Bağdat'ın Yeni Başbakanı Sürpriz Ziyaretlerle Ortadoğu'yu Yeniden Şekillendiriyor: Trump ve Erdoğan ile Kritik Anlaşmalar!
Irak'ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi, göreve geldiği Mayıs 2026'dan bu yana üç kritik başkenti ziyaret ederek dikkatleri üzerine çekti. Washington ve Ankara'daki temaslarında ABD ve Türkiye ile ekonomik ve jeopolitik anlaşmalara imza atan Zeydi'nin bu hamlesi, bölgedeki güç dengelerini değiştirebilir.
Ortadoğu Sahnesinde Yeni Aktör: Ali ez-Zeydi'nin Diplomasi Turu
Irak siyasetinde yepyeni bir dönemin kapılarını aralayan Başbakan Ali ez-Zeydi, göreve geldiği Mayıs 2026'dan bu yana sergilediği aktif diplomasiyle bölgesel dengeleri yeniden şekillendiriyor. İş dünyasından gelip kısa sürede siyasetin zirvesine yerleşen Zeydi, göreve başlar başlamaz soluğu Washington'da aldı. ABD Başkanı Donald Trump ile 14 Temmuz'da gerçekleştirdiği zirve, Irak'ın dış politikadaki yeni pragmatik duruşunun ilk sinyalleri olarak yorumlandı. Bu ziyaretin sembolik anlamı da büyüktü; 14 Temmuz, Irak'ta cumhuriyet rejiminin kurulduğu 1958 Hür Subaylar Hareketi'nin yıl dönümüydü. Bu tarihte ABD'ye yapılan ilk resmi ziyaret, Bağdat'ın eski rejimin kalıntılarını geride bırakarak, yatırım ve kalkınma odaklı yeni bir döneme girdiğinin güçlü bir mesajı olarak algılandı.
Ankara Zirvesi: Ekonomik İşbirliği ve Stratejik Derinlik
Washington'daki yoğun temasların ardından gözler rotayı Ankara'ya çevirdi. 28 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen Başbakan Zeydi, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkileri yeni bir boyuta taşıdı. Bu zirve, bölgedeki Amerikan yaptırımları ve İran ile yaşanan gerilimin gölgesinde, enerji güvenliği ve ekonomik işbirliği konularının masaya yatırıldığı kritik bir platform oluşturdu. Zeydi'nin hem Washington hem de Ankara ile eş zamanlı yürüttüğü bu yoğun diplomatik trafik, Irak'ın mevcut jeopolitik konumunu güçlendirme ve yeni ekonomik fırsatlar yaratma çabasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle ABD-İran arasındaki gerilimin tırmandığı ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının sekteye uğradığı bir dönemde, Irak'ın bölgesel enerji transfer yollarında yeni bir rol üstlenmeye çalıştığı iddia ediliyor. Ankara ile yapılan görüşmelerde, Türkiye'nin Irak'ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınmasına yönelik projelerde üstlenebileceği rolün ele alındığı tahmin ediliyor.
Reform Rüzgarı ve İç Siyasetin Dinamikleri
Başbakan Zeydi'nin uluslararası arenadaki bu güçlü adımlarının ardında, Irak iç siyasetindeki köklü reform çabaları yatıyor. Göreve gelir gelmez attığı adımlarla dikkat çeken Zeydi, devlet otoritesi dışındaki silahlı grupların silahsızlandırılması sürecini başlattı. Bu adım, ülkedeki güvenlik ortamının iyileştirilmesine yönelik önemli bir gelişme olarak görülüyor. Bununla birlikte, Saddam Hüseyin döneminden bu yana gerçekleştirilen en kapsamlı yolsuzluk operasyonlarından birini başlatan Zeydi yönetimi, siyasetçileri ve üst düzey bürokratları da içine alan geniş çaplı gözaltılarla dikkat çekti. Bu operasyonlar, yıllardır dokunulmaz kabul edilen isimlere uzanarak, yeni yönetimin devlet ciddiyetini yeniden tesis etme kararlılığını ortaya koyuyor. Zeydi'nin hem Washington hem de Tahran nezdinde kabul görmesi beklenen bu reformların, Irak'ı istikrarlı ve yatırım yapılabilir bir ülke haline getirme potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.
ABD'nin Yeni Irak Politikası: Asker Yerine Şirketler
Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde ABD'nin Irak politikası belirgin bir dönüşüm yaşıyor. Önceki yönetimlerin askeri odaklı yaklaşımlarının aksine, Trump dönemi ekonomi, enerji ve jeopolitik bağlantısallık üzerine kuruluyor. Washington, Irak'ı artık sadece DEAŞ ile mücadele edilen veya İran nüfuzunun sınırlandırıldığı bir güvenlik alanı olarak değil, aynı zamanda petrol, doğalgaz, teknoloji, finans ve altyapı yatırımları için geniş bir pazar olarak görüyor. Zeydi'nin Washington ziyareti sırasında kamu ve özel sektör kuruluşları arasında imzalanan 48 anlaşma, bu yeni stratejinin somut göstergesi oldu. Trump'ın "Artık orada orduya ihtiyacımız olduğunu düşünmüyoruz, petrol şirketleri Irak'a geliyor" sözleri, bu politikanın temelini net bir şekilde ortaya koyuyor. 2003'te tanklarla girdiği Irak'a, bu kez enerji devleri, finans kuruluşları ve altyapı projeleriyle yeniden yerleşme hazırlığı içindeki ABD'nin bu yeni stratejisi, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir.
İran Gerilimi ve Irak'ın Stratejik Konumu
ABD ve İran arasında yaşanan gerilim, bölgeyi kritik bir eşiğe getirmiş durumda. Şubat 2026'da başlayan ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol taşımacılığını olumsuz etkileyen savaş, enerji üreticisi ülkeleri yeni ihracat güzergahları aramaya zorluyor. Bu karmaşık denklemde Irak'ın konumu daha da önem kazanıyor. Başbakan Zeydi'nin hem Washington'a hem de Tahran'a aynı anda ziyaretler gerçekleştirmesi, Bağdat'ın tüm taraflarla denge politikası izleyerek kendi çıkarlarını maksimize etme çabasını gözler önüne seriyor. İran'daki cenaze törenlerine katılması ve aynı zamanda ABD ile stratejik anlaşmalar imzalaması, Irak'ın çıkarlarını ön planda tutarak hassas bir denge kurmaya çalıştığını gösteriyor. Tüm bu gelişmeler, Irak'ın savaşların gölgesinde kalmış bir ülke olmaktan çıkıp, Orta Doğu'nun yeni ekonomik ve siyasi aktörlerinden biri olma potansiyelini barındırdığını ortaya koyuyor.