--° -- --/--°
Gündem 18.06.2026 19:37 1 okunma

CHP'de Neler Oluyor? Özel ve Ağbaba Dosyaları Ankara'ya Taşındı: Kurultay ve Adaylık İddiaları Parlamayı Sürdürüyor!

CHP'deki usulsüzlük ve rüşvet iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkındaki dosyalar, İstanbul'dan Ankara'ya gönderildi. Ankara'nın kritik kararı bekleniyor.

CHP'de Neler Oluyor? Özel ve Ağbaba Dosyaları Ankara'ya Taşındı: Kurultay ve Adaylık İddiaları Parlamayı Sürdürüyor!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'ndaki usulsüzlük iddiaları ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in yeniden aday gösterilmesi sürecindeki rüşvet iddialarına yönelik yürüttüğü soruşturmalarla ilgili dikkat çekici bir karar aldığı ortaya çıktı. Manisa Milletvekili Özgür Özel ve CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında yürütülen bu önemli soruşturmalar kapsamında yetkisizlik kararı verilerek dosyaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi, siyaset kulislerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Kurultay İrfadeleri ve Kritik Dosyaların Ankara'ya Yolculuğu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği soruşturmalarda, kritik bir aşamaya gelindi. Özellikle CHP'nin en önemli organizasyonlarından biri olan 38. Olağan Kurultayı'ndaki usulsüzlük iddiaları, uzun süredir gündemdeki yerini koruyordu. Soruşturma kapsamında, bazı şüphelilerin telefon incelemeleri ve verdikleri ifadeler doğrultusunda, kurultay sürecinde delegelerin iradesini etkilemeye yönelik eylemler yapıldığına dair ciddi iddialar değerlendirildi. Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın, 'Siyasi Partiler Kanunu'na muhalefet' suçlamasıyla karşı karşıya kaldığı bu dosya da, diğerleriyle birlikte Ankara'ya sevk edildi. Bu durum, kurultay sürecinin şeffaflığı ve demokratik işleyişi hakkında önemli soruları beraberinde getiriyor.

Adaylık Süreci ve Rüşvet İddiaları: Ankara Gözleri Üzerinde

Soruşturmanın bir diğer boyutu ise Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in 2024 yerel seçimlerinde yeniden aday gösterilmesi süreciyle ilgili. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen ve Başkan Böcek'in de tutuklu bulunduğu soruşturmadan ayrılan bu dosyada, adaylık sürecinde para talebi iddiaları yer alıyor. Tanık beyanları ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren kişilerin beyanları doğrultusunda, Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında 'rüşvet almak' suçlamasıyla bir soruşturma başlatılmıştı. İstanbul Başsavcılığı'nın bu dosyada da yetkisizlik kararı vererek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermesi, iddiaların ciddiyetini ve olayın siyasi yansımalarını gözler önüne seriyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu'nun bu iki kritik dosyayı nasıl ele alacağı ve ne gibi adımlar atacağı merakla bekleniyor.

Siyasi Etkiler ve Beklenen Gelişmeler

CHP içindeki bu tür iddiaların yargıya taşınması ve özellikle önemli siyasetçileri ilgilendirmesi, partinin geleceği açısından da önemli bir dönüm noktası olabilir. Her iki milletvekili hakkında yürütülen soruşturmaların Ankara'ya nakledilmesi, durumun hassasiyetini ve siyasi dengelerin de dikkate alındığını gösteriyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, dosyaları titizlikle inceleyerek adalet tecellisi için gerekeni yapması bekleniyor. Bu süreç, yalnızca partinin iç işleyişini değil, aynı zamanda siyasi ahlak ve şeffaflık ilkelerinin de ne kadar benimsendiğini ortaya koyacak.

