--° -- --/--°
Ekonomi KÖŞE YAZISI 06.06.2026 23:01 8 okunma

Geri Dönüşüme Dev Adım: Her Ambalaj 1 TL Kazandıracak, Sistem Türkiye Geneline Yayılıyor

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminin 1 Temmuz 2026'dan itibaren tüm Türkiye'de uygulanacağını ve iade edilen her ambalaj için 1 TL teşvik bedeli ödeneceğini açıkladı.

Geri Dönüşüme Dev Adım: Her Ambalaj 1 TL Kazandıracak, Sistem Türkiye Geneline Yayılıyor

Türkiye'nin çevre yönetiminde çığır açacak önemli bir adım atılıyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, uzun süredir beklenen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulamasının 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren ülke genelinde hayata geçirileceğini ve vatandaşların sisteme dahil olan her bir ambalaj için 1 TL teşvik bedeli kazanacağını duyurdu. Bu yenilik, atık yönetiminde sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılmış büyük bir adımı temsil ediyor.

Türkiye'nin Geri Dönüşüm Vizyonunda Yeni Dönem: 1 TL Teşvikiyle Genişleme

Bakan Kurum'un açıklamasına göre, DOA logolu plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajları, belirlenen iade noktalarına veya Depozito İade Makineleri’ne (DİM) teslim edildiğinde, tüketicilere anında 1 TL kazandıracak. Bu uygulama, çevre bilincini ekonomik bir teşvikle birleştirerek geniş kitlelerin katılımını hedefliyor. Geri dönüşüm sürecini kolay ve erişilebilir hale getiren dijital bir altyapıya sahip olan DOA sistemi, kullanıcıların telefonlarına indirecekleri mobil uygulama üzerinden işleyecek.

Dijital Cüzdan ve Esnek Kullanım Seçenekleri

İade edilen ambalajlar karşılığında kazanılan 1 TL'lik teşvik bedeli, kullanıcıların DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdanlarına anında aktarılacak. Biriken bu tutarlar, vatandaşlar tarafından diledikleri zaman banka hesaplarına transfer edilebilecek, ATM'lerden nakit olarak çekilebilecek ya da alışverişlerde kullanılabilecek. Bu esneklik, geri dönüşümü sadece bir çevrecilik eylemi olmaktan çıkarıp, günlük yaşamın pratik bir parçası haline getiriyor. Böylece hem çevreye katkı sağlanacak hem de küçük ama sürekli bir ekonomik kazanç elde etme imkanı sunulacak.

Sıfır Atık Hareketi'nin Mihenk Taşı: DOA Sisteminin Evrimi ve Hedefleri

Depozitosu Olan Ambalajlar uygulaması, Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi'nin temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ve Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen bu sistem, içecek ambalajlarının doğaya karışmadan toplanarak geri dönüşüm zincirine dahil edilmesini ve ekonomiye yeniden kazandırılmasını amaçlıyor.

Pilot Uygulamadan Türkiye Geneline Uzanan Başarı Hikayesi

Uygulama, Şubat 2025'te Sakarya'da 0,25 TL teşvik bedeliyle pilot olarak başlatılmış, ardından Temmuz 2025 itibarıyla “7 Bölge 7 İl” sloganıyla yaygınlaştırılmıştı. Bu başarılı pilot süreçlerin ardından, 1 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde teşvik bedelinin 1 TL'ye yükseltilerek tam kapasiteyle devreye girmesi hedefleniyor. Sistemin tam olarak hayata geçmesiyle birlikte, her yıl yaklaşık 25 milyar ambalajın geri dönüşüme kazandırılması ve ekonomiye yıllık 30 milyar TL seviyesinde doğrudan katkı sunulması öngörülüyor. Bu, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de döngüsel ekonomi açısından Türkiye için büyük bir potansiyel taşıyor.

