--° -- --/--°
Gündem 27.06.2026 14:30 1 okunma

Anadolu'nun Kadim Dokuları Yapay Zeka İle Yeniden Hayat Buldu: Dijital Dünyada Göz Kamaştıran Dönüşüm!

Sanatçı Raziyye Kuzu Atalay'ın öncülük ettiği 'Latent İlmekler' projesi, Anadolu'nun eşsiz halı ve kilim motiflerini yapay zeka ile birleştirerek dijital bir sanat şöleni sunuyor. Kültürel miras, teknolojiyle buluştu.

Anadolu'nun Kadim Dokuları Yapay Zeka İle Yeniden Hayat Buldu: Dijital Dünyada Göz Kamaştıran Dönüşüm!

Anadolu topraklarının binlerce yıllık el emeği göz nuru dokuma geleneği, günümüzün en yenilikçi teknolojisiyle buluştu. Sanatçı Raziyye Kuzu Atalay'ın imzasını taşıyan ve 'Latent İlmekler' (Latent Weavings) adıyla sergilenen dijital sanat çalışması, adeta bir köprü kuruyor; geçmişin kültürel zenginliğini geleceğin dijital sanat anlayışıyla harmanlıyor.

Geçmişin İzleri, Geleceğin Algoritmalarıyla Buluşuyor

Bu dikkat çekici proje, Anadolu'nun birbirinden renkli ve anlam yüklü halı ile kilim motiflerini mercek altına alıyor. Yüzyıllardır nesilden nesile aktarılan bu sanatsal miras, yapay zeka algoritmaları sayesinde bambaşka bir boyuta taşınıyor. Atalay, geleneksel desenlerin estetik derinliğini ve taşıdığı sembolizmi yapay zeka sistemlerine öğreterek, ortaya benzersiz dijital sanat eserleri çıkarıyor. Bu eserler, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kadim kültürümüzün günümüz teknolojisiyle nasıl yeniden yorumlanabileceğinin de canlı bir kanıtı oluyor. Proje, dijital sanat ve kültürel mirasın kesişim noktasında, izleyiciye hem tanıdık hem de tamamen yabancı bir estetik deneyim vaat ediyor.

'Latent İlmekler': Sanat ve Teknolojinin Büyülü Dansı

Sanatçı Raziyye Kuzu Atalay, 'Latent İlmekler' projesiyle dijital sanat alanında çığır açmayı hedefliyor. Yapay zeka, bu projede sadece bir araç olarak değil, aynı zamanda bir ilham kaynağı olarak da konumlanıyor. Geleneksel dokuma tekniklerinin incelikleri, renk seçimleri ve kompozisyon düzenleri, yapay zeka modelleri tarafından analiz edilerek, yeni ve özgün görsel formlara dönüştürülüyor. Bu süreçte, Anadolu motiflerinin taşıdığı anlamlar ve hikayeler de dijital evrene taşınıyor. Projenin adı olan 'Latent İlmekler', gizli kalmış, potansiyel barındıran dokuma desenlerinin yapay zeka aracılığıyla gün yüzüne çıkarılmasını ve sanatsal bir ifadeye dönüşmesini simgeliyor. Atalay, bu çalışmasıyla kültürel belleğimizi dijitalleştirerek koruma altına almayı ve aynı zamanda sanatın sınırlarını zorlamayı amaçlıyor.

Dijital Dönüşümün Sanatsal Yansımaları

Günümüz dünyasında teknoloji, hayatımızın her alanında olduğu gibi sanat dünyasında da derin etkiler yaratıyor. Yapay zeka destekli sanat üretimi, bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri. 'Latent İlmekler' projesi, bu gelişmeleri Anadolu'nun zengin kültürel mirasıyla birleştirerek özgün bir örnek teşkil ediyor. Sanatçı Atalay'ın bu yenilikçi yaklaşımı, geleneksel sanat dallarının dijitalleşme potansiyelini gözler önüne seriyor. Bu çalışma, gelecekte sanatın nasıl şekilleneceği, teknolojinin sanatsal ifade üzerindeki etkisinin ne kadar derinleşeceği gibi soruları da beraberinde getiriyor. Dijital platformlarda sergilenecek olan bu eserler, coğrafi sınırlamaları aşarak daha geniş kitlelere ulaşma potansiyeli taşıyor. Bu, Anadolu sanatının küresel ölçekte tanıtılması için de önemli bir fırsat sunuyor.