Öte yandan, bu tür soruşturmaların sonuçları, hem ilgili siyasetçilerin kariyerleri hem de partinin kamuoyundaki imajı üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Önümüzdeki günlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan gelecek açıklamalar ve soruşturmanın seyri, Türkiye siyasetinde yeni tartışmalara ve gelişmelere yol açabilir. Kamuoyu, adaletin yerini bulması ve şeffaf bir sürecin işletilmesi beklentisiyle gelişmeleri yakından takip ediyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 18.06.2026 20:39 0 okunma

İran'dan ABD'ye Kritik Çağrı: Güven Gelirse Müzakereler Uçar!

İran Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD'nin samimiyetini kanıtlaması halinde müzakerelere açık olduklarını ancak şu ana kadar güvenin sağlanamadığını belirtti. Azizi, dondurulmuş varlıklar ve nükleer konularındaki engellerin devam ettiğini vurguladı.

İran'dan ABD'ye Kritik Çağrı: Güven Gelirse Müzakereler Uçar!

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek önemli açıklamalarda bulundu. Tahran'ın derin güvensizliklerine rağmen, ABD'nin gerçekten samimi bir yaklaşım sergileyebildiği takdirde müzakere masasının kurulabileceğini belirten Azizi, mevcut durumda Washington'ın İran halkının güvenini henüz kazanamadığını ifade etti. Bu durum, uzun süredir devam eden ve bölge istikrarını doğrudan etkileyen gerilimin seyrini belirleyecek kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.

ABD'nin Samimiyeti ve Güven İnşası Çıkmazı

CNN televizyonuna verdiği özel bir röportajda konuşan İbrahim Azizi, ABD Başkanı Donald Trump'ın yakın zamanda yaptığı olası bir anlaşmaya dair iyimser açıklamalara rağmen, görüşmelerin önündeki temel engellerin devam ettiğini dile getirdi. Özellikle İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve nükleer konulardaki hassasiyetler, müzakere sürecinin kilit noktalarını oluşturuyor. Azizi, ABD'nin bu konularda somut adımlar atmadan, bölgede bir güven ortamı yaratmanın mümkün olmadığını net bir dille ifade etti. Muhtemel bir anlaşmanın, mevcut derin güvensizlik ortamında ABD'nin davranış biçiminde köklü bir değişikliğe bağlı olduğunu vurgulayan Azizi, şöyle devam etti: "Eğer müzakere etmeye gerçekten istekli olduklarından ve müzakere kurallarına riayet edeceklerinden emin olabilirsek, İran olarak diyalog ve müzakere mantığına sahip olduğumuz için süreçleri ilerletmekte hiçbir sorun yaşamayız." Bu sözler, İran'ın diyaloğa kapalı olmadığını ancak karşılıklı güvenin şart olduğunu bir kez daha teyit ediyor.

Müzakereler Savaş Alanının Bir Devamı Mı?

İbrahim Azizi, görüşmeler sırasında ABD Başkanı Donald Trump'ın dürüst davranmadığına dair inancını da dile getirerek, Trump yönetiminin politikasını eleştirdi. Azizi, bu olumsuzluğa rağmen İran'ın müzakerelere yaklaşımını sert bir dille ortaya koydu: "Buna rağmen biz defalarca müzakereleri savaş alanının bir devamı olarak kabul ettiğimizi söyledik. Müzakereleri savaşın bir parçası olarak görüyoruz." Bu çarpıcı ifade, müzakere masasına oturan tarafların geçmişten getirdiği ağır yükleri ve mevcut politik yaklaşımların ne kadar karmaşık olduğunu gözler önüne seriyor. Mevcut müzakere sürecindeki belirsizliklere de değinen Azizi, ABD'den, öngörülen çerçeveyi gerçek anlamda hayata geçirebilecek bir anlaşmaya varma konusunda ciddi bir istek göremediklerini belirtti. Bu durum, uluslararası toplumun da yakından takip ettiği diplomatik süreçte yeni bir çıkmazın habercisi olabilir.

