneği (ACFE) tarafından yayımlanan 'Mesleki Suistimal 2026 Küresel Raporu'na dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Cerebra Kurucu Ortağı ve CEO'su Fikret Sebilcioğlu, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu suistimal tehdidinin boyutunun adeta dudak uçuklattığını belirtti. Sebilcioğlu, uluslararası finans yayın kuruluşu Bloomberg HT'nin canlı yayınında yaptığı açıklamalarda, dünya gayrisafi milli hasılasının yaklaşık 110 trilyon dolar gibi devasa bir rakama ulaştığını hatırlatarak, ACFE'nin analizlerine göre bu rakamın neredeyse yüzde 5'inin suistimal eylemleri nedeniyle kaybedildiğini vurguladı. Bu durumun, küresel ölçekte yıllık yaklaşık 5,5 trilyon dolarlık devasa bir ekonomik kayba işaret ettiğini dile getiren Sebilcioğlu, “Başka bir ifadeyle, dürüst insanlar her yıl suistimalcilerin cebine tam 5,5 trilyon doları gönüllü olarak aktarıyor.” diyerek sorunun vahametini gözler önüne serdi.Türkiye'de Suistimalin Karanlık Yüzü: Kişi Başına 930 Dolar Kayıp
Fikret Sebilcioğlu, Türkiye'nin de bu küresel tablodan farklı olmadığını ve benzer bir maliyetle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Yaklaşık 1,64 trilyon dolarlık milli gelir göz önüne alındığında, Türkiye'de suistimal kaynaklı kaybın yaklaşık 80 milyar dolar seviyesinde hesaplandığını söyledi. Bu yüklü maliyetin, ülke nüfusuna oranlandığında ise her bir vatandaşın, ister farkında olsun ister olmasın, kişi başına yaklaşık 930 dolarlık bir yükün altında ezildiğini ortaya koyduğunu belirtti. Bu rakam, bireylerin günlük harcamalarından, yatırım fırsatlarının kaçırılmasına kadar pek çok alanda hissedilebilecek ciddi bir ekonomik baskı anlamına geliyor.2.402 Vaka İncelendi: Kontrol Sistemlerinin Yetersizliği Başrolde
ACFE'nin kapsamlı raporunun, tam 143 ülke ve bölgeden derlenen 2.402 suistimal vakasını mercek altına aldığını aktaran Sebilcioğlu, şirketlerde yaşanan bu tür yolsuzlukların ve suiistimallerin büyük bir çoğunluğunun, yetersiz kontrol mekanizmalarından ya da mevcut kontrollerin kolayca aşılabilmesinden kaynaklandığını belirtti. “Birçok kurumda ya yeterli düzeyde bir kontrol sistemi bulunmuyor ya da kurulan bu sistemler maalesef etkili bir şekilde işletilemiyor.” değerlendirmesinde bulunan Sebilcioğlu, bu durumun suistimal riskini katbekat artırdığına dikkat çekti. Rapora göre, suistimal eylemlerine karışan kişilerin yüzde 84'ü, olayın ortaya çıkışından hemen önce en az bir davranışsal belirti sergiliyor. Bu da, proaktif izleme ve erken uyarı sistemlerinin ne denli kritik olduğunu gözler önüne seriyor.'Gizli Vergi' Fiyatlara Yansıyor: İhbar Mekanizması Hayati Önem Taşıyor
Suistimalin sadece bireysel şirketleri değil, tüm ekonomiyi derinden etkileyen bir sorun olduğunu yeniden vurgulayan Sebilcioğlu, ortaya çıkan mali zararın kaçınılmaz olarak ürün ve hizmet fiyatlarına yansıdığına dikkat çekti. “Suistimalden kaynaklanan maliyetler, eninde sonunda ürün fiyatlandırmasının bir parçası haline geliyor. Bu nedenle, suistimalin yarattığı zarar, adeta gizli bir vergi gibi tüm topluma yayılıyor.” şeklinde konuştu.En Güçlü Savunma: İhbar Sistemleri ve Kültürel Dönüşüm
Raporda öne çıkan çarpıcı bulgulardan birinin de, şirket içi suistimallerin nasıl tespit edildiğiyle ilgili olduğunu belirten Sebilcioğlu, vakaların önemli bir bölümünün, ihbar mekanizmaları sayesinde aydınlığa kavuştuğunu söyledi. Şirket içi suiistimallerin ortaya çıkarılmasında en etkili aracın şüphesiz ihbar sistemleri olduğunu yineleyen Sebilcioğlu, kurumların, çalışanlar tarafından güvenle kullanılabilecek, şeffaf ve etkili etik bildirim sistemleri kurmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Sebilcioğlu, suistimalle mücadelenin sadece teknik kontrol ve denetim süreçleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda güçlü bir kurum kültürü oluşturmanın da belirleyici bir rol oynadığını ekledi.Davranışsal İşaretler: Yaşam Tarzındaki Değişimler Kritik Sinyaller Veriyor
Suistimal vakalarının genellikle, fiili gerçekleşmeden önce çeşitli işaretler verdiğini belirten Sebilcioğlu, çalışanların davranışlarının dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle, bir çalışanın yaşam tarzında ani ve açıklanamayan değişiklikler yaşanmasının, bu tür riskleri işaret eden önemli göstergelerden biri olduğunu söyledi. Görev devretmekten kaçınan, süreçler üzerinde aşırı kontrol kurmaya çalışan veya çalışma arkadaşlarına karşı zorbalık eğilimleri sergileyen çalışanların da yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Sebilcioğlu, bu tür davranışların tek başına suçlama nedeni olmasa da, kurumlar için önemli risk sinyalleri teşkil ettiğini dile getirdi. Raporun ana fikri ise, şirketler açısından asıl kritik konunun, suistimal gerçekleştikten sonra müdahale etmekten ziyade, erken uyarı mekanizmalarını etkin kullanarak ve güçlü bir etik kültürüyle destekleyerek, riskleri daha ortaya çıkmadan önleyebilmek olduğu vurgulanıyor.
Ebru Şahin
Ekonomi & Finans Analisti
Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.