Kültürel Mirasın Geleceği Dijitalleşiyor

Raziyye Kuzu Atalay'ın 'Latent İlmekler' projesi, sadece bir dijital sanat eseri olmanın ötesinde, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yapay zeka teknolojisinin sunduğu imkanlarla, kaybolmaya yüz tutmuş veya dijital ortama aktarılması zor olan geleneksel desenler kalıcı dijital kayıtlar haline getiriliyor. Bu durum, sanat tarihi araştırmacıları, tasarımcılar ve kültürel miras savunucuları için de değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Proje, teknolojinin sanata entegrasyonunun ne kadar güçlü ve dönüştürücü olabileceğini vurgularken, Anadolu'nun dokuma geleneğini dijital çağın estetik anlayışıyla yeniden tanımlıyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 27.06.2026 15:32 0 okunma

Enflasyon Ateşi Yükseliyor! Lagarde'dan Kritik Uyarı: 'Kontrolden Çıkarsa...' AMB Faiz Artırdı, Gözler Yeni Sinyallerde!

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde, enflasyonun dolaylı etkilerinin hissedilmeye başlandığını belirterek, artan fiyat baskıları karşısında faiz artırımının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Orta Doğu'daki gerilimin enerji fiyatlarına yansımasıyla AMB, 2023'ten bu yana ilk kez faizleri yükseltirken, piyasalar Temmuz toplantısındaki olası ek adımları yakından izliyor.

Enflasyon Ateşi Yükseliyor! Lagarde'dan Kritik Uyarı: 'Kontrolden Çıkarsa...' AMB Faiz Artırdı, Gözler Yeni Sinyallerde!

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde, ekonomik göstergelerdeki son gelişmeler ışığında küresel ekonomiyi saran enflasyonist baskılara karşı teyakkuzda olduklarını bildirdi. France Culture radyosuna verdiği özel röportajda, "Enflasyonun dolaylı etkilerini son haftalarda hemen her yerde görmeye başladık," diyerek mevcut durumun ciddiyetini ortaya koydu. Bu dikkat çekici açıklama, AMB'nin para politikası adımlarının ardındaki gerekçeleri ve piyasalardaki olası yansımalarını yeniden gündeme taşıdı.

AMB'den Faiz Sinyali: Fiyat Baskıları Artıyor

Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki baskısını artırmasıyla birlikte, Avrupa Merkez Bankası geçen hafta 2023 yılından bu yana ilk kez faiz oranlarında bir artışa imza attı. Bu hamle, enflasyonla mücadelede kararlılığın bir göstergesi olarak yorumlanırken, yetkililer Temmuz ayında düzenlenecek bir sonraki toplantıda ikinci bir faiz artışının olasılığını da dışlamıyor. Bu durum, küresel finans piyasalarında faiz beklentilerini yeniden şekillendiriyor.

Politika Yapıcılar Tedirgin: 'Fiyatlar Yüksek Kalacak'

Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Joachim Nagel gibi önde gelen politika yapıcılar, bölgedeki çatışmaların yakın zamanda sona ermesi durumunda bile fiyatların beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği uyarısında bulunuyor. Ekonomistler, artan borçlanma maliyetlerinin reel ekonomiye olası etkileri konusunda endişelerini dile getirirken, bu durumun büyüme üzerinde olumsuz bir baskı yaratabileceği öngörülüyor. Özellikle Avrupa'nın lokomotif ekonomilerinden Fransa'da dile getirilen, faiz artışlarının büyümeyi engelleyeceği yönündeki eleştirilere yanıt veren Lagarde, enflasyonla mücadelenin önceliğini vurguladı.