Bakan Kurum'dan 'Seferberlik' Çağrısı: Çevre Bilinci ve Ekonomik Kazanım Bir Arada

Bakan Murat Kurum, Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) ile Türkiye'de atık yönetiminde yeni bir seferberlik başlattıklarının altını çizdi. Kurum, şu sözlerle açıklamasını sürdürdü: “Sokaklarımızın, parklarımızın, sahillerimizin ve yaşam alanlarımızın daha temiz olduğu bir Türkiye için önemli bir adım atıyoruz. DOA ile vatandaşımızı doğrudan sürecin merkezine alan, teknolojisiyle dünyaya örnek olacak yeni nesil geri dönüşüm uygulamasını hayata geçiriyoruz. Amacımız geri dönüşümü günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmek, milyonlarca ambalajın doğaya karışmasını önlemek ve bu değerleri yeniden ekonomimize kazandırmak.”

İşletmeler İçin Sistem Entegrasyonu

1 Temmuz itibarıyla Türkiye genelinde iade noktası olarak hizmet verecek market zincirleri, süpermarketler, bakkallar ve büfeler ile HORECA (otel, restoran ve kafe) işletmeleri de bu sistemin önemli bir parçası olacak. Depozitolu içecek satan işletmelerin ve HORECA'ların, dbys.gov.tr üzerinden kayıtlarını tamamlayarak birlikte çalışacakları saha operatörünü belirlemesi gerekecek. Bakan Kurum, “Vatandaşımız kazanacak, çevremiz kazanacak, Türkiye kazanacak” diyerek projenin toplumsal ve ulusal faydalarını vurguladı.

Ebru Şahin

Ebru Şahin

Ekonomi & Finans Analisti

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 22.07.2026 03:03 0 okunma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda Dev Atama: Kim Kimin Yerine Geldi? Detaylar Neler?

Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) kritik adli yargı kararnamesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda önemli görev değişiklikleri yaşandı. İstanbul Başsavcı Vekili Aykut Çelik'in yeni görevi ve diğer atamalar merak konusu oldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda Dev Atama: Kim Kimin Yerine Geldi? Detaylar Neler?

Türkiye'nin yargı sisteminde önemli bir merkez olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni bir isme emanet edildi. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi'nin aldığı kararlar doğrultusunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Aykut Çelik, Ankara'nın yeni Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevlendirildi. Bu atama, yargı camiasında ve hukuk çevrelerinde dikkatle karşılanırken, göreve yeni başlayan savcıların vekaleten yürüteceği bazı kritik pozisyonlar da netleşti.

Yargıtay'a Uğurlanan Savcının Yerine Tecrübeli İsim

Daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürüten ve bu görevinden Yargıtay Üyeliği'ne atanan Gökhan Karaköse'nin boşalttığı koltuğa, İstanbul'daki başarılı çalışmalarının ardından Aykut Çelik getirildi. Karaköse'nin Yargıtay'daki yeni görevi, yargıdaki terfi mekanizmasının işleyişini bir kez daha gözler önüne sererken, Çelik'in Ankara'daki yeni sorumlulukları da büyük bir beklenti yarattı. Başsavcı Çelik'in, başkentin adli işleyişinde nasıl bir iz bırakacağı şimdiden merak ediliyor.

Başkentte Başsavcı Vekilliği Koltukları Doldu

HSK'nın kararnamesi sadece Başsavcılık makamıyla sınırlı kalmadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevlerine de iki önemli isim atandı. Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan Ömer Örücü ile Ankara'da başarılı çalışmalara imza atmış Ahmet Akdeniz, artık Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği uhdesinde görev yapacaklar. Bu atamalarla birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın vekalet birimlerinin de kadrosu güçlenmiş oldu. Vekil savcıların, özellikle karmaşık ve büyük davalardaki rolü göz önüne alındığında, bu atamaların yargı süreçlerine olumlu yansımaları bekleniyor.

Atamaların Yargı Süreçlerine Etkisi

Yargıdaki bu tür görev değişiklikleri, genellikle sistemin dinamizmini ve güçlendirilmesini hedefler. Başsavcı ve vekil savcıların atanması, soruşturma ve dava süreçlerinin daha etkin yürütülmesi, adaletin zamanında tecellisi ve yargı bağımsızlığının pekiştirilmesi açısından büyük önem taşır. Aykut Çelik gibi tecrübeli bir ismin başkentin en kritik adli makamlarından birine atanması, özellikle organize suçlar, terörle mücadele ve kamuoyunun yakından takip ettiği davalarda yeni bir dönemin işareti olarak yorumlanabilir. Ayrıca, HSK'nın aldığı kararların, yargıdaki liyakat ve performansı ön plana çıkaran bir yaklaşım sergilediği de gözlemleniyor.

