Cumhuriyet Halk Partisi'nde Kritik Haftalar: Kurultay ve Grup Toplantısı Gerilimi Yükseliyor
Cumhuriyet Halk Partisi'nde olağanüstü kurultay çağrıları ve grup toplantısı krizi, partinin geleceğine dair belirsizliği artırıyor; 111 milletvekilinin kurultay talebi ve Meclis'teki yetki tartışması, siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı.
Türkiye'nin köklü siyasi partilerinden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), son dönemde yaşanan iç çekişmelerle yine gündemin odağında. Özellikle Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara Bölge İdare Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin "mutlak butlan" kararıyla Genel Başkanlık pozisyonuna ilişkin yaşanan gelişmelerin ardından partide tansiyon yükseldi. Bu hukuki sürecin, Kılıçdaroğlu'nun liderliğini pekiştiren bir adım olarak yorumlanması, Grup Başkanı Özgür Özel liderliğindeki değişim yanlısı kanadın olağanüstü kurultay çağrılarını daha da kritik hale getirdi. Partinin geleceği, alınacak kararlar ve atılacak adımlarla şekillenecek.
Olağanüstü Kurultay İçin Tarih Verildi: 111 Vekilden Net Çağrı
CHP içinde uzun süredir devam eden değişim rüzgarları, 111 milletvekilinin ortak bildiriyle olağanüstü kurultay talebinde bulunmasıyla somut bir aşamaya ulaştı. Grup Başkanı Özgür Özel'in daha önce delegelerden yeterli imzayı topladığı biliniyordu, ancak milletvekillerinin bu açık desteği, partideki değişim iradesinin gücünü gözler önüne serdi. Ortak bildiride, partinin karşı karşıya olduğu krizin derinleşmemesi ve seçimlere katılım riskinin bertaraf edilmesi amacıyla 12 Temmuz 2026 Pazar günü olağanüstü kurultayın toplanması gerektiği vurgulandı. Zira, tüzük gereği 25 Temmuz 2026 tarihine kadar bir kurultay yapılmaması, partinin seçimlere girme yeterliliğini tehlikeye atabilecek kritik bir durum olarak değerlendiriliyor.
Sürpriz İmzalar ve Taraf Olmayan Vekiller
Toplam 138 CHP milletvekilinden 111'inin imza attığı bu bildiri, partideki dengelerin ne kadar hassas olduğunu da gösterdi. Dikkat çekici bir şekilde, kamuoyunda Kemal Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen Gürsel Erol, Engin Altay ve Ali Öztunç gibi önemli isimlerin de bildiride yer alması, değişim talebinin parti genelindeki geniş tabanını işaret ediyor. Öte yandan, 27 milletvekilinin bildiriyi imzalamadığı, bunlardan 17'sinin imza atmak istemediği, 10'unun ise tarafsız kalma amacı güttüğü öğrenildi. Bu durum, partinin içindeki farklı görüş ve pozisyonların bir yansıması olarak okunabilir.
Meclis'teki Grup Toplantısı Krizi ve Yetki Tartışması
Kurultay çağrılarının yanı sıra, CHP içindeki gerilim Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) koridorlarına da yansıdı. Grup Başkanı Özgür Özel'in, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun aksi yöndeki talimatına rağmen grup toplantısı düzenlemeye hazırlanması, yeni bir tartışma konusu yarattı. Kılıçdaroğlu'na yakın kanat, Özgür Özel'in Grup Başkanı olarak seçilmesinin geçersiz sayılması talebiyle TBMM Başkanlığı'na başvuruda bulunmuştu. Ancak Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, bu konuda net bir tavır sergiledi. Kurtulmuş, Meclis Başkanlığı'nın parti içi çekişmelerde taraf olmayacağını ve CHP'nin kendi dinamikleriyle bu meseleyi çözmesi gerektiğini belirterek, CHP Genel Başkanlığı'na da bu yönde bir mektup gönderdi.
Özel'den Kararlı Mesaj: "Toplantı Yapılacak"
Özgür Özel ise TBMM Başkanlığı'nın kendi Grup Başkanı seçilmesini usulüne uygun bularak tescil ettiğini ve Genel Merkez'in itirazını değerlendirdikten sonra bile bu durumun değişmediğini vurguladı. Özel, "Milletvekilleri ve grup, kendiliğinden Meclis çalışması sürerken bile sözlü çağrıyla da grup toplantısı yapabilir. 13.30'da açık Grup Toplantımız ilan edildiği gibi yapılacak," ifadeleriyle kararlılığını ortaya koydu. Bu açıklama, partideki iki ana aktör arasındaki yetki ve irade mücadelesinin, parlamentonun işleyişine dahi etki edebilecek boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi.
CHP'nin Geleceği: Bir Dönüm Noktasında mı?
CHP'nin içinde bulunduğu bu durum, sadece bir parti içi güç mücadelesi olmaktan öte, Türkiye siyaseti için de önemli implicasyonlar taşıyor. Parti tüzüğüne göre bir kurultayın yapılmaması durumunda seçimlere katılım riskinin bulunması, meselenin aciliyetini artırıyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir yandan "A takımı" üzerinde çalışarak kendi yol haritasını çizmeye devam etmesi, diğer yandan Özgür Özel liderliğindeki grubun kararlı değişim talepleri, partiyi bir dönüm noktasına getirmiş durumda. Önümüzdeki günler, CHP'nin iç yapısında nasıl bir dönüşüm yaşanacağını, liderlik krizinin nasıl bir çözüme kavuşacağını ve bunun parti tabanında nasıl bir etki yaratacağını gösterecek. Bu süreç, partinin hem kurumsal kimliğini hem de seçmen nezdindeki imajını derinden etkileyecek potansiyele sahip.