Lagarde: 'Enflasyonu Uyandırırsak Durdurmak Zor Olur'

Lagarde, eleştirilere rağmen kararlılığını şu sözlerle ifade etti: "Enflasyon uyanırsa onu durdurmak zorundayım. Çünkü enflasyon bir kez kontrolden çıkarsa, onu tekrar kontrol altına almak çok daha zor ve maliyetli olacaktır. Uzun vadeli enflasyon durumu ne tüketiciler ne de işletmeler için kabul edilebilir bir senaryo değildir ve bu durumda görevimi yerine getirmemiş olurum." Bu sözler, AMB'nin enflasyonla mücadelesinde vazgeçilmez bir önceliğe sahip olduğunu ve bu uğurda gerekli adımları atmaktan çekinmeyeceğini net bir biçimde ortaya koyuyor. Uzun süreli yüksek enflasyonun, hem hane halklarının alım gücünü zayıflatacağı hem de şirketlerin yatırım ve üretim kararlarını olumsuz etkileyeceği biliniyor.

Hürmüz Boğazı'nda Geçici Anlaşma İddiası ve Etkileri

Lagarde'ın bu açıklamaları, ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması yönünde geçici bir anlaşmaya varıldığı iddialarının ortaya atıldığı bir döneme denk geldi. Lagarde, bu gelişmeyle ilgili olarak, "Bu haber önümüzdeki günlerdeki gelişmelerle ve bir mutabakat zaptının imzalanmasıyla teyit edilirse, bu iyi bir haber olur ve bunu ancak memnuniyetle karşılayabiliriz, özellikle de bu Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve mayınların temizlenmesi anlamına geliyorsa," şeklinde konuştu. Bu tür bir gelişmenin enerji piyasalarında istikrarı artırması ve küresel tedarik zincirlerindeki riskleri azaltması bekleniyor. Ancak, jeopolitik gelişmelerin ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyonist baskılar üzerindeki etkisi yakından takip edilmeye devam edecek.

AMB'nin para politikası kararları, euro bölgesi ekonomisinin geleceği açısından büyük önem taşırken, küresel ekonomik görünümdeki belirsizlikler devam ediyor. Faiz artışlarının ekonomik aktivite üzerindeki etkileri, enflasyonist beklentilerin seyri ve jeopolitik gelişmeler, önümüzdeki dönemde piyasaların ana gündem maddelerini oluşturacak.

Ekonomi 27.06.2026 15:02 0 okunma

ABD'nin Yapay Zeka Devine Yaptığı Yasak Şok Yarattı: Trump Yönetimi ve Anthropic Arasında Kritik Görüşmeler Başladı!

Yapay zeka alanında çığır açan şirket Anthropic'in gelişmiş modellerine getirilen ihracat kısıtlamaları, ABD Başkanı Trump yönetimi ile şirket arasında üst düzey görüşmeleri tetikledi. Kısıtlamaların kaldırılması için kritik temaslar sürüyor.

ABD'nin Yapay Zeka Devine Yaptığı Yasak Şok Yarattı: Trump Yönetimi ve Anthropic Arasında Kritik Görüşmeler Başladı!

ABD Yapay Zeka Sektöründe Gerilim Tırmanıyor: Anthropic'in Modellerine Yasak Karşılık Veriyor

ABD merkezli öncü yapay zeka şirketi Anthropic, son teknoloji ürünlerine uygulanan ihracat kısıtlamalarının kaldırılması amacıyla Başkan Donald Trump yönetimiyle yoğun bir müzakere sürecine girdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin yapay zeka alanındaki liderliğini pekiştirmeyi hedefleyen bu hamleler, uluslararası teknoloji piyasasında önemli yankı uyandırıyor. The Wall Street Journal'ın (WSJ) bildirdiğine göre, 13 Haziran'da alınan ve Anthropic'in 'Fable 5' ile 'Mythos 5' adlı yapay zeka modellerinin yabancı hükümetler, şirketler ve bireyler tarafından kullanımını engelleyen karar, şirketi harekete geçirdi.