Yeni Dönemde Ankara'da Hukuk ve Adalet

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye'nin başkenti olması sebebiyle hem ulusal hem de uluslararası düzeyde önemli davaların yürütüldüğü bir merkezdir. Bu nedenle, buradaki görev değişiklikleri ve atamalar, geniş kitleler tarafından yakından takip edilmektedir. Yeni Başsavcı Aykut Çelik ve Vekil Savcılar Ömer Örücü ile Ahmet Akdeniz'in önümüzdeki dönemde atacakları adımlar, hukukun üstünlüğü ilkesinin daha da sağlamlaşmasına katkıda bulunacak gibi görünüyor. Yargı camiası, bu yeni kadroların Ankara'da adaletin daha hızlı ve etkin bir şekilde tecellisi için önemli çalışmalara imza atacağına inanıyor.

Teknoloji 22.07.2026 01:01 1 okunma

Hollywood Devleri Karşısında Midjourney'den Çarpıcı Hamle: Yapay Zeka Kayıtları Mercek Altında!

Yapay zeka devi Midjourney, Hollywood stüdyoları Disney, Universal ve Warner Bros. tarafından açılan telif hakkı davasında karşı hamle yaparak, stüdyoların yapay zeka kullanım kayıtlarının mahkemeye sunulmasını talep etti. Bu talep, yapay zeka ve yaratıcı endüstri arasındaki tansiyonu tırmandırıyor.

Hollywood Devleri Karşısında Midjourney'den Çarpıcı Hamle: Yapay Zeka Kayıtları Mercek Altında!

Yapay zeka teknolojileri, yaratıcı endüstrinin kapısını ardına kadar çalarken, bu durum beraberinde karmaşık hukuki tartışmaları da getiriyor. Özellikle Hollywood'un dev stüdyoları ile yapay zeka platformları arasındaki gerilim, şimdiye kadar görülmemiş bir boyuta ulaştı. Yapay zeka görsel oluşturma platformu Midjourney, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Disney, Universal ve Warner Bros. gibi devasa stüdyolar tarafından açılan telif hakkı ihlali davalarıyla sarsılmıştı. Ancak şimdi, savunma pozisyonundan çıkarak adeta bir karşı saldırı başlatan Midjourney, mahkemeden üç büyük stüdyonun da kendi bünyelerinde yürüttükleri yapay zeka kullanımına ilişkin tüm kayıtların ve belgelerin mahkemeye sunulmasını talep etti.

Yapay Zeka Savaşında Yeni Cephe: Stüdyoların Gizli Kayıtları İsteniyor

Hatırlanacağı üzere, Disney ve Universal gibi şirketler, Midjourney'in telif hakkıyla korunan karakterleri, örneğin Bart Simpson'ın veya Darth Vader'ın görsellerini izinsiz kullanarak yapay zeka modellerini eğittiğini ve bu durumun ciddi bir telif hakkı ihlali olduğunu savunmuştu. Bu iddialar üzerine başlatılan yasal süreç, yapay zekanın sanat ve eğlence dünyasındaki yerini sorgulatan önemli bir dönüm noktası haline gelmişti. Ancak Midjourney'in bu son hamlesi, davanın seyrini tamamen değiştirebilecek nitelikte. Şirket, stüdyoların da benzer şekilde yapay zeka teknolojilerinden faydalanıp faydalanmadığını ve bu süreçte herhangi bir telif hakkı ihlalinde bulunup bulunmadıklarını ortaya koymak istiyor. Bu talep, Hollywood'un geleneksel üretim modelleri ile hızla gelişen yapay zeka teknolojileri arasındaki mücadelenin sadece bir tarafın suçu olmadığını, her iki tarafın da etik ve yasal sınırları zorlayabileceğini ima ediyor.