Dondurulmuş Varlıklar ve Nükleer Program: Çözüm Bekleyen Sorunlar

Azizi, ABD'nin müzakereler öncesinde İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakma konusundaki taahhüdüne rağmen, Washington'dan bu yönde somut bir adım atıldığına dair bir emare göremediklerini vurguladı. Ayrıca, mevcut müzakerelerin şu aşamada İran'ın nükleer programıyla ilgili konuları kapsamadığına da dikkat çekti. Bu nokta, nükleer anlaşmanın geleceği ve İran'ın uluslararası atom enerjisi ajansıyla olan ilişkileri açısından büyük önem taşıyor. Nihai bir barış anlaşması olasılığına ilişkin bir soruya yanıt veren Azizi, bunun tamamen karşı taraftan gözlemleyecekleri davranışlara bağlı olacağını söyledi. Net bir mesaj veren Azizi, "Bu davranışlar devam ederse, hayır. Onlara hiç güvenimiz yok." diyerek, İran'ın ABD'ye yönelik güvensizliğinin temel nedenlerini ve çözüm için atılması gereken adımları açıkça ortaya koydu. Bu gelişme, Ortadoğu'daki hassas dengeler ve küresel enerji piyasaları açısından da yakından takip edilecektir.

Ekonomi 18.06.2026 20:01 0 okunma

10.6 Milyar Dolarlık Dev Anlaşma: GSK, Akciğer Kanserinde Geleceği Garantiliyor!

İngiliz ilaç devi GSK, Boston merkezli Nuvalent'i 10.6 milyar dolara satın alarak akciğer kanseri tedavisinde önemli bir hamle yaptı. Bu stratejik hamleyle GSK, 2027'den itibaren gelirlerinde kayda değer bir artış ve 2031'e kadar 40 milyar sterlinin üzerinde satış hedefliyor.

10.6 Milyar Dolarlık Dev Anlaşma: GSK, Akciğer Kanserinde Geleceği Garantiliyor!

Sağlık sektöründe tansiyon yükseldi! Küresel ilaç devi **GlaxoSmithKline (GSK)**, çığır açan kanser tedavileri geliştiren ABD'li biyofarma şirketi **Nuvalent**'i tam **10.6 milyar dolarlık** dev bir anlaşmayla bünyesine katıyor. Bu stratejik satın alma, özellikle **akciğer kanseri** alanında kritik öneme sahip üç umut vadeden ürünü kapsıyor. Anlaşmanın duyurulmasının ardından sektörde büyük yankı uyandı.

Kansere Karşı Yeni Cephe: Nuvalent'in Potansiyeli

Boston merkezli Nuvalent, hassas hedeflenmiş onkoloji tedavileri üzerine yoğunlaşmış, klinik aşamadaki yenilikçi bir şirket olarak biliniyor. Bu satın almayla birlikte GSK, Nuvalent'in **klinik aşamadaki üç potansiyel akciğer kanseri ilacına** erişim sağlayacak. Bu ilaçların, hastalara umut ışığı olması ve mevcut tedavi yöntemlerine yenilikçi alternatifler sunması bekleniyor. Satın alma bedeli olan 10.6 milyar dolar, Nuvalent'in sahip olduğu teknoloji ve geliştirme potansiyelinin ne kadar değerli olduğunu gözler önüne seriyor. Nakit varlıklar düşüldüğünde GSK'nın net yatırımının **9.4 milyar dolar** olacağı belirtildi.

GSK'nın Gelecek Vizyonu ve Finansal Etkileri

GSK'nın bu devasa yatırımı, şirketin **gelecek büyüme stratejisinin** kilit bir parçası olarak görülüyor. Yapılan analizlere göre, bu anlaşmanın **2027 yılından itibaren GSK'nın gelirlerinde kayda değer bir artış** sağlaması öngörülüyor. Dahası, bu satın almanın, grubun **2031 yılına kadar 40 milyar sterlinin üzerinde satış hacmine ulaşma hedefini** güçlü bir şekilde desteklemesi bekleniyor. Bu, şirketin global pazardaki liderliğini pekiştirmesi ve kanser tedavisindeki yenilikçi ürün portföyünü genişletmesi açısından büyük önem taşıyor.