Bu ani kısıtlama kararı üzerine harekete geçen Anthropic yetkilileri, yasağın kaldırılması amacıyla geçtiğimiz hafta sonu Washington'da ABD yönetimiyle temaslarda bulundu. Görüşmelere, ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Ulusal Siber Direktörü Sean Cairncross, Anthropic'in kurucu ortaklarından Tom Brown ve şirketin kamu politikaları sorumlusu Sarah Heck gibi kilit isimler katıldı. Şirketin üst düzey güvenlik ve teknik uzmanlarının da krizi çözmek adına Washington'da temaslarını sürdürdüğü ve siber güvenlik yetkilileriyle görüşmeler yaptığı belirtiliyor. Bu durum, yapay zeka teknolojilerine erişimin ne kadar kritik bir konu haline geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Uzmanlardan Hükümete Açık Mektup: İhracat Kısıtlamalarına Eleştiri Yağmuru

Diğer yandan, yapay zeka dünyasından önemli isimler de bu gelişmelere kayıtsız kalmadı. Aralarında siber güvenlik şirket yöneticileri, saygın araştırmacılar ve önde gelen teknoloji uzmanlarının bulunduğu geniş bir ortak imza kampanyası başlatıldı. Bu uzmanlar, Trump yönetimine gönderdikleri açık mektupta, Anthropic'in 'Fable 5' ve 'Mythos 5' modellerine yönelik ihracat kısıtlamalarının kaldırılmasını talep etti. Mektupta, bu modellerin piyasadaki diğer yapay zeka sistemlerinden temel bir farklılık sunmadığı ve benzer yeteneklere sahip alternatiflerin bulunduğu vurgulandı.

Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların ABD'nin yapay zeka alanındaki küresel liderliğini zayıflatabileceğini ve ülkenin siber savunma kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini savundu. Ayrıca, gelecekteki yapay zeka risk değerlendirmelerinin çok daha şeffaf, bilimsel ve açık süreçlerle yürütülmesi gerektiği çağrısında bulunuldu. Bu mektup, yapay zeka politikalarının oluşturulmasında daha geniş bir katılım ve bilimsel temelin önemini vurguluyor.

Geçmişten Gelen Anlaşmazlıklar: Pentagon ve Anthropic Arasındaki Gerilim

Anthropic ile ABD hükümeti arasındaki gerilim, aslında yeni bir gelişme değil. Şirketin, popüler 'Claude' modelini 'tüm yasal askeri amaçlar' için kullanıma açmayı reddetmesi ve askeri kullanıma dair taşıdığı güvenlik endişeleri, Pentagon ile daha önce de ciddi anlaşmazlıklara yol açmıştı. Hatırlanacağı üzere, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 24 Şubat'ta Anthropic'e bir ültimatom vererek, Pentagon'un yapay zekayı istediği gibi kullanmasına izin verilmemesi durumunda hükümetle olan sözleşmelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaklarını belirtmişti.

Bu gelişmelerin ardından ABD Başkanı Donald Trump da 27 Şubat'ta Pentagon ile Anthropic arasındaki tartışmaların ortasında kalarak, tüm federal kurumlara Anthropic teknolojisinin kullanımını derhal durdurma talimatı vermişti. Pentagon ise 6 Mart'ta, şirket teknolojisinin ABD vatandaşlarının gözetlenmesinde ve tam otonom silahlarda kullanılmasını kabul edemeyeceğini belirten firmayı 'tedarik güvenliği açısından riskli' olarak nitelemişti. Anthropic'in 9 Mart'ta ABD hükümetine karşı açtığı iki dava ise, Pentagon yetkililerinin yapay zeka güvenliği konusundaki tutumları nedeniyle şirkete yasa dışı şekilde misilleme yaptığını iddia etmesiyle dikkat çekmişti.

