Bölgesel Asgari Ücret Kabusu Kapıda! HAK-İŞ'ten Sert Tepki: 'Bu Hileyi Biliyoruz!'
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye'de bölgesel asgari ücret uygulamasına geçileceği iddialarına şiddetle karşı çıkarak, bu adımın işçiyi daha düşük ücretle çalıştırma amacı taşıdığını belirtti. Arslan, asgari ücret tespit komisyonunun yapısının da eleştirilerek, Alman modelinin örnek gösterildiği bir eylem planı çağrısı yaptı.
Türkiye'de çalışma hayatının geleceğine dair önemli bir tartışma alevleniyor. 50. kuruluş yılını kutlayan HAK-İŞ Konfederasyonu, hükümetin gündeminde olduğu iddia edilen bölgesel asgari ücret uygulamasına karşı net bir tavır aldı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, bir grup gazeteciyle bir araya gelerek, bu konudaki endişelerini ve sendikal mücadelenin mevcut durumunu çarpıcı ifadelerle dile getirdi.
Bölgesel Asgari Ücret: Bir Hile mi, Yoksa İşçiyi Düşük Ücrete Mahkum Etme Girişimi mi?
Bölgesel asgari ücret iddialarının kendisine sorulması üzerine Arslan, konfederasyon olarak bu uygulamaya kesinlikle karşı olduklarını vurguladı. Arslan'a göre, bölgesel asgari ücreti savunanların asıl amacının, işçileri bulundukları bölgenin ekonomik koşullarına göre değil, daha düşük ücret seviyelerine çekmek olduğunu söyledi. Arslan, bu uygulamanın, örneğin İstanbul gibi büyük şehirlerde çalışan işçilerin, Hakkari veya Diyarbakır gibi daha düşük ekonomik göstergelere sahip bölgelerdeki asgari ücretle çalıştırılmasına yol açabileceği tehlikesine dikkat çekti. Bu durumun, işçilik maliyetlerini düşürme hedefi güden işverenlerin ekmeğine yağ süreceğini belirtti. Arslan, “Bölgesel asgari ücret olunca, Genel Müdürlük Diyarbakır’da, Hakkari’de olacak ama işçi İstanbul’daki fabrikada çalışacak. Diyarbakır’daki, Hakkari’deki, Van’daki asgari ücretle İstanbul’daki işçiyi çalıştıracaklar” diyerek, bu potansiyel sömürüyü gözler önüne serdi.
İşverenin Asıl Derdi: Faiz Yükü mü, İşçi Maliyeti mi?
Mahmut Arslan, işverenin temel motivasyonunun işçilik maliyetini azaltmak olduğunu ancak bu maliyetin asıl kaynağının yüksek faiz oranları olduğunu savundu. Arslan, “İşçilik maliyetini esas etkileyen yüksek faiz. İşçilik maliyetinin yüzde 60’ı yüksek kredi faizinden kaynaklanıyor. Enflasyonun iki katı faiz olmasa Türkiye’de işçilik maliyeti çok daha az olurdu” şeklinde konuştu. Bir işveren örgütü başkanının, bir İsviçre firmasının 2000 avroluk işçilik maliyetini yüksek bulup Türkiye’den ayrılma hazırlığında olduğunu aktardığı bir anıyı paylaşan Arslan, bu durumun, işverenin maliyetleri düşürme baskısını ve faiz yükünün etkisini bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade etti.
Tarih Tekrar Mı Edecek? Sendikaların Asgari Ücret Tespit Komisyonu Eleştirisi
Bölgesel asgari ücret konusunun geçmişte sendika-hükümet görüşmelerinde hiç gündeme gelmediğini belirten Arslan, bu fikri savunanların Anadolu'daki işadamları olduğunu ve amaçlarının “sosyal dengeyi sağlamak değil, daha çok kazanmak” olduğunu söyledi. Arslan, “Biz bu hileyi geçmişten biliyoruz” diyerek, bölgesel asgari ücretin istismar edileceği ve en düşük ücretin tüm ülke geneline yayılacağı endişesini dile getirdi.
Öte yandan, asgari ücret tespit komisyonunun yapısı da HAK-İŞ tarafından ciddi şekilde eleştirildi. Geçmişte TÜRK-İŞ’in de benzer eleştirilerde bulunduğunu hatırlatan Arslan, komisyonun mevcut yapısıyla sağlıklı bir asgari ücret belirlemesinin mümkün olmadığını ifade etti. Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Kurumuş söğütten düdük olmaz” sözünü hatırlatan Arslan, komisyonun işleyişinin değiştirilmesi gerektiğini savundu. Hükümetin ve TİSK’in, TÜRK-İŞ’in komisyondan çekilmesini kendi lehlerine kullandığını belirten Arslan, eylem planı hazırlama çağrısında bulundu.
Alman Modeli Örneği ve Eylem Planı Gerekliliği
Arslan, asgari ücret tespit sürecinde Alman modelini örnek gösterdi. Almanya’da işçi ve işveren kesiminin asgari ücreti kendi aralarında müzakere ettiğini, bağımsız bir başkanın hakemlik yaptığını ve hükümetin sadece bu uzlaşmayı ilan ettiğini anlattı. Bu modelin, daha adil ve katılımcı bir süreç sunduğunu vurguladı. Asgari ücretin birçok kalemi etkilediği gerekçesiyle süreci uzatmanın veya değiştirmemenin kabul edilemez olduğunu belirten Arslan, tek maddelik bir kanunla bu endekslemelerin başka kalemlere bağlanabileceğini ve böylece sürecin hızlandırılabileceğini söyledi. HAK-İŞ, bu konuda TÜRK-İŞ’ten daha fazla inisiyatif beklediğini ve önümüzdeki günlerde TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay ile görüşerek bir eylem planı oluşturma konusunda fikir alışverişinde bulunacağını belirtti. Arslan, “Ergün Bey’in kararının arkasında durduk, destek verdik. Ama bunun arkasını getirmezsek yazık olur” diyerek, sendikal birlikteliğin önemine vurgu yaptı.