ABD Onayı Bekleniyor: Pazara Giriş Hızlanacak

Satın alma işleminin tamamlanabilmesi için **ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA)** onayı bekleniyor. Yetkililer, bu yıl içerisinde onay sürecinin tamamlanmasını umuyor. FDA onayı alındığı takdirde, GSK'nın **akciğer kanseri tedavi alanındaki pazara girişini önemli ölçüde hızlandırması** hedefleniyor. Bu, hem hastalar için daha hızlı erişim anlamına geliyor hem de GSK'nın onkoloji pazarındaki rekabet gücünü artırıyor. Uzmanlar, bu hamlenin ilaç sektöründe benzer **stratejik ortaklıkları ve satın almaları** tetikleyebileceği yorumunu yapıyor.

Onkoloji Pazarında Rekabet Kızışıyor

Küresel onkoloji pazarı, sürekli artan Ar-Ge yatırımları ve yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesiyle dinamik bir alan olmaya devam ediyor. GSK'nın Nuvalent'i satın alması, bu alandaki **rekabetin ne denli çetin geçtiğini** bir kez daha gösteriyor. Hassas tıp ve kişiselleştirilmiş tedavilere yapılan vurgu, geleceğin kanser tedavisinin anahtarı olarak görülüyor. Bu tür stratejik hamleler, hem hastaların yaşam kalitesini artırma potansiyeli taşıyor hem de ilaç şirketlerinin pazar paylarını ve gelirlerini güvence altına almalarına yardımcı oluyor. Nuvalent'in portföyündeki ilaçların klinik denemelerdeki başarı oranları ve potansiyel etki alanları, bu devasa yatırımın geri dönüşü hakkında olumlu sinyaller veriyor.

Teknoloji 18.06.2026 19:00 1 okunma

Apple'dan Katlanabilir iPhone Sürprizi: iOS 27 Kodları Gerçeği Açığa Çıkardı!

Apple'ın merakla beklenen iOS 27 beta sürümünde ortaya çıkan kodlar, katlanabilir iPhone Ultra modelinin yolda olduğunu ve yeni nesil ekran teknolojilerine dair ipuçları verdi.

Apple'dan Katlanabilir iPhone Sürprizi: iOS 27 Kodları Gerçeği Açığa Çıkardı!

Apple'ın teknoloji dünyasındaki sessizliğini bozan bomba bir gelişme yaşandı. Şirketin en güncel işletim sistemi olan iOS 27'nin beta sürümünde yer alan kodlar, uzun süredir dedikoduları yapılan katlanabilir iPhone'un varlığını somut olarak ortaya koydu. Yazılım mühendisleri tarafından incelenen kod satırları, Apple'ın bu yeni form faktörlü cihazı için hazırladığı özel donanım ve yazılım altyapısına işaret ediyor. Bu keşif, mobil teknolojide yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

iOS 27'nin Sır Perdesi Aralanıyor: Katlanabilir Ekran Teknolojisine Kritik Vurgular

Apple'ın geliştiricilere sunduğu iOS 27 beta sürümü, sadece yeni özelliklerin değil, aynı zamanda şirketin gelecekteki ürün stratejilerine dair de önemli ipuçları barındırıyor. Yazılım dünyasının yakından takip edilen isimlerinden Sam Henri Gold tarafından fark edilen ve sonrasında bağımsız teknoloji otoritelerince de doğrulanan bulgular, katlanabilir bir iPhone'un teknik detaylarını gözler önüne seriyor. Kodlarda rastlanan 'foldState' ve 'angleDegrees' gibi parametreler, cihazın katlanma durumunu ve ekranın hangi açıda olduğunu algılayabilen gelişmiş sensörlere sahip olacağının habercisi. Bu, Apple'ın sadece ekranı katlamakla kalmayıp, aynı zamanda bu katlanma hareketini akıllıca kullanacak bir yazılım deneyimi sunmayı hedeflediğini gösteriyor. Sistem tanımlayıcılar arasındaki özel bir hesaplama yöntemi de cihazın toplam ekran sayısını belirleyebilecek potansiyele sahip olduğunu kanıtlıyor.

iPhone Ultra: Multitasking ve Üretkenlikte Yeni Bir Boyut Mu?