Son olarak, 13 Haziran'da yapılan açıklamada ihracat kontrol talimatı gereği, şirket çalışanları dahil olmak üzere yurt içi ve yurt dışındaki tüm yabancı uyruklu kişilerin söz konusu yapay zeka modellerine erişiminin durdurulması talep edilmiş ve bu doğrultuda 'Fable 5' ve 'Mythos 5' modellerine tüm müşteriler için erişim derhal askıya alınmıştı. Bu son hamleler, yapay zeka teknolojilerinin hem ulusal güvenlik hem de ticari çıkarlar açısından ne kadar hassas bir denge unsuru olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Teknoloji 27.06.2026 13:42 1 okunma

Türkiye'nin Yapay Zeka Destanı Başlıyor: 2030'a Kadar 5 Milyon Kişi Eğitilecek, Veriler Açılıyor!

Türkiye, 2026-2030 yıllarını kapsayan 'Yapay Zeka Eylem Planı' ile dijital çağda devrim yaratmaya hazırlanıyor. Plan kapsamında milyonlarca kişiye yapay zeka eğitimi verilecek ve kritik kamu verileri erişime açılacak.

Türkiye'nin Yapay Zeka Destanı Başlıyor: 2030'a Kadar 5 Milyon Kişi Eğitilecek, Veriler Açılıyor!

Türkiye, yapay zeka alanında küresel bir oyuncu olma yolunda attığı dev adımla dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan ve 2026-2030 yıllarını kapsayan 'Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı', ülkenin dijital geleceğini şekillendirecek stratejik bir yol haritası sunuyor. 'Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet' mottosuyla yola çıkan bu kapsamlı plan, hem bireysel yetkinlikleri artırmayı hem de ulusal inovasyon ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor.

Yapay Zeka Okuryazarlığında Milyonlara Ulaşma Hedefi

Planın en çarpıcı unsurlarından biri, ulusal düzeyde yaygınlaştırılacak yapay zeka eğitimi. Bu kapsamda, 81 ilde kurulacak özel atölyelerle 'Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı' hayata geçirilecek. Bu programla önümüzdeki iki yıl içinde tam 5 milyon vatandaşa yapay zeka okuryazarlığı kazandırılması hedefleniyor. Bu, Türkiye'nin dijital dönüşümünü tabana yayma ve her kesimden insanın geleceğin teknolojilerine entegrasyonunu sağlama konusundaki kararlılığını gösteriyor. Eğitimin sadece temel düzeyde kalmayacağı, aynı zamanda geleceğin teknoloji liderlerini yetiştirecek 10 bin ileri düzey uzman ve pratik uygulamalara odaklanacak 100 bin uygulama profesyonelinin de yetiştirileceği belirtiliyor.

'Açık Veri' Devrimiyle Bilim ve Girişimcilik Desteklenecek

Yapay zeka ekosisteminin beslenmesinde kritik rol oynayan veri konusuna da büyük önem veriliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vurguladığı 'açık veri' politikası, kamuda yer alan devasa veri setlerinin analize ve üretime açılmasını öngörüyor. Sağlık, tarım, savunma ve e-ticaret gibi stratejik sektörlerdeki en az 2 bin kamu veri seti, 'Ulusal Veri Kütüphanesi' aracılığıyla araştırmacıların, akademisyenlerin ve girişimcilerin erişimine sunulacak. Bu adım, veri odaklı inovasyonun önünü açarak Türkiye'yi bölgesinde bir veri ambarı haline getirmeyi amaçlıyor.

