AMB'den Şok Eden 'Kırılganlık' Uyarısı: Enflasyon ve Büyüme Dengesi Tehlikede!
Avrupa Merkez Bankası (AMB) yetkilisi Fabio Panetta, küresel ekonomideki belirsizliklere dikkat çekerek, enflasyon ve büyüme arasındaki hassas dengeyi bozabilecek 'kırılganlık' uyarısında bulundu. Jeopolitik riskler ve arz şokları, para politikasının geleceğini şekillendirecek.
Roma'da düzenlenen önemli bir konferansta konuşan Avrupa Merkez Bankası (AMB) yetkilisi Fabio Panetta, küresel ekonominin içinde bulunduğu hassas duruma dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Panetta, iki ülke arasındaki müzakerelerin AMB'nin Haziran ayı tahminlerinden daha düşük enerji fiyatlarına yol açmasına rağmen, genel görünümün hala kırılgan olduğunu vurguladı. İtalyan Merkez Bankası Başkanı olarak da görev yapan Panetta, enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin, büyümeye yönelik aşağı yönlü risklerle birlikte varlığını sürdürdüğünü belirtti. Bu durumun, jeopolitik gelişmeler, enerji piyasaları, tedarik zincirleri, ücretler ve enflasyon beklentilerinin sürekli olarak izlenmesini gerektirdiğini ifade etti.
Belirsizlikler Para Politikasını Şekillendiriyor
Panetta, mevcut ekonomik ortamın, para politikasının önceden belirlenmiş bir yol izlemekten kaçınmasını gerektirdiğini dile getirdi. Bu doğrultuda, AMB'nin geçen ay faiz oranlarını yükseltme kararı, Panetta'nın 'yeniden ayarlama' olarak nitelendirdiği bir adım olarak değerlendirildi. Petrol piyasalarındaki ani yükselişin enflasyonu körüklediği ve fiyat beklentilerinin kontrolden çıkma riskini artırdığına dikkat çekildi. Ekonomistlerin çoğunluğu ve finans piyasaları bu yıl bir faiz artışı daha beklerken, bazı yetkililer bu beklentilere şüpheyle yaklaşıyor ve daha fazla sıkılaşmanın gerekliliği konusunda emin değiller.
Arz Şoklarının Kalıcı Etkisi
Konuşmasında arz şoklarının önemine değinen Panetta, mevcut çatışmanın, enflasyonun orta vadede yüzde 2 hedefine ulaşmasını engelleme potansiyeli taşıyan ve politika yapıcıların gelecekteki adımlarını etkileyebilecek bir dizi arz şokundan yalnızca biri olduğunu söyledi. Bu olayların giderek daha sık ve kalıcı hale geldiğini, küresel ekonomideki yapısal dönüşümlerle iç içe geçtiğini vurgulayan Panetta, değişken bir ortamda merkez bankalarının şokları yorumlama, aktarım mekanizmalarını değerlendirme ve belirsizlik altında karar alma yöntemlerini sürekli iyileştirmesi gerektiğini belirtti. Panetta, para politikasının jeopolitik parçalanma, yapay zeka, nüfusun yaşlanması ve iklim değişikliği gibi yapısal değişimlere uyum sağlaması gerektiğini savundu.
Merkez Bankalarının Rolü ve Klasik Yaklaşımın Sınırları
Merkez bankalarının bu yapısal gerilimleri doğrudan gidermede tek başına ana aktör olmadığını kabul eden Panetta, ancak bu güçlerin ekonomiyi ve para politikasının işleyişini nasıl etkilediğini anlamalarının kritik önem taşıdığını ifade etti. Mevcut durumda geçici bir arz şokunu göz ardı eden klasik yaklaşımın, krizin büyüklüğünü ve olası kalıcılığını hafife aldığına dair endişelerini dile getirdi. Küresel enerji arzının ciddi bir darbe aldığını ve üretim ile ulaşım altyapısına verilen zararın, çatışmalar yatışsa bile fiyatlar üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini belirtti. Panetta, özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki idari durumun halen belirsizliğini koruduğuna dikkat çekti. Bu durumun, 2022'deki enerji kriziyle bir tekrar olmadığını, o dönemde enerjide yaşanan artışın enflasyonu yüzde 10'un üzerine çıkardığını ve AMB'yi agresif sıkılaştırmaya zorladığını hatırlattı. Ancak Panetta, bugünkü durumda talebin daha zayıf, reel faiz oranlarının daha yüksek olduğunu ve şokun petrolü doğalgazdan daha fazla etkilediğini ekledi.