Sektör analistleri, bu yeni keşfedilen özelliklerin, sonbaharda piyasaya sürülmesi beklenen ve 'iPhone Ultra' olarak adlandırılması muhtemel modelle entegre edileceğini düşünüyor. Katlanabilir ekranın sunduğu geniş çalışma alanı, daha önce iPhone'larda görmediğimiz seviyede çoklu görev (multitasking) yetenekleri getirebilir. Kullanıcıların aynı anda birden fazla uygulamayı yan yana çalıştırması, iPad'lerdeki gibi gelişmiş pencere yönetimi ve uygulama yerleşimi gibi özellikler, iPhone Ultra'yı bir iletişim aracından çok daha fazlası haline getirebilir. Ekranı katladığınızda içeriklerin akıcı bir şekilde yeniden boyutlandırılması ve kullanıcı arayüzünün anlık olarak adapte olması, Apple'ın bu yeni form faktörünü yazılımın temel taşı haline getirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Bu durum, mobil üretkenlik ve kullanıcı deneyimi açısından çığır açıcı bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Apple Ekosistemine Yeni Bir Soluk: Pazar Rekabeti Kızışıyor

Apple'ın katlanabilir telefon pazarına girişi, uzun süredir bu alanda çeşitli adımlar atan Samsung, Huawei gibi rakiplerine karşı büyük bir koz olabilir. iOS 27'nin sonbaharda çıkacak kararlı sürümüyle birlikte iPhone Ultra'nın tüm detaylarının netleşmesi bekleniyor. Bu yeni cihaz, sadece Apple'ın ürün gamını genişletmekle kalmayacak, aynı zamanda iOS işletim sisteminin gelecekteki evriminde de önemli bir rol oynayacak. Geliştiricilerin şimdiden bu yeni form faktörüne uygun uygulamalar geliştirmeye başlaması, ekosistemin ne kadar hızlı adapte olacağının da bir göstergesi. Bu teknolojik hamle, Apple'ın akıllı telefon pazarındaki liderliğini pekiştirirken, aynı zamanda mobil cihazların geleceğine dair beklentileri de yeniden şekillendirecek.

Teknoloji 18.06.2026 17:31 1 okunma

IPhone Kullanıcıları Dikkat! WhatsApp 30 Kasım'da Çökmeyle Karşı Karşıya Kalabilir: Hangi Modeller Etkilenecek?

WhatsApp, 30 Kasım 2026 itibarıyla iOS 15.5 altındaki tüm sürümlere desteğini sonlandıracağını duyurdu. Bu karar, milyonlarca iPhone kullanıcısını etkileyerek cihazlarında iletişim kesintisine yol açabilir.

IPhone Kullanıcıları Dikkat! WhatsApp 30 Kasım'da Çökmeyle Karşı Karşıya Kalabilir: Hangi Modeller Etkilenecek?

Dünyanın en popüler mesajlaşma platformlarından WhatsApp, milyonlarca iPhone kullanıcısını yakından ilgilendiren kritik bir karar aldı. Yapılan duyuruya göre, popüler uygulama 30 Kasım 2026 tarihinden itibaren belirli bir iOS sürümünün altındaki cihazlarda çalışmayı durduracak. Bu gelişme, özellikle daha eski model iPhone sahiplerini harekete geçirmesi gereken bir durum.

Eski iOS Sürümleri Devre Dışı Kalıyor: Hangi Cihazlar Etkilenecek?