İstanbul Yeni Teknoloji Vitrini Olacak

Geleceğin dijital altyapısını inşa etme vizyonu da planın merkezinde yer alıyor. 2030 yılına kadar veri merkezi kurulu gücünün en az 1 gigavata çıkarılması hedefleniyor. Bu kapasite artışı, yapay zeka uygulamalarının ve büyük veri işleme süreçlerinin sorunsuz yürütülmesi için hayati önem taşıyor. Kamu yatırımlarından yapay zeka projelerine en az %2'lik bir payın ayrılacak olması, bu alana verilen stratejik önceliği ortaya koyuyor. Ancak en dikkat çekici hedef, özel sektörün yapay zeka alanındaki yatırımlarını tetiklemek. Plan, bu alana 10 milyar dolarlık devasa özel sektör kaynağını harekete geçirmeyi amaçlıyor. Bu büyük teknoloji devriminin merkez üssü ve uluslararası vitrini ise megakent İstanbul olarak belirlendi. İstanbul, sadece bir finans merkezi değil, aynı zamanda yapay zeka ve ileri teknolojilerin geliştirilip sergileneceği küresel bir platform olma potansiyeli taşıyor.

Türkiye'nin bu iddialı yapay zeka eylem planı, ülkenin sadece dijital okuryazarlık seviyesini yükseltmekle kalmayıp, aynı zamanda bilimsel araştırmaları, teknolojik gelişmeleri ve ekonomik büyümeyi de destekleyerek küresel yapay zeka yarışında önemli bir konuma gelmesini sağlayacak.

Ekonomi 27.06.2026 13:02 1 okunma

Borsada Gizli El Devrede: Milyarlarca Liralık 'Fiili Dolaşım' Oyunu Ortaya Çıktı! İşte Etkilenen Dev Şirketler...

Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) aldığı yeni kararla borsada işlem gören şirketlerin fiili dolaşım oranları yeniden hesaplandı. Bu değişiklik, 138 şirkette ve toplam 141.6 milyar liralık piyasa değerini etkileyerek borsada yeni dengeler oluşturdu.

Borsada Gizli El Devrede: Milyarlarca Liralık 'Fiili Dolaşım' Oyunu Ortaya Çıktı! İşte Etkilenen Dev Şirketler...

Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin yatırımcılar tarafından ne kadarının halka açık olduğunu gösteren 'fiili dolaşım' oranlarında köklü bir değişiklik yaşandı. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) aldığı son düzenleme sonrası, şirketlerin elinde bulunan ve piyasada serbestçe alınıp satılabilen hisse senetlerinin oranı yeniden mercek altına alındı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından 11 ve 12 Haziran tarihlerinde açıklanan yeni verilere göre, tam 138 şirketin fiili dolaşım oranında azalış kaydedildi. Bu durum, piyasadaki yaklaşık 4.6 milyar adet hisse senedinin fiili dolaşımdan çekilmesi anlamına geliyor. Cuma günkü kapanış fiyatlarıyla bu hisselerin toplam piyasa değeri ise dudak uçuklatan bir rakama ulaştı: 141.6 milyar lira.

SPK'dan Kritik Müdahale: Fiili Dolaşım Hesaplaması Nasıl Değişti?

SPK'nın 5 Haziran'da hayata geçirdiği düzenleme, özellikle BIST 30 ve BIST 100 gibi önemli endekslerin hesaplanmasında kritik rol oynayan fiili dolaşım oranlarının belirlenme yöntemini değiştirdi. Yeni kurala göre, şirketlerin sermaye veya yönetim kontrolünü elinde bulunduran ortaklarının sahip olduğu fon katılma payları artık fiili dolaşımdaki pay hesaplamasına dahil edilmiyor. Bu paylar, 15 Haziran'dan itibaren ihraççıların fiili dolaşım oranı hesaplamasının dışında tutuluyor. SPK'nın bu hamlesinin arkasında, endekslerin daha gerçekçi bir piyasa görünümünü yansıtmasını sağlama amacı yatıyor. Daha önce, fonlar aracılığıyla dolaylı yoldan kontrol edilen ancak fiili olarak alım satıma konu olmayan hisselerin dolaşımdaki pay olarak görünmesi, endekslerin güvenilirliğini sorgulatıyordu.

'Lila Kağıt' Zirvede, 'Kiler Holding' Şok Yaşadı: Kimler En Çok Etkilendi?