Hollywood'un Yapay Zeka Arşivi Açılır mı? Yasal Savaşın Derinlikleri

Midjourney'in bu talebi, Hollywood stüdyolarının uzun süredir kamuoyundan gizlediği veya sınırlı olarak paylaştığı yapay zeka teknolojileriyle ilgili hassas bilgilerin gün yüzüne çıkması ihtimalini doğuruyor. Stüdyoların, film ve dizi yapımlarında, özel efektlerde veya hatta senaryo geliştirme süreçlerinde yapay zeka araçlarından ne ölçüde ve nasıl yararlandığına dair detaylar, bu davanın en kritik unsurlarından biri haline gelebilir. Eğer mahkeme Midjourney'in talebini haklı bulursa, Hollywood'un yapay zeka ile olan ilişkisine dair şeffaf bir pencere açılmış olacak. Bu durum, sadece mevcut davayı değil, aynı zamanda gelecekteki yapay zeka kullanımına ilişkin düzenlemeleri ve endüstri standartlarını da derinden etkileyecektir. Uzmanlar, bu gelişmenin, yapay zeka ve yaratıcılık arasındaki dengeyi yeniden tanımlayabileceği ve sanatçılar ile teknoloji şirketleri arasındaki güç dinamiklerini değiştirebileceği konusunda hemfikir. Davanın bundan sonraki aşamalarının, yapay zekanın telif hakkı ve sanat eseri statüsü konusundaki küresel tartışmalarına ışık tutması bekleniyor.

Geleceğin Sanatı ve Hukuku: Bir Dönüm Noktası mı?

Bu gelişmeler, yapay zekanın sanat ve eğlence sektöründeki rolünü yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Bir yandan sanatçıların özgün eserlerinin korunması, diğer yandan ise yeni teknolojilerin yaratıcılığı nasıl destekleyebileceği soruları önem kazanıyor. Midjourney'in bu stratejik hamlesi, yapay zeka geliştiricilerinin sadece pasif savunmada kalmayacağını, aynı zamanda sektördeki güç dengelerini kendi lehlerine çevirmek için aktif rol alabileceğini gösteriyor. Mahkemenin vereceği karar, hem Midjourney gibi yapay zeka platformlarının geleceğini hem de Hollywood'un yaratıcı süreçlerini önemli ölçüde etkileyebilir. Bu süreçte yaşanacak her gelişme, sanatın, telif haklarının ve teknolojinin geleceğine dair yeni yasal çerçevelerin oluşmasına zemin hazırlayacaktır.

Gündem 22.07.2026 00:30 1 okunma

Muhsin Yazıcıoğlu Davasında ŞOK GELİŞME! Dosya Ankara'ya Taşındı, Soruşturma Yeniden Açılıyor Mu?

Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma dosyası, Kahramanmaraş'tan Ankara'ya nakledildi. Bu gelişme, olayın aydınlatılması için yeni bir umut ışığı yakarken, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Muhsin Yazıcıoğlu Davasında ŞOK GELİŞME! Dosya Ankara'ya Taşındı, Soruşturma Yeniden Açılıyor Mu?

Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) merhum Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatına ilişkin yıllardır süregelen soruşturma dosyası, beklenmedik bir gelişmeyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın aldığı yetkisizlik kararı, 2009 yılında yaşanan ve beş kişinin daha hayatını kaybettiği trajik helikopter kazasının sır perdesini aralama yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Soruşturma Neden Ankara'ya Nakledildi? Yeni Bir Dönem Başlıyor

13 yıl önce meydana gelen ve hala birçok soruyu cevapsız bırakan helikopter kazasıyla ilgili soruşturma, daha önce farklı savcılıklarda yürütülmüş ve çeşitli nedenlerle takipsizlik kararlarıyla sonuçlanmıştı. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın aldığı 'yetkisizlik' kararı, dosyanın daha kapsamlı ve farklı bir adli makam tarafından incelenmesi gerekliliğinden kaynaklanıyor. Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Selami Ekici, bu kararın Adalet Bakanlığı'ndaki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın ihdas edilmesi ve dosyadaki delillerin niteliğiyle ilişkili olabileceğini belirtti. Bu durum, soruşturmanın yeni bir boyuta taşınacağının ve olası faillere ulaşma çabalarının artacağının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Yazıcıoğlu Ailesinden Tarihi Açıklama: Hakikat Mücadelesi Devam Ediyor

Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesi ve avukatları tarafından yapılan açıklamada, yetkisizlik kararının bir son değil, gerçeğin ortaya çıkarılması yolundaki mücadelenin yeni bir aşaması olduğu vurgulandı. Açıklamada, aradan geçen 17 yıla rağmen olayın tüm yönlerinin aydınlatılamadığına dikkat çekilirken, milletin vicdanında yer eden bu meselenin, basit usul kararlarıyla veya zaman aşımıyla örtülemeyeceği ifade edildi. Aile, adaletin tecellisi için hukuki zeminde sürdürdükleri kararlı mücadelenin devam edeceğini, hakikatin ortaya çıkması için geri adım atmayacaklarını belirtti. Bu kararlı duruş, kamuoyunda da büyük destek buldu.