WhatsApp'ın aldığı bu köklü karar, uygulamanın iOS 15.5 sürümü ve altındaki işletim sistemlerine sahip cihazlarda desteğin kesilmesini öngörüyor. Bu güncelleme, hem bireysel kullanıcılar için kullanılan WhatsApp Messenger hem de işletmelerin yoğun şekilde tercih ettiği WhatsApp Business uygulamalarını kapsıyor. Apple ekosistemindeki kullanıcıların, sevdikleriyle ve iş bağlantılarıyla iletişimlerinin kesintisiz sürmesi için, en geç belirtilen tarihe kadar cihazlarını en az iOS 15.5 sürümüne yükseltmeleri büyük önem taşıyor.

Şirketten yapılan açıklamada, bu adımın temel gerekçesi olarak uygulamanın performansını optimize etmek ve en güncel güvenlik standartlarını desteklemek gösterildi. WhatsApp yetkilileri, kullanıcıların büyük bir kısmının bu durumdan etkilenmeyeceğini, zira iOS 15.5'in nispeten güncel bir sürüm olduğunu ve desteklenen birçok cihazda kolayca yüklenebileceğini vurguluyor. Bu sayede, kullanıcılar herhangi bir donanım değişikliği yapmadan, sadece basit bir yazılım güncellemesiyle uygulamayı kullanmaya devam edebilecekler.

Teknoloji Devlerinin Vazgeçilmez Güncelleme Stratejisi

WhatsApp gibi teknoloji devlerinin düzenli olarak güncel olmayan yazılımlara desteği çekmesi, sektörde sıkça karşılaşılan bir durum. Bu stratejinin arkasında yatan temel nedenler, genellikle yazılım geliştirme maliyetlerini düşürmek, kaynakları daha verimli kullanmak ve kullanıcı deneyimini en üst seviyede tutmak olarak sıralanıyor. Eski işletim sistemlerinin desteklenmesi, geliştirme ekipleri için ciddi bir teknik yük oluşturuyor. Bu durum, yeni özelliklerin geliştirilmesini yavaşlatabiliyor ve hatta mevcut hataların giderilmesinde verimliliği düşürebiliyor.

WhatsApp'ın da bu kapsamda aldığı karar, uygulamanın inovasyon hızını artırmayı hedefliyor. Modern iOS sürümlerinde bulunan gelişmiş yazılım arayüzleri (API'ler), WhatsApp'ın daha stabil, hızlı ve güvenli çalışmasını sağlıyor. Eski sürümlerde karşılaşılan ve çözümü zorlaşan kronikleşmiş hatalar, bu güncelleme sonrası ortadan kalkacak ve geliştirici ekibin enerjisi, kullanıcıların beklentilerini karşılayacak yeni ve heyecan verici özelliklere odaklanabilecek.

İşletmeler İçin Uyarı: Kesintisiz İletişim Hayati Önem Taşıyor

Bu değişiklikten sadece bireysel kullanıcılar değil, aynı zamanda WhatsApp Business kullanan işletmeler de doğrudan etkilenecek. Günümüz iş dünyasında, müşteri iletişimi ve operasyonel süreçlerin devamlılığı büyük önem taşıyor. Bir mesajlaşma uygulamasının aniden çalışmaz hale gelmesi, işletmeler için ciddi finansal kayıplara ve itibar zedelenmesine yol açabilir. Bu nedenle, özellikle küçük ve orta ölçekli işletme sahiplerinin, bu uyarıyı dikkate alarak şimdiden gerekli önlemleri almaları büyük önem taşıyor.

İşletmelerin, kullandıkları cihazların işletim sistemlerinin iOS 15.5 veya daha üzerine güncellenebilir olup olmadığını kontrol etmeleri ve gerekiyorsa cihazlarını erkenden güncelleme veya değiştirme planlarını yapmaları tavsiye ediliyor. Operasyonel aksaklıkların önüne geçmek ve müşteri memnuniyetini sürdürmek adına, proaktif bir yaklaşım benimsemek bu süreçte kritik rol oynayacaktır.

Kullanıcılar Ne Yapmalı? Basit Bir Güncelleme Yeterli Olabilir

Peki, bu durumdan etkilenen kullanıcılar ne yapmalı? Paniğe kapılmaya gerek yok. Çoğu durumda, kullanıcıların yeni bir iPhone satın almasına gerek kalmayacak. iOS 15.5 sürümü, iOS 15 işletim sistemini destekleyen birçok cihazda kolaylıkla yüklenebilen bir güncelleme. Kullanıcılar, iPhone'larının Ayarlar menüsüne giderek, Genel seçeneği altındaki Yazılım Güncelleme bölümünden bu güncellemeyi kolayca indirebilir ve kurabilirler. Bu basit işlem, WhatsApp'ı kullanmaya devam etmek için yeterli olacaktır.

Ender Öztürk’ün haberine göre, bu güncelleme süreci, kullanıcılar açısından düşük maliyetli ve pratik bir çözüm sunarken, WhatsApp'ın da gelecekteki teknolojik gelişmelere ayak uydurmasına olanak tanıyacak. Bu stratejik adım, uygulamanın uzun vadede daha güvenli ve kullanışlı kalmasını sağlamayı amaçlıyor.

Ekonomi 18.06.2026 17:01 1 okunma

Avrupa Ekonomisi Tehlikede Mi? Merkez Bankaları Faiz Kararıyla Nefesleri Kesti!

Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki artış, küresel enflasyonu tetikleyerek Avrupa Merkez Bankası'nı zorlu bir faiz kararı sürecine soktu. İşte önde gelen bankaların tahminleri...

Avrupa Ekonomisi Tehlikede Mi? Merkez Bankaları Faiz Kararıyla Nefesleri Kesti!

Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatlarını yukarı çekmesiyle küresel ölçekte güçlenen enflasyonist baskılar, merkez bankalarının politika alanını daraltıyor. Enerji maliyetlerindeki artış, bu alanda dışa bağımlılığı yüksek olan Avrupa ekonomilerine yönelik risklerin canlı kalmasına neden oluyor. Bölge ekonomilerinden gelen yavaşlama sinyalleri ile yükselen enflasyon risklerinin aynı anda gündemde olması, Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) para politikası kararlarını daha zorlu bir ortamda almak durumunda kalacağına işaret ediyor.

AMB'den Kritik Faiz Artışı Beklentisi: Piyasalarda Şahin Rüzgar

Para piyasalarındaki fiyatlamalara göre, AMB'nin perşembe günü yapacağı toplantıda 3 temel faiz oranında 25 baz puanlık bir artışa gitmesi bekleniyor. Bu adımın yıl sonuna kadar ilave iki şahin adım daha takip edeceği tahmin ediliyor. Analistler, büyüme görünümündeki zayıflama ve fiyat baskıları arasında sıkışan AMB'nin, gelecekte enflasyon-resesyon ikilemiyle karşı karşıya kalabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Ekonomistlerden Farklı Senaryolar: Faiz İndirimleri mi, Artışlar mı?

ABN Amro: 2027'de Faiz İndirimi Sinyali

ABN Amro Hollanda ve Euro Bölgesi Kıdemli Ekonomisti Jan-Paul van de Kerke, AMB'nin sıkılaşma eğilimine geçtiğini belirterek, "Haziran ve temmuz toplantılarında faiz artırımlarının devam etmesini, mevduat faizinin yüzde 2,50 seviyesine yükselmesini bekliyoruz. Lagarde'ın kendisi de haziran ayının politika ayarlaması için uygun bir dönem olduğuna dair güçlü bir sinyal verdi." dedi. Sıkılaşma eğiliminin, son dönemde uzun vadeli enflasyon beklentilerindeki artışla da desteklendiğini ifade eden Kerke, nihayetinde, enflasyonda ikincil etkilerin sınırlı kalacağını ve 2027'nin başlarına gelindiğinde AMB'nin enflasyon görünümüne yeterince güven duyarak faizleri kademeli şekilde nötr politika seviyesine geri çekebileceğini öngördüklerini kaydetti. Kerke, "2027'nin ilk ve ikinci çeyreğinde birer faiz indirimi bekliyoruz. Bu indirimlerle birlikte mevduat faizinin tekrar yüzde 2 seviyesine gerilemesini tahmin ediyoruz." ifadesini kullandı. Yıl genelinde 3. faiz artışı ihtimalinin düşük olduğunu da ekledi.

Commerzbank: Yüksek Enflasyon, Şahin Adımları Zorluyor

Commerzbank Kıdemli Ekonomisti Marco Wagner, AMB'nin bu hafta yapacağı toplantıda temel faiz oranlarını artırmasının beklendiğini belirtti. Söz konusu enflasyon riskleriyle eylül ayına kadar 25 baz puanlık faiz artışının daha gelmesinin muhtemel olduğunu belirten Wagner, "Ancak piyasaların şu anda fiyatladığı şekilde yıl sonuna doğru 3. faiz artışı ihtimalinin düşük olduğu değerlendiriliyor." dedi. Wagner, Euro Bölgesi'nde enflasyonun yüzde 3,2'ye yükselmesi ve özellikle çekirdek enflasyonun sürpriz şekilde yüzde 2,5'e çıkmasıyla AMB'nin şahin adım atacağı ihtimallerinin arttığını kaydetti.

Rabobank: Enflasyon Tahminleri AMB'nin Kötümser Senaryosuna Yaklaştı

Rabobank AMB ve Euro Bölgesi Makro Strateji Başkanı Elwin de Groot, kendi enflasyon tahminlerinin, AMB'nin enflasyon projeksiyonlarını belirgin şekilde yukarı revize edeceğini gösterirken, büyümenin de banka yetkililerinin martta öngördüğünden daha zayıf olabileceğine işaret ettiğini belirtti. "Bu nedenle AMB'nin risk yönetimi amaçlı birkaç faiz artışına gitmesini bekliyoruz, ancak tam kapsamlı bir faiz artırım döngüsü öngörmüyoruz." diyen Groot, modellemelerin ekonomik büyümenin de önemli ölçüde daha düşük olacağını gösterdiğini ifade etti. Groot, "Enflasyon tahminlerimiz artık AMB'nin olumsuz senaryosuna yakın, hatta bazı noktalarda hafifçe üzerinde seyrediyor." dedi.

Natixis: Faiz Artışları Dikkatli Adımlarla Devam Edecek

Natixis Avrupa Makro Araştırmalar Başkanı Alain Durre de AMB'nin politika faizlerini 25 baz puan artıracağı öngörüsünde bulundu. Durre, "AMB Başkanı Christine Lagarde'ın uzun süreli bir faiz artırımı döngüsü beklentilerini tetiklemekten kaçınmasını, verilere dayalı ve toplantıdan toplantıya değişen AMB'nin politika yaklaşımını güçlendirmek için bundan sonraki faiz patikası konusunda ılımlı bir güvercin tonu benimsemesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı. Mevcut enerji fiyat şokunun geçici niteliği ve zayıf büyüme ivmesi, AMB'yi ihtiyatlı bir faiz artırım yaklaşımına yönlendireceği öngörüsünde bulunan Durre, bu tedbir amaçlı faiz artırımının uzun süreli bir artırım döngüsüne yol açmayacağını belirtti. Durre, "Öte yandan, Hürmüz Boğazı ablukasının süresine bağlı olarak, temmuzda yüzde 35 olasılıkla ya da eylülde yüzde 55 olasılıkla ikinci bir faiz artırımı mümkün olabilir." diye konuştu.