Bu yeni hesaplama yöntemi, bazı şirketlerde şaşırtıcı düşüşlere neden oldu. Fiili dolaşım oranındaki en sert düşüş, Lila Kağıt'ta yaşandı. Şirketin fiili dolaşım oranı tam 27 puan azalarak %44.01'den %16.95'e geriledi. Lila Kağıt'ı, 18 puanlık düşüşle Gezinomi Seyahat, 16 puanlık düşüşle Ziraat GYO ve 15 puanlık düşüşle Margün Enerji takip etti. Ancak en dikkat çekici değişimlerden biri, daha önce MSCI Türkiye endeksine girme kriterini sağlamasına rağmen fiili dolaşım oranının gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle endeksten çıkarılan Kiler Holding'de görüldü. Şirketin fiili dolaşım oranı 12 puan birden düşerek %21'den %9.4'e indi. Kiler Holding, bu düşüşle birlikte cari fiyatlarla TL bazında fiili dolaşımı en çok gerileyen hisse senedi unvanını da aldı.

MSCI Uyarısı ve Piyasa Tepkisi: Neler Olacak?

SPK'nın bu düzenlemesinin, uluslararası yatırım endekslerini oluşturan MSCI'nın daha önceki uyarılarıyla paralellik gösterdiği görülüyor. MSCI, Mayıs ayında yayımladığı bir açıklamada, Kiler Holding'in serbest dolaşımına ilişkin yaptığı detaylı analizler sonucunda, bazı hissedarların (fonlar dahil) serbest dolaşımdan 'serbest olmayan' dolaşıma yeniden sınıflandırıldığını belirtmişti. Bu durum, Kiler Holding'in MSCI Global Small Cap Endeksi'nden çıkarılmasına yol açmıştı. MSCI'nın bu hareketi, Türk borsasındaki 'yapay' dolaşım oranlarına dikkat çektiği şeklinde yorumlanmıştı. SPK'nın düzenlemesi, bu tür durumların önüne geçerek Borsa İstanbul'un uluslararası standartlara daha uyumlu hale gelmesini amaçlıyor. Bu değişikliklerin, endeks performanslarını ve yabancı yatırımcı ilgisini nasıl etkileyeceği önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek. Özellikle endeks geçişleri ve fon stratejileri üzerinde önemli etkiler bekleniyor.

Teknoloji 27.06.2026 12:31 1 okunma

Yapay Zeka Kapıda: Çalışanların Yarısı İşini Kaybetme Korkusuyla Nefes Nefese!

Birleşik Krallık'ta yapılan son araştırma, çalışanların yarısının yapay zeka nedeniyle işsiz kalma endişesi taşıdığını ortaya koyarken, teknolojinin iş gücü üzerindeki etkisi tartışılmaya devam ediyor.

Yapay Zeka Kapıda: Çalışanların Yarısı İşini Kaybetme Korkusuyla Nefes Nefese!

Yapay zeka (YZ) teknolojilerinin hızla gelişmesi ve iş dünyasına entegre olması, çalışanlar arasında ciddi bir endişe dalgası yarattı. GMB Union tarafından 14 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan son rapor, Birleşik Krallık'taki iş gücünün yaklaşık yarısının, yani yüzde 48'inin, yapay zeka nedeniyle işini kaybetme korkusu yaşadığını gözler önüne seriyor. Bu endişe verici tablo, teknolojinin iş gücü piyasasında yarattığı dönüşümün ne kadar derin olduğunu ve çalışanların geleceğe dair belirsizliklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Yapay Zekanın İş Yerindeki Hızlanan Varlığı

Araştırma sonuçları, yapay zeka araçlarının iş yerlerinde giderek daha yaygın hale geldiğini de doğruluyor. Katılımcıların yüzde 29'u, çalışma ortamlarında halihazırda yapay zeka destekli araçların kullanıldığını belirtiyor. Daha da çarpıcı olanı, yüzde 26'lık bir kesim, yapay zekanın kendi spesifik görevlerini devralmaya başladığını ve bu durumun kaygılarını tetiklediğini ifade ediyor. Bu durum, sadece rutin ve tekrarlayan görevlerin değil, aynı zamanda daha karmaşık iş kollarının da YZ tarafından ele geçirilebileceği endişesini güçlendiriyor.