Zamansız Kaybın Ardındaki Cevapsız Sorular

Muhsin Yazıcıoğlu, Türk siyasetinde dürüstlüğü, adaleti ve millet iradesine bağlılığı ile tanınan, hiçbir güç odağı karşısında eğilmeyen bir liderdi. Ancak 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde geçirdiği elim helikopter kazası, ardında derin izler bıraktı. Kaza sonrası yapılan ilk incelemelerde pilotaj hatası veya arıza gibi nedenler öne sürülse de, kazanın gerçekleştiği koşullar ve sonrasında ortaya çıkan bazı bilgiler, olayın şüpheli yanları olduğuna dair iddiaları güçlendirdi. Özellikle helikopterden sinyal alınamaması, kaza yerinin tespitiyle ilgili yaşanan gecikmeler ve bazı önemli belgelerin kaybolduğu iddiaları, soru işaretlerini artırdı. Yazıcıoğlu ailesinin ve destekçilerinin yıllardır dile getirdiği, 'kaza' mı yoksa 'cinayet' mi sorusu, bu yeni gelişmeyle birlikte yeniden gündemin en üst sıralarına yerleşti.

Ankara'da Yeni Bir Soruşturma: Olası Senaryolar ve Beklentiler

Dosyanın Ankara'ya nakledilmesiyle birlikte, savcılık makamının mevcut delilleri titizlikle incelemesi ve yeni delillerin peşine düşmesi bekleniyor. Bu süreçte, dönemin tanıklarının ifadelerinin alınması, teknik incelemelerin yeniden yapılması ve daha önce gözden kaçmış olabilecek detayların araştırılması öngörülüyor. NTV Ankara Muhabiri Mustafa Berber'in de belirttiği gibi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın temel amacı, eğer bir fail varsa ona ulaşmak ve bu kapalı kalmış dosyayı bir sonuca bağlamak. Bu durum, sadece Yazıcıoğlu ailesi için değil, aynı zamanda adalete inanan tüm vatandaşlar için de büyük bir önem taşıyor. Dosyanın Ankara'ya taşınması, olayın ulusal güvenlik boyutunda da incelenmesine kapı aralayabilir.

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir? Siyasi Hayatına Kısa Bir Bakış

Sivas'ın Şarkışla ilçesinde 1954'te doğan Muhsin Yazıcıoğlu, siyasete genç yaşlarda atıldı. Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı ve çeşitli siyasi partilerde görev aldıktan sonra 1993'te Büyük Birlik Partisi'ni (BBP) kurdu. 1991 ve 1995 seçimlerinde milletvekili seçilen Yazıcıoğlu, 2007 seçimlerinde ise Sivas'tan bağımsız milletvekili olarak TBMM'ye girdi. Siyasi hayatı boyunca 'milliyetçi, muhafazakar' çizgisini koruyan Yazıcıoğlu, dürüstlüğü ve ilkeli duruşuyla geniş bir kitle tarafından sevildi ve saygı gördü. Kendisi, 2009 yerel seçimleri öncesinde Kahramanmaraş mitingine giderken helikopter kazasında hayatını kaybederek Türk siyasetinde büyük bir boşluk bıraktı.

Teknoloji 22.07.2026 00:01 1 okunma

Xiaomi Redmi Note 17 Serisi Geliyor: Batarya Devrimiyle Telefonları Unutun!

Xiaomi, Redmi Note 16 modelini pas geçerek doğrudan Redmi Note 17 serisini kullanıcıların beğenisine sunuyor. Dört farklı modelden oluşan bu yeni seride, özellikle sunduğu devasa batarya kapasiteleriyle dikkat çekiyor.

Xiaomi Redmi Note 17 Serisi Geliyor: Batarya Devrimiyle Telefonları Unutun!

Akıllı telefon pazarının dinamik markalarından Xiaomi, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandıracak bir hamleye hazırlanıyor. Firma, geleneksel ürün döngüsünü kırarak Redmi Note 16 modelini atlıyor ve doğrudan Redmi Note 17 serisini kullanıcılarla buluşturuyor. Bu sürpriz karar, teknoloji meraklılarının heyecanını artırırken, yeni serinin sunduğu yenilikler de şimdiden büyük merak uyandırdı. Resmi tanıtımın yakın olduğu bu yeni serinin, dört farklı model seçeneğiyle piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Batarya Kapasitelerinde Rekor Kıracak Yenilikler

Xiaomi'nin yeni serisinin en çarpıcı özelliği, kuşkusuz batarya teknolojisindeki iddialı yükselişi. Mevcut akıllı telefon pazarında standart olarak kabul edilen 5.000 mAh kapasitenin çok ötesine geçen Xiaomi, Redmi Note 17 serisinde adeta bir batarya devrimi yaşatacak. Serinin üst modellerinden Note 17 Pro’da tam 9.000 mAh, en üst segmentteki Note 17 Pro Max modelinde ise akıl almaz bir kapasite olan 10.100 mAh batarya kullanılacağı öngörülüyor. Bu devasa batarya kapasiteleri, kullanıcıların şarj cihazı arama derdini ortadan kaldırarak, telefonlarını günlerce kullanmalarına olanak tanıyacak.

Farklı Kullanıcı İhtiyaçlarına Yönelik Modeller

Xiaomi, Redmi Note 17 serisiyle her segmentten kullanıcıya hitap etmeyi hedefliyor. Serinin giriş seviyesi modeli olan Redmi Note 17, günlük kullanım için ideal olan Snapdragon 6s Gen 4 işlemcisinden güç alacak. Performans odaklı kullanıcılar için tasarlanan Redmi Note 17 Pro modelinde ise daha gelişmiş bir yonga seti olan Snapdragon 6 Gen 5 tercih edilmiş. Serinin zirvesinde yer alan Redmi Note 17 Pro Max ise gücünü MediaTek Dimensity 7500 işlemcisinden alacak. Bu güçlü donanım kombinasyonları, cihazların hem günlük işlerde akıcı bir performans sunmasını hem de en yoğun oyun ve uygulamalarda bile zorlanmamasını sağlayacak.

Türkiye Pazarı İçin Güçlü Adaylar

Xiaomi, Türkiye pazarında elde ettiği başarılarla biliniyor. Geçmişte sunduğu Redmi Note serisi modelleriyle Türk kullanıcıların beğenisini kazanan marka, bu geleneği Redmi Note 17 serisiyle de sürdürmeyi hedefliyor. Özellikle yüksek batarya kapasiteleri ve sunduğu fiyat-performans dengesiyle dikkat çeken bu yeni modellerin, Türkiye pazarına giriş yapması kuvvetle muhtemel görülüyor. Önümüzdeki günlerde Xiaomi tarafından yapılacak resmi duyurularla birlikte, modellerin Türkiye'deki satış fiyatları ve piyasaya çıkış tarihleri de netlik kazanacak.

Bu hamle, akıllı telefon pazarında batarya ömrü konusunda yeni bir standart belirleme potansiyeli taşıyor. Xiaomi'nin bu stratejisinin rakiplerine nasıl bir etki yapacağı ise zamanla görülecek.

Teknoloji 21.07.2026 23:31 1 okunma

BİM Dev İndirime Hazırlanıyor: 75 İnç Dev Ekran ve Buz Gibi Su Sebilinde Akıl Almaz Fiyatlar! (8-10 Temmuz)

BİM, 8-10 Temmuz tarihleri arasında geçerli olacak aktüel ürünlerinde teknoloji severleri heyecanlandıracak fırsatlar sunuyor. 75 inç dev ekran televizyon ve kullanışlı su sebili gibi ürünlerde kaçırılmayacak indirimler dikkat çekiyor.

BİM Dev İndirime Hazırlanıyor: 75 İnç Dev Ekran ve Buz Gibi Su Sebilinde Akıl Almaz Fiyatlar! (8-10 Temmuz)

Teknolojik ürünlere uygun fiyatlarla ulaşmak isteyenlerin gözü kulağı zincir marketlerin aktüel kataloglarında. Her hafta birbirinden farklı ürünlerin uygun fiyatlarla satışa çıktığı bu mağazalardan biri olan BİM, bu hafta da teknoloji meraklılarını sevindirecek ürünlerle raflarda yerini alacak. 8 Temmuz Çarşamba ve 10 Temmuz Cuma günleri geçerli olacak kampanyada, özellikle dikkat çeken bir ürün grubunun yanı sıra, daha az sayıda teknolojik ürün bulunacak.

BİM'in Göz Kamaştıran Teknoloji Fırsatları Sahneye Çıkıyor

BİM'in bu haftaki aktüel ürünleri arasında, geçtiğimiz haftalara kıyasla daha seçili ancak oldukça iddialı teknolojik ürünler bulunuyor. Kampanyanın yıldızlarından biri, şüphesiz devasa boyutu ve sunduğu üstün özelliklerle öne çıkan 75 inçlik TCL marka televizyon. Bu büyüklükte bir ekranı bu kadar uygun bir fiyata bulmak, çoğu teknoloji tutkunu için adeta bir rüya. 47.900 TL gibi dikkat çekici bir etiket fiyatıyla satışa sunulacak olan bu televizyon, ev sineması deneyimini bambaşka bir boyuta taşıma vaadiyle geliyor.

Dev Ekran: 75 İnç 4K TCL Televizyon

TCL gibi güvenilir bir markanın imzasını taşıyan bu 75 inçlik dev ekran, sadece boyutlarıyla değil, sunduğu görüntü kalitesi ve akıllı özellikleriyle de göz dolduruyor. 2026 model olarak belirtilen bu ürün, sadece büyük ekranıyla değil, aynı zamanda 4K UHD çözünürlük ile en ince detayları bile kristal netliğinde sunuyor. AiPQ işlemci teknolojisi sayesinde görüntü işleme hızını optimize eden televizyon, Dolby Audio desteğiyle de sinematik bir ses deneyimi vadediyor. Kullanıcı dostu Google TV arayüzü sayesinde de en sevdiğiniz uygulamalara ve içeriklere kolayca erişim imkanı sunuyor. Piyasa koşulları düşünüldüğünde, bu denli büyük ve özellikli bir televizyonun 47.900 TL gibi bir fiyata BİM raflarında yer alacak olması, önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Yazın Vazgeçilmezi: Serinleten Teknoloji

Teknolojinin sadece eğlenceyle sınırlı kalmadığı bu kampanyada, sıcak yaz günlerinin kurtarıcısı olacak bir başka ürün de dikkat çekiyor: Kumtel 3’ü 1 arada su sebili. Özellikle evde veya ofiste serin ve taze suya kolayca ulaşmak isteyenler için ideal bir çözüm sunan bu ürün, BİM raflarında 7.900 TL fiyat etiketiyle yerini alacak.

Her İhtiyaca Yönelik Su Sebili

Kumtel markasının bu 3’ü 1 arada su sebili, sadece su sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda çay keyfi için de pratik bir çözüm sunuyor. Alt kısımda bulunan damacana haznesiyle kullanımı oldukça kolay olan ürün, dahili çay ünitesi ile sıcak suya anında erişim imkanı sağlıyor. 1350W ısıtma gücü ile çayınızı demlemek için ideal sıcaklığa hızla ulaşırken, 90W soğutma gücü ile de gün boyu serinletici sular sunuyor. Uzaktan kumanda özelliği sayesinde kullanım kolaylığı sağlayan sebil, paslanmaz çelik malzemesiyle de uzun ömürlü ve hijyenik bir kullanım vadediyor. Yaz aylarında hem sağlıklı suya ulaşmak hem de pratik çay demleme imkanı bulmak isteyenler için bu ürün, 7.900 TL fiyatıyla kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak öne çıkıyor.

BİM'in bu haftaki teknolojik ürünleri, özellikle büyük ekran keyfi yaşamak isteyenler ve yaz aylarında serinlemeyi düşünenler için cazip seçenekler sunuyor. 8-10 Temmuz tarihleri arasında geçerli olacak bu kampanyaları takip ederek, akıllı alışverişin tadını çıkarabilirsiniz.