Ancak korkular sadece iş kaybıyla sınırlı değil. Yapay zekanın, çalışanların performansını sürekli olarak izlemesi ve gözetim amacıyla kullanılması da yeni bir endişe kaynağı olarak öne çıkıyor. Bu durum, iş yerindeki mahremiyet ve çalışan hakları konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Teknolojik Sıçrama ve Kullanım Artışı

Yapay zeka araçlarının benimsenme oranındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. Stack Overflow tarafından gerçekleştirilen bağımsız bir araştırma, yapay zeka araçlarının kullanımında yıllık bazda %90'lık muazzam bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. Günlük kullanım oranlarındaki %164'lük yükseliş ise, hem bireysel kullanıcıların hem de işletmelerin bu teknolojilere olan güveninin ve adaptasyonunun ne denli hızlı bir ivme kazandığını kanıtlar nitelikte.

İşverenlerin ve Çalışanların Gözetim ve Güvenlik Kaygıları

Şirketler, otonom yapay zeka ajanlarını iş süreçlerine entegre etme eğiliminde olsalar da, insan denetiminin kritik rolü hala devam ediyor. Ankete katılan çalışanların %63'ü, yapay zeka ajanlarının görevleri insan gözetimi olmadan tamamlamasına ya nadiren izin veriyor ya da hiç izin vermiyor. Bu durum, teknolojinin henüz tam anlamıyla bağımsız hareket etmeye hazır olmadığına ve insan dokunuşunun önemini koruduğuna işaret ediyor.

Öte yandan, şirketlerin yapay zekanın doğruluğu konusunda %82'lik bir payla temkinli olması ve %77'lik bir oranla güvenlik ve gizlilik riskleri nedeniyle çekinceli davranması, YZ'nin yaygınlaşmasının önündeki teknik engelleri de ortaya koyuyor. Bu faktörler, yapay zekanın iş gücü üzerindeki tam etkilerinin hissedilmesinin henüz zaman alabileceğini gösteriyor.

Geleceğin İş Gücü: Dönüşüm ve Fırsatlar

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından yayımlanan projeksiyonlar, geleceğin iş gücü piyasasının radikal bir dönüşümden geçeceğini öngörüyor. WEF'in 2030 yılına kadar olan tahminleri, yaklaşık 97 milyon iş pozisyonunun yer değiştirebileceği, ancak aynı dönemde 170 milyon yeni iş fırsatının yaratılacağı yönünde. Bu tablo, iş kaybı endişesinin yanı sıra, büyük bir fırsat penceresini de aralıyor.

Bu geçiş sürecinde en önemli gündem maddesi, çalışanların mevcut rollerinin yeniden yapılandırılması ve yeni yetkinlikler kazanması olarak öne çıkıyor. WEF'e göre, gelecekte yapay zeka, veri analizi, ağ sistemleri, siber güvenlik ve genel teknolojik okuryazarlık gibi alanlar en çok talep gören beceriler arasında yer alacak. Bu durum, sürekli öğrenmenin ve mesleki gelişimin önemini bir kez daha vurguluyor.

Sendikaların ve Hükümetlerin Rolü

GMB Union, bu dönüşüm sürecinde şirketlerin yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda çalışanlarının refahını da gözeten stratejiler izlemesi gerektiği çağrısında bulunuyor. Sendika, hükümetlerin de bu yeni döneme uyum sağlamak adına çalışanları koruyacak yasal düzenlemeler yapması ve etkilenen bireyler için yeniden eğitim programları ile kariyer geçişlerini garanti altına alması gerektiğini savunuyor. Teknolojinin sunduğu fırsatların, çalışanların mağduriyeti pahasına gerçekleşmemesi gerektiği mesajı veriliyor. Bu karmaşık dengeyi kurmak, geleceğin çalışma dünyasının temel taşlarından